Vahap Coşkun: Hükümete yakın, sağı solu tehdit eden yazarlar türedi

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Ekim 5 2015
Akademiysen-Hukukçu Vahap Coşkun, Serbestiyet.com sitesinde kaleme aldığı yazısında, hükümete yakın medyada görev yapan gazetecilerin kullandığı şiddet dilini, kendilerini devletin yerine koyma reflekslerini eleştirdi. Coşkun, eleştirisinde "Onlar kendilerini devletin -derin olanının- yerine koyuyorlar. Bir zamanların Emin Çölaşan'ını hatırlatan ve hatta bazen Çölaşan'a bile nal toplatan bir üslupla konuşuyorlar. Ağızlarından "devlet" düşmüyor, muhalif gördükleri herkese –kendi adlarına değil- devlet adına hesap soruyorlar." ifadelerini kullandı.
Akademiysen-Hukukçu Vahap Coşkun, Serbestiyet.com sitesinde kaleme aldığı yazısında, hükümete yakın medyada görev yapan gazetecilerin kullandığı şiddet dilini, kendilerini devletin yerine koyma reflekslerini eleştirdi. Coşkun, eleştirisinde "Onlar kendilerini devletin -derin olanının- yerine koyuyorlar. Bir zamanların Emin Çölaşan'ını hatırlatan ve hatta bazen Çölaşan'a bile nal toplatan bir üslupla konuşuyorlar. Ağızlarından "devlet" düşmüyor, muhalif gördükleri herkese –kendi adlarına değil- devlet adına hesap soruyorlar." ifadelerini kullandı.

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun, Hürriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Hakan Coşkun'un darp edilmesine ilişkin yazısında, AK Parti ile Doğan Grubu arasında yaşanan gerginliği değerlendirdi. AK Parti ile Doğan Grubu arasında 'kan davası' yaşandığı görüntüsünün, Doğan Grubu'na yönelik her saldırının AK Parti'den bilinmesine sebep olacağını anlatan Coşkun, bu duruma siyasi iklimin, racon kesen yazarların ve safları sık tutma politikasının sebep olduğunu belirtti.

Vahap Coşkun'un yazısı şöyle: "Diyelim ki Ahmet Hakan'a yapılan saldırı tamamen o dört saldırganın anlattığı gibi gerçekleşmiş olsun. Bütün o kamera görüntülerini hafızamızdan silelim. Ahmet Hakan'ın takip edildiğini unutalım. Saldırganların önceden Hakan'ın evinin önünde dolanıp keşif yaptıklarını bilmeyelim. Onların olaya dair anlattıkları hikâyenin aslıyla vaki olduğuna gönülden inanalım. Olayın önünde arkasında karanlık bir sebep ve karmaşık bir ilişkiyi hatırımıza getirmeyelim. Dört magandanın sinirlerine bir an hâkim olamadıklarını düşünelim. Hukuktan nasibinin almamış bir grup serserinin aklına ilk gelene –kaba gücüne- başvurduğuna Her gün onlarcasına rastladığımız basit bir trafik kavgasıyla karşı karşıya olduğumuza iman edelim.

Yetinmeyelim, incelikli bir araştırma yapalım ve sağlam delillerle olayın sıradan bir kaza olduğunu da ortaya koyalım. Tüm bunları yapalım ve sonra da dönüp bir de halka bakalım. Acaba halkın kanaati ne? O da bir yazarın tesadüfen

Bu haberler de ilginizi çekebilir