Venezuela'da yaşananlar için Erdoğan: “Müessif bir hadise”

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Salı, Ocak 6 2026
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Venezuela’da yaşananlar konusunda sessiz kalmasını eleştirdiği AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD askerlerinin Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini ülkeden kaçırmasını “müessif bir hadise” olarak adlandırdı. Erdoğan, “Dost Venezuela’dan desteğimizi esirgemeyeceğiz” dedi.
Venezuela'da yaşananlar için Erdoğan: “Müessif bir hadise”

2026 yılının ilk Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.

Kabine sonrası açıklamalar yapan Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

”Ülkemizin büyümesi, kalkınması ve hedeflerine her geçen gün daha da yaklaşması için alın teri döken herkese teşekkür ediyorum. Devletimizin bekası ve milletimizin huzuru uğrunda canlarını feda eden kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.

Özellikle geçtiğimiz hafta DEAŞ’lı teröristler tarafından şehit edilen üç emniyet mensubumuza bir kez daha Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Şehitlerimizin her biri metanet timsali olan kıymetli ailelerine, ülkem ve milletim adına en içten şükranlarımı ve başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

“86 MİLYON BÜYÜK BİR AİLEYİZ”

Bizler, 86 milyon insanımız ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimizle birlikte gerçekten büyük bir aileyiz. Ankara’daki, Adıyaman’daki, Diyarbakır’daki, Bursa’daki, Trabzon’daki, Tekirdağ’daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarımız neyse; dünyanın farklı köşelerinde hayat, haysiyet ve helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır.

Hangi siyasi görüşten, hangi kökenden, hangi mezhep ya da meşrepten olursak olalım; hepimiz şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, kaderdaşız; ezelden ebede biriz ve beraberiz.

Bizi ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmaya çalışanlar, kardeşi kardeşe düşürmek isteyenler dün vardı, bugün de var, yarın da olacaktır. Bölgemizi kan deryasına çevirmek isteyenler, her şeyden önce Türkiye’yi denklem dışına itmeye çalışacaktır.

Bugün de boylarına poslarına bakmadan, son derece kibirli bir edayla Türkiye’ye parmak sallayanların bizden istediği şey; devletimizdir, vatanımızdır. Büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir.

Bir defa aziz milletimin şunu çok iyi bilmesini isterim: Her kim, adı ve gerekçesi ne olursa olsun, millî mutabakat ruhuna zarar verecek bir tavır içindeyse, Türkiye’nin rakiplerine hizmet ediyor demektir. Her kim ortak değerlerimizi hedef alıyor, aramızdaki rabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa; Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır.

 ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ MESAJI

Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi, yılın bu ilk günlerinde bir kez daha altını çizerek söylüyorum: On yıllardır farklı biçimlerde mücadele ettiğimiz terör belası, Türkiye’nin ayağına vurulmuş emperyalist bir prangadır.

Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi, savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize kazandırdığı imkânlar, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihî reformlar ve milletimizin engin basireti sayesinde; terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakalamış bulunuyoruz. Ülkemizin önünde aralanan bu fırsat penceresini ardına kadar açacak, bu imkânın sabote edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla sürdürerek, kırk yıldır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz.

İnşallah bunu da sabırla ve sağduyuyla gerçekleştireceğiz. Terörün karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın sağlayacağı büyük kazanımlara odaklanarak hedefimize ulaşacağız.

16 Aralık’ta, barış, istikrar ve refah üreten dış politika temasıyla düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı’nda, dünyanın dört bir yanında devletimizi başarıyla temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldik.

Belirsizliğin arttığı, çıkar kavgalarının kızıştığı mevcut küresel konjonktürde; hem diplomatik zeminde hem de diğer tüm alanlarda güçlü bir varlık ortaya koyuyoruz. Hiç çekinmeden, eğilmeden, bükülmeden; hiç kimseye minnet etmeden ülkemizin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunuyoruz.

Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, iç siyasette olduğu gibi dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm sergilemektedir. Bu zatın ne dediği, neyi savunduğu, hangi çizgide durduğu belli değildir.

Aziz milletim, sizlerden ricam şudur: Son yıllarda bölgemizde cereyan eden hadiseleri ve bu gelişmeler karşısında CHP’nin sergilediği tutumu lütfen şöyle bir gözden geçiriniz.

CHP’nin isabetli tek öngörüsü yok. Suriye’nin devrik lideri ülkesinden kaçarken ‘Esad’la görüşelim’ diyenler bunlardı. Azerbaycan’ı desteklemeye karşı çıkanlar bunlardı. Türkiye’yi DEAŞ’a destek vermekle suçlayanlar bunlardı.

Dış politikada omurga nedir, ilke nedir, millî menfaat nedir bilmeyenler; bugün çıkıp bize ahkâm kesen ana muhalefet yöneticileridir. Şimdi de akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın, bunun adı siyasî eleştiri değil, yüzsüzlüktür. Muhalefet, “iktidar yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun” anlayışıyla hareket edemez. Böyle bir sorumsuzluğun içinde olamaz. Dahası, bu kadar basiretsizlikten sonra, ana muhalefetin bu konularda bize laf söylemeyi bırakın, ağızlarını dahi açmamaları gerekir.

”CHP GENEL BAŞKANI’NIN AKLINA GELEN İLK ŞEY BİZE SATAŞMAK”

Şurası da son derece ibretliktir: Ülkemizden 11 bin kilometre ötede, Türkiye ile yakın dostluk ilişkileri olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanı’nın aklına ilk gelen ise yine bize saldırmak, bize sataşmak oluyor. Çeşitli fotoğraflar üzerinden mesaj vermeye kalkıyor.

Allah aşkına, bu patolojik bir ruh hâlinin işareti değilse nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi katkı sunacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye’nin hak ve hukukunu böyle mi savunacaksınız?

Aziz milletim, biz elbette bunlara kulak asmayacak, bu çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek; Türkiye’nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz.

”BİZ TÜRKİYE OLARAK KAOS İSTEMEYİZ”

Dost Venezuela için de en iyisi neyse onu yapmaya hazırız. İki dost ülke olarak zor günlerimizde dayanışma içinde olmaya gayret ettik. Ülkelerin egemenlik hakkının ihlal etmesi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Kriz çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak kaos, kargaşa olmasını istemeyiz. Bugünkü kabine toplantımızda güncel bilgiler ışığında enine boyuna değerlendirdik. Trump ile görüşmemizde ülkemizin hassasiyetlerini ilettik. Türkiye ve Türk milleti dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir.”

Bu haberler de ilginizi çekebilir