Washington ve Avrupa başkentleri Kiev ile bir mesafe aldı ancak kilit konular çözülmedi

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Perşembe, Aralık 18 2025
Paylaş
X Post
Rusya-Ukrayna savaşında barış umudu için gözler Berlin'deki toplantılardaydı.
Washington ve Avrupa başkentleri Kiev ile bir mesafe aldı ancak kilit konular çözülmedi

Haber - Analiz / Arif Asalıoğlu

Ukrayna ve ABD heyetlerinin Berlin'de iki gün boyunca süren yoğun müzakerelerinin ardından, barış adına yaklaşık %90'ında uzlaşıya varan bir çerçeveye ulaştığı bildirildi.


Ancak yoğun diplomatik temaslara rağmen, Ukrayna barış müzakerelerinde kilit konularda uzlaşma sağlanamadı. 


ABD Başkanı Trump'ın temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın, Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky ve Avrupalı liderlerle yaptığı görüşmelerde "kayda değer ilerleme"den söz edilse de, toprak meselesi ve güvenlik garantileri gibi en zorlu başlıklarda taraflar arasında derin bir uçurum devam ediyor.


Bu görüşmelere Avrupalı liderler ve üst düzey NATO temsilcileri de katıldı. Sürecin merkezinde, Ukrayna'nın gelecekteki güvenliğini şekillendirecek iki kritik konu yer aldı:  toprak tavizleri ve NATO üyeliği.


Toprak Tavizleri ve Ukrayna'nın Egemenliği


Avrupalı liderler, toprak konusunda nihai karar verme yetkisinin yalnızca Ukrayna'ya ait olduğunu vurguladı. Ancak, ABD'nin sunduğu güvenlik paketi karşılığında Zelensky, Ukrayna'nın NATO üyeliği talebinden vazgeçmeye hazır olabileceği sinyalini verdi.


Müzakerelerde Zelensky, ABD'den alınacak ikili güvenlik garantileri karşılığında Ukrayna'nın NATO üyeliği hedefinden vazgeçmeye hazır olduğu sinyalini verdi. Ancak, bu garantilerin ABD Senatosu'nda nasıl onaylanacağı ve NATO'nun 5. Maddesi'ne ne ölçüde benzeyeceği belirsizliğini koruyor. 


Ayrıca, Zelensky seçimlere evet derken, bunun ancak ateşkes sonrası mümkün olabileceğini savunuyor.


NATO Benzeri Güvenlik Garantileri


ABD, Ukrayna'ya NATO'nun 5. Maddesi ruhuna yakın, "platin standartta" yükümlülükler içeren bir güvenlik paketi sundu. Bu, Ukrayna'ya yönelik bir saldırı durumunda çok uluslu silahlı güçlerin devreye sokulması, istihbarat paylaşımı ve ekonomik-diplomatik önlemleri içerebilecek. Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky, bu başlığın "zor ve acı verici" olduğunu kabul etti.


En büyük anlaşmazlık Donbas'ın geleceği etrafında dönüyor. Rusya'nın ön koşulu, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin  Donbas'ın tamamından çekilmesi. Rusya Devlet Başkanlığı Yardımcısı Yuri Uşakov'un, bölgede düzenli Rus ordusu yerine Rusya Ulusal Muhafızları (Rosgvardiya) bulunabileceği yönündeki açıklaması, Kiev tarafından "Ukrayna ordusunun teslimiyetine eşdeğer" olarak görülüyor ve kesinlikle reddediliyor. 


ABD'nin önerdiği askerden arındırılmış bölge ve serbest ekonomi bölgesi fikri ise, tarafların bu köklü anlaşmazlığı nedeniyle havada kalıyor.


Trump'tan ve Avrupa'dan İyimser Açıklamalar


Diplomatik süreçle ilgili taraflardan beklentiyi yükselten açıklamalar geldi: Trump, C-Span'a verdiği demeçte, çözüme "her zamankinden daha yakın" olunduğunu söyledi. Avrupalı liderlerden büyük destek aldıklarını ve Başkan Vladimir Putin'in de çatışmanın bitmesini istediğini iddia etti.


Almanya hükümetinin yayımladığı ortak açıklamada, "kayda değer ilerleme" sağlandığı bildirildi. ABD'nin "adil ve kalıcı barış" arayışındaki adımları memnuniyetle karşılandı ve Washington ile Avrupa başkentleri ve Kiev arasında belirgin bir yakınlaşma yaşandığı belirtildi.


AB Üyeliği ve Savaş Sonrası Finansman


Her ne kadar genel çerçevede mutabakat sağlansa da, önümüzdeki günlerde aşılması gereken önemli engeller bulunuyor: Kiev için Avrupa Birliği üyeliği güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Ancak, Avrupa'nın büyük bölümü 2027'den önce hızlı bir üyeliğe sıcak bakmıyor.


Ukrayna'nın savaş sonrası finansmanı, özellikle dondurulmuş Rus varlıklarının kullanımı konusunda Avrupa Birliği içinde görüş ayrılıkları devam ediyor. Belçika başta olmak üzere birçok üye ülke bu fikre karşı çıkıyor. Bu konunun geleceği, 18-19 Aralık'taki AB zirvesinde belirlenecek.


Kiev'in pazarlık gücünü artıran bir faktör de, 18-19 Aralık'taki AB zirvesinde görüşülecek olan dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna lehine kullanılması planı. Bu planla Ukrayna'ya 140-165 milyar Euro tutarında kaynak sağlanması ve savaşın finansmanının iki yıl daha sürdürülmesi hedefleniyor. Bu beklenti, Kiev'in "daha fazla savaşabiliriz" düşüncesiyle masada daha az taviz vermesine neden oluyor.


Tarafların temel pozisyonları arasında hâlâ aşılmaz görünen farklar var


Rusya, Donbas'tan tam Ukrayna çekilmesi ve yasal NATO reddi istiyor. Ukrayna ise toprak bütünlüğünden vazgeçmiyor ve askeri olmayan bir güvenlik modelini kabul etmiyor.


Zelensky'nin bu sert tutumunun arkasında, Ukrayna kamuoyunun baskısı yatıyor. Anketlere göre, halkın %75'i Donbas'ın terk edilmesine karşı çıkıyor ve seçimlerin ancak nihai bir barış anlaşmasından sonra yapılabileceğini düşünüyor.


Bu koşullar altında, tarafların Moskova'ya sunulacak ortak ve kabul edilebilir bir barış planında uzlaşma ihtimali oldukça düşük. Berlin görüşmeleri, bir atılımdan ziyade, derinleşen anlaşmazlıkların teyidi oldu. Süreç, diplomatik bir tıkanma noktasında ve önümüzdeki günlerde ya bir mucize ya da tamamen kesilmeyle sonuçlanabilir.


Sonuç olarak


Berlin görüşmeleri, diplomasinin sınırlarını ve derin güvensizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Taraflar, güvenlik mimarisi gibi yapısal konularda önemli mesafe kat etmiş olsa da, savaşın çıkış nedenlerinden biri olan toprak egemenliği meselesinde bir çözüme yaklaşamadı.


Ukrayna, NATO üyeliğinden vazgeçme gibi tarihi bir taviz vererek pazarlık niyetini gösterdi, ancak bunu somut ve kalıcı Batı güvencesine bağladı. Rusya ise, Donbas üzerindeki fiili kontrolünü pazarlık masasına getirmeye yanaşmıyor. ABD ise, iki tarafı da anlaşmaya zorlamaya çalışan baskıcı bir arabulucu rolünde.


Önümüzdeki günlerde, 18-19 Aralık'taki AB zirvesi (Rus varlıklarının kaderi) ve olası yeni teknik görüşmeler, sürecin gidişatını belirleyecek. Ancak, tarafların en zorlu tavizler konusunda henüz uzlaşmaya hazır görünmemesi, barış umutlarını belirsizliğini koruyor. Diplomasi devam etse de, gerçek bir atılım için daha fazla zamana ve siyasi iradeye ihtiyaç var.