Ben de 'bedelli'ydim...


Askerliğimi 1993 yılında Burdur'da "bedelli" olarak yaptım. Geç yapmamın nedeni akademik kariyer peşinde koşmamdı. Doçentken "bedelli" fırsatı çıktı ve 16.500 mark gibi bir para ödeyerek bu fırsatı değerlendirdim. Süresi de 58 gündü. Önce hemen şunu söyleyeyim. Eğer söz konusu "bedelli" yasası çıkacaksa kimseye kısa süreli askerlik falan yaptırılmasın, doğrudan insanlar muaf tutulsun. Kısa süreli bir askerliğin kimseye faydası yok, iki ay kışlada tuttuğun, iki kurşun attırdığın insan malzemesinin de savaş çıksa kimseye faydası yok. "Mış gibi" yapmayın, doğrudan insanları muaf tutun, devletin parası da cebinde kalsın! Esastan konuyu tartışacak olursam: Askerlik üzerinden adaletsizlik yaratılmasına da taksi plakası gibi fiyatlanıp pazar çıkmasına da "yurttaşlık görevi" gibi yüce cümlelerle kutsallaştırılmasına da bireyin devlet emrinde hiçleştirilmesine de karşıyım. Askerlik "er" düzeyinde bile önemli bir meslek ve profesyonel olarak yapılmalı (isteyen gidip para almadan da askere yazılabilir), askerlik mesleği de "uğrunda vatan için ölünecek" kadar çekici hale getirilmeli. TSK da Batılı örneklerde olduğu gibi "iletişim" faaliyetleri ile mesleğe insan çekmeye çalışmalı. Eğer AK Parti de bu sistemi kurmak için çaba göstermeyecekse, bu nice bir tek başına iktidardır! TOFAŞ efsanesi ne zaman bitecek TOFAŞ'tan çarşamba günü için bir öğle yemeği daveti aldım. Tahminimce Fiat'ın son kampanyası ile ilgili entegre iletişimin bir parçası bu yemek. Eğer zaman bulabilirsem katılacağım. Ancak burada son zamanlarda akılma takılan bir şey paylaşmak istiyorum. TOFAŞ markası. TOFAŞ ne? Türkiye Otomobil Fabrikaları Anonim Şirketi'nin kısaltılmasıyla elde edilen bir kurum ismi. Bir zamanların efsane markaları Serçe, Şahin ve Doğan'ın üreticisi. O zaman TOFAŞ çok önemliydi, çünkü bu üç markanın arkasındaki yedek parça ve servis gücüydü. Bugüne geldiğimizde ortada Koç grubunun ürettiği ya da pazarladığı Fiat, Alfa Romeo, Maserati, Lancia, Ferrari gibi markalar var. TOFAŞ "teknik" olarak bu markaların hiçbir yerinde değil ama hâlâ TOFAŞ iletişimi yapılıyor. Örneğin basketbol takımının adı hâlâ TOFAŞ. Oysa Fiat/Türkiye olsa kesinlikle hem markaya hem Koç grubuna daha fazla itibar kazandırır. Koç Grubu TOFAŞ iletişimini bir kez daha gözden geçirse çok iyi olur. İnsan Kaynakları açısından da kafadaki marka ile pazardaki markaların uyumlu olması daha etkili bir "işveren markası" yaratma platformu oluşturmaz mı? Güçlü kadın Güler Sabancı Güler Sabancı sürekli haberlerde. Neymiş efendim, dünyanın en güçlü kadınıymış. Güler Sabancı'nın Sabancı Holding Başkanı olduğu neredeyse unutuldu. Ancak ortalık "güçlü kadın" haberlerinden geçilmiyor. Biraz daha Güler Hanım'ın asıl işi unutulsa bilmeyen sanacak ki Güler Hanım güreşçi ya da judocu falan... Halka ilişkiler şirketini biri uyarsa iyi olur. Sabancı ailesinin üçe bölünen gücünden sonra Sabancı Holding imajının yönetimi güçleşse de Güler Sabancı'yı, daha sokaktaki adama, günlük hayata dokunan hale getirmek çok zor değil! Hele de elde Sabancı Üniversitesi gibi bir değer dururken. Ezberi bozacak bir şeyler yapmak lazım. Benden uyarması... Çekirgelik İşin aslı şu ki yapılması gerekeni daima biliyoruz. Zor olan onu yapabilmek. (N. Schwarzkopf)
<< Önceki Haber Ben de 'bedelli'ydim... Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER