Yahudi ve Hıristiyan’dan dost olmaz mı?

Samanyoluhaber yazarı ilahiyatçı Dr. Ali Demirel okuyucusundan gelen bir soruyu cevapladı.

SHABER3.COM

DR. ALİ DEMİREL 


Soru: Hocam son günlerde sosyal medyada bir tartışma var Yahudi ve Hıristiyanlardan dost olmaz şeklinde. Eminim sizin de bilginiz vardır. Bunu Kur’an’daki ayetlere de dayandırıyorlar. “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin” ve “Ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar, sen onların dinlerine tâbi olmadıkça asla senden razı olmazlar” ve benzeri mealdeki ayetleri nasıl anlamamız gerekiyor? (Fatih K.)

Öncelikle genel bir kaide olarak şu hususun altını çizelim:

Kur’an-ı Kerim’deki âyetler, Kur’ân bütünlüğü içinde, bağlamından koparılmadan ve nüzul ortamı göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Aksi takdirde maksadın dışında anlayışlara sebebiyet vererek mesele bağlamından koparılmış olur. 

Malumunuz Kur’an-ı Kerim parça parça, ayet ayet inmiştir. Bütüncül bir yaklaşımla bakıldığında ayetler arasında çok mükemmel bir anlam bağının olduğu görülür. Ayetlerin içinden herhangi bir parçayı, bir ifadeyi çekip almak yanlış anlamaya, ayetleri yanlış yorumlamaya sebep olabilir. 

Dolayısıyla Kur’an’a bir bütün olarak bakılmalı, ayetler arasındaki irtibat iyi anlaşılmalı ve her bir ifade kendi bağlamından koparılmadan Kur’an’ın bütünlüğü içinde anlaşılmaya çalışılmalıdır.

Bu açıklamadan sonra sorunuza geçecek olursak, kaynaklarımıza baktığımızda ilgili ayetin Müslümanlarla Yahudiler ve Kureyşli müşrikler arasında düşmanlık ve savaşın var olduğu bir dönemde indiğini görüyoruz.

O dönemde Medine’de bulunan üç ayrı Yahudi halkı, Efendimiz’e (s.a.s.) verdikleri sözleri yerine getirmemiş ve Müslümanlara ihanet etmişlerdi. O halde bu ayetlerin nazil olduğu tarihsel sürece bakıldığında Yahudi, münafık ve müşriklerin Müslümanları düşman kabul ettikleri ve onları fiilen yok etmek için mücadele içerisinde oldukları bir ortamın olduğunu görüyoruz.

İşte bu ortamda nazil olan söz konusu ayet, (Maide sûresi, 51. ayet) Müslümanlara karşı fiilî düşmanlık yapıp onlara ihanette bulunan ve her türlü imkân ve fırsatı değerlendirerek Müslümanlara hayat hakkı tanımak istemeyen gayri müslimleri muhatap almaktadır. 

Yoksa savaş ortamı olmasına rağmen dindaşları ile aynı düşüncede olmayan ve onlarla birlikte hareket etmeyen Ehl-i Kitab’ın durumu bu çerçevede değerlendirilemez. Bu yüzden ilgili ayetlerin mutlak olarak bütün Yahudi ve Hıristiyanları kapsadığını söylemek asla doğru olmaz.

Nitekim kaynaklarımıza baktığımızda tefsir alimlerimizin bu ayeti karşılıklı dostlukların ve ilişkilerin yasaklanması ve onlara güzel muamele etmenin men edilmesi şeklinde anlamadıklarını görüyoruz. 

Onlara göre bu ayette yasaklanan husus, ehl-i imana karşı ve onların rağmına Ehl-i Kitab’a yardım edilmesi ve onlarla işbirliği yapılmasıdır. 

Eğer “Veli edinmeyin.” ifadesinden Yahudi ve Hıristiyanlarla bütün hususlarda yakınlık göstermeme, iyilik yapmama ve dostluk kurmama kastedilseydi Medine döneminde Efendimiz’in Yahudilerle vatandaşlık anlaşması yapması, Necran Hıristiyanlarıyla sulh anlaşması imzalaması ve böylece onlarla yakınlık içerisinde olup iyi ilişkiler kurması mümkün olmazdı. 

Dolayısıyla ilgili ayetin manası, elbette bütün Yahudi ve Hıristiyanları kapsamaz. Eğer öyle olduğu düşünülürse, o takdirde bu âyet, Kur’an’ın başka âyetlerine ters düşmüş olurdu. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de, hangi dinden olursa olsun, Müslümanlarla din hususunda savaşmayan ve onları yurtlarından çıkarmayan kimselere karşı iyilikte bulunmayı ve onlara adaletli davranmayı emreden âyetler vardır. (Mümtehine sûresi, 8. ayet;  l-i İmrân sûresi, 113. ayet) 

Ayrıca dinimiz, Ehl-i kitabın hanımlarıyla evlenmeye müsaade etmiş, yemeklerini yemeyi, hastalandıkları zaman ziyaretlerine gidip hâl ve hatırlarını sormayı, komşuluk hukukuna riayet etmeyi bir vazife olarak görmüştür.

Risale-i Nur’a baktığımızda da Üstad Hazretleri’nin konumuzla alakalı özetle şu yaklaşımını okuyoruz:

Ayette yasak getirilen husus, Yahudi ve Hıristiyan kimselerle dinden kaynaklanan yönleri itibarıyla dostluk kurulamayacağıdır. Yoksa onlarla, İslâm’ın takdir ettiği güzel vasıflara sahip olmaları yönüyle dostluk kurmak, Kur’an’a aykırı değildir. Mesela Yahudi ve Hıristiyanlarla kurulacak dostluklar sayesinde, onlardan bilim, fen, teknoloji ve sanat konularında yararlanma imkânı bulunuyorsa, böyle bir dostluğun meşru sayılmaması için bir gerekçe yoktur. (Münâzarat, s. 72-74)

Bu sebeple dünyevî maslahatların sağlanmasına yönelik barış içerisinde olan farklı din mensupları arasında ittifak yapmak, yardımlaşmak ve dostluk kurmak Kur’an’a göre yasaklanmamıştır. 

Müslümanlara düşmanlık yapmayan diğer din mensuplarıyla insanların ortak çıkarlarına ve dünyanın ortak problemlerine çözüm arama yolunda güzel ilişkiler kurmak ve onlarla diyalog içerisinde olmak da “veli” kavramı açısından herhangi bir mahzur oluşturmamaktadır.

Hasılı, Kur’ân, sadece İslâm’a ve Müslümanlara zarar vermeyi düşünen ve ehli imana komplolar hazırlayıp ihanet eden kitap ehlini dost edinmeyi yasaklamıştır. Başka bir deyişle Kur’ân, Müslümanlara savaş açmayan, ihanet etmeyen ve zarar vermeyen kitap ehlini dost edinmeyi, onlarla yakınlık içerisinde olmayı ve diyalog kurmayı yasaklamamaktadır. 

Müslümanlar, bu özelliklere sahip kitap ehliyle, dostluk ve arkadaşlık bağları tesis edebilirler ve beşerî sosyal ve ekonomik ilişkilere yer verebilirler. 

TWİTTER : @aliihsandemirel

<< Önceki Haber Yahudi ve Hıristiyan’dan dost olmaz mı? Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER