Yalçınkaya kararı, Avrupa Konseyi'nin takibinde: İtiraz hakkı yok, uygulanmak zorunda

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Cuma, Eylül 29 2023
Paylaş
X Post
Türkiye AİHM'nin Yüksel Yalçınkaya kararına mahkemenin delil inceleme yetkisi olmadığını iddia ederek tepki gösteriyor. Peki AİHM'nin böyle bir yetkisi yok mu? Karar Türkiye açısından ne anlama geliyor?... İşte DW Türkçe'nin sorulara cevap verdiği haberin detayları.
DW Türkçe AİHM'nin Yalçınkaya kararıyla ilgili dikkat çeken bir habere imza attı. Habere göre Yüksel Yalçınkaya'nın açtığı davada ihlal kararı vermesi Türk hükümetinin tepkisine yol açtı. 

Türkiye Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "İlk derece mahkemesinden istinafa, Yargıtay'dan Anayasa Mahkemesi'ne her derecedeki yargılama makamlarımızın delilleri yeterli gördüğü bir dava hakkında, AİHM'nin yetkisini aşarak delil incelemesi yapmak suretiyle ihlal kararı vermesi kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Tunç, ayrıca AİHM'nin "yerleşik içtihadından ayrıldığını" ve "açıkça delil değerlendirmesi yapmak suretiyle yetkisini aştığını ve ulusal mahkemelerin hukuk kurallarının uygulanması ve delil değerlendirme yetkisini inceleme konusu yaptığını" söyledi. 

Yalçınkaya kararı, mahkemenin hükmüne tepki gösteren ve AİHM'nin Osman Kavala kararını yerine getirmediği için hakkında Avrupa Konseyi'nde ihlal prosedürü başlatılan Türkiye açısından Avrupa ile ilişkilerde yeni bir krize yol açma potansiyeli taşıyor. Zira karar, AİHM gündemindeki benzer binlerce başvuru için doğrudan emsal teşkil ediyor. 

Peki AİHM'nin böyle bir yetkisi yok mu? Karar Türkiye açısından ne anlama geliyor?

AİHM'nin yetkileri ne?
AİHM kaynakları da mahkemenin bir temyiz organı olmadığına ve ulusal mahkemeler karşısında bir temyiz mahkemesi gibi hareket edemeyeceğine işaret ediyor. İç hukuk yolları tüketildikten sonra gündemine taşınan davalarla ilgili AİHM'nin yeniden yargılama yapamayacağını, ulusal yargı kararlarını iptal edemeyeceğini ya da bunlar üzerinde düzeltme yapamayacağını hatırlatıyorlar. AİHM'nin yerleşik içtihadına göre delillerin kabulü ve değerlendirmesi de öncelikli olarak ulusal mahkemelerin görevi. 

Ancak AİHM Yalçınkaya kararında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni