Yargısız infazlar ve Türkiye'de tutuklama hastalığı

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Çarşamba, Ağustos 30 2017
Tutukluluk Ceza Muhakemesi kanununda düzenlenen, özgürlüğü kısıtlayan en ağır tedbirdir. Sonuçları itibariyle telafisi tam olarak mümkün olmadığından ve özgürlüğü kısıtlama özelliği bulunduğundan dolayı uygulanması kanunda çok ağır şartlara bağlanmıştır.
Bir kişinin tutuklanabilmesi için; üzerine atılı bulunan suçu işlediğine dair kuvvetli bir şüphe olması gerekir. Basit veya yeterli şüpheyle kimse tutuklanamaz. Bu kuvvetli şüphe de tek başına yeterli değildir. Kuvvetli şüphenin varlığını gösteren somut deliller bulunmalıdır. Soyut iddialarla, kimse tutuklanamaz. Bunların yanında bir de tutuklama nedeni olmalıdır. Yani kişinin kaçma ihtimali veya delilleri karartma ihtimali gibi bir neden olmalıdır. Yoksa sadece somut delile dayalı kuvvetli suç şüphesi ile kimse tutuklanamaz. Bizim kanunlarımıza göre tutukluluk tedbiri böyle ağır şartlara bağlanmıştır. Ancak bunun yanında şartlar oluşsa bile, kişinin özel durumu varsa, mesela ağır hasta ise, bakıma muhtaç yakını varsa veya benzeri bir sıkıntısı varsa kefaletle, adli kontrol şartıyla serbest bırakılabilir. Neticede tutuklanan kişinin suçu sabit olmadığı gibi, serbest bırakılan kişinin  suçsuzluğu da kesin değildir. İşin özü tutuklama tedbiri istisnadır, asıl olan tutuksuz yargılamadır.

Son bir yıldır paralel devlet yapılanması adı altında silahlı terör örgütü üyeliğinden yapılan soruşturmalarda ise durum tam tersine dönmüştür. 150 binden fazla insan hakkında adli soruşturma başlatılmış, 50 binden fazla kişi tutuklanmıştır. Tutuklanmayanların neredeyse tamamı da adli kontrol hükümleri uygulanarak şartlı salıverilmiştir. Kanuna göre adli kontrol tedbirinin uygulanması için de tutuklamaya ilişkin şartların mevcut olması gerektiği düşünüldüğünde, bu tür bir soruşturmaya maruz kalan herkesin tutuklanabileceği sonucu çıkmaktadır. Tutuklananlar arasında her meslek grubundan insanlar olduğu gibi, öğrenciler, yaşlılar, ağır hastalar, yeni doğum yapmış bayanlar da bulunmaktadır. Yüzlerce çocuk annesi ile birlikte cezaevine girmek zorunda kalmış ve halen cezaevindedir. Bu soruşturmalarda tutukluluk o kadar sıradan ve zorunlu bir hale gelmiştir ki; cezaevlerinde yer bulunmadığı için insanlar koğuşlarda kapasitelerinin çok üstünde sayı ile, temel insan haklarınd

Bu haberler de ilginizi çekebilir