|
AKP YAPMIYOR DİYE DEMOKRASİ SAVUNULMAYACAK MI? 
AKP elbette eleştirilecek. Ama bugünlerde demokratların asıl görevi, şu gerçekleri bir an için dahi unutturmamak
Başsavcı'nın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurduğu günden bu yana ilginç gelişmelere tanık oluyoruz.
"Demokrat" kamuoyunda tartışılanlar, yavaş yavaş iddianamenin haksızlığından, partileri kapatmanın demokrasiye aykırı olduğunun vurgulanmasından, demokratik ilkelerin savunulmasından, bu davanın Ergenekon soruşturmasına bir cevap olabileceğinden, AKP'nin yaptığı yanlışlara doğru kayıyor.
İddianame ortaya çıkmadan önce, AKP iktidarına karşı şu (çoğu da haklı) eleştiriler vardı: 22 Temmuz seçimlerinde kazanılan büyük başarıya rağmen AB reformlarını savsaklamayı sürdürmek... TCK 301'e dokunmamak... Ekonomide yapısal reformları ihmal etmek... Kıbrıs sorununu oluruna bırakmak... Kürt sorununun çözümünü PKK ile mücadeleye indirgemek; Kürtlerin kültürel hak taleplerini görmezden gelmek... Kurulu düzeni değiştirme yerine ele geçirme eğilimine girmek... Sivil ve demokratik anayasa projesini rafa kaldırıp sadece üniversitelerde başörtüsü yasağını kaldırmaya girişmek... Vesaire.
İddianamenin açıklanması ve Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmesinden sonra, AKP iktidarına karşı başlıca şu konularda (yine çoğu haklı) eleştiriler gündeme geldi: Başbakan Tayyip Erdoğan'ın durup dururken aileleri "üç çocuk" yapmaya çağırması. (Bu konudaki eleştiriler Başbakan'ın kadınları eve ve çocuk yapmaya mahkum etme arzusundan kaynaklandığı yorumlarına kadar vardı.) Başbakan'ın sendikaların 1 Mayıs'ın tatil olması ve Taksim'de kutlanması talebi üzerine, "Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar" şeklinde konuşması. (Bu konudaki eleştiriler Başbakan'ın işçilere hakaret ettiğine kadar uzandı.) Hükümetin, büyük patronlar dahi razı olduğu halde 1 Mayıs'ın tatil olması önerisi gibi, kutlamanın Taksim'de yapılmasını da reddetmesi. 1 Mayıs'ta yürüyüşlerin vaad edilenin tam aksine orantısız güç kullanımı ile bastırılması. (Kimilerine göre böylelikle AKP devlet partisi haline gelme sürecini tamamladı.) Hükümete yakın olarak bilinen Çalık Grubu'na Sabah-ATV için gereken ödemeyi yapabilmesi için kamu bankalarından 750 milyon dolar kredi açılması. Nihayet AKP'nin kapatma davasına karşı kapsamlı bir demokratik reformlar paketi ile cevap vermek yerine, sözlü savunma ile yetinerek "boynunu giyotine uzatması". (Bunlara "Konya'da alkollü içki bulmanın zorlukları" konulu eleştirileri de katabilirsiniz.)
AKP iktidarına yönelik eleştiriler çoğalırken, AKP içinden de, devletin AKP içindeki gözü kulağı (yani "Truva atları") gibi gözüken kimselerden "Biz yapmayın dememiş miydik... Hatalarımız oldu; konuşalım, anlaşalım... Zaten çok fazla oy aldık..." türünden beyanlar yükselmeye başladı. İyi haber alan kaynaklara göre AKP liderliği, ülkenin ve halkın yüksek menfaatleri uğruna kendini feda etme eğilimine girdi; AKP grubu da kapatılmaya razı ve hazır bir ruh haletine büründü.
Bu gelişmeleri Türkiye'de demokrasi adına çok kaygı verici buluyorum. Manzara özetle şu: Anamuhalefet partisi "AKP kapatılacak...", ikinci muhalefet partisi "Erdoğan siyasetten yasaklanacak... biz de iktidar olacağız" diye adeta bayram havasında. AKP teslim bayrağını çekiyor. Demokrasiyi savunma iddiasındaki çevreler de, yapılan büyük haksızlığı, demokrasinin çiğnenmesini neredeyse bir kenara bırakıp, AKP'ye yüklenmeye başlıyorlar...
AKP elbette eleştirilecek. Ama bugünlerde demokratların asıl görevi, şu gerçekleri bir an için dahi unutturmamak: Demokrasilerde şiddeti savunanlar dışında parti kapatılamaz. AKP'nin laikliğe aykırı davrandığı iddiası tamamen geçersizdir. Demokrasilerde iktidar seçim yoluyla değişir. İktidarlar hata yapabilir ve çoğu zaman da yapar. Yanlış yapan iktidarlar seçmen desteğini, dolayısıyla iktidarı kaybeder. Ne AKP ne de DTP şiddeti savunan partilerdir. Bu partilerin kapatılması, Türkiye Kürtlerinin demokratik tercihsiz bırakılması sonucunu verir. Türkiye'ye bundan daha büyük kötülük yapılamaz. 03.Mayıs.2008 08:17:44 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [3 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
turkmen 04.Mayıs.2008 04:41:09 |
|
|
 |
|
|
yedisinde neyse ...
Sultan Abdulhamide Japon Krali demis ki bana 11 adam gonder de dininizi, ulkenizi anlatsin...O da demiski 11 adam ben de olsa kendi ulkeme gonderirim. Buyuk sultan senden sonra asir gecti halen 11 adam yok piyasada. Ne yapalim daha bir muddet garip yasayacagiz bu memlekette. |
|
|
|
mebs 03.Mayıs.2008 15:29:37 |
|
|
 |
|
|
toz dumanda
Demokratlık nedir ? Her yönden kuşatılmak istenen bir hükümetin geçmişi sabıkalı derin tertiplerde sürekli rol alan 2 tane militan sendikaya provokasyon için Taksimi yer olara vermesi midir ? Hükümet kutlama yapmayın mı dedi ? Sadece şunu söyledi; İhtlal ve kaos sembolü olan bir yeri şartlar gereği kullanmayın dedi. Bizim liberallerimiz sol kökenli galiba onların da krizi tuttu. |
|
|
|
abdullah 03.Mayıs.2008 14:41:48 |
|
|
 |
|
|
1 mayıs
1 mayısta olanları gördük provakosyoncuları elalam gördü. şahin bey siz görmediniz mi yoksa? daha neyini eleştiriyorsunuz taksim yasağının anlamadım? |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|