|
ÖNCESİ VE SONRASI 
Bir olayın niteliğini anlamak için sadece oluştuğu dönemi değil öncesini ve sonrasını da incelemek gerekir.
1 Mayısta gerçekleşen olayların sonrasına baktığımızda, medyanın güç odaklarını temsil eden bir bölümünün genel olarak, gözlenen olumsuzlukları ön plana çıkardığını, polisin kabul edilemeyecek davranışlarını ısrarla vurguladığını görüyoruz.
Binlerce kişinin katıldığı, tarafların fiziki şiddet kullandığı bir ortamda, savunulamayacak olayların olması, ihtimaller hesabına göre, doğaldır. Bu olumsuzlukları meşrulaştırmak anlamına gelmez.
Eğer böyle bir ortamda her şeyin kurallara uygun olarak cereyan etmesini istiyorsanız oraya robot göndermek gerekir. Eğitim eksikliği ya da bireysel tepkiler her zaman ve her yerde benzer olumsuzlukların görülmesine neden olabilir. Diğer yandan, başka bir medya grubunun, hiçbir olumsuzluğun olmadığı izlenimi yaratan yayın yaptığını görüyoruz.
Taraflar böyle bir tedbirin alınmasını ya da toplantıya izin verilmesini savunacak yerde, sonuçları kendi açılarından uygun biçimde yansıtarak, uygulanan politikanın değerlendirilmesini istemektedir.
Olaylara bir gözlemci gibi bakıldığında şunları söyleyebiliriz: 1 Mayısta Taksim’de toplanılmasına izin verilseydi buraya işçilerin yanında çatışma çıkarmak üzere hazırlanmış bir grup da gelecek ve taraflar arasında çatışma çıkacaktı. Yapılmak istenen şey devletin güvenliği sağlayamadığını göstermek ve iktidara yönelik olumsuz bir havanın oluşmasını sağlamaktı. Bu olmayınca sonuçlar üzerinden aynı yere varılmak istendi.
Bu olay Türkiye’deki mücadelenin bir parçasıydı. Bunu anlamadan münferit olayları değerlendirerek doğru bir sonuç elde edilmesi mümkün değildi.
Önce şu sorunun cevabını bulmamız gerek: Geçmişte AKP’yi destekleyen ancak bu günlerde eleştiren güç odakları partiyi tümden tasfiye mi etmek istiyor yoksa hareketin içinde olan ve politikalarını uygun bulmadıkları bir grubu tasfiye edip partiyi yeniden şekillendirmek mi istiyor? Eğer tasfiye gerçekleşmezse yeni bir siyasi hareket oluşturacaklar mı ve bu amaçla bazı hazırlıkları var mı?
Bu projenin karşısında olan başka bir güç odağı var mı? Onların AKP’nin içindeki veya alternatif siyasi projeleri ne?
Öküz altında buzağı aradığım, sıradan bir kutlama etrafında gelişen olaylardan ülke siyasetinde dönüşümler yaratacak senaryolar ürettiğim söylenebilir. Benim her zaman kullandığım metot genelden özele gitmek biçimindedir. Küçük olayların üst üste birikmesiyle büyük değişimler yaşandığı ve bunların tekil bir iradenin ürünü olmadığı biçimindeki yaygın anlayışa katılmıyorum ancak senaryo yazanın da tek olmadığını, en az iki tarafın mücadelesinden söz edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu taraflar kaldırım taşlarını polise atan kişilerle onu coplayan polisler değil.
Ülke siyasetinin yeniden şekilleneceği bir döneme giriyoruz. Kapatma davası ve son olaylar bunun yapı taşlarından bazıları. Önümüzdeki günlerde yeni hamlelere tanıklık edeceğimizi düşünüyorum. 04.Mayıs.2008 09:19:08 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [1 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
zeybek 04.Mayıs.2008 21:31:41 |
|
|
 |
|
|
Masonik mahfillerde bu ülke üzerine sahneye konulacak muhtelif senaryolar, her zaman, hazırdır, yenilerini yazmalarına da luzum yok, 150 yıldır, evirip cevirip, seçip uyguluyorlar, tedbir adına çaba sarfedenler bu oyunlardan en az zararla kutulmayı başarı zannediyorlar, oyuna karşı oyun, HATTA OYUNDAN ÖNCE OYUN becerisini ve önceliğini ele geçiremessek, senaryoların kaybedeni gene biz oluruz. Bu ülke üzerine oyun oynayanlar bizden akıllı değiller, sadece futursuzlar o kadar.
|
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|