EN SON HABER: (08:23) Kraliçe Türkiye'ye niçin geldi...     EURO: 1,9390 - 1,9410    DOLAR: 1,2540 - 1,2550
 

GERÇEKLERİ MAKASLAMAK, HALININ ALTINA SÜPÜRMEK!



Gezmişler’in idamı, 68’in kırkıncı yıl notları (1)

Ne çabuk geçiyor, tam 36 yıl... Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 1968’in devrimci gençlik liderleri, 12 Mart askeri darbe döneminde, 6 Mayıs 1972’de idam edilmişlerdi.
O Mayıs gecesini anımsıyorum.
Çok acı çekmiştik.
Deniz Gezmişler’in idamdan önceki son sözlerini değerli meslektaşım, rahmetli Örsan Öymen Almanca’ya çevirmiş, onları Ankara’daki benim evden alan bir kurye aynı gün Almanya’ya uçmuş, Der Spiegel dergisinin baskısına yetiştirmişti.
Son sözünü şöyle bağlamıştı Deniz Gezmiş:
“Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği ve bağımsızlık mücadelesi! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Kahrolsun emperyalizm!”
Deniz Gezmiş’in bu sözlerinde yer alan emperyalizm vurgusu dışındakiler sonraki yıllarda çok kez makaslandı. Son olarak, televizyonun başarılı dizisi Hatırla Sevgili’deki idam sahnesinde de yoktu bunlar.
Neden böyle?
Makas niye, sansür niye?
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını ne diye kendi istediğimiz kalıba dökmek istiyoruz? Niçin oldukları gibi kabullenip, onun üzerinden konuşmuyoruz?
Sorular devam edebilir:
Deniz Gezmiş’leri bunca yıl sonra romantize etmek yerine, onları yerli yerine oturtmaya çalışsak, onlara eleştirel yaklaşmaya çalışsak daha doğru olmaz mı?
Niçin amaçlarla, onlara açılan yolları, yöntemleri tartışma masasına sorgulayarak yatırmıyoruz?
Bir başka soru:
Tarihi niye habire çarpıtıyoruz?
Mesela 12 Mart’ı anlatmaya çalışırken, 9 Mart’ı gözlerden saklıyoruz. Olacak iş mi? 9 Mart’ı anlatmadan 12 Mart hiç anlaşılabilir mi?
Tarihi neye alet ediyoruz?
Deniz Gezmiş’ler, bizde 68 kuşağı, devrim yapmak için yola çıkmıştı. Amaçları, Türkiye’yi ve dünyayı değiştirmekti. Eluard’ın o dizesindeki gibi, “Günleri ve mevsimleri hayallerimize göre yeniden yaratacağız” diyecek kadar iddialıydılar.
Daha hakça, daha özgürlükçü, daha eşitlikçi bir toplum ve devlet düzeni için kavga açmışlardı. Düzeni değiştireceklerdi. Ama maalesef düzen, darbe onları sehpaya gönderdi.
Bu idam tam bir hukuk faciası idi.
Ve bu hukuk faciasına, bir yandan devletin acımasızlığıyla birlikte, o zamanki Adalet Parti’li Meclis çoğunluğu, ne acıdır ki, ‘intikam’ adına yeşil ışık yakmıştı.
Devlet ve siyaset, 36 yıldır Deniz Gezmiş’leri idam sehpasına yollayan bu hukuk faciasıyla yüzleşmedi. Bugüne kadar bu hukuk faciasının hesabı sorulmadı.
Şimdi denebilir ki:
Darbeciler, örneğin Yunanistan’daki gibi Türkiye’de de yargılanabilseydi, darbecilerden örneğin İspanya’daki gibi demokrasi ve hukuk adına hesap sorulabilseydi, bu ülkede bir daha darbe yapılabilir miydi?
12 Eylül olur muydu?
Veyahut 12 Eylül’ün lideri Evren Paşa’dan hesap sorulabilseydi, 2003-2004’ün darbe tertipleri olabilir miydi? Ya da Özden Örnek Paşa’nın günlüklerinde yer alan büyük paşalar daha hâlâ ‘hukukun üstünde’ kalabilirler miydi?
Sanmıyorum.
Hesap sormak...
Yüzleşmek...
Günah çıkarmak...
Bunlar bizim defterimizde yok gibi. Oysa, bu öylesine bir eksik ki, toplum olarak olgunlaşmamızı köstekliyor. Demokrasinin, hukuk devletinin, özgürlükler ve insan hakları düzeninin yerli yerine oturmasını geciktiriyor.
Herkes haklı!
Kimse burnundan kıl aldırmıyor.
Günahlar, olumsuzluklar, kendi kişisel ve toplumsal tarihimizin kötü ve kepaze sayfaları saklanıyor.
Oysa ne olacak ki?
Gerçeğin bir değil, bin yüzü var. Bunu unutuyoruz ya da bunu gözardı etmek işimize geliyor.
Böylece, Deniz Gezmişler’in sözlerini de makaslıyoruz; 12 Mart’ı 9 Mart’sız anlayabileceğimizi de sanıyoruz; 12 Mart idamlarının altında yatan hukuk faciasıyla yüzleşmekten de korkuyoruz; darbecilere hesap da soramıyoruz; geçmişin ‘devrimci modelleri’ nedir, ne değildir, günahlarıyla sevapları nedir ne değildir, bütün bunları da geçiyoruz.
Ama bunların hiçbiri yok olmuyor.
Sorunlar biriktikçe birikiyor bilinçaltımızda. Ve psikolojik bakımdan sağlığımız, ruhsal dengelerimiz gitgide bozuluyor. Gerçekleri gizlemeye kalkıştıkça, sansür mekanizmaları çalıştırdıkça, günahları halının altına süpürdükçe, daha hastalıklı bir toplum haline geliyoruz.
Bir türlü olgunlaşamıyoruz.
Olan, eleştirel düşünceye oluyor.
Olan, demokrasiye oluyor.
Yarın da Deniz Gezmişler’in idamına, bundaki vicdani sorumluluk payıma ve ‘68 kuşağına dönük notlara devam.



07.Mayıs.2008 08:32:44
yorum yaz gönder yazdır oy ver
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Mayıs 13 YOLUN SONU GELSİN İSTİYORSAK, KAPSAMLI STRATEJİ ŞART!
Mayıs 09 BEN O RÜYADAN UYANDIM, YOKSA SİZ HÂLÂ UYUYOR MUSUNUZ?..
Mayıs 07 GERÇEKLERİ MAKASLAMAK, HALININ ALTINA SÜPÜRMEK!
Mayıs 03 ERDOĞAN, YOL HARİTASINI NİYE BİR TÜRLÜ ÇİZEMİYOR?
Mayıs 01 1 MAYIS’A ŞİDDET VE KAN BULAŞMASIN!
Nisan 30 HEDEF ÖNCE BAŞI, SONRA GÖVDEYİ Mİ TESLİM ALMAK?
Nisan 24 AKP KAPATILIRSA, YENİ HÜKÜMET NASIL KURULUR?
Nisan 20 ÖZAL VE SİYASİ İKTİDAR
Nisan 19 SÖYLEYİN, NE ZAMAN SES VERECEK BU ÜLKE?
Nisan 18 301 YAZISI YAZMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI...
Nisan 17 MAPUSLAR SARAYI’NDA DARBE TERTİPLERİ...
Nisan 12 367 VAKASI:
Nisan 09 ASKERLE DEMOKRASİ SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?..
Nisan 04 DEMOKRASİ SORUNU ÇÖZÜLMEDEN, AŞ VE İŞ SORUNU DA ÇÖZÜLMEZ!
Nisan 03 BRİÇ KULÜBÜNDE PİŞPİRİK OYNANMAZ!
Nisan 02 TAYYİP ERDOĞAN’I NASIL BİR GÜNDEM BEKLİYOR?..
Nisan 01 ‘YARGISAL DARBE’ SÜRECİ MAALESEF BAŞLADI
Mart 28 AKP’DEN DEĞİL, DEMOKRASİDEN YANA OLMAK!
Mart 27 ERGENEKON’LU, DARBELİ, AKP’Lİ NOTLAR
Mart 25 DARBECİLİKTEN,CUNTACILIKTAN DEMOKRASİ KAHRAMANLIĞINA...
Mart 21 WASHİNGTON’DA TÜRKİYE ÖNEMSENİYOR, ÇÜNKÜ...
Mart 20 ASKERİ VE HUKUKİ DARBELER ÇÖZÜM DEĞİL
Mart 18 HUKUK DİYE DİYE HUKUK VE DEMOKRASİ KATLEDİLDİ !
Mart 11 DEMOKRASİ NE ZAMAN ‘ORTAK PLATFORM’ OLARAK BENİMSENECEK?
Mart 05 PKK ELEŞTİRİSİ YOK GİBİ!
Ocak 27 BAKALIM,BAŞBAKAN ERDOĞAN BİR İSTİSNA OLABİLECEK Mİ?
Ocak 24 SONUNA KADAR GİDİLECEK Mİ?
Ocak 12 ERDOĞAN'IN KOYDUĞU HEDEFLER İYİ AMA...
Ocak 06 BARIŞA BİR ŞANS VERMEK,BÜTÜN SÖYLEDİĞİMİZ BU!
Ocak 04 YENİ YILDA AKLIMA TAKILANLAR- 4
Ocak 02 YENİ YILDA AKLIMA TAKILANLAR
Aralık 28 'OPERASYON'UN ARKASI GELECEK Mİ?
Aralık 16 TÜRBAN YA DA DİN KORKUSU
Aralık 15 FIRSAT KAÇMASIN, YAZIK OLUR!
Aralık 05 KATLİAMIN ÜSTÜ MÜ ÖRTÜLMEK İSTENİYOR?
Kasım 28 İKİ TOKAT!
Kasım 23 NEDEN OLMASIN?
Kasım 22 PKK'YI İZOLE SÜRECİ İYİ İŞLİYOR!
Kasım 20 ŞİDDETE KARŞI AKILLA, SABIRLA MÜCADELE!
 



İşte mahkeme raportörünün görüşü
Rektörlerin aylık geliri devlet sırrı gibi
Kraliçe Türkiye'ye niçin geldi?
SUUDİ KRAL İLE İNGİLİZ KRALİÇESİ ARASINDAKİ FARK
DOĞU PERİNÇEK KORKUNÇ BİR YALANCI
Sigara yasağı için son 48 saat
Tıp fakültelerinde kontenjan bayramı
Ergenekon davası Silivri'de görülecek
YENİ DURUMA YENİ FORMÜL
Abdülhamit'in indirilişi kutlanacak
Ahmet Böken
SATILIK DAVA
Son perdeyi izlerken sizin de içiniz kalktı mı?
Fatih Akalan
BİR “KADEH” YALAN
Hürriyet'in manşeti üzerine
Erhan Topal
PABUCU DAMA ATILMAYAN KAÇ KİŞİ VAR?
Dünya bir ekonomik bunalım içinde. Kriz senaryolarının ardı arkası kesilmiyor.
Bülent Korucu
SUUDİ KRAL İLE İNGİLİZ KRALİÇESİ ARASINDAKİ FARK
Yakın zamanda iki monarkı ağırladık.
Engin Ardıç
DOĞU PERİNÇEK KORKUNÇ BİR YALANCI
Kendi militanlarının okuduğu marjinal birtakım parti yayın organlarını izlemediğim için farkında değildim...
Fehmi Koru
YENİ DURUMA YENİ FORMÜL
Kapatma davası politikayla yakından ilgilenen herkesi kaygılandırdı da, bazıları daha fazla kaygılı.