EN SON HABER: (10:26) Borsada müthiş yükseliş - Son ...     EURO: 1,8980 - 1,9000    DOLAR: 1,3970 - 1,3980
 

HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...

Ekrem Dumanlı

Türkiye'de her meşruiyet alanının sınırları, kuralsız davranışlarla zorlanıyor.

Oysa kalıcı olan, güven telkin eden, itibar kazandıran davranış herkesin kendi mesleğini doğru ve aslî çerçevesinde kalarak yapmasıdır.
Belki de her hafta bir yarışma düzenlenmeli ve "haftanın en kafa karıştıran manşeti" jüri üyelerinin oylarıyla seçilip kamuoyuna arz edilmeli. Eminim, çok zor bir yarışma olacaktır; zira görüntüye göre kafa karıştırmak için can atan, neredeyse kendini helak eden bir medyamız var. Her meseleyi ya tersyüz ediyorlar; bunu da beceremezlerse amuda kalkıp her şeyi tepetaklak görmeyi ve öyle resmetmeyi deniyorlar. Kırk yıllık gazetecilerden müteşekkil bir jüri kursanız, inanın, onlar bile karıştırmacı gazeteciliğin haftalık şampiyonunu bir çırpıda belirleyemez.

Haftanın en bomba haberi (!) yine, yeniden, bir daha içki üzerineydi mesela. Rivayet o ki bundan sonra "Bir kadeh rakı artık yasak". Güya restoranlarda bir duble rakı satılmayacaktı. Hürriyet'teki manşetin mürekkebi bile kurumamıştı ki art arda açıklamalar geldi ve anlaşıldı ki haber yanlış bir değerlendirmeye, hatalı bir yoruma, abartılı bir yaklaşıma dayanıyordu. Her kesimden yükselen itirazlar üzerine önce sessiz kalmayı tercih eden gazete, daha sonra makul bir çizgiye gelmeyi denedi. Hatta gazetenin genel yayın yönetmeni, başlığın maksadını aştığını söylemek zorunda hissetti. Bu da güzel. Gazetecilik mesleğinde bu tür yanlışların yeri var. Bazen attığınız başlık gerçekten de maksadını aşabilir. Veya yanlış bir bilgiye binaen yanlış bir değerlendirme yapmış olabilirsiniz. Aslolan, hatanızdan dönmek ve kamuoyuna verdiğiniz bilgiyi tashih ya da tavzih etmektir. Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök de bunu yaptı ve doğru yaptı. Ne var ki "maksadını aşan" sözler ya da başlıkların bir alışkanlık haline gelmemesi çok mühim. Maalesef bu cânım ülkede gazete haberlerinin rutin bir şekilde sunulan maksadını aşma repertuvarı ha bire kabarıyor.

Yanlış habere sevinen yok!

Haftanın en tuhaf haberlerinden birine de maalesef Milliyet imza attı. Maalesef diyorum; çünkü Milliyet sıradan bir gazete değil. Ancak buna rağmen dinî konular söz konusu olduğunda geleneğindeki serinkanlılığı yitiriyor. Milliyet'ten gelen rivayet o ki, bir cami ile bir okul arasında bir tüp geçit yapılmış. Üstelik çok net bir fotoğraf da kullanılmış haberde. Bu fotoğrafı gören, bu haberi okuyan bir insan "Yahu bunlar da çok oluyor gâri" diyebilir. Ancak unutulan bir nokta var: Bahsi geçen mekana bir başka gazete (genellikle bu, Zaman oluyor mecburen) gidecek ve olay yerinde yapacağı incelemeyi kamuoyuyla paylaşacak. Nitekim öyle de oldu. Ve görüldü ki okul denilen yer bir imam hatip lisesi. Yani bir ilköğretim okulu değil. Üstelik bütün imam hatip liselerinde uygulamalı ders yapma mecburiyeti bulunmakta. Belli bir sınıfa gelen imam hatipli öğrenci vaaz vermek, hutbe okumak gibi bazı tecrübeye dayalı dersleri bizzat camide alıyor.

Hiçbir haberin yanlış olmasına; daha doğrusu bir gazetedeki yanlışın bir başka gazete tarafından düzeltilmesine sevinmemek gerekir. "Oh oldu; bak bir de yanlış haber yazmışlar" diye sevinmek bu mesleği önyargı ve art niyetli yapmak anlamına gelir. Biz de yanlış haber düzeltmekten mutlu olmuyoruz. Lâkin, şu gerçeği de unutmamak lazım ki; bazı gazete ve televizyonlarda yanlış haber yapmak adeta bir alışkanlık haline geldi. Aslında her yanlış, gazetecilik mesleğini kendi içinden çürütüyor.

Bir başka berbat haber daha! Kütahya'da bir tören yapılırken yöre kadınları geleneksel kıyafetleriyle programa katılmış, bazı gazeteler kıyameti koparıyor. Belki Nişantaşı-İkitelli arasındaki fanustan Kütahya'yı görmek mümkün olmuyor; ama ortada bir Anadolu gerçeği var. Ülkemizin pek çok yerinde vatandaşlarımız lokal ve geleneksel giysilerle dolaşıyor. Şimdi bu insanlardan bir Türkiye manzarası çıkarmaya kalkarsanız size "Ya Anadolu'yu tanımıyorsunuz veya başka bir niyetiniz var" diyebilirler. Alelacele "Burası Afganistan değil Türkiye" tarzında haber yapılmaz ki! Bu haber, Kütahya'daki muhabirler tarafından yapılmışsa bu kıyafetlerden bir Afganistan palavrası çıkarılamayacağını bilir. Büyük ihtimalle bu tür tez canlı haberler Anadolu'dan kopuk yazı işleri ya da delicesine bir hız tuzağı döngüsüne kendini kaptırmış internet yöneticileri tarafından yapılıyor. Ve maalesef ayıp ediliyor.

Her mevzudan bir kriz üretilmez; üretilmemeli. Eğer bir medya kuruluşu toplumsal ayrışmayı hatta sosyal çatışmayı sürekli kaşıyorsa bu konunun üzerinde hassasiyetle durmak gerekir. Çünkü hayatın bizzat kendisi bu kadar çatışmacı değil Türkiye'de. İnsanlar belli bir sentez yakalamış zaten. Herkes birbirinin hayat felsefesine saygı duyuyor, kimse kimseye karışmıyor, kimse kimsenin yaşam biçimine müdahale etmiyor. Hal böyleyken gazetecilerin sabahtan akşama kriz uydurmasına gerek yok. Bu mesele bu kadar zorlanırsa zorlayıcılar hakkında şüpheler oluşur, yaygınlaşır. Bu sefer de olmadık şeyler sanki varmış gibi algılanır; toplum arasında kirli bilgi ile doğru bilgi birbirine karışıverir.

Bir absürt haber daha! Voleybolcu kızlarımızdan Aysun Özbek ileride kapanacakmış da, hac yapmak istiyormuş da... Neredeyse linç edilecek kızcağız. Aslında bangır bangır verilen mesaj şu: "Ey laikçiler uyanın herkes kapanıyor". Doğru mu bu şuuraltı penaltı atışları? Hayır. Ortada bireysel bir tercih, daha doğrusu bireysel bir temenni var henüz. Ayrıca bu ülkede her gün örtünmeye karar veren binlerce genç kız olduğu gibi, açılmaya karar veren binlerce genç kız da oluyor. Neticede karar her ferdin kendisine ait; yani "bireysel tercih".

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Denge kaybolmuş bir kere. Denge bozulunca medya kendini her meselenin aslî sahibi ya da tarafı gibi görür. Bu nedenle bazı haberleri çok abartır, bazılarını da yok farz eder; çünkü artık "kamuoyunu bilgilendirme görevi"nden uzaklaşmış, sadece "kamuoyu oluşturma" misyonuna odaklanmıştır.

İşte çarpıcı örnek: CHP'nin başvurusuna binaen Anayasa Mahkemesi, başörtüsüyle ilgili anayasa değişikliğini görüşüyor. Raportör hafta içinde raporunu yayınladı ve çok net bir görüş ortaya koyarak mahkemenin "Anayasa değişikliğini esastan denetleyemeyeceğini" söyledi. Daha ötesi raportör, Anayasa Mahkemesi'nin kendini Meclis'in yerine koyamayacağını da ifade etti. Bazı gazete ve televizyonlar, bu haberi karnından konuşarak savuşturmayı deniyor. Ya raportör tam tersini söyleseydi? O zaman seyredin iri puntolu manşetleri, patlaklarla süslenmiş sürmanşetleri, gece yarısı programları, duayen konukları... Kaldı ki raportör "Aklın yolu birdir" kuralını işletiyor ve bâriz bir gerçeği söylüyor. Zaten bu söylediğinin dışındaki bazı iddialar, hukuku aşırı zorlama, yargıç diktatoryasına doğru gidebilecek abartılı yorumlara başvurma gibi bir şey...

Lafı uzatmaya gerek yok! Türkiye'de her meşruiyet alanının sınırları, kuralsız davranışlarla zorlanıyor. Gazetecilik yapanlar gazeteciliği, siyaset yapanlar siyasetçiliği, hukukçuluk yapanlar hukukçuluğu vs. zorluyor. Oysa kalıcı olan, güven telkin eden, itibar kazandıran herkesin kendi mesleğini doğru ve aslî çerçevesinde kalarak yapmasıdır. Yetkisini aşan kendini tartışılır hale getirir; daha da aşarsa meşruiyetini kaybeder. Kısa dönemde bazı şeyler elde edilse bile; uzun vadeli yetkisiz işler yapanlar (kim olursa olsun) hata yapmanın tarihî vebalini ödemek mecburiyetinde kalır. Kaldı ki hiçbir şey eskisi gibi olamaz; olmayacak da! Çünkü yeryüzündeki hiçbir sosyal değişim geriye doğru yürütülemez. Dünyaya açılmış bir Türkiye asla kendi içine kapanıp kendi gölgesiyle yorgun düşmeyecektir. Ya insanlar kendi mesleklerinin ciddiyetini yeniden keşfeder ve birtakım sınır tanımaz alışkanlıklarından vazgeçer; veyahut ma'şeri vicdanın tarihe düşeceği nota razı olmaya mahkûm edilir.

İhsas-ı rey mi dediniz

Hafta içinde YSK Başkanı Muammer Aydın'la görüşen Şamil Tayyar, bu mülakatı Star'daki köşesine taşıdı. Başkan gerçekten de kritik şeyler söylüyor; AK Parti kapatılsa bile Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının bağımsız aday olarak seçime girebileceklerini örnekleriyle ve kurallarıyla dile getiriyordu. Sen misin bunu diyen. Bir zümre -her zaman olduğu gibi- tam saha pres yaparak Başkan'ı bunaltmayı denedi; deniyor. Neymiş; ihsas-ı rey olurmuş da falan filan...

Bazı meslektaşlarımız bu konuya çok meraklıysa bu ülkede onlarca ihsas-ı rey vak'ası gösterebilirim. Kaldı ki YSK gibi bol örnekli bir uygulamanın Başkan tarafından tekrarı ve kuralların aynıyla tekrarı ihsas-ı rey de sayılmaz. Yine de madem bir ihsas-ı rey hassasiyeti var bazı meslektaşlarımızda, hatırlatmakta bir beis görmüyorum: Bazı kritik davalarda bazı kişiler bazı marjinal gazetelere yazı yazıyor, görüş veriyor ve davayı etkileyecek her türlü saçmalığı yapıyor. Nedense o kişilere karşı kimse çıkıp ihsas-ı rey demiyor.

Hatta geçenlerde "CHP'nin dosyası da Anayasa Mahkemesi'nde" denildi. Doğru mu, doğru. Böyle bir dosya var mı, var. Bu duruma rağmen Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, gazetecileri azarlıyor adeta ve CHP'yi koruyucu cümleler sarf ediyor. Hiç de anlaşılabilir bir tutum değil. "Evet böyle bir dosya bize ulaştı, inceliyoruz" diyeceğine, konuyla ilgili kendi hükmünü söylüyor. Sadece bir ajans geçtiği için Haşim Bey'den tekzip bekledim. Nafile. Çok açık bir şekilde ihsas-ı reyden bahsedilebilir mi? Evet. Bu bile yargıya saygıdan dolayı görmezden gelinirken YSK Başkanı'nın teknik bir hatırlatma yapmasına ihsas-ı rey deyip hücum edilebilinir mi? Ayıp.


19.Mayıs.2008 07:42:15
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[3 adet yorum gelmiştir]    
SERHAT S. 19.Mayıs.2008 14:01:43

HELAL OLSUN BE...
ELLERİNE SAĞLIK EKREM ABİ ÇOK GÜZEL OLMUŞ... SEN BOŞ VER ONLARI AZINLIK OLMAYAN HALK KİMİN NE MAL OLDUĞUNU BİLİYOR. DURMAK YOK YOLA DEVAM...

ALİ 19.Mayıs.2008 11:10:06

YANLIŞLAR
ABİ ARTIK BEN O MEDYANIN HABERLERİNİ BIAK SİZİN YAPTIGINIZ YALAMLAMALARI BİLE OKUMAK İSTEMİYORUM ONLARI GAZETELERİNİ ALMAM HABERLERİNİ DİNLEMEM BAZEN NTERNETTEN BAKIYORUM AMA ACARKEN BİRAZ YALAN HABERE BAKAYIM DİYE ACIYORUM BUNLARIN BİRİ DAMARINA BASMIŞ ERGENOKONCU ABİLERİ HERHALDE YAZINIZ COK GÜZEL OLMUŞ ELİNİZE SAGLIK İYİKİ SİİZLER GİBİ LERİ VAR

Aromef YA 19.Mayıs.2008 08:28:55

IMZA
haberin tamamini okudum ve cok begendim.Ancak ne ustte ne de altta haberi yapan adina imza goremedim.Bu yaziyi kim kaleme aldiysa eline-kalemine saglik...

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ekim 13 ASKER-MEDYA İLİŞKİSİ; BİR DAHA
Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK
Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR
Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ?
Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR
Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK
Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO
Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI
Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM
Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR?
Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 


İnanmakta zorlanacaksınız ama gerçek!
Ergenekon-PKK ilişkisinde şok iddia
Erbakan'ı kızdıran sinema filmi
İnternet kullanıcılarına müjde
Tek başına İsrail'e kafa tutan Türk
Petrolde yeni senaryo
Önce öldürt sonra gözyaşı dök
Canlı bomba olayında şok gelişme
CHP'li başkandan örnek tavır
Sır protokol ve 2. golf skandalı
Ahmet Böken
HAİN TERÖRÜN YAPMAK İSTEDİĞİ
Dağlıca’ya, Güngören’e, Aktütün’e saldırıp, canlarımızı alan hain terör diyor ki;
Metin Yıkar
IMF'Yİ NEDEN ÇAĞIRIYORLAR?
Bir işadamı bunu söyleyebilir mi?
A.Abdulkadiroğlu
YOKSA PAŞAYLA HESABINIZ BAŞKA MI?
Doğan&CHP ittifakı, Aktütün üzerinden başka bir hesabı mı görmeye çalışıyor?
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
HAY HAY AYDIN BEY ÖDERİZ...
Buyurmuş ki tosun, ‘Vatanı koruyan Genelkurmay’a sataşacağına, git askerliğini yap...’
bulent-korucu
Bülent Korucu
KAFAM İYİCE KARIŞTI
Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun çürük raporu alarak askerlikten muaf olması gündemi fazlasıyla meşgul etti.
nazli-ilicak
Nazlı Ilıcak
YA DTP KAPATILIRSA?
Ya Anayasa Mahkemesi, Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kapatılması yönünde bir karar verirse!
nuh-gonultas
Nuh Gönültaş
ALKIŞLAR ARASINDA YAŞAYIP YOKSUL VE KİMSESİZ ÖLÜYORLAR!
Alkışı duyup ihaneti görüyorlar ömürlerinin son zamanlarında. Hemen hemen hepsi aynı son ile kapatıyorlar gözlerini.
taha-akyol
Taha Akyol
TÜRKLER VE KÜRTLER
TEHLİKE, Kürt vatandaşlarımızın kendilerini Kürt hissetmeleri değil...
kursat-bumin
Kürşat Bumin
NİHAYET ÖZEL HAREKAT!
Bazı haber kaynaklarında büyük bir müjde olarak öne çıkarıldı olay. “Özel Harekât” nihayet tekrar görev başındaydı.