|
'YOK' SATILABİLİR Mİ? 
Yok olan mal veya mal hükmünde olan şeylerin satış akdine konu olup olmayacağını inceliyorduk.
Madum; çeşitli tasniflerle ele alınabilir. Tam ve kısmî madum bu tasniflerden sadece biri.
Kısır bir hayvanın muhtemel yavrusu tam madumdur. Misali güncelleştirelim isterseniz; iflas ettiğini yetkili makamlara resmen bildiren ve buna bağlı olarak mahkemenin tescilli kararı ile müflis sayılan bir müteahhidin bu halde iken sattığı ev, fizikle hiç ilgisi olmayan bir siyaset bilimcisinin yayın sözleşmesi yaptığı fizik kitabı tam madumdur. Çünkü her üçünün de akde konu olan malı teslim etmesi mümkün değildir.
Kısmî madum ise genelde ziraî ürünlerde geçerlidir. Teslim zamanında tabiî afetler veya şahsî ihmallerden kaynaklanan sebeplerle akde konu olan mal, satıcının elinde olmayabilir ama bunu bir başkasından satın alarak müşterisine teslim edebilir. 10 ton yaş üzüm anlaşması yapan birisinin kendi bağından o miktar üzümü herhangi bir sebeple elde edememesi üzerine aynı cins üzümü başkasından alıp müşterisine vermesi buna misal olabilir.
Sözün geldiği bu aşamada bir kavramı nazara verip, ileri bir tarihte teslim şartıyla ev alma sorusunun cevabına geçmek istiyorum. Bir gazete makalesinin vüsati nisbetinde ele aldığımız bu bilgiler ışığında fıkıhçılarımız bu hususta iki zıt görüş beyan etmişlerdir. Birinciler her halükârda madumun satışına cevaz vermeyenlerdir. Bunların dayanak noktası akit esnasında malın teslim şartıdır. Bunlara göre sipariş ve selem akdi istisna teşkil eder ve bu istisnanın sınırları genişletilemez.
İkinciler ise madumun sözleşme esnasında hazır olup olmamasına değil, teslim zamanında teslim edilip edilemeyeceği perspektifinden olaya bakmışlardır. Ümmetin maslahatını merkeze alan bu bakış açısına göre eğer akde konu olan şey teslim zamanında teslim edilebilecekse (makduru't teslim) bu satış akdi caizdir demişler ve delil olarak da selem ve siparişi göstermişlerdir. Onlara göre ileride anlaşmazlığa neden olabilecek muhtemel belirsizlikler anlaşmaya konulacak detaylı maddelerle ortadan kaldırılmalıdır. Burada her şeye rağmen maddelere uyulmaz, hesap edilmedik şeyler gündeme girer, aldanma ve aldatılmalar söz konusu olursa -ki bu türlü mevhum şeyler mal ve paranın karşılıklı peşin olduğu akitler dahil, hemen her akit için söz konusudur- bunlar da yargıya intikalle çözülür.
Burada nazara alınması gereken ikinci husus ise örf ve âdettir. Malum, İslam hukukunda örf ve âdet hüküm istinbat ve istihracında müracaat edilen birer kaynaktır. Mecelle "âdet muhakkemdir", "örf ile sabit olan nass'la sabit olmuş gibi kabul edilir." prensipleri ile bunu özetlemiştir. Bu zaviyeden eğer bir mesele insanların umumi kabulüne mazhar oldu ve bu kabul açık ve net olarak herhangi bir İslamî emre muhalefeti bünyesinde barındırmıyorsa ona göre hüküm verilir. Örfler üzerine bina edilen hükümlerin, örflerin değişmesine paralel olarak değişeceği de bu aşamada hatırlanması gereken usulî bir kaidedir.
Netice itibarıyla içinde yaşadığımız toplum şartları açısından sadece sözleşme usulü ev değil, gazete-dergi aboneliğinden -ki abonelik esnasında mevcut olmayan mallardır bunlar- üretimi gerçekleşememiş araba satışlarına kadar birçok şeyi içine alan madumun satışı, sözleşme anında var olmasına göre değil, teslim edilmesinin mümkün olup olmamasına göre değerlendirilmelidir. Zira bu yaklaşım günümüzde "menafiyi celb, mazarratı def" anlamındaki maslahat prensibine göre daha uygundur. Buna göre ister maket üzerinden, ister proje, isterse inşaatı belli bir seviyeye gelmiş evin kat mülkiyeti, kooperatif vb. usullerle alışverişi caizdir. Tabii muhtemel anlaşmazlıklara vesile olabilecek her bir nokta, hatta anlaşmazlık esnasında müracaat edilecek mahkemeler dahi kayıt altına alınmak şartıyla.
22.Mayıs.2008 07:28:53 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|