EN SON HABER: (12:32) Buz ada Grönland bir zamanlar ...     EURO: 1,7520 - 1,7530    DOLAR: 1,1900 - 1,1910
 

TANRILIK KOMPLEKSİ

Ekrem Dumanlı

Bir çeşit ruh deformasyonudur Tanrılık kompleksi.

"Kendini bilen Rabb'ini bilir" gerçeğinden uzaklaştıkça kendinden uzaklaşır insan; sonra kendini bilmeyen Rabbini bilmez hakikatiyle yüz yüze gelir. Haddini aşar beşer; aczini, fakrını unutuverir.
Sadece unutsa neyse; tevehhümlere kapılır ve kendinde olmayan güçlerin varlığıyla övünür. Gurur tekebbüre dönüştükçe "vahid-i kıyasi hükmünde" kendine bahşedilen ego, vehimle gerçeği birbirine karıştırır ve insan kendine bahşedilen nimetlerin altında ezilir. Kendisine tevdi edilen emanetlerin aslî sahibi gibi bir zaman sonra dizginlenemeyen bir arzuyla hükmetme şehvetine kapılır. Megalomaninin tavan yaptığı bir hezeyan noktasıdır bu. Aşırı benlik duygusu öyle belirleyici bir hal almıştır ki, her şeyi ve herkesi kontrol etme arzusu içinde debelenir durur insanoğlu. Kendini Tanrı gibi hisseder ve bu vehmi güçlendirecek her türlü telkin ve tedbire başvurur.

Yeni bir hastalık değil Tanrılık kompleksi. Kökü çok eskilere dayanıyor. Mitoloji, Tanrı özentilerinin ve efsanelerin gurur savaşlarıyla doludur. Meselenin özünde fani bir varlığın kendini baki sanması olduğu için dinî kitaplarda uzun uzun anlatılır bu kompleks. Mesela Nemrut'la Hz. İbrahim karşılaştığında İbrahim Peygamber, Allah'ın Yuhyî ve Yumît ismine dikkat çeker; yani hayatı veren de ölümü veren de Allah'tır. Nemrut, bu gerçeği kabul etme yerine iki köleyi çağırtır ve birini öldürüp diğerini bağışlayarak "Ben de hayatı ve ölümü verenim" der. İbrahim Peygamber, misalini Nemrut'un vehimlerinin yetişemeyeceği bir ufka taşıyarak, "Benim Rabb'im güneşin doğudan doğmasına, batıdan batmasına hükmediyor; sen de batıdan doğur" der. Nemrut'un söyleyeceği bir şey kalmamıştır; ancak Tanrılık kompleksinden yakasını kurtaramaz ve "kazanma kuşağında kaybeder".

Kompleksin çağdaş yansımaları

Firavun başka bir tiptir Tanrılık sendromu açısından. Hükmetmek onu çılgına çevirmiş, hayatın aslî gerçeklerinden koparmıştır. Musa Peygamber'in anlattığı hakikatleri dinleme yerine kendi dar mantığıyla diyalektik geliştirir. Kur'an bu tüyler ürpertici manzarada Firavun'un söylediklerini Kasas Sûresi'nde şöyle naklediyor: "Ey Haman! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap. Belki Musa'nın ilahına çıkarım." Tanrılık kompleksi Firavun'un bütün dengelerini bozmuştur. Kalbini hükmetmenin azgınlığına o kadar kaptırmış ki Allah, Musa Peygamber'e, "Firavun'a git! Çünkü o çok azdı. De ki nasıl, arınmaya gönlün var mı?" Öyle yaptı Musa Aleyhisselam. Adamlarını etrafına toplayan diktatör şöyle haykırıyordu: "Ben sizin en yüce Rabb'inizim" (Naziat Sûresi / 24 )

Tanrılık kompleksinin Mukaddes kitabımızdaki örnekleri sadece siyasî iktidar çerçevesinde verilmiyor. İnsanı çığırından çıkaran bütün zaaflar (tuhaftır ki o zaaflar üzerine kurgulanıyor kibir ve enaniyet) misaller yoluyla temellendiriliyor. Mesela Karun. Zenginlik onun ruhunu fakirleştirmişti. Kendisine bahşedilen onca nimetin aslî sahibiymiş gibi ve o paha biçilmeyen mülke sonsuza kadar malikmiş gibi davrandı. "Ben kendi ilmimle kazandım" (Kasas/78) derken sadece kendi zenginliğinin altını çizmiyor, kendi iktisat bilgisini de vurgulayarak başka bir tekebbür karinesi buluyordu kendine...

Aslında Tanrılık kompleksinin çağdaş yansımaları üzerinde ayrıca durmak gerekiyor. Çünkü bahsi geçen kompleksin her boğumuna günümüzde kolayca rastlamak mümkün. Hatta bazı meslekler için bu riskin daha yüksek olduğunu düşünenler var. Yaptığı işlerle aşırı övünen; sonra bununla yetinmeyip daha öte övgüler peşinde koşan insanoğlu, kendini beğenmekle başlayıp kendine tapınmaya kadar uzayan dikenli bir yolda yürüyor çoğu kez. Mesela bazı sanatçılarda bu sendromun görüldüğünü, "Bir adam yaratmak"la başlayan tehlikeli maceranın bir zaman sonra pek çok şey yaratma vehmine kadar uzanabileceğini ileri sürmek zor değil. Hatta ruh terbiyesine dair tekâmül seyrinin ihmal edilmesi oranında kendini yaratıcı gibi görmekle başlayan bir ruh bozukluğuna hükmetme hezeyanları da eklenebilir. Bu öngörüyü destekleyecek misaller azımsanmayacak kadar tutuyor çünkü.

Doktorlar için de aynı şey geçerli. İyi bir benlik analizi yapılmamışsa, varlığın gayesine dair ciddi bir tefekkür sancısı çekilmemişse vs., bir zaman sonra insan gerçek manasıyla kendini "hayatı devam ettiren" ya da "hayatı sona erdiren" gibi görebilir. Doğum ve ölüm arasında kurulmuş bir salıncakta med-cezir yaşayan hekim, şifanın kaynağına, hayatın manasına, ölümün sonrasına dair mütevazı bir yol bulamazsa vehimle gerçek, asılla gölgeyi birbirine karıştırabilir. Tanrılık kompleksinin en yoğun yaşandığı kişiler arasında seri katillerin yer alması boşuna değildir. Aklî dengesi bozuk bir adam kaç cinayet işlerse işlesin ona seri katil denemez; çünkü bu menfur suçu işleyen seri katilin kendine mahsus metotları, törenleri, teknikleri vardır. Aniden öfkesine mağlup olup ölüm saçan bir insan da katildir ama seri katil değildir; çünkü seri katil kendine bir misyon belirler. Can alırken hissettiği gücün Tanrı'ya özenme olduğunu düşündüren ipuçları bırakır bu caniler.

Maskeli ego savaşçıları

Daha saymaya gerek yok. Pek çok meslek grubu Tanrılık kompleksine uygundur. Ölçü bir kere kaçmaya görsün; hükmetme güdüsü akla hayale gelmedik bahaneler kullanarak cinnete dönüşür. Siyasî arena bu işe çok yatkındır mesela. Diktatörlüğün aslî mazereti hükmetme şehvetinin dur-durak bilmeyen vehimleridir. İki dudak arasından çıkan bir kelimeyle insanların hayatına hükmedenlerin dengeyi korumaları sadece kalbî derinlikle temin edilemeyebilir. İnsanî ve vicdanî telkinlerin yanında sistematik kontrollerin yapılması, iktidarı paylaşmanın bir sisteme bağlanması gerekir. Demokrasi bu yüzden inandırıcıdır. Yetki paylaşımını ve denetlenme ihtiyacını giderecek yollar aradığı için demokrasinin gerekliliğine inanmıştır insanlar. O özellik kaybolunca sorunlar başka noktalara kayabilir. Toplumu derinden etkileyebilecek her meslek bir şekilde denetlenebilir ve şeffaf bir yapıya kavuşturulmalıdır. Yargı da öyle. Çünkü asıl hükmetmenin meşru kaynağı kanunlar çerçevesinde belli insanlara emanet edilmiştir. Emanet diyorum; çünkü bütün kararlar meşruiyetini kanunlardan alır. Bazen kanuna uygun olan, hukuka uygun sayılmayabilir. Kamu vicdanı bambaşka bir mecrada kendine yol bulur. Ma'şeri vicdan hadiseye kitabî bakmaz; halk, ne kanunlardan haberdardır; ne içtihatlardan. Düz bir mantıkla (aslında bir sezgiyle) hadiseleri kare kare inceler ve hükme varır; o hüküm bir zorlamaya ya da propagandaya teslim olmaz, kendine has bir sezgi vardır karşımızda.

Bunalımlı dönemlerde kitle iletişim araçları önemli bir rol üstlenmiştir. Medya bu kadar sorumluluğu taşıyabilir mi? Hem evet hem hayır! Evet; çünkü kanunların kendine tanıdığı çerçeveye razı olur ve bağımsızlığını kimseye ipotek etmezse evet! Hayır; çünkü medya kendi işleyiş tarzı itibarıyla Tanrı kompleksine boyun eğmeye müsaittir. "Bir manşet attım..." diye başlayan övünme çizgisinden "Biz istemeden bu memlekette hiçbir şey yapılamaz" iddiasına kadar uzanan bir tekebbür silsilesinin izlerini bulmak mümkün bu meslekte. "Vaktiyle her başbakanın telefonuna çıkmazdım" diyen bir medya patronunun iktidar oyunu (power game) üzerine söyleyeceği çok şey olmalı. Bir medya sahibinin kendini Tanrı gibi görmesine şaşmamak lazım mesela. İktidarları alaşağı etme etkisini ve iktidarlar ihdas etme yetkisini kendinde bulan bir meslekte Tanrılık sendromu her an yaşanabilir. "Ben bu mevzuyu daha önce yazmıştım" diye başlayan basit atıflar, bir zaman sonra "Ben ne diyorsam o!" cümlesine dönüşebilir...

Biliyorum; bu yorucu yazıyı okurken "Nereden çıktı bu Tanrılık kompleksi" diye soruyorsunuz. İtiraf etmem gerekiyor ki Türkiye'de bugün egolar çarpışıyor. Bu çatışma maskelerle yapılıyor. Kimi zaman kutsanmış ideolojilerle; kimi zaman dokunulmaz kavramlarla icra ediliyor bu amansız ve anlamsız savaş. Bazen kişisel bir kavgaymış havası veriliyor, bazen de kurumsal kimliklerin arkasına saklanılıyor. İyi niyetli yaklaşımlara, kendini aşan açılımlara ihtiyaç duyuldukça pohpohlanmış eneler devreye giriyor ve hükmetme ihtirasıyla adeta Tanrıcılık oynanıyor. Ve maalesef bazı meslekler bu işe çok müsait. Siyasetçinin sınavı da, askerin imtihanı da, yargının kaderi de, medyanın geleceği de bu zor günleri başarıyla aşmasına bağlı. Tanrılık kompleksini bir kenara bırakarak asgari müşterekler bulmak, hayatı paylaşarak zenginleştirmek, farklılığı yükselme vesilesi yapmak varken; "Hükmeden benim!" diye dayatma yapmak bu ülkeyi uçurumun kenarına getirdi. Bu kritik noktada kavgayı körükleyen herkes ama herkes, tarihe kendi hakkında kötü bir not düşecek ve kamu vicdanında derin bir yara açacak yaralayacak. Temel hak ve özgürlükler zemininde şeffaf bir yapı ve denetlenebilir bir çerçeve yakalamak, krizi her fırsatta dönüştürmenin biricik yolu. Bunu yapacak güç var bu ülkede; yeter ki kişisel ya da kurumsal kibir ve gururlar bir kenara bırakılabilsin...


26.Mayıs.2008 07:17:28
yorum yaz gönder yazdır puanla

Puanlama: 0.0/10 (0 kişi katıldı)

  
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[5 adet yorum gelmiştir]    
savas 26.Mayıs.2008 23:19:28

Güzelllllllll
Güzel Bir yazı.............
Herkesin okuması lazım ..............
İnsanlar genelde bilmeden bu duruma düşüyor............Ve ekndini Rezil Ediyorrrr....
ama kendisi farkına varmıyor.........Kur'an da örnekleri çok......
Ellerine Sağlık..........Allah Razı olsun......
Tüekiyenin Portresi bu şekilde bakılınca daha iyi anlaşılıyor....
Hele İnsanların portreleri....

BANKODAKİ ADAM 26.Mayıs.2008 20:11:24


TANRIYI OYNAMAK İÇİN KENDİ YAPABİLECEKLERİ BİLMEK GEREKİR...ESKİ DÖNEMLERDEKİ TANRISALLIK OLGUSU ERİŞİLEMEYEN ŞEYLERE VERİLMİŞTİR..GÖK TANRISI V.S. GİBİ..AMA DEVLET YÖNETİMİNDE İSE KENDİ TANRISALLIKLARINI KİMSEYE VERMEMİŞLERDİR...ÇÜNKÜ KENDİLERİNİ BUNLARI YAPABİLECEK GÜÇTE HİSSETMİŞLERDİR..ONUDA YAPAMASAYDILAR EMİN OLUN ONADA BİR TABRI ATARLARDI...BESKET MAÇINDA YENİLENLERİN BAKETBOLUN TANRISI BUGÜN BİZİM YANIMIZDA DEĞİLDİ SÖYLEMLERİ GİBİ..ASLINDA ONLAR YENİLEBİLECEKLERİNİ KAVRAYABİLSELERDİ ZATEN BÖYLE BİR SÖZÜ SÖYLEMEZLERDİ...

Atlantis yasar 26.Mayıs.2008 14:51:40

Kim demis uzun yazi diye
Ustadim sen yaz icinden geldigi gibi biz okuyoruz ..uzun diye de aklina getirme
bizim resim ve bulvar merakimiz olsaydi siteye giripde senin yazini tiklamazdik ..
Bulent kardes ; cok zevatin varligi kaygi verici deyince aklima ahir zaman adina duyduklarim geldi ..

atilla 26.Mayıs.2008 09:53:41

kibirlinin sonu
Dünya kurulalıdanberi Tanrılık iddiası taslıyan nice insanları, Allah cc en ufak mahlukiyle cezalandırarak sonradan gelecek Nemrut olma heveslilerine de ders vermek istemiştir.

bülent 26.Mayıs.2008 09:53:19

BU ZEVATLAR
Sayın DUMANLI tespitlerinizi çok isabetli buluyorum. Benim üzüldüğüm o anlattığınız zamanlarda her devirde kendini tanrı zanneden bir zevatın bulunmasıdır ama günümüz Türkiyesinde bu tarife uyan bir çok zevatın bulunması çok kaygı vericidir. İnşallah hakkımızda hayırlısı olur. Daha çok yazmak istiyorum ama şimdi vakti değil, şimdi itidalin vakti çünkü.....

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 
Hülya Avşar'a tepki yağıyor
Küçük'ün notu Doğan'ı ele verdi
Özal'ın rüyası gerçek mi oluyor?
Kare kare infaz !
CHP'li vekilden pes dedirten çıkış
Tüyler ürperten telefon kayıtları !
1 Ekim'den önce sigortalı olun çünkü...
Tuhaf isteğe tokat gibi cevap
Masonların karanlık planları belgelendi
Dağlıca'da bir şok daha - İZLE
C. Tayyar Kala
EDİBE SÖZEN KENDİNE YAPTI
İletişim profesörü Edibe Sözen’in AK Parti’ye katılımı inanılmaz derecede ses getirmişti.
Asım Yıldırım
KÖRLEŞMİŞ VİCDANSIZLAR
Bu nasıl bir insanlıktır? Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu nasıl bir değer bilmezliktir?
Kemal Gülen
CEVİZ GÖLGESİNDEKİ KEFENSİZ ŞEHİTLER
Şehre girerken bile sessizliğin ve dinginliğin bütün ruhunuzu kuşattığını hissediyorsunuz.
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
BU NE TERBİYESİZLİK
Bir insan hem haddini bilmez, hem cüretkár, hem de asgari nezaket kurallarından yoksun olunca, ortaya böyle bir ‘sonuç’ çıkıyor.
engin-ardic
Engin Ardıç
KARA KARTAL MÜŞERREF
Pakistan'ın "müstafi" devlet başkanı Perviz Müşerref, paşalıktan gelme bir adam...
ismet-berkan
İsmet Berkan
BUGÜN AB İÇİN NE YAPTIN?
Babacan sürekli, en durgun denilen dönemde bile AB için neler yapıldığını anlatmaya çalışıyor.
samil-tayyar
Şamil Tayyar
BAŞSAVCI KONUŞMALI
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu’nın Kartal Savcısı olduğu dönemde Sedat Peker Kartal Cezaevi’nde yatıyordu. 4 yıl önce bir iddia ortaya atıldı.
mehmet-kamis
Mehmet Kamış
CHP'DEN DOĞRU MUHALEFET
CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu'nun Silivri'deki bir imar meselesini gündeme taşıması çok ilginç bir gelişme.
ahmet-turan-alkan
A.Turan Alkan
AHBABLARIMI KINIYORUM
"Hayvan keserek bayram yapılan bir dini aklım almıyor" lâfını bir araya getirmek büyük başarı.