|
TÜRBAN GÜNÜ 
Aslında...Anayasa Mahkemesi’nin türban konusunu 5 Haziran günü görüşeceğini açıklamasından beri ilgili çevreler gün sayıyordu...
Ve zaman hükmünü icra etti, 5 Haziran geldi.
Sabahtan itibaren siyaset ve medya gözünü Ankara’ya dikti. Anayasa Mahkemesi sabahki toplantısında konuyu öğleden sonraya bıraktı.
Türbanın görüşme saati olarak 14:00 belirlendi. Acaba sonuç ne zaman kesinleşirdi?
Yazı saatinden önce mi, yazı saatinden sonra mı? Yazı saatinin limitlerini en uç noktalarına kadar beklemeli miydik, yoksa temkinli davranarak önceden bir yazı kaleme almalı mıydık?
***
Ben yazının başına oturduğumda...
Ankara’dan gelen haberler mahkemenin alacağı muhtemel karar alternatifleri gibi toplantı içinde seçenekler bulunduğunu söylemekteydi.
Yani...
Mahkeme eğer konuyu içerik itibariyle de ele alacaksa geceden önce sonuç beklemek anlamsızdı... Çünkü bu takdirde görüşme uzayacak sonuç belki de yarına sarkacaktı.
Türkiye’nin belirsizliği gibi mahkemenin ne karar alacağı da ne zaman biteceği de belirsizdi...
Kendim de belirsizlik içinde kaybolmamak için yazıyı yavaş yavaş yazmaya koyuldum...
Mahkeme acaba ne karar verecekti?
Çünkü dört farklı karar verme ihtimalinin bulunduğunu biliyorduk...
Bunlardan biri şekil yönünden red olabilirdi...
Hatırlanacağı üzere, mahkeme raportörü davaya ilişkin raporunda ‘Yüksek mahkemenin anayasa değişikliklerini ancak şekil yönünden inceleyebileceğini’... ‘Mahkemenin esasa giremeyeceğini’ belirterek davanın reddedilmesi yönünde görüş bildirdi.
Ama raporun üyeler için bağlayıcılığı yok. Eğer rapordaki görüşler doğrultusunda karar verilirse dava şekil yönünden reddedilecek...
Mahkeme ‘yetkimiz yok’ diyecek
Böyle bir sonuç sadece türban düzenlemesinin yürürlükte kalmasını olanaklı kılmayacak, Türkiye’yi de rahatlatacak.
***
Tabii...
Yüksek mahkeme, raportörün görüşünün aksine davanın ‘esasına’ da girebilir.
Zaten Başkanvekili Osman Paksüt de şekil denetiminin sadece aritmetik bir işlemden ibaret olmadığını söylemiş, aralarında laikliğin de bulunduğu değiştirilemez ilkelere uygunluğun de göz önünde bulundurulacağını belirtmişti.
Eğer esasa girilirse türban düzenlemesinin iptali gündeme gelebilir.
***
Bir başka ihtimal de mahkemenin meclisin yaptığı Anayasa değişikliğini ‘yok hükmünde’ sayması...
Bu nasıl olacak?
Yüksek Mahkeme’nin düzenlemeyi yok hükmünde sayması için...
TBMM’nin yetkisini aşarak anayasanın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek ‘laiklik’ ilkesini değiştirmeye yönelik bir işlem yaptığına hükmetmesi gerekmekte...
Böyle bir karar AK Parti hakkında açılan kapatma davasını da tartışmasız büyük ölçüde etkileyecek...
***
Bir sonuncu ihtimal daha var...
O da ‘yorumlu red.’
Bu takdirde Mahkeme, türban yasağına dayanak teşkil eden 1991 tarihli içtihadı emsal gösterebilir... ‘Yürürlükte olan türban düzenlemesi mevcut durumu değiştirmemiş, türban yasağını kaldırmamıştır’ diyerek iptal istemini reddedebilir. Bu durumda anayasa değişikliği yürürlükte kalır ancak üniversitelerde türban yasağı devam eder.
***
Aslında papatya falı gibi bunları gün içinde tartışıp durduk... Gerçekten gün tam bir ‘türban günü’ oldu... Ancak karar kesinleşmeden yazmak mecburiyetinde olduğumuz için siz bu yazıyı okurken mahkemenin ne karar verdiğini belki de öğrenmiş olacaksınız.
Ya da...
Hala karar çıkmamışsa,
Yazıyı okurken de hep beraber hala sonucun peşinde koşturuyor olacağız.
***
Türban geçtiğimiz son on yılın meselesi...
28 Şubat Post-Modern darbesinin Türkiye’ye kara bir armağanı... 28 Şubat mantığına göre...
Türbanlı kızlar üniversiteye girerse laiklik elden gidecek... Tersi olursa laiklik hayatta kalacak. 2008 yılının ortalarında uğraştığımız en temel sorun bu.
***
Bir ülke evrensel hukuku dışlar...
Temel hak ve özgürlükleri de yok sayarsa...
İster istemez simgeler üzerinden kavgaya tutuşur.
Türban olsun mu, olmasın mı?
Hukuk olsun, temel hak ve özgürlükler olsun, demokrasi olsun...
Hiç kuşkunuz olmasın, siyasal İslam’ın da panzehiri bu kavramların hayata ilkesel bir biçimde geçirilmesine bağlı.
Ama ürkütücü olan şu anda bunu gerçekleştirecek bir talibin ortalıkta pek de bulunmaması.
***
Yazının sonunu bağladık ki
Beklenen haber, beklenmeyen bir şekilde geldi ve anayasa mahkemesi başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu... Olan bir yetki darbesiydi...
06.Haziran.2008 08:23:54 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [6 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
bekir 06.Haziran.2008 21:07:17 |
|
|
 |
|
|
anayasa mahkemesi intihar etmiştir
artık miadını doldurmuştur yasama yasama gücünü kullanıp bu artık siyasallaştıgını her kesimin kabul ettigi bu mahkemeyi yasama gücü kaldırmalıdır.kaldırmadıgı taktirde bu mahkeme bu gün kendini yasamanın yerine koymuş yarın yürütmenin yerinede korsa iş çıgrından çıkacagını herkes bilmektedir ben inanıyorum ki bu mahkeme yürütme görevinide durumdan vazife çıkartıp üstlenecektir |
|
|
|
BEKİR 06.Haziran.2008 19:20:11 |
|
|
 |
|
|
YÜKSEK YARGIÇLAR
Sayın Mehmet Altan;kanaatimce mecliste yapılan değişiklik anayasanın bu iki maddesine eklenerek madde metinleri tekrar tekrar okunsa,yeniden defalarca düşünülse,hatta birazda yorum katılsa bile türbanla,başörtüsüyle,laik cumhuriyete iyi-kötü bir bağ kurmak mümkün olmayacaktır.Anayasa Mahkemesi üyeleride böyle bir bağı ülkenin karıştırıcı medyasından etkilenmeden,madde metinleri üzarinden kuramazlardı,çünkü aydınlanmış insan aklı ve hukuk mantığı içinden bakarak böyle bir bağ kurulabileceğini düşünmek ancak çağdaş akıl ve her türlü mantık dokusunu reddetmekle olabilirdi.Bu saygın üyeler iptal ettikleri metinleri,ayrıca geçmişteki 367 kararlarının ilgili metinlerini çocuklarına ve torunlarına,yanyana koyarak hukuk msntığı içinde izah edebileceklerine inanabiliyorlarmıdır.ben ne gerekçe yazarlarsa yazsınlar bu kararları savunmanın insan aklına hakaret olduğuna inanıyorum.kedimi ağır hakarete uğramış hissediyorum. |
|
|
|
abdullah 06.Haziran.2008 15:47:39 |
|
|
 |
|
|
mehmet bey çok güzel ihtimallerden bahsetmişsiniz
ancak eminim ki yazınızı kaleme alırken sizde biliyordunuz ki sözde Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyorsanız 4 ihtimal değil tek ihtimal vardır..
çünkü bizde herşey sözdedir sözde demokrasi, sözde cumhuriyet, sözde yargı, sözde halk vs.. |
|
|
|
sedat 06.Haziran.2008 15:36:11 |
|
|
 |
|
|
TEŞEKKÜRLER
Neden? Şu andan itibaren hiç kimse hukuktan filan sözetmez artık herhalde..Ve anayasada hiç bir şey net değil, herkes artık istediği gibi yorumlayabilir, Allah Korusun Ülkemizi; |
|
|
|
emin 06.Haziran.2008 12:48:16 |
|
|
 |
|
|
Şu andan itibaren hiç kimse hukuktan filan sözetmez artık herhalde..Ve anayasada hiç bir şey net değil, herkes artık istediği gibi yorumlayabilir, sanıyorum istenen de bu..Ve şu anda meclis diye bir şeyden sözetmek zor olsa gerek. |
|
|
|
suat 06.Haziran.2008 10:08:57 |
|
|
 |
|
|
Anyasa Mahkmesimi, Halifelermi...
Sayın Mehmet Altan, yazılarınızı her zaman olmasa da çoğunlukla okurum, belki, dünyaya, insanlara ve genel değerlere bakış açımız farklıdır ama gerçek olan şu ki, doğru kimin ağzından çıkarsa çıksın doğru olma niteliği değişmez...
Bugünkü yazınız da ülkde sanal bir problem olarak son yıllarda amaçlı olarak alevlerdirilen, ne kadar kafa varsa o kadar tarifi olan, sınırları nedense sadece müslüman olanları kapsayan LAİKlik kelimesinin suç saydığı başörtüsü yasaklaması,
Bir ülkede CUMHURİYET ve DEMOKRASİ var olduğundan bahsedipte, halka rağmen ideolojilerin yaşaması zorunluluğunun sonuçları yakın zumunlarda Rusya ve Çinde çok net görüldü, çok yakında küba da da görülecek.
Bizim ülkemizde de bir ideoloji var, devletin resmi ideolojisi, buna uymayan fikirlerin ne kadar yeni, güçlü, birleştirici ve yapıcı olmasının hiç bir önemi yok, çünkü ideolojiyi koyan dünyanın sonuna kadar bizim için düşünmüş ne diyelim, Allah razı olsun.
Peki devrim demek eskiden devam eden kokuşmuş olduğu düşünülen ve hizmet veremeyen fikir veya oluşumun değiştirilmesi bir nevi yenilenmesi demek değilmidir, bizim klasik devrimcilerin içine düştüğü eylem ve kan akıtma arzusunu tatminmi, yoksa alternatifi olmaksızın taklitçilikmi, yoksa kendi nev-i şahsına münhasır bir sistemi oturtup herkese rağmen bir azınlığa çoğunluğun tahakkümünü sağlamakmı bilerek veya bilmeyerek. yoksa bu neyin değişikliği ki, saltanat silahlı kuvvetlere, hilafet çarpım tablosu değiştirilirken değişmemek üzere konmuş Anayasa mahkemesine devredilmiş, Birinin dediği gibi izinden gittiğinizi geçemezsiniz...
Aslında hiç bir şey demedim üstadım, sadece anlayacak birine içimi döktüm bağışlayın,
Sagılarımla... |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|