|
GEREKÇE 
"Anayasa Mahkemesi, kendisine biçilen yetkiyi aşmıştır..." Karalioğlu'nun çarpıcı köşe yazısı...
Gerekçe
Anayasa Mahkemesi’nin anayasayı İhlal eden iptal kararı tartışılıyor, daha çok da tartışılacaktır. İptalin doğurduğu memnuniyetsizlik belli ki hukuka güveni azaltacak ve bir demokrasinin olmazsa olmaz şartı ‘hukukun üstünlüğü’nü tartışmalı hale getirecektir.
Mahkeme, 148. maddede kendisine biçilen yetkiyi aşmıştır. O madde, Anayasa Mahkemesi’ne anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünden inceleme yetkisi verirken son kararda esastan inceleme yapılmış ve Meclis’in aldığı karar ‘yok’ sayılmıştır. Yine anayasa’nın 2 ve 4.maddesine istinaden...
Oysa Anayasa’nın dördüncü maddesi apaçık bir hükümdür ve şöyle demektedir:
‘Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2. maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.’
Değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeler 1, 2 ve 3’tür. Başka hiçbir madde bu kapsamda değildir. Mahkeme, şimdi 10 ve 42. maddeleri de bu listeye eklemiş bulunmaktadır. Dahası, bundan sonra yapılacak herhangi bir anayasa değişikliği de yine aynı gerekçeyle ‘değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemezler listesi’ne pekala eklenebilecektir.
Bu nedenledir ki mahkeme, iptal kararıyla; sıradan insanları devletle ilişkilerini ve kurumlar arasındaki yetki seviyelerini düzenleyen anayasal sözleşmeyi bozmuştur, bilinen kuralı değiştirmiştir.
Nitekim, bu kararın birinci muhatabı olan TBMM’nin Başkanı Köksal Toptan da aynı gerçeğe işaret ederek, mahkemenin yetkisini aştığını söylemektedir. Toptan’ın tansiyonu düşürmek için ileri sürdüğü senato sistemi de bu yetki gaspının tartışılması için önemli bir fırsattır. Türkiye’nin, 28 yıl sonra yeniden senatoyu tartışıyor olması başlı başına hukukun içinde bulunduğu duruma yönelik etkili bir eleştiridir.
Meclis, temsil ettiği egemenlik alanına yönelen müdahalelere karşı herkesten daha dikkatli ve kararlı olmak zorundadır. Kendi hukukundan başlayarak hukukun üstünlüğünün bütün unsurları korumak öncelikle Meclis’in görevidir.
Zira, bizim sistemimizde herhangi bir kurum yetkisini aşarsa bir başka denetleyici bunu düzeltebilir. Ancak, kararları kesin olan Anayasa Mahkemesi yetkisini aşarsa bunun telafisi yoktur; endişe duymak ve ürkmek gerekir. Ki, bütün ülkeyi kuşatan endişe ve memnuniyetsizlik de kararın bu etkisini ortaya koymaktadır.
Öte yandan, anayasanın açık hükümleri ortadayken iptalin ‘makul’ ifadelerle gerekçelendirilmesi pek de mümkün olamayacaktır.
Nitekim, bazı gazetelere sızan bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla iptal kararını veren üyeler, bunu savunurken ‘Meclis seçimlerin 20 yılda bir yapılmasına karar verse, buna da mı seyirci kalacağız?’ demişlerdir! Soru, aynı zamanda içinde anayasa ihlalini de barındıran bir itiraftır. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi Başkanı karar hakkındaki yorumlar için basını eleştirirken, üyelerin 5 gazeteye birden içerideki konuşmaları satır satır servis yapması da başka bir garabettir.
Peki, bu iddia hangi Meclis’e karşı ileri sürülüyor? Seçimin süresini 5 yıldan 4 yıla indiren Meclis’e karşı...
Bu mantığa göre herkes potansiyel olarak suç işleyebileceği için yakalandığı yerde tutuklanmalı, medya dahil bütün kurumlar her an yoldan çıkabileceği için yol yakınken kapatılmalıdır. Bu mantıktan, mahkeme gündeminde bekleyen diğer davalara da keskin bir yol vardır...
Komplo yoktur, her şey çok açıktır, tablo nettir.
Hukuk, niyet okumaz; okursa hukuk olmaz. 08.Haziran.2008 08:31:53 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [2 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
bekir 08.Haziran.2008 21:08:05 |
|
|
 |
|
|
baykal falcılığı
baykal bey 5 yıldan beri iktidar partisinin niyetinin ne olduğunu biliyor ve gizli ajandası olduğunu söyleyip duruyordu.baykal o ajandayı ele geçirip mahkeme üyelerini niyetler konusunda aydınlatmayı ihmal etmemiş galiba.Bir zamanlar içişleri bakanımız Mehmet Ağar'da (fikir özgürlüğü yok)dendiğinde 'herkes istediğini düşünebilir.kimsenin kafasının içini okuma imkanımız yok)demişti!!!! SÖYLEMEDİKTEN SONRA???Galiba yüksek yargıçlarımız beyin okuma teknolojisine sahip oldular dünyadan habersiz.VE o ajandadaki niyetleri doğruladılar,kararlarını ona göre verdiler.ZAVALLI MİLLETTE BUNLARI BİLMEDEN ÜYELERİ ELEŞTİRİP DURUYORLAR...HADİN ORDAN İŞİNİZE BAKIN EY MİLLET,AKLINIZIN ERMEDİĞİ İŞLERE KARIŞMAYIN. |
|
|
|
y.seven 08.Haziran.2008 18:13:34 |
|
|
 |
|
|
sayın mustafa ağabim halkın düşüncelerine tercuman sizin gibigazetecilerimize ne kadar teşekkür etsek azdır.acaba diyorum bazı gazeteciler neden bu demokrasi ayıbını halen destekliyorlar? galiba bu halkı 1960 ların halkı zannediyorlar şayet öyle ise onlar büyük yanılgı ve gaflet içindeler.Yıllarca demokrasi diye diye bizleri kandırdılar ama bundan sonra asla,zaten bu partide kapatılırsa seçime ve sandığa gerek yok anayasa partisi kursun hükümeti zaten oy kullanmayıda düşünmüyoruz bu zamana kadar kullandıkda ne oldu? SAYGILAR |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|