EN SON HABER: (12:32) Buz ada Grönland bir zamanlar ...     EURO: 1,7520 - 1,7530    DOLAR: 1,1900 - 1,1910
 

YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?

Ekrem Dumanlı

Türkiye'de medya meselesine kafa yoran herkese bir çağrıda bulunmak istiyorum:

Gelin birbirimizi acımasız yaftalarla yıpratmayalım. Yaftacı suçlamalar sadece muhatabını değil; gazetecilik mesleğini de sarsıyor. Tabii ki farklı düşüncelerimiz olacak; zaten en büyük zenginliğimiz o farklı fikirler. Ancak bel altı hamleler yerine yüreğini ortaya koyan medya modeliyle, insan hakları ve demokrasi merkezinde kesişmenin, buluşmanın yollarını aramak gerekiyor.
Yandaş medya, kartel medyası, Ergenekon medyası, dinci medya, laikçi medya... Uzayıp gidiyor kara liste. Herkes eline almış bir yafta, canını sıkan herkese yapıştırıp geçiyor etiketleri. Söylenenler doğru mu? Yakışıksız bir başlık altında yüzlerce, binlerce gazeteciyi suçlamak, onları güvenilmez ilan etmek hakperestçe yapılmış bir davranış mı? Bunları düşünecek -daha doğrusu şablonlar yerine ayrıntılı ve derinlikli analizler yapabilecek- ortamdan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyoruz. Kolay geliyor yaftalamak. Önce bir sıfat bulunuyor, sonra o tanımın acıtıcı bir kıvama ulaşması sağlanıyor ve herkesi topyekûn bir çerçeveye sıkıştırarak karalama kampanyasına giriliyor. Böyle genellemeci, dışlayıcı ve ötekileştirici tutum içinde olanlar aslında ne gazetecilik mesleğine saygı gösteriyor ne de meslektaşlarına; üstelik kalite yarışına zemin oluşturacak rekabet anlayışının yerine haksız benzetmelerin gölgesine sığınılıyor.

Mesela yandaş medya deniyor; neden? Çok kritik konularda AK Parti hükümetinden yana tavır alınıyormuş. Gerçekten öyle mi? Gerçekten bu suçlamayı yönelttiğiniz noktada herkes benzer bir tepki mi veriyor? Bu suçlamayla yüz yüze gelen gazeteler ve televizyonlar arasında ifade, üslup, tarz farklarının hiç mi anlamı yok? Öncelikle şu tespiti yapmak lazım: Herkes olaylara aynı pencereden bakmadığı için aynı manzarayı görmüyor. Buradaki farklılığı ve düşünce zenginliğini bir kenara iterek topyekûn yaftacılık yapmak ahlakî bir davranış biçimi değil. Daha önemlisi şu: AK Parti'ye karşı yürütülen anti-demokratik linç kampanyalarına karşı çıkanlar siyasî bir yandaşlık hissiyle sahip çıkmadı; çıkmıyor. 367 yanlıştı, e-muhtıra yanlıştı; daha doğrusu siyaset dışı müdahalelerin tamamı yanlıştı ve o yanlışa yanlış demeyen, temel hak ve özgürlükler konusunda halkı aldatmış olacaktı. Görünen o ki meydan "yandaş medya" diye feryat u figan edenlere kalsa bu ülkeyi siyaset dışı güçler idare edecekti. "Çoğunluk baskısı" deyip mangalda kül bırakmayanlar teorik olarak doğru söylüyorlar; bu ülkede asla "çoğunluk diktası" olmamalı. Ancak azınlık diktatöryası adına konuşmak da, halkın oylarını küçümsemek de vahim diktatörlüklerin ilk adımı sayılabilir...

En büyük zarar gazetecilik mesleğine

Kartel medyası diye yapılan geniş tanımın da yanlışları var kuşkusuz. Medya gruplarının ticarî işlerinin olması ona kartel yaftası vurmayı gerektirmez. Bunun için aslî ölçü şudur: Bir medya kuruluşu, ticarî faaliyetlerine avantaj sağlamak için elindeki medyayı silah gibi kullanıyorsa suç işliyor demektir ve bu ürkütücü sıfatı alnına bizzat kendisi yapıştırıyor demektir. Böyle bir durum yoksa kartel medyası tabiri haksız yere kullanılıyordur. İşin en komik yanı da şu: Sürekli kartel medyası diye suçlanan bir grubun kendini bir türlü yenileyemeyen bir yazarı, karşı atak yapacağım diye beş-altı gazete ve dergiyi sanki bir grupmuş gibi sıralayıp kartel medyası tabirini kullanmıştı. Ayrı şirketler, ayrı tarzlar, ayrı okur profilleri... Şabloncu kafa, elmaları armutları bir sepete toplamaya kalkışınca bir olmayan şirketlerden, bir olmayan yayın politikalarından dolayı kafası karışıyor ve yaftalamak suretiyle kurtuluşu yap-boz oynamakta buluyor...

Ergenekon medyası diye bir medya var mı? Bilemiyorum. Böyle bir genelleme yapmak muhatap kurumlarda çalışan özgürlükçü medya mensuplarını üzüyor olmalı. Maalesef bazı yazar ve yorumcuların adı Ergenekon soruşturmasında belli bir oranda geçiyor. Hoş bir durum değil. En azından bazı yayınların Ergenekon adlı komitacı örgütle söylemleri örtüşüyor. Ultra ulusalcı bir söylemle yabancı düşmanlığından darbeciliğe kadar uzanan söylem birliği, Ergenekon medyası tabirini parlatıyor. Üstelik başka bir mide bulandırıcı durum da söz konusu: Susurluk konusunda aslanlar gibi (!) yayın yapıp "asker-polis-mafya bağlantılarının üzerine giden medya" Ergenekon konusunda aşırı bir suskunluğa bürünüyor. Bu tabloya bakarak Ergenekon medyası benzetmesi yapılabilir mi? Belki. Ancak bunda bile herkesi bir çerçeveye sıkıştırıp belli kurumlarda çalışan insanların tamamını bir yaftayla zikretmek fevkalade vahim sonuçlar doğurabilir. Çünkü onca soru işaretlerine rağmen suçlanan kurumlarda demokrat ve liberal duruşuyla her türlü anti-demokratik eyleme boyun eğmeyen meslektaşlarımızın var olduğunu biliyoruz...

Dinci medya lafı da çok pervasız, çok haksız noktalarda kullanılıyor. Dinci lafı bir kere kaba ve çirkin bir sıfat. İnsanlar dine önem verebilir, dindar olabilir ve bu tercihleriyle de (tıpkı diğer tercihlerinde olduğu gibi) saygıyı hak ederler. Dinci lafı, dini kullanan, onu pazarlayan, onu kalbî bir inanç meselesi değil de bir gösteriş vesilesi yapan anlamına kapılar açıyor. Hiçbir samimi Müslüman bu lafı benimsemez; benimseyemez. Ne var ki muhafazakâr değerlere sahip çıkan herkese bu çirkin iftira atılabiliyor. Hatta bazen bu sıfat öyle cahilce ve acemice kullanılıyor ki meselenin özünde din gerçeğini içine sindiremeyenlerin olduğuna dair kanaatler pekişiyor. Çünkü kendinde yaftalama hakkı ve gücü olduğunu vehmeden birileri, din dendiğinde her şeyden ve herkesten adeta nefret edercesine öfkeye kapılıyor. Hâlbuki yaşama biçiminden algılama tarzına kadar bin bir çeşit muhafazakârlıktan bahsetmek mümkün...

Laikçi medya lafı da öyle. Aşırı derecede izole edici, darlaştırıcı, yozlaştırıcı bir sıfat. Türk insanının laiklikle ilgili ciddi bir sorunu yok; çünkü tarih boyunca farklı kültürlerin karışımı bir toplum olmanın avantajıyla insanımız farklılıklara saygıyla yaklaşmış hep. Cumhuriyet'ten sonra da din ve devlet işlerinin ayrılmasına alışmış. Ne var ki laikliği bir sopa gibi kullanıp yıllar boyu insanımızın sırtında odun kırmayı deneyenler var. Bu acımasız insanlar yüzünden laiklik kavramı da irtifa kaybediyor. Laiklik ayrı, laikçilik ayrı, ultra laikçilik ayrı. Bütün bunlara rağmen bütün tonları yok sayarak bütün laiklik hassasiyetlerini bir renge indirgemek yanlış; oradan genelleme yapıp hayalî bir medya yaftası uyandırmak da yanlış...

Türkiye'de medya meselesine kafa yoran herkese bir çağrıda bulunmak istiyorum: Gelin birbirimizi acımasız yaftalarla yıpratmayalım. Rakibini suçlayarak kendine yer açmaya çalışan, beraber seyahat ettikleri geminin altını delen insan gibidir. Yaftacı suçlamalar sadece muhatabını değil; gazetecilik mesleğini sarsıyor. İlle de bir başlık altında toplanacaksak özgürlük, demokrasi ve insan hakları altında toplanalım. Siyasî iktidardan devlet kurumlarına kadar her şeyi, gazeteciliğin olmazsa olmaz değeri sayılan özgürlükçülük süzgecinden geçirelim. Kim bu çağdaş değeri yerle bir ediyorsa hep beraber karşı çıkalım. Yüreğimiz yetiyorsa haberde doğruyu, yorumda doğruyu, analizde doğruyu arayalım. Tabii ki farklı düşüncelerimiz olacak; zaten en büyük zenginliğimiz o farklı fikirler. Ancak bel altı hamleler yerine yüreğini ortaya koyan medya modeliyle, insan hakları ve demokrasi merkezinde kesişmenin, buluşmanın yollarını aramak gerekiyor. Yoksa bu yaftacı kafayla bir yere varılamaz; varılsa bile o, medyanın bitiş çizgisidir!..


16.Haziran.2008 08:23:24
yorum yaz gönder yazdır puanla

Puanlama: 0.0/10 (0 kişi katıldı)

  
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[3 adet yorum gelmiştir]    
metehan merter 16.Haziran.2008 15:15:03

mutedil olmak
sayın ekrem dumanlı bey yazılarınızı özenle takip ediyorum özellikle düzenli olarak p.tesi günleri zamanda çıkan yazılarınız tabi bu aralar gündemler yoğun olunca siz de sağolunuz bizleri aydınlatmak için diğer günlerde de yazmaya başladınız.gerçekten de mutedil çizginize yakışır bu yazıları okuyunca şöyle bir silkelenip kendimize geliyoruz.. yazılarınızda hep hoşgörü ve kardeşlik tohumlarını saçıyorsunuz inş. birgün bu tohumlar yeşerecek ve hakkettiği meyveleri insanımıza sunacaktır saygılar diliyor kaleminize sağlık diyorum...

ELİF KOÇ 16.Haziran.2008 14:26:13

YAKIŞIR
SAYIN EKREM DUMANLI BEY, YAZINIZI ÇOK BEGENDIM. KALEMİNİZLE ÇOK YAŞAYINIZ.....

barış 16.Haziran.2008 09:22:49

akrep ile kurbağa
bir gün akrep burbağadan yardım istemiş beni karşı kıyıya geçir diye o da sen akreplik yaparsın demiş netice akrep söz vermiş kurbağa sırtına almış yola çıkmışlar fakat yolda akrep dayananayıp sokmuş ne yaptın ikimizde öleceğiz demiş kurbağa ne yapayım kanımda var dayanamayıp soktum kimin umrun da

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 
Hülya Avşar'a tepki yağıyor
Küçük'ün notu Doğan'ı ele verdi
Özal'ın rüyası gerçek mi oluyor?
Kare kare infaz !
CHP'li vekilden pes dedirten çıkış
Tüyler ürperten telefon kayıtları !
1 Ekim'den önce sigortalı olun çünkü...
Tuhaf isteğe tokat gibi cevap
Masonların karanlık planları belgelendi
Dağlıca'da bir şok daha - İZLE
C. Tayyar Kala
EDİBE SÖZEN KENDİNE YAPTI
İletişim profesörü Edibe Sözen’in AK Parti’ye katılımı inanılmaz derecede ses getirmişti.
Asım Yıldırım
KÖRLEŞMİŞ VİCDANSIZLAR
Bu nasıl bir insanlıktır? Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu nasıl bir değer bilmezliktir?
Kemal Gülen
CEVİZ GÖLGESİNDEKİ KEFENSİZ ŞEHİTLER
Şehre girerken bile sessizliğin ve dinginliğin bütün ruhunuzu kuşattığını hissediyorsunuz.
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
BU NE TERBİYESİZLİK
Bir insan hem haddini bilmez, hem cüretkár, hem de asgari nezaket kurallarından yoksun olunca, ortaya böyle bir ‘sonuç’ çıkıyor.
engin-ardic
Engin Ardıç
KARA KARTAL MÜŞERREF
Pakistan'ın "müstafi" devlet başkanı Perviz Müşerref, paşalıktan gelme bir adam...
ismet-berkan
İsmet Berkan
BUGÜN AB İÇİN NE YAPTIN?
Babacan sürekli, en durgun denilen dönemde bile AB için neler yapıldığını anlatmaya çalışıyor.
samil-tayyar
Şamil Tayyar
BAŞSAVCI KONUŞMALI
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu’nın Kartal Savcısı olduğu dönemde Sedat Peker Kartal Cezaevi’nde yatıyordu. 4 yıl önce bir iddia ortaya atıldı.
mehmet-kamis
Mehmet Kamış
CHP'DEN DOĞRU MUHALEFET
CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu'nun Silivri'deki bir imar meselesini gündeme taşıması çok ilginç bir gelişme.
ahmet-turan-alkan
A.Turan Alkan
AHBABLARIMI KINIYORUM
"Hayvan keserek bayram yapılan bir dini aklım almıyor" lâfını bir araya getirmek büyük başarı.