|
BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ! 
Hafta içinde yapılan TÜSİAD toplantısını bir kenara kaydetmek gerekiyor.
İş dünyası için önemli sayılabilecek bir dernek toplantısının ekonomiye yol göstermesi beklenirken toplantı ciddi kırılma noktalarını işaretledi.
İş dünyasının doğrudan irtibatlı bulunduğu bazı kuruluşlar toplantıyı resmen protesto etti; üstelik zehir zemberek açıklamalar ve eleştiriler getirerek... Tepkilere kulak verdiğinizde daha da tedirgin oluyorsunuz. TÜSİAD'ı siyasete müdahale etmek; hatta siyaseti yeniden planlamakla suçlayanlar var. Doğrudur, yanlıştır onu kesin bilemem; ancak ortada hoş bir durum olmadığı aşikar. İş dünyasının aslî gündemi siyaset mühendisliği olmamalı. Zira 2008, ekonomik sıkıntıların had safhada hissedildiği bir dönem. Dünyanın ekonomik bir darboğaza doğru sürüklendiği herkesin malumu. Buna bir de bizdeki maceraperestlerin siyasete kafayı bozmuş pervasızlığını ekleyin ki manzaranın dehşeti anlaşılabilsin. Tam bu noktada iş dünyasının siyaset mühendisliğine soyunması anlaşılabilir bir tutum değil. TÜSİAD, hakkında oluşan soru işaretlerini dikkate almak mecburiyetinde; hatta bunun daha ötesine geçip Türk ekonomisinin krizden çıkmasına katkı sağlaması gerekir; bunun için de önyargısız, ideolojik saplantısız ve demokrasiye saygılı bir gerçeklik ortaya koyması şart.
Haftanın diğer önemli bir olayı Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili bazı haberlerin geniş yankı uyandırmasıydı. Zaten birkaç haftadır Genelkurmay'ı yakından ilgilendiren haberler yayınlanmıştı. Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ'un Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'le gizli görüşme yapması kamuoyunca şaşkınlıkla karşılanmıştı. Paksüt, görüşme bilgisini önce yalanlamayı denedi; fakat daha sonra görüştüğünü itiraf etti; hatta üç kez görüşme yaptığını anlatmak zorunda kaldı. AK Parti ile ilgili kapatma davasıyla ilişkilendirilen görüşmede komuta katının boşaltılması, kameraların durdurulması gibi kuşkuları artırıcı davranışlar, kelimenin tam anlamıyla bir skandal.
Paksüt-Başbuğ olayının şokundan çıkılmamışken Taraf Gazetesi yeni bir habere daha yer verdi. Genelkurmay'ın içinden alındığı ifade edilen bilgiye göre Genelkurmay acil eylem planı hazırlamıştı. Maddeleştirilerek ortaya konan 'eylem planı'nın tüyler ürperten yönleri de var. Beklenirdi ki Genelkurmay bu bilgiyi yalanlasın. Öyle olmadı. Bir açıklama yapıldı; ancak açıklama soru işaretlerini artırdı. Zira açıklama böyle bir belgenin olmadığını söylemiyordu; sadece bu belgenin 'kayıtlarımızda komuta katı tarafından onaylanmış böyle bir resmi evrak ya da plan yok' deniyordu. Kafalar iyice karıştı; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin siyasetin içinde aktif görev alması; hatta bu uğurda toplum mühendisliği yapması düşünülemezdi...
Türkiye'nin enerjisini boşu boşuna tüketiyorlar...
Bu arada asıl tüyler ürperten bir başka konu daha çıktı ortaya. Kanal D'de yer alan bazı görüntülere göre bölücü terör örgütü elemanları ellerini kollarını sallayarak sınırımızdan geçiyor. Amerika'nın Türkiye'ye verdiği insansız hava aracı tarafından çekilen görüntülerde bu vahim durum rahatlıkla görülebiliyordu. Aktütün karakolunun basılması ve 6 Mehmetçik'in şehit düşmesine neden olan buradaki ihmal, Kanal D'nin yayınında açıkça görülüyordu. Vahim bir durum! 'Böyle bir duruma niçin vaktinde müdahale edilmez, haberleşme esnasında hangi halkada kopukluk vardır, bu vahim ihmal başka hadiselerde de yaşanmış mıdır?' Sorular uzayıp gidiyor. Askerî mahkemenin bu konuyla ilgili yayın yasağı ve kısıtlama kararı alması, bu soruların kamu vicdanını sızlatmasını engellemiyor.
İster TÜSİAD örneğine bakın isterseniz Genelkurmay ile ilgili haberlere; göreceksiniz ki Türkiye büyük bir iç enerji kaybıyla karşı karşıya. Hiç kimsenin asli vazifesi yerine 'toplumu adam etme' gibi bir misyonu olamaz. Hele kanun dışı yollar denenerek böyle bir misyonu hiç kimse üzerine alamaz. Buna razı olmak vesayet sistemine razı olmaktır. Ne yazık ki medyanın bir bölümü ısrarla bu karmaşaya boyun eğiyor; hatta bunu adeta destekliyor. Medya sosyal gerçekliği anlama ve doğru analiz etme yerine insanların kendi başına doğru karar veremeyeceğini düşünüyor; hatta toplumun bir şekilde mutlaka kontrol altına alınıp belli bir çerçeve içine alınmasını istiyor. Hani işler yolunda gitse belki bu tip temennilere romantik bir mana yüklenip yaptıklarına 'sosyal sorumluluk projeleri' çerçevesinde bakılabilir. Ancak zaten memleket büyük sıkıntılarla karşı karşıya ve bunları aşabilmek için herkesin kendi asli görevini yapması şart; buna aldırmadan herkesin başka işlere soyunup kendi işini yapamaz hale gelmesi felaketi katlıyor, içinden çıkılmaz bir buhrana dönüştürüyor.
Andıç çalışmalarını andıran ve 'komuta katı tarafından onaylanmadığı' söylenen belgede asıl insanların yüreğini ağzına getiren başka ayrıntılar da var. Mesela deniyor ki 'Medya etkin olarak kullanılmalı.' Ne demek kullanılmak? Kimin kullanılmasından bahsediliyor? Bahsi geçen belgeye göre 'TSK'yı yıpratmayı amaçlayanlar hakkındaki bilgiler uygun medya kanalları kullanılarak kamuoyuna yansıtılmalı. Kamuoyunun bilgilendirilmesi için uygun medya organları, uygun yöntemlerle etkili olarak kullanılacaktır. Bahse konu bilgiler İstihbarat Başkanlığı'nca toplanacak ve Hareket Başkanlığı'na gönderilecektir.' Komuta katı tarafından onaylanmamış ancak varlığı inkar edilmeyen belge tam bir skandal. Bu meselenin medyaya bakan yönü ise daha büyük skandal! 'Uygun medya organları' lafı tüm medyayı zan altında bırakmaz mı? 'Uygun yöntemlerle etkili kullanma' lafından ne anlamak lazım acaba? Zaten bu ülke ağır bir psikolojik harbin tam göbeğinde yaşıyor. Halkın pek çok şeye inancı temelden sarsıldı; maalesef sarsılmaya devam ediyor...
Dünya çok önemli bir krizin eşiğinde buram buram ter döküyor. Bütün dünya devletleri kâbuslarla uyanıyor her sabah. Ekonomik dengeler sırat köprüsünde tir tir titriyor adeta. Soğuk Savaş sonrası oluşan yeni güç dengeleri yeni çatışma (en azından kapışma) çizgilerini daha belirgin hale getirdi. Etrafımızda (başta Irak ve İran olmak üzere) önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu şartlar altındaki Türkiye'nin ana gündemine bakar mısınız lütfen? Yüzde 47 ile iktidara gelmiş bir parti kapatılmak isteniyor. Anayasa Mahkemesi kendine tanınan anayasal çerçeveyi göstere göstere aşıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkileri adeta bir oldubittiye getirilerek 'gasp ediliyor', parti kapatma davasına bazı ordu mensuplarının müdahil olup olmadığına dair ciddi endişeler dile getiriliyor, kapatma davasında karar verecek kişiler müstakbel ordu üst kademe yöneticileri ile bir araya geliyor, komuta kademesinden habersiz yapıldığı söylenen 'acil eylem planları' ortaya çıkıyor, Genelkurmay'ın tam sahiplenmediği belgeye göre Kürt sorunundan medyaya kadar pek çok alanda toplum mühendisliği yapılıyor...
Yazık ki Türkiye zaman kaybediyor, enerji kaybediyor. Hazin bir durum. Çünkü hiç kimse kendi asli sınırlarında durmak istemiyor. Üstüne vazife olamayan işlerin kesiştiği bir nokta var: Muhalefet. Maalesef bu ülkede adam gibi muhalefet yapılamıyor. Ne CHP icraat denetimi yapmak için bilgi dolu stratejiler üretebiliyor ne MHP halkın beklediği müspet muhalefeti ortaya koyabiliyor. Basit ve gündelik politikalar nedeniyle ortaya çıkan muhalefet boşluğu o kadar büyük ki herkes bu boşluğu doldurmanın telaşına kapılmış adeta. Bazı medya kuruluşlarının kapris dolu nefreti de buradan kaynaklanıyor. Halkı bir türlü ikna edemeyen, üstelik onun tercihleriyle sürekli çatışan medya, hıncını iktidardaki partiden alıyor. İcraat denetimi dışında yapılan muhalefet bir zaman sonra toplum mühendisliğine dönüşüyor. İş dünyasından medyaya, ordudan yargıya kadar uzanan geniş yelpazede bu kadar karmaşa yaşanınca Türkiye yoruluyor, üzülüyor, kaybediyor... Çünkü bu ülkenin gerçek gündemleri değil bunlar... 23.Haziran.2008 07:39:18 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [2 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
M.DAYIOĞLU 23.Haziran.2008 22:28:17 |
|
|
 |
|
|
TÜRKİYENİN YORULMASINDAN KEYİF ALANLAR MI vAR?
Türkiyem benim; Kurtuluş Savaşı'nda canını dişine takarak mücadele etmiş ; yorulmuş.
Her 10 yılda bir darbeler altında ezilmiş; yorulmuş.
Hırsızlardan , arsızlardan ve "Türk Halkı'nı hiçe sayanlardan; yorulmuş.
İşte yorgun bir Türkiye;
Darbelere artık suskun kalmayan bir Türkiye;
İstikbalini düşünen bir Türkiye;
Çocuklarını düşünen bir Türkiye;
Uydurma laflara karnı doymuş bir Türkiye;
Türk Milli Takımı'mız ,başarılarını Türk Halkı'na armağan etmiştir.Türk Milli Takımı çok mutluydu.Çünkü Türk Halkı'nı sevindirmişti.
Peki Türk Halkını üzen, yoran ve kaybettirenler; bunu niçin yaparlar?Yoksa Türk Halkı'nı sevmiyorlar mı?
selamlar, saygılar... |
|
|
|
metehan merter 23.Haziran.2008 17:05:59 |
|
|
 |
|
|
mükemmel bir tesbit
ekrem abi kaleminize sağlık.gerçekten de çok önemli bir konuya değindiniz. statukocu zihniyet ne zaman bir araya gelse hep ülkemizi yoracak gündemdışı demeçler vererek ümidimizi son damlasına kadar tüketecek kadar zalimane hareket ediyor. mesela rektörler bir araya geliyor zannedersiniz ülkemizin geleceği üzerine bilimin nasıl kullanılıdığı takdirde daha iyi seviyelere geleceğimizi tartışacaklar .. ama nafile..toplum mühendisliğine soyunup kendi üzerine düşmeyen toplumu yatıştırmak yerine daha da gerecek sözler sarfediyorlar.. bugün ülkemiz gerçekten de haketmediği gündemlerle çok güç kaybediyor.bu konuda maalesef düşene bir de medya tekme atmaz mı çileden çıkıyorum.. ortada paksüt-başbuğ görüşmesi oluyor medya bu konunun özüne ineceğine hemen gündem saptırarak acaba bu görüşme nasıl kaydedildi kim iletti falan fistan yani medya da üzerine düşeni yapmıyor maalesef.. |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
|
 | Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ? |  | Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR |  | Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK |  | Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO |  | Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI |  | Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM |  | Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR? |  | Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA |  | Eylül 04 DAR GÖMLEK |  | Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ |  | Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM |  | Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN... |  | Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK |  | Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ! |  | Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART |  | Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN... |  | Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE... |  | Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ! |  | Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN... |  | Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR? |  | Temmuz 21 SUÇ KİMDE? |  | Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK |  | Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU |  | Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ |  | Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ |  | Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ |  | Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ |  | Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU |  | Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ! |  | Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR? |  | Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA |  | Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR? |  | Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK |  | Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA! |  | Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN! |  | Mayıs 30 BÖCEK |  | Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ |  | Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ? |  | Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ |  | Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ |  | Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE... |  | Mayıs 15 MEYHANE BASKISI |  | Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL |  | Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ |  | Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR? |  | Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI! |  | Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ |  | Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA |  | Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR? |  | Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI? |  | Nisan 24 TÜKENİŞ |  | Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA |  | Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN |  | Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE? |  | Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR |  | Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK |  | Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI |  | Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK? |  | Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR |  | Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?.. |  | Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR |  | Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ? |  | Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK |  | Mart 18 YAZIK OLUYOR... |  | Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI! |  | Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI... |  | Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI |  | Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR? |  | Mart 06 ASKERLE POLEMİK |  | Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA! |  | Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ! |  | Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ |  | Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI |  | Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN! |  | Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ |  | Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ? |  | Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP! |  | Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI |  | Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA |  | Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA... |  | Ocak 29 2009'DA DARBE |  | Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR! |  | Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN |  | Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR! |  | Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ |  | Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA |  | Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE |  | Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK |  | Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR? |  | Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET |  | Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA! |  | Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE |  | Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM.. |  | Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ... |  | Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE? |  | Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM |  | Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR |  | Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK |  | Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM |  | Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ |  | Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR |  | Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK |  | Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN |  | Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK? |  | Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER |  | Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI |  | Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK |
|
| |
|
|