|
ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ 
Geçen hafta yurtdışındaydım. Döndüğümde masamda bir yığın gazete kupürü buldum.
"Bir haftada bu kadar hakareti hak edecek ne yapmışız ki!" demekten alamadım kendimi. Her birine cevap versen bir dert; konuşulanları dikkate almasan bir başka dert.
Yine de birkaç satırla değinmekte fayda var; ancak asıl fotoğrafı doğru okumak lazım her şeyden önce: Son dönemde karşımızda yalnızlaşan ve güç kaybeden bir medya var. Geçmişte bir dediği iki edilmeyen, önünde herkesin el pençe divan durduğu medya dünyası, şimdilerde oluşan çok seslilik üzerine tehevvüre kapılmış durumda. Asabı bozuk yayıncılık yapmayı, ağzı bozuk yazı yazmayı bir maharet sanıyorlar. Oraya buraya saldırıp insanların canını yakıyorlar, sonra da kalkıp "bana hakaret edildi" diyerek kaynağı meçhul ve aşağılık mesajları kendileri için haklılık gerekçesi yapmaya çalışıyorlar. Marjinal bir gazete olursanız; bu hırçınlık anlaşılabilir. Nitekim öyle gazete ve televizyonlar var bu ülkede. Mesela Akşam Grubu'nun, çıtası çok düşük bir Tercüman'ı var; vallahi dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde üç gün yayın yapamaz; faşizm, ırkçılık suçundan kodesi boylar. Ne yaparsın ki bu ülkede itibarlı bir şirket bile böyle pespaye yayınlarla vaziyeti idare edebiliyor. Neyse. Konum marjinaller değil. Kendini merkezde sanan medya, tarihinde görülmemiş bir huşunetle gazetecilik yapmayı deniyor. Bu yanlış! Kitle gazeteleri Cumhuriyet'e benzemez; benzeyemez.
Örnek olsun diye söylüyorum: M.Yakup Yılmaz'ın haftanın beş günü Zaman'ı ve ona gönül verenleri hedef seçmesi tuhaf değil mi? İyi kötü tanıdığım bir insan. Bilebildiğim kadarıyla medeni, efendi, konuşulabilir bir meslektaş. Ama son dönemdeki asabiyetine bir mana veremiyorum. Yılların gazetecisi söze şöyle mi başlar: "AKP destekçisi dinci medya". Ayıp! Sen böyle söylersen başkalarının sana söylediğini de hak etmiş olmaz mısın? Meslektaşına saygı duymayan, kendine saygı duymuyor demektir. Benim tanıdığım M.Yakup, bu değil. Vakit de bu arkadaşıma "Pornocu" diye hitap ediyor. Ne kadar ayıp ve ne kadar çirkin. 'Kartel medyası' lafı da hoş değil. Aydın Doğan da bundan haz almıyordur herhalde; ancak bu ülkede 'kavgada yumruk sayılmaz' denir. Yazık! Ne "dinci medya" demeye gerek var; ne "kartel medyası" demeye. Herkesin kendine göre bir okur kitlesi ve yayın politikası olabilir; buna saygı duymak gerekir. Ayrıca herkes kendi işini doğru yapmalı, takdir ve tekdiri kamuoyuna bırakmalı.
Gelelim bu tiraj meselesine. Bunu merak eden insan, kendine yakışan centilmenlik içinde sorusunu sormalı ve aynı beyefendilik içinde cevabını almalı. ABC tiraj denetim hadisesindeki gelişmeleri bazı meslektaşlarımız kaçırmış. Konuya vâkıf olmayanlar için buraya kısaca notlar düşüyorum:
1) ABC Türkiye kurulduğunda dar bir medya topluluğunun dışında hiçbir medya kuruluşu yönetime alınmıyordu. Bu duruma başta Zaman olarak biz itiraz ettik. Kurucuların direnci Rekabet Kurulu'nun uyarısı üzerine kırıldı ve pek çok gazeteden üyeler alındı. Yani, ABC'ye (tiraj denetimine) biz kendi isteğimizle girdik; hatta şartları zorlaya zorlaya girdik. Tiraj denetiminden korkan, niçin tiraj denetimi yapacak kuruluşa üye olur? Nitekim pek çok gazete, bu oluşuma katılmadı; çünkü katılmak zorunda değiller.
2) ABC, tiraj denetim kriterleri koyarken abone sistemini yok edecek ilkeler uydurmaya kalktı. Dünyanın hiçbir yerinde istenmeyen şeyler talep etti. Bunlara itiraz ettik. Ne var ki pek çok itirazımıza kulak verilmedi. Buna rağmen biz gerekli tedbirleri aldık ve denetime hazır hale geldik. Ancak gördük ki her seferinde yeni bir engel üretilmeye, adeta abone sistemini yok edecek tedbirler alınmaya çalışıldı. Biz, bunun dünyada böyle yapılmadığını, tiraj denetiminin çığırından çıkarılıp okur denetimi haline dönüştürüldüğünü izah ettik. ABC, üst düzeyiyle bir araya gelip tüketici hakkına ve rekabet kurallarına aykırı durumları bildirdik. Ancak kötü bir yönetim şekliyle kriz çözme yerine krizle devam etme gibi tuhaf bir yol tercih etti o günkü üst düzey yönetici. Mesela her bir müşteri için kesilen faturayı kabul etmediğini, mutlaka makbuz istediğini söyledi. İnanılmaz bir şey bu! Devletin kabul ettiği, açık isim ve adres yazılı faturayı kabul etmiyor; her ay, her müşterinin tek tek bulunup imzalayacağı makbuz isteniyor. "Kuşku duyuyorsan faturadaki ismi araştır" dememize aldırmıyor. "Peki, bayiden sattığın gazetede niçin her bir ferde indirgenecek kadar denetim yapamıyorsun?" sorusunun da karşılığı yok.
3) Türkiye'de uygulanan ve anlamsız bir inada dayanan kurallar manzumesini IF-ABC dünya başkanı Chris Boyd'a sorduk. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama duymadığını; ancak ülkelere doğrudan müdahale edemediklerini söyledi. Ve bir tavsiyede bulundu: Dilerseniz ABC'nin kurucu üyesi BPA Worldwide'a özel bir tiraj denetimi yaptırabilirsiniz. Nitekim öyle yapıldı. Dünyanın 25'ten fazla ülkesinde 400'ün üzerinde gazete ve derginin tirajını denetleyen BPA Worldwide, Zaman'ı belli periyotlarla denetliyor ve raporunu açıklıyor.
4) ABC ile Zaman arasında yaşanan tartışma kamuoyuna yansıdı ve Rekabet Kurulu konuyu incelemeye aldı. Onlar da ABC'nin haksız rekabete yol açacak uygulamalar yaptığını tespit etti ve dokuz maddeyle bu haksızlığı giderecek yol haritasını gösterdi. Bu metni okumadan tiraj üzerine köşesinden yazı yazan, yanlış yazmış olur. Zira Rekabet Kurulu, konuya fevkalade bir ciddiyetle eğilmiş ve ileride gazete satışlarını öldürecek bir uygulamanın önünü almıştır; daha ötesi bazı medya gruplarının tekel olmasının önüne geçmiştir. M.Yakup Yılmaz (ve onun gibi tiraj konusuna yanlı yaklaşan arkadaşlar) Rekabet Kurulu'nun raporunu okumadan yorum yapıyor. O rapor, bir gazetenin değil, Türk gazeteciliğinin karşılaşacağı bir problemin önüne geçiyor.
Açık konuşuyorum; eğer bir gazetenin tirajından şüphe duyuyorsanız, onu uluslararası bir tiraj denetim firmasına denetletirsiniz olur biter. Bunu Türkiye'de yapan tek gazete Zaman'dır. BPA Worldwide gibi dünya markası bir denetim firması yıl boyunca bu denetimi yapıyor ve elde ettiği sonucu dünya kamuoyuna açıklıyor. ABC kendi kendine zarar verdi; objektif bir denetim yapacağına, abone sistemini kilitlemek isteyen bazı medya gruplarının aklına uydu ve Rekabet Kurulu'ndan ağır bir ders aldı. Keşke böyle olmasaydı.
SONUÇ: Eğer bir gazetenin tirajından kuşku duyacaksanız ölçüyü söyleyeyim: Bir gazeteyi kendi matbaanızda basar, kendi dağıtım şirketinizle dağıtır, satış rakamlarını da kendiniz açıklarsanız; burada bir hata olup olmadığını hiç kimse bilemez. Ne malum doğru söylediğiniz? Basan siz, dağıtan siz, açıklayan siz! Zaman, kendi matbaasında basılıyor, YAY-SAT kanalıyla dağıtılıyor; Cihan Medya Dağıtım yoluyla da abonelerine ulaştırılıyor. Üstelik bir de BPA Worldwide gibi ABC'nin de kurucu üyesi ve bu konuda dünyanın en muteber şirketine tiraj denetim imkânı sunuyor. Bundan şüphe duyacağına kendinden şüphe duy desem ayıp olur mu acaba?
BİR DAVET: Tiraj denetiminin bir ülkede sadece bir kuruluşa verilmesi zaten yanlış. O yüzden dünyanın her yerinde pek çok şirket tirajları bilimsel metotlarla denetliyor. Hodri meydan; ABC buradaysa BPA orada. Ya da herhangi bir uluslararası denetim firması. Yüreği olan, böyle bir denetim firmasını Türkiye'ye davet etsin; gerçek manzara çıksın ortaya.
BİR SORU: Otellerde, benzinliklerde, kampüslerde nasıl bedava gazete dağıtıldığını biliyoruz. Zaten 20 dk. adında bedava gazete de çıkarıyor Doğan Grubu. Gaste diye bedava bir gazete de neşrediliyor ayrıca. Ancak Doğan Grubu'nun abone yapmak için kapı kapı dolaştığı pek bilinmiyor. Birisi M. Yakup Bey'e bu durumu söylemeli. Hatta bir ipucu daha vereyim: Bazı işyerlerinde abone yapılırken Hürriyet'le beraber dinî kitaplar dağıtılıyor. Bunda bir yanlışlık görmüyorum. Demek istediğim sadece şu: Abone sistemiyle satış, önemli bir tiraj hamlesidir; bunun yanlışlığı üzerine mangalda kül bırakmayacak iri puntolu laflar üretmeye gerek yok. Eninde sonunda varacağınız yer burası. Yarın mahcup olacağınız şeyi bugün niye söylüyorsunuz ki!
Bozgun psikolojisi
Asabı bozuk yayıncılıktan medet uman bir kişi olsa, görmezden gelirsiniz olur biter. İnanılmaz bir öfkeyle saldırıyor, güç kaybeden medya. Bu aslında kadim bir metot; saldırarak kendinden bahsettirme, popüler kalma...
Birkaç güne sıkışan öfkeye bakar mısınız. Bir köşe yazarı, Taraf'ın Zaman'da basıldığını iddia ediyor. İnsaf be kardeşim! İnsan Taraf'ın künyesine bir bakar; orada hangi baskı tesisinde basıldığı yazıyor. Bu kadar mı dağılmış durumdasınız, bu kadar mı kulağınıza üflenen her şeyi gerçek sanıyorsunuz? Kaldı ki Taraf'ı Zaman matbaasında bassan ne olur; ne mahzuru var? Her gazete, Türkiye'nin altı şehrine matbaa kurmak zorunda mı?
Bir başka köşe yazarı, Leyla İpekçi'ye takmış kafayı. Kafa da kafa yani; İpekçi'nin cemaat bursuyla Amerika'da okuduğunu, Zaman'ı, Taraf'ı, kısacası her şeyi aşure yapmış arkadaş. Leyla Hanım, ABD'ye ayak basmış biri değil; ama olsun(!) 'Yalandan kim ölmüş' diyen kalemine sarılıyor.
Bir de meseleyi temelinden yanlış aksettirenler var. Mesela Fethullah Gülen'le ilgili yayınlar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'ndan da beraat çıktı ya; neredeyse gayzından çatlayacak birileri. Yeni bir hadise keşfetmişler. Güya, Amerika'da savcılık bir dosya hazırlamış ve Gülen hakkında ağır suçlamalarda bulunmuş. Yanlış! Vize verilmeyince Gülen'in avukatları göçmenlik bürosunu mahkemeye vermiş. Hâkim her iki tarafı da dinliyor. Göçmenlik bürosu vize vermeme gerekçelerini anlatabilmek için bir kısım iddialar öne sürüyor. Bizim gazeteler, bunu Gülen hakkında savcılık dava açmış gibi takdim ediyor. Konu ne? Vize. E hani Sayın Gülen "Amerika'nın adamı" diye yeri göğü inletiyordunuz; ne oldu, basit bir vizeyi bile vermemişler işte.
Bazı kişi ve grupların hırçınlığını belli bir oranda mazur görmek gerekiyor galiba. Tipik bir bozgun psikolojisiyle karşı karşıyayız. Güç kaybettikçe "öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya" psikolojisine kapılıyorlar. Toplumsal desteği kaybedenlerin tek seçeneği var: Saldırmak; alacağı tepkilere dayanarak ayakta kalabilmek. Soğukkanlı olmakta, kendi işimize odaklanmakta fayda var. Sonuçta kimin haklı olduğuna, hangi gazetenin/televizyonun adam gibi mesleğini icra ettiğine kamu vicdanı karar verecek; medya terörizmi değil!
30.Haziran.2008 08:07:04 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [9 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
abdulkadir beder 30.Haziran.2008 21:43:25 |
|
|
 |
|
|
yazık be...
Bu kadar yalan haber yapan bir gazete kitlesi diğer tarafta tek başına yalanları şamar gibi suratlarına vuran,bunlara meydan okuyan ZAMAN, Allah utandırmasın Zaman |
|
|
|
abdulkadir beder 30.Haziran.2008 21:42:51 |
|
|
 |
|
|
yazık be...
Bu kadar yalan haber yapan bir gazete kitlesi diğer tarafta tek başına yalanları şamar gibi suratlarına vuran,bunlara meydan okuyan ZAMAN, Allah utandırmasın Zaman |
|
|
|
ahmet koç 30.Haziran.2008 14:21:30 |
|
|
 |
|
|
Üzülüyorum
Hadi biz bu gazeteleri okumuyoruz sizin bunları muhatap alıp kafa yormanıza üzülüyorum. Zaman değerli, boşuna harcamayın. |
|
|
|
ertuğrul 30.Haziran.2008 11:50:09 |
|
|
 |
|
|
kartel medyaya
anlayana sivri sinek saz , anlamayana deve kuşu az. |
|
|
|
mevlut 30.Haziran.2008 10:52:31 |
|
|
 |
|
|
agzına saglık ekrem bey
ben burdan bır cagrıdadad bulunmak ıstıyorum ne olur arkadaslar su gaste konusunda daha cıddı davranalım ve su ınsanları konusturmayalım eger gercekten bu ıse gonul vermıs ınsanlar gasteye sahıp cıksalar gercek trajın ne oldugunu anlarlar onların dusundugunun tam tersı oldugunu gorurler lutfen arkadaslar lutfen |
|
|
|
bahattin 30.Haziran.2008 10:18:51 |
|
|
 |
|
|
tebrikler
Ekrem beyin söylediklerine aynen katılıyorum. kimin haklı olduğunu halk zaten biliyor. bunu tirajlar zaten gösteriyor. bize düşen yola devam etmek.. |
|
|
|
munzevi 30.Haziran.2008 09:37:37 |
|
|
 |
|
|
BİZ ZAMAN OKURLARI OLARAK HER ZAMAN ARKANIZDAYIZ. SİZİN BU ÜLKENİN TALİHİNİ DEĞİŞTİRMEK VE ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLARI BOZMAK İÇİN ELİNİZDEN GELEN HER TÜRLÜ FEDAKARLIĞI YAPTIĞINIZIN FARKINDAYIZ.
TEŞEKKÜRLER ZAMAN.. |
|
|
|
murat 30.Haziran.2008 09:04:26 |
|
|
 |
|
|
Biz işimize bakarız.
Engeller aşılmak içindir, takılmak için değil....
Onun bunun ne dediği çok önemli değil.
Biz daha bir gayretle çalışıp, kalitenin emeğin karşılığını vermeliyiz.
Zaman gerçekten müthiş işler başarıyor. Sonuna kadar arkasındayız... |
|
|
|
Ramiz 30.Haziran.2008 08:42:09 |
|
|
 |
|
|
Kaleminize sağlık...
Sayın Dumanlı, tespitleriniz gerçekten çok yerinde. Şöyle bir geriye dönüp baktığımda Zaman o kadar yol katetmiş ki... İnanılmaz derecede... Ama Merkez(!) Medya hala olduğu yerde sayıyor. Dolayısıyla sizin anlatmak istediklerinizi pek anlayacaklarını sanmıyorum. Daha doğusu anlarlar da anlamak istemezler. Çünkü işlerine gelmez. |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
|
 | Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA |  | Eylül 04 DAR GÖMLEK |  | Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ |  | Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM |  | Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN... |  | Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK |  | Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ! |  | Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART |  | Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN... |  | Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE... |  | Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ! |  | Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN... |  | Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR? |  | Temmuz 21 SUÇ KİMDE? |  | Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK |  | Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU |  | Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ |  | Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ |  | Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ |  | Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ |  | Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU |  | Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ! |  | Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR? |  | Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA |  | Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR? |  | Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK |  | Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA! |  | Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN! |  | Mayıs 30 BÖCEK |  | Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ |  | Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ? |  | Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ |  | Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ |  | Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE... |  | Mayıs 15 MEYHANE BASKISI |  | Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL |  | Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ |  | Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR? |  | Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI! |  | Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ |  | Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA |  | Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR? |  | Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI? |  | Nisan 24 TÜKENİŞ |  | Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA |  | Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN |  | Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE? |  | Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR |  | Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK |  | Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI |  | Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK? |  | Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR |  | Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?.. |  | Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR |  | Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ? |  | Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK |  | Mart 18 YAZIK OLUYOR... |  | Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI! |  | Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI... |  | Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI |  | Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR? |  | Mart 06 ASKERLE POLEMİK |  | Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA! |  | Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ! |  | Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ |  | Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI |  | Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN! |  | Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ |  | Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ? |  | Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP! |  | Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI |  | Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA |  | Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA... |  | Ocak 29 2009'DA DARBE |  | Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR! |  | Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN |  | Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR! |  | Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ |  | Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA |  | Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE |  | Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK |  | Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR? |  | Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET |  | Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA! |  | Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE |  | Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM.. |  | Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ... |  | Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE? |  | Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM |  | Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR |  | Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK |  | Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM |  | Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ |  | Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR |  | Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK |  | Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN |  | Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK? |  | Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER |  | Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI |  | Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK |
|
| |
|
|