|
ERGENEKON’UN ÖRTÜLÜ OPERASYONLARI 
Ergenekon soruşturması, Türkiye'nin yakın tarihinde yaşanan başka bir darbe girişimini daha ortaya çıkardı.
Ergenekon 57. hükümetin Başbakanı olan rahmetli Bülent Ecevit'i devirmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştı. Bu gelişme Ecevit'in sağlığı üzerinden yapılan spekülasyonu ve Ecevit'in Başkent hastanesi'nde yaşadıklarını bir kez daha hatırlattı. Ecevit, adeta sağlam girdiği Başkent Üniversitesi Hastanesi’nden, hasta çıkmıştı. Tedavisini yarıda keserek doktorlarını değiştiren Ecevit kısa bir süre sonra sağlığına kavuştu. O dönemde yaşananların “Ecevit’e karşı bir operasyon” olduğunu bir çok kişi biliyordu ancak bu operasyonu yapanın “Ergenekon” olduğu şimdi netlik kazandı.
2001’de bazı generaller 57. hükümetin Başbakan'ı olan Bülent Ecevit, görevden uzaklaştırmak ve yerine Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’ı getirmek istemişti. O dönemde tüm baskılara rağmen koltuğunu Özkan'a devretmek istemeyen Ecevit, 4 Mayıs 2002'de aniden rahatsızlandı.
Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın sahibi olduğu Başkent Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılan Ecevit'e bağırsak iltihabı teşhisi konuldu. Bir gün sonra hastaneden çıkan Ecevit, Oran'daki konutunda dinlenmeye çekildi. Ancak; iki gün sonra evde sırtını çarpması sonucu kaburgasının kırıldığı açıklandı. 17 Mayıs 2002'de yeniden aynı hastaneye giden Ecevit, hastanede kaldığı 11 günde daha da kötüleşti.
Kemik erimesi olduğu söylenen Ecevit'in kaburgalarının kırıldığı haberleri medyada yer alıyordu. Ülkenin Başbakanı'nın ayakta dahi duramadığı dedikoduları, Ecevit'e yönelik "Çekil" çağrılarını güçlendiriyordu.27 Mayıs 2002'de sürpriz bir karar alan Ecevit, 11 gün kaldığı hastaneden ayrılarak evine gitti. Ecevit, adeta sağlam girdiği hastaneden çıkarken, çok perişan bir vaziyetteydi.
Bu tarihten sonra Başkent Hastanesinden evine gelen doktorları kabul etmeyen Ecevit, hayret edici bir biçimde giderek iyileşiyordu. Kısa bir süre sonra Bülent Ecevit'in tedavisini; Demiryolları Hastanesi'nden Ortopedist Dr. Mücahit Pehlivan'ın üstlendiği öğrenildi.
Ecevit, 11 Temmuz 2002'deki randevuya gitmeyerek Başkent Hastanesi ve Prof. Mehmet Haberal ile bağlarını tamamen kopardı. Ecevit'in Başkent Hastanesi'nden adeta kaçmasının sırrı dönemin DSP Grup Başkanvekili Emrehan Halıcı'nın açıklamalarıyla ortaya çıktı. Hüsamettin Özkan ve Başkent Hastanesi'ni suçlayan Halıcı, Bülent Ecevit'in 11 Temmuz 2002'deki son randevuya gitmemesinin nedenini "Gitseydi, kendisine 'çürük' veya 'iş göremez' raporu verilecek ve bu rapora dayanılarak Başbakanlıktan düşürülecekti"
O dönemde Ecevit'in çok itimat ettiği Halıcı'nın bu sözleri; bir Başbakan'ın iktidardan nasıl uzaklaştırılmak istendiğini gözler önüne seriyordu. Bir gazeteci olarak söylüyorum Ecevit'e karşı yapılan sivil darbe girişiminin, adının “Ergenekon” olduğunu o dönemde bilmesem de aktörlerini tanıdığım bu örgüt tarafından yapıldığını biliyordum.
Ecevit’ öldürülmek istenmese de ayağa kalkamaz hale getirilmek istenmişti. Ve bu operasyon Başkent hastanesinde yapılmıştı. Örgütün bir çok yönüyle ortaya çıktığı şu günlerde kendisi de doktor olan Başkent Üniversitesi Hastanesi’nin sahibi Mehmet Haberal'ın bu örgütle bir bağının olup olmadığını merak ediyorum doğrusu. Merak ettiğim başka bir konu ise Ergenekon’un başka hangi örtülü operasyonlara imza attığı !
18.Temmuz.2008 16:08:07 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [5 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
adem 20.Temmuz.2008 04:06:02 |
|
|
 |
|
|
52 yaşındayım
Eğer Üzeyir GARİH cinayetide,Uğur MUMCU.HABLEMİTOĞLU.............hepsi aynı malum ! yereden değilse hayatı boşuna yaşamışım derim |
|
|
|
adem 20.Temmuz.2008 03:35:32 |
|
|
 |
|
|
aşk olsun
Sayın Muhammed ERGÜN bunu nezaketinizdenmi böyle diyorsunuz,mirim anlamazlar .Başkent tv yi yarım saat seyret nemenem birşey olduğunu hemen anlarsınız.Ayrıca o tv nin nasıl finanse edildiği de muğamma,saygılarımla |
|
|
|
Selahattin Balsoy 19.Temmuz.2008 20:31:09 |
|
|
 |
|
|
Dahası var galiba..
C. Hakkın hikmeti bunları teker teker çorap söküğü gibi sökecek inşallah..daha neler var gizli.. bunlar da inşallah çıkacak..Bu Haberal'ın işi neydi ki??? |
|
|
|
adil 19.Temmuz.2008 12:17:35 |
|
|
 |
|
|
BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ AHTAPOTUN YÖK KOLU
Son zamanlarda demokrasi muhalefetliğine soyunanların ,öne çıkıp şovmenlik yapanlıarın milletin kahramanı gibi takdim edilmelerini anlamaya başladık.BUNLARIN HEPSİ SONUNDA ERGENEKON KLİSESİNE bağlı olduklarını görüyoruz. |
|
|
|
selim 19.Temmuz.2008 03:15:36 |
|
|
 |
|
|
semra özal da konuşmalı
semra özalında zaman zaman dile getirdiği özal ölmedi öldürüldü sözleri geldi aklıma. özalın da zehirlendiği ve semra özalın elinde turgut özalın bir tutam saçı olduğu ve bunu amerikaya tahlil için gönderdiğini sonuçta zehirlendiğine dair bilgileri olduğunu duyduk. bu olayı zaman zaman dile getiriliyor olmasına rağmen bugün nedense bu konuda ağızlarını açıpta tek kelime etmemeleri bana ilginç geliyor. hatta ben semra hanımın bazen bunu dile getirmesini birilerine üstü kapalı gönderme yapıyor olması şeklinde değerlendiriyordum.
evet artık semra özalın da konuşma zamanı gelmiştir sanırım...
ahhh bir de a.n. sezerin özel af çıkardığı kişiler kimlerdi? ergenekonculdan kaçına sezer affı yapılmıştı? bunları bilmeyi de çok isterdim. |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|