|
FİZİK CAHİLİ TOPLUM MÜHENDİSLERİ 
Bu satırları Salı (29 Temmuz) sabahı yazıyorum;
Anayasa Mahkemesi bilebildiğim kadarıyla bu saatlerde Adalet ve Kalkınma Partisi aleyhine açılmış kapatma davasını görüşmeye devam ediyor.
Şu anda kimse herhalde bu görüşmelerin kaç saat ya da kaç gün süreceğini bilmiyor ama bir ihtimal de bu yazının Star gazetesinde yayınlandığı gün yani siz okurların bu yazıyı okuduğu saatlerde sonucun açıklanmış olması.
Çıkacak bu karar Adalet ve Kalkınma Partisini süresiz kapatabilir, 70 politikacıya ve 39 milletvekiline siyaset yasağı getirebilir, parti kapatılmaz, tümüyle dosya düşer, ya da Hazine yardımıyla ilgili bir karar istihsal edilebilir, gerçekten bu aşamada papatya falından başka yapacak şey yok.
Zaten bu yazıda öne sürmek istediğim görüşlerin de Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararla bir ilgisi yok, daha doğrusu ana fikrim zaten bir ilgisinin olmasının da mümkün olamayacağı.
* * *
Son yılların popüler tabirlerinin başında ‘toplum mühendisliği’ kavramı geliyor; bu kavram, toplumda olağan demokratik yöntemlerle iktidara gelemeyen kesimlerin toplumu bir biçimde yeniden şekillendirerek iktidara ortak olma arzusunu ifade ediyor.
Gerçek ve iyi mühendislere bir ölçüde haksızlık da içeren bu tabirde anahtar kelime hiç kuşkusuz mühendislik kavramı; mühendisliği ise bizler fizik temel biliminin uygulama alanı olarak tanımlıyoruz.
Diğer bir ifadeyle iyi mühendis hatta mühendis olabilmek için iyi fizik bilmek şart; fizik bilmeyen ya da bu temel bilimi küçümseyen kişilerin mühendislik yapmaları mümkün değil.
Kanımca aynı ilişki toplum bilimleri alanında mevcut; iyi fizik bilmeyen ya da fizik nosyonu olmayan birinin toplum mühendisliği yapması da olanaksız.
* * *
Türkiye’de 2002 senesinde yeni bir iktidar, yeni bir siyasal güç odağı oluştu ve bu yeni siyasal güç odağı özellikle 2003-2006 döneminde ülkede yüzde 7.4 ortalama büyüme oranı ve hukuk devleti alanında AB doğrultusunda attığı adımlarla 3 Kasım 2002’de oluşan toplumsal güç kaynağını daha da pekiştirdi; bu yeni iktidar ya da güç odağının kuvvet dengelerini, özellikle gelir ve servet dağılımında, pozisyon rantlarında değiştirdiğine kuşku yok ve bu yeni konumlamalardan rahatsız olanlar da 2007 senesinin başından itibaren ülkede nafile bir toplum mühendisliği projesine soyundular.
Nafile diyorum çünkü bir mühendislik projesi mutlaka güç odağı kavramını ciddiye almalıdır ama bizim sözde mühendisler temel fizik nosyonlarından bihaber oldukları için nafile işlere soyundular.
27 Nisan muhtırası, 367 meselesi, DYP ve ANAP’ın TBMM’yi boykotu hep bu nafile, fizik biliminden bihaber sözde mühendislerin işiydi ama fizik bilmemelerinin faturasını ağır ödediler.
27 Nisan muhtırası komik oldu, unutuldu gitti, 367 projesi 22 Temmuz’da seçmen tarafından aşıldı, en cahil projeyi üreten DYP ve ANAP ise silindiler gittiler zira bu komik mühendislik projesi dış konjonktürle uyumlu yeni iç güç odağını ciddiye almadı ama bu keyfiyet, fiziği ciddiye almama durumu mühendislerin akan suyun önünde süpürülmeleriyle sonuçlandı.
Bu fizik kuralını aşabilecek tek güç doğrudan askeri darbeler idi ama hem iç güçler hem de uluslararası konjonktür bu felaketi engelledi.
Eski mühendislik projelerinin (27 Nisan, vs) çöktüğünü gören sözde mühendisler 22 Temmuz sonrası yenilerini devreye soktular ama sonuç yine nafile olacak; bu anlamda parti kapatma davasının sonucunun da çok önemi yok zira su yine kendi yolunu bulacak.
Fizik bilimi kendi yolunda ilerlediği, fizik cahili mühendislerin projeleri geride kaldıkça işler normalleşecek, siyaset kendi mecrasını bulacak ve işte o zaman Adalet ve Kalkınma Partisi’nin işi daha zorlaşacak zira siyasette akıl, mantık vicdanın önüne geçecek ve bizler de en azından son iki senedir ciddi siyasi hatalar yapan Adalet ve Kalkınma Partisi’ni normal kanallardan eleştireceğiz, neden yeni bir anayasa projesini 23 Temmuz sabahı yürütmediğini, 12 Eylül hukukuyla uzlaşmaya kalkmasının hatasını, AB gazından ayağını neden çektiğini daha yüksek sesle soracağız. 30.Temmuz.2008 08:09:18 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [5 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
ISKO 31.Temmuz.2008 00:03:36 |
|
|
 |
|
|
ESER KARAKAS
BU ADAMIN HER YAZISI BIR ESER YAW |
|
|
|
teoman 30.Temmuz.2008 12:12:28 |
|
|
 |
|
|
ne alaka..
yorumculardan malik tunç arkadaşıma sesleniyorum..
yaziyi okudun yorumun çok enteresan.. yazının başlığndaki resimle birlikte yazarın ismini göremiyonuzmu kardeşim.
Olabilir görememiş olabilirsin hatırlatalım istedik.. |
|
|
|
Akif 30.Temmuz.2008 09:50:07 |
|
|
 |
|
|
Sorun...
Sorun!
Tamamen arkanızdayız. Ben de Ak Partiye oyumu vermiştim ama sorduğunuz soruları sürekli soruyorum. Yine Ak parti yada yeni oluşuma oy vereceğim ancak AB ye girilmesini, Anayasanın acilen değişmesini ve kalkınmanın sürekliliğini istiyorum.
Lütfen sorun... |
|
|
|
fatih 30.Temmuz.2008 09:26:16 |
|
|
 |
|
|
YENİ BİR ANAYASA HEMEN ŞİMDİ.
AKP YENİ BİR ANAYASA YAPCAM DEDİ. KONJOKTÖRE GÖRE GERİ ADIM ATTI. TÜRKİYEDE İYİ OLANDA KÖTÜ OLANDA TARTIŞILIYOR....ÖNEMLİ OLAN KARARLI OLMAK....AKP KARARLI OLSAYDI ŞİMDİ DAHA ÖZGÜR BİR ANAYASAMIZ VARDI. EVREN GİBİ GÖTÜR REFERANDUMA HALK KARAR VERSİN GELECEĞİNE HEMDE HERŞEYİ BİLEREKKKK..... |
|
|
|
Malik Tuncç 30.Temmuz.2008 08:47:51 |
|
|
 |
|
|
YAZARI KİM?
Yazı güzel de, yazarının adını makalenin başına, hadi hiç olmadı sonuna yazmak çok mu zor arkadaşlar? Diyeceksiniz ki, "yandaki yazarlar listesindeki başlıktan çıkarabilirsiniz kimin yazdığını".. Ama okur neden bunla uğraşmak zorunda olsun. Ayrıca pekçok makalede yapıyorsunuz bunu. Bu ihmalleri yapma lüksümüz var mı bizim? |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|