EN SON HABER: (23:38) Bank Asya'da sonuçlar - PUANLA...     EURO: 2,0140 - 2,0160    DOLAR: 1,5970 - 1,5990
 

BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...

Ekrem Dumanlı

Türkiye bir uçurumun kenarından döndü aslında.

Anayasa Mahkemesi (AYM), AK Parti ile ilgili kapatma kararı verseydi bu, uzun yıllar telafi edilemeyecek zararlara yol açacaktı. Yargı darbesi denilen vahim kuşku doğru çıkacak, kamuoyunun beklentisinin aksine bir partinin faaliyetleri yasaklanacaktı.
Demokrasi tarihimize büyük bir ayıp, silinmez bir leke olarak girecekti kapatma cezası. Çünkü bahsi geçen parti, daha bir yıl önce neredeyse her iki seçmenden birinin oy verdiği partiydi. Halkın önemli bir kısmını da zan altında tutacak böyle bir kararın sadece Türkiye'de değil; dünyada da yankılanması Türkiye açısından negatif sonuçlar doğuracaktı. İslam dünyasında radikal söylemler güçlenecek, öteden beri demokrasiyi vahşi kapitalizmin oyuncağı sayan güçler 'demedik mi, demokrasi kuralları işlediğinde iktidar olmaya yürürseniz, kurumlar aracılığıyla sürece el konur ve böylece alaşağı edilirsiniz' diyecekti. Dünya kamuoyu ise Türkiye'deki demokrasinin lafta kaldığını, statükonun aldığı kurumsal tedbirlerle kendi hükümranlığını koruduğunu söyleyerek Türk demokrasisinin vesayet altında olduğunu savunacaktı.

AYM'nin şu anki kararı çok mu olumlu? Hayır. Ama kendine göre bir denge kurduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Partiyi kapatmayarak dünyaya rezil olmamızın önüne geçildi. 'Kapansın' diye tezahürat yapan grupların da memnun ve mesrur edilmesini sağlayacak bir karara imza atıldı ki ayrıca iş bu noktaya geldikten sonra bundan daha pozitif bir karar verilemezdi. Daha açıkçası 'kapatılmayacak' demek suretiyle AK Parti'nin kapatılmasına karşı çıkanlar memnun edildi. 'Hazine yardımının yarısından mahrum edilecek' demek suretiyle de kapatılmasını isteyenler mutlu edildi.

AYM'nin kararından hemen sonra demagoji faslı açıldı. Kimine göre AK Parti esir alındı ve bundan sonra bu karar 'Demoklesin kılıcı' gibi iktidar partisinin başında sallanıp duracak. Kimine göre AYM üyeleri partiyi laiklik karşıtı odak olarak tanımladı ve iktidarın alanını sınırladı... Laf çok. Konuşanların bir kısmı da -maalesef- konuşmacı olmanın sorumluluğunu taşımıyor.

Aslında Türkiye topyekûn bir zincirleme kazanın eşiğinden döndü. Demokrasi, ekonomi, sosyal ahenk, ülkenin imajı, iç barış... Her şey kapatılma kararı üzerine altüst olacaktı.

Tabii ki Türkiye kendine bir çıkış yolu bulacak, bir şekilde bu enkazın arasından çıkıp yeni bir yol haritası çizecekti. Ancak demokrasimiz de ekonomimiz de on yıl geriye gidecekti. Hatta kapatma kararından en büyük zararı da yüksek yargı organları başta olmak üzere adalet mekanizmamız alacaktı. Özellikle de AYM. Zira AYM, son yıllarda çok kritik kararlar aldı ve bu kararlar nedeniyle kendine yanlış bir imaj çizdi. CHP'nin hemen her meseleyi AYM'ye getirmesi halk nezdinde "Yüksek yargı ile CHP arasında acaba bir ilişki mi var?" şüphesine yol açmıştı. Yanlıştı; ama algı buydu. Çünkü 367 kararı ile başlayan zor bir süreçte toplum bir yanlış algıya doğru sürüklendi ve yapının siyasallaşması konusunda şüphe duymaya başladı. Bu imajda bazı CHP yetkililerinin AYM'ye noter muamelesi yapmasının da payı büyük. Üstelik AYM, Meclis'te 411 milletvekilinin oyuyla yapılan anayasa değişikliğine 'içerik' olarak müdahale etti ki bunun hukukî sınırları aştığı ortadaydı. Her neyse... AYM, kendine dair 'taraflı' imajını da temelden sarsarak kapatmama kararı aldı ve yargı hakkında oluşan ezberi belli bir oranda bozdu...

Şimdi herkes AYM'nin kararını esas alarak neredeyse bir çetele tutuyor ve bazı nasihatlerde bulunuyor. İktidar partisinin daha makul olması, kendisinden endişe duyan kitleleri daha çok dikkate alması, kritik konularda daha 'uzlaşmacı' hale gelmesi vs. isteniyor. Arada bir akla geliyor ki son beş aydır yaşanan kâbusta sadece iktidar değil, pek çok siyasî-gayri siyasî unsurların da payı var; onlara da nasihatler ediliyor. Özellikle gazeteciler, yazarlar AYM'nin kararını analiz ediyor ve beyaz sayfa açmak üzerine birtakım telkinlerde bulunuyor. Yazılan ve konuşulanların önemli bir kısmı doğru ve yerinde tespitler içeriyor. Bu duruma rağmen eksik bir şey var: Herkese akıl vermeye bayılan Türk medyası, bugün gelinen krizde payının olup olmadığını düşünecek mi? "Biz nerede hata yaptık?" sorusu her kesimden yükselirken acaba Türk basını da aynaya bakma lüzumunu hissedecek mi?

Artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz; olmamalı da. Bir yandan Türkiye'yi uçurumun eşiğine getiren yanlışların giderilmesi gerekiyor diğer yandan da özeleştiri kapılarının ardına kadar açılması. Siyasetçiler, işadamları, askerler, sivil toplum kuruluşları, hukukçular... Herkes bir özeleştiri sayfası açarak Türkiye'nin yaşadığı son büyük krizi fırsata dönüştürmenin yollarını aramak zorunda. Peki ya medya?

İtiraf etmek zorundayız ki Türkiye'deki krizin temelinde toplumsal kutuplaşmalar bulunuyor... Tehlikeli olan da budur. Bu ülke neredeyse her dönemde kamplaşma süreci yaşadı ve çok ağır faturalar ödedi. Sağcı-solcu çatışmaları askerî darbelere sebep oldu ve Türkiye'nin onlarca senesini kaybetmesine sebep oldu. Alevî-Sünnî kamplaşması toplumu derinden sarstı, bu ülkenin düşmanlarına büyük avantaj sağladı. Türk-Kürt kavgası onlarca yıldır körükleniyor; kayıpların envanterini tutmak bile mümkün değil. Laik-antilaik kutuplaşması da cinnet sınırını çoktan aşmış durumda. Bu kamplarda mevzileri sağlam tutmak için insanlar öldürüldü; suikastlar yapıldı, cenaze törenleri sabote edildi, kirli propagandalarla masum insanlar itham altına alındı.

AK Parti iktidarından sonra psikolojik harp cambazları yalanın, iftiranın dozunu iyice artırdı. 'Vatan elden gidiyor, ülke satılıyor' gibi deli saçması propagandalar yerine bu hükümetin sağlıkta, eğitimde, kalkınmada, temel hak ve özgürlükler alanında yaptığı icraatlar adam gibi eleştirilseydi; bu durumdan hem muhalefet kazanacak hem de iktidar partisi gerçek anlamda hizaya çekilmiş olacaktı. Oysa AK Parti, inanç değerleri üzerinden dövülmek istendi ve bu medya üzerinden yapıldı. Yalan yanlış bilgiler, eksik gedik haberler, kırık dökük yorumlar yapıldı ve iktidar partisini dövelim derken çoğu kez halk aşağılandı, küçümsendi, incitildi...

AYM'de açılan davaya müdafaa yazan partinin hukukçuları iddianame için "Google davası" adını yakıştırdı. Bir anlamda doğruydu bu tanım. Çünkü Başsavcı Bey, Google'dan kelimeler yazarak taradığı bazı bilgileri (-ki çoğu gazetelerdeydi ve önemli bir kısmı tekzip edilmişti) iddianameye koymuştu.

Ardı arkası tam araştırılmamış, gerekli kontrollerden geçirilmemiş, ciddi manada redakte edilmemiş, editör sorgusundan geçirilmemiş bazı haberler Türkiye'yi geriyor. Açık söylemek gerekirse Türkiye'deki gerginliğin sebeplerinden biri Türk basınıdır! Gözünü kapayan biri, bir çırpıda on yalan haber sayabilir. Aynen böyle; yalan haber. Eksik bilgiler ışığında yazılmış, alelacele servis edilmiş, kapalı kapılar ardında pişirilmiş, ideolojik yaklaşımlarla bezenmiş onlarca haber var ki tekzip yazılarına rağmen toplumdaki kutuplaşmayı had safhaya çıkarmıştır.

Artık yeter! Türk medyası herkese verdiği aklı biraz da kendisi için kullanmak zorunda. 'Sorumlu yayıncılık' yerine 'sorunlu gazetecilik' yapmakta direnmenin hiç kimseye faydası yok ki! Toplumdaki ahengi altüst etmeye, güvensizlik duygusunu yaymaya, çatışma doğuracak atmosfer oluşturmaya hiç kimsenin -özellikle de medyanın- hakkı yok!


04.Ağustos.2008 07:11:23
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[5 adet yorum gelmiştir]    
ENES 04.Ağustos.2008 12:39:39

Zaman gazetesi trajı 700 binin altına düştü ya
uçurumun kenarını gördük yine...

orhan topal 04.Ağustos.2008 11:26:52


herkes senin gibi sağduyulun olabilse keşke

ı)aı)a5 04.Ağustos.2008 11:20:58

çözüm
ekrem dumanlı severek okuduğum değerli bir yazarımızz. keşke her yazar böyle ılımlı olabilse. ancak şiddet duygusu içermeyen ekrem dumanlı gibi yazarlarımız soğukkkanlı çözümler üretiyor.

Bülent 04.Ağustos.2008 10:59:21

DÜZELMEZLER
Sayın DUMANLI sizi her zaman büyük bir itina ile takip ederim. Yazılarınızda genellikle yukarıda bahsettiğiniz tip yazarların toplumu kutuplaştırmaya yönelik yazılarını eleştirirsiniz ve onlara yol gösterirsiniz. Bence bu konu da boşa lkürek çekiyorsunuz çünkü onlar ne yapmak istediklerinin farkındalar ve sizi hiç dinlemiyorlar ve okumuyorlar sizi okuyan yine bizleriz, elbette takdir eden de. Başlıkta olduğu gibi D Ü Z E L M E Z L E R....

mehmet 04.Ağustos.2008 08:11:11

YERINDE TESPITLER...
tespitleriniz ; deyimler sozlugunde, "tasi gedigine oturmak" `in anlami olarak verilecek cinsten...

ayni dunyanin donusunu uzaydan gormek gibi; yurtdisindan turkiyeyi takip eden birisinin tespit edebilecegi seyleri, turkiyenin icinde fark edebilecek ufka sahipsiniz....

medyaya cok sey katilyorsunuz ve umarim sizin gibiler sayesinde bu ulke kaybettiklerini kazanip, hizli bir yukselise gececek....

ellerinize, dilinize, akliniza saglik....

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Aralık 01 TUNCAY GÜNEY'İ REFERANS SAYIYORSANIZ...
Kasım 29 İNTERNET ÇETELERİ Mİ KAZANACAK YOKSA İNTERNET SİTELERİ Mİ?
Kasım 25 HANİ BU MİLLET OKUMAZDI?
Kasım 13 BİR KEZ DAHA 'ALEVİ MİTİNGİ'
Kasım 11 'ALEVİ MİTİNGİ'NİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
Kasım 10 OBAMA'DAN BİR DERS ÇIKARMAK GEREKİYORSA
Kasım 08 TÜRKÜ BİLMEYEN TÜRK'Ü BİLEMEZ
Kasım 03 YAFTALAMADAN BİR DAHA DÜŞÜNÜN
Ekim 27 ÖZKÖK MÜ HAKLI ÇÖLAŞAN MI?
Ekim 23 YA ERGENEKON, YA KAÇINILMAZ SON!
Ekim 20 AKTÜTÜN HADİSESİNDEKİ İLETİŞİM KAZALARI
Ekim 16 TERÖRLE BÖYLE MÜCADELE EDİLMEZ Kİ!
Ekim 13 ASKER-MEDYA İLİŞKİSİ; BİR DAHA
Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK
Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR
Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ?
Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR
Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK
Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO
Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI
Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM
Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR?
Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 
Fehmi Koru '1 NUMARA' yı yazdı
Denktaş'ı bitirecek iddia
AK Parti'den Çankaya'ya sürpriz aday
AK Parti'de sürpriz istifa !
TUGAY 25 METREDEN AVLADI-İZLE
Stadyum sunucusundan bomba
Sır perdesi aralandı
Org. Başbuğ'dan bir jest daha
İşte istifanın perde arkası
Hükümet'ten BAYRAM MÜJDELERİ
A.Abdulkadiroğlu
KURBAN DERİSİNİ KİM TOPLAYACAK ?
CHP şaşırtmaya devam ediyor. Bu sözler çok tartışılacak.
Faruk Bilgin
BOMBAY SALDIRISI
Seyfi Müezzinoğlu'nun anlattıkları nasıl bir trajedi ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
BU CAHİL HALK NE DİYOR BÖYLE?
Halk, cahil ve eğitimsizdir.
ekrem-dumanli
Ekrem Dumanlı
TUNCAY GÜNEY'İ REFERANS SAYIYORSANIZ...
Tuncay Güney ile Milli İstihbarat (MİT) arasındaki ilişkiyi belgeleyen bir haber yayınlandı geçen hafta.
engin-ardic
Engin Ardıç
İNCE TARİH
Dostlarım beni uyarıyorlar, "son zamanlarda yumuşadın" ... Peki, sertleşelim azıcık.
rauf-tamer
Rauf Tamer
HESAP TAMAMDIR
Zaten bir tuhaflık vardı.
umur-talu
Umur Talu
PARDON GÖREVİNİZ NEYDİ?
Bazen tekrar gibi oluyor ama araya değişik bir şeyler de koymaya çalışırım.
yavuz-bulent-bakiler
Y.Bülent Bakiler
ATATÜRK DE Mİ ATATÜRK DÜŞMANIDIR?
Savcılarımız, hakimlerimiz, bi­lirkişilerimiz... yel-yepelek işe koyulmuşlardı.
kursat-bumin
Kürşat Bumin
BİR KERE DAHA ADALET BAKANI
Yakın dönemde Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'i doğrudan konu edinen üçüncü yazım bu.