EN SON HABER: (13:05) İki yüzlü kedi görenleri şaşır...     EURO: 2,1180 - 2,1200    DOLAR: 1,6920 - 1,6940
 

ÇÖZÜMSÜZLÜĞE MAHKUMİYET

Ahmet Taşgetiren

Bana göre bu partilerin tamamı, sistem içinde bir çözüm arayışı idi.

Kemalistler, 1950 sonrası yaşananları “karşı devrim” olarak nitelerler. “Karşı devrim” suçlamasının gerekçesi de laiklik konusunda daha özgürlükçü bir açılım getirme çabasıdır.


Bu yaklaşıma göre Demokrat Parti de, Adalet Partisi de, ANAP da arada geçen CHP dışındaki hemen tüm partiler de ve bugün AK Parti de “karşı devrim” değirmenine su taşıdılar.

Oysa...

Bana göre bu partilerin tamamı, sistem içinde bir çözüm arayışı idi.

Çünkü Tek Parti zihniyeti Türkiye için bir çözümsüzlüktü.

Tek Parti zihniyetinin çözümsüzlük olduğu, daha o iktidarlar döneminde gözlemlenmişti.

Tek Parti zihniyeti, halka mal olmamıştı.

“Halka rağmen halk için” ilkesi, “Devrimler biraz kanlı olur” yaklaşımı, o günlerin tartışılmazlığı içinde kabule şayan gibi görülmüşse de, bu söylemin sürdürülemezliği açıktı. Kimi zaman, Meclis kürsüsüne silahların konulduğu o günlerde bile, danışıklı / danışıksız muhalif siyasi partilere büyük yöneliş olmuştu.

Çok partili hayat, farklı siyasi önerilere açılmak demekti.

Cumhuriyet'in başından bu yana Türkiye'nin en sancılı alanının Devlet – Toplum – Din alanı olduğu açıktır.

Çok partili hayatta partilerin “irticaya taviz yok” ön anlaşmalarına rağmen, Devlet – Toplum – Din ilişkisini daha sancısız bir biçime dönüştürmek için çözüm üretmek isteyeceği de açıktır.

Bana göre DP de, AP de, ANAP da ve bugün AK Parti de, sistemin ana karakteri olan laikliği yok etmek ve yerine bir “din devleti” kurmak üzere çıkmadılar.

Bu siyasi hareketlerin liderleri içinde belki en “İslamcı”sı, Tayyip Erdoğan'dır, ama ben, Tayyip Erdoğan, AK Parti oluşumu için yola çıkarken “İslamcı” olarak ve “Din devleti” amacına yönelerek yola çıktığını hiç düşünmüyorum.

Belki birçok insan hatırlamaz, ama ben, Tayyip Erdoğan'ın o dönemde Zaman'da çalışan Eyüp Can'a verdiği ve iki gün yayınlanan mülakatın başlığının “Din devleti artık hayal” şeklinde olduğunu adım gibi hatırlıyorum.

AK Parti hareketi, her şeyden önce reel- politiği olağanüstü önemseyen bir siyasi oluşumdur.

Refah'tan ana farkı budur.

Onun için Refah'tan farklı olarak ve bir ölçüde geldikleri kadim tabanın eleştirilerini göze alarak Amerika ile, AB ile taa baştan “Biz farklıyız, biz Amerika – AB gerçeğini görüyoruz, evet dindarız ama.....” gibi gelişen bir söylem içinde olmuşlardır.

“İslamcı” politikanın önce bu uluslararası barikatlara çarpacağı bilinmez mi?

AK Parti söz gelimi Amerika'ya veya AB'ye dedi ki: “Benim geldiğim çizgi ABD ve AB konusunda mesafelidir. Bunları emperyalist olarak görür. Ama ben bu iki dünyanın gerçek olduğunu ve onlarla emperyalist söylemi içinde konuşmanın bir sonuç vermeyeceğini biliyorum. Kendi ülkemin çıkarlarını sonuna kadar savunurum, ama sizin çıkarlarınızla savaşmak gibi bir öncelik içinde de hareket etmem. Gelin kazan-kazan gibi bir ortak bileşke bulalım.”

Bu söylemi ABD – AB anladı.

Bana göre AK Parti, Türkiye'nin “Sayısal” değil “siyasal ağırlık”la belirleyici konumda olan odaklarına da bir “çözüm önerisi”nde bulundu. Dedi ki:
“Türkiye'nin en önemli sorununun Din – Devlet – Toplum ilişkileri alanında yaşandığı bir gerçek. Bunun çözülmesi lazım. Bu çözülmeli ki Türkiye, yıllardan beri yaptığı gibi enerjisini bu alanda tüketmesin. Laikliği ben Türkiye Cumhuriyeti'nin değiştirilmesi teklif dahi edilmeyecek ilkeleri arasında görüyorum. Ama bu haliyle de laikliğin toplumsallaşamadığı, toplumdan büyük oy alan bütün siyasi partilerin, halktan gelen taleplerle, laikliğe farklı bir yorum kazandırmak istedikleri ve sistemin güç odaklarıyla çatıştıkları bir vakıa. Darbeler, muhtıralar, arkası gelmez siyasi gerilimler olmuş. Bu böyle gitmemeli.

Sözlerine şöyle devam etti:

“AK Parti liderliği, islami duyarlılığı diğer siyasi oluşumlardan daha belirgin bir toplumsal zemin ve siyasi mecradan geliyor. Toplumun islami açıdan daha duyarlı bir kesiminin, AK Parti liderliğine, bu özgün nitelikleri sebebiyle bağlı olduğunu düşünmek de mümkün.

Sözlerine şöyle devam etti:

“Seçim sonuçları gösterdi ki, bu hareketin büyük bir toplumsal karşılığı var. Yine seçim sonuçları gösterdi ki, hakim zihniyetin arkasında durduğu siyasi hareket, ikiye katlansa bile AK Parti'nin oy oranına ulaşamıyor. . Yani toplumsal karşılığı AK Parti'ye göre yarıdan daha az. Sistemin bütün ideolojik karakterini bu siyasi kadroya temsil ettirmek, sistemi toplum dışı hale getirmekten farksızdır.

Sözlerine şöyle devam etti:

“AK Parti laikliği toplumsallaştırabilir. Böylece sistem – toplum ilişkisindeki kadim çatlak giderilebilir. Her sözümüzde laikliğe vurgu yapacağız. Ama, bu arada insanların laikliğin bir inanç özgürlüğü olarak algılamasını sağlayacak adımlar atılmasına da kimse karşı çıkmamalı!”

Böyle dedi.

Kim dedi?

AK Parti.

Yani ben senaryonun öyle geliştiğini düşünüyorum.

Sonra ne oldu?

Kapatma davası açıldı. Kapatma çıkmadı ama, Partinin “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu”na hükmedildi.

Yani sistem, AK Parti'nin “çözüm önerisi”ni mahkum etti.

Yani çözümsüzlüğü ülkeye ülkeye dayattı.

Belli ki bu, yeniden, yeniden, enerji kaybı sürecine girmek demek.

AK Parti hâlâ iktidarda, çünkü kapatmak çözüm değil, çünkü kapattığınızda yeniden AK Parti zemininden doğan parti iktidar olacak, seçime gidildiğinde yeniden AK Parti'nin benzeri gelecek.

Belli ki, çözümsüzlük, toplumsuz bir yaklaşımdan doğuyor.

Peki bu çözümsüzlük sürecek mi, bence asla, ama bizim toplumumuz “Geç olsun da güç olmasın” diye bir hayat ilkesine de sahiptir.

Varsın öyle olsun: Geç olsun da güç olmasın.


06.Ağustos.2008 09:01:20
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kasım 18 NÜKLEER TAVIR YANLIŞ MI?
Kasım 12 ERDOĞAN’I BİÇERKEN....
Kasım 11 ERDOĞAN'IN ZORLUĞU
Ekim 28 KİM HANGİ OYUNUN PARÇASI?
Ekim 25 TARİH BİZE BAKIYOR
Ekim 21 MÜTHİŞ ÜLKE MÜTHİŞ HAFTA
Ekim 15 HEM TERÖRÜ BİTİRMEK HEM DE...
Eylül 26 AH BİR DE SALATI ÜMMİYE OLSA...
Eylül 23 500 BİN KİŞİLİK SOFRA
Eylül 20 SİSTEMİN ZİRVESİNDE ÇÖKÜŞ
Eylül 19 BİR MUSİBET BİN NASİHAT
Eylül 16 GERÇEKTE OLAN NE?
Eylül 13 AMA SEVGİLİ DOSTLAR...
Eylül 04 ''TSK ADINA...''
Ağustos 30 ...VE BAŞBUĞ
Ağustos 15 NEJAD VE BUSH ARASINDA TÜRKİYE
Ağustos 14 BELEDİYELER VE...
Ağustos 13 GÜRCİSTAN:BATI'NIN SINAVI
Ağustos 12 10 YIL SONRA...
Ağustos 08 CHP VE İHRAÇLAR
Ağustos 06 ÇÖZÜMSÜZLÜĞE MAHKUMİYET
Temmuz 24 SALDIRI MI KIŞKIRTMA MI?
Haziran 11 NE YAPMALI?
Haziran 10 9 KİŞİYİ ÖZAL TAYİN ETSEYDİ...
Haziran 04 BUGÜN SEÇİM OLSA..
Haziran 03 MEDYANIN YAŞADIĞI TRAVMA
Mayıs 20 ÜÇÜNCÜ YOL EHVEN-İ ŞER MİDİR?
Mayıs 09 AB İLE YANLIŞ DANS
Mayıs 07 AKP NEYE HAKİM?
Nisan 29 ÜZMEZ KİMİ BAĞLAR?
Nisan 23 CHP DEMOKRAT OLABİLİR Mİ?
Nisan 18 ABUKLUKLAR SÜRECİ
Nisan 12 İKİ KİŞİNİN ÖZEL SINAVI
Nisan 11 ÜÇ GENERALE ÇAĞRI
Nisan 10 BARROSO’YU DA KAPATALIM!
Nisan 08 ORDU NE DÜŞÜNÜYOR?
Nisan 05 BİZ BUNU NEDEN YAPTIK?
Nisan 04 MUHAFAZAKÂR KİTLELER DÖVÜLÜNCE...
Nisan 03 İDDİANAME VE SAVUNMA
Mart 26 AYM NASIL KURTULUR?
Mart 25 ERGENEKON'UN DERİNLİĞİ
Mart 22 “....MİLLET TEFERRUATTIR”
Mart 21 SAVUNMA STRATEJİSİ
Mart 20 VAZİYET-İ UMUMİYE DEYİNCE...
Mart 13 SENARYO MU ÇÖZÜM ARAYIŞI MI?
Mart 11 DEMİREL STANDARDI
Mart 08 OLMAZLARI KONUŞMAK...
Mart 07 SARIKAMIŞ'TAN KIBRIS'TAN BUGÜNE...
Mart 06 DANIŞTAY KARARINDA BİR BAŞKA BOYUT
Mart 05 ASKERİ BOYUTTAN DAHA ZOR OLAN...
Mart 01 26'NCISI OLACAK MI?
Şubat 29 DİN FAKTÖRÜ
Şubat 28 ÖCALAN SÜRECİ
Şubat 27 KEŞKE, KEŞKE, AMA...
Şubat 26 DTP-PKK KÖRLÜĞÜ
Şubat 23 OPERASYON REHAVETİ VE TEHLİKE
Şubat 22 MECLİS'E YOKLUK MÜHRÜ MÜ?
Şubat 21 BU YASAK SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?
Şubat 20 AK PARTİ'YE MESAFELİ DURUNCA...
Şubat 19 GERİLİM KİMİN İŞİNE YARAR?
Şubat 16 ASLA VE KAT'A!
Şubat 15 DEMİREL- CİNDORUK: ARAFTAKİLER
Şubat 12 CHP ARTI...
Şubat 09 FATMA NİNE'NİN SAÇININ TELİ
Şubat 08 'YASAK’TAN BAŞKA BİR SÖZ
Şubat 07 MİLLET LAİKLİK YORUMU YAPABİLİR Mİ?
Şubat 06 OSMAN ŞİRİN'İ VE BAYKAL'I DİNLERKEN...
Şubat 02 LAİK ŞEYHÜLİSLAMLAR
Şubat 01 GÜLÜNÇLÜĞÜ SORGULARKEN...
Ocak 31 REKTÖRLER VAK’ASI
Ocak 30 ATATÜRK'Ü KORUMAK!
Ocak 29 YA BU ÇETEYE NE DERSİNİZ?
Ocak 26 HANGİ "DERİN"LİKLE BOĞUŞUYORUZ?
Ocak 25 DERİN DEVLET BU MU?
Ocak 24 MHP VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 22 ASKER VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 19 HANGİ SEMBOLE KARŞISINIZ?
Ocak 18 ÇOK AYIP ALİ KIRCA!
Ocak 17 ÇARPITMA VE KIŞKIRTMA
Ocak 16 SİYASİ SİMGE VEYA DEĞİL
Ocak 12 SİYASİ ÇÖZÜM NE?
Ocak 11 ALEVİ SORUNUNU KİM ÇÖZECEK?
Ocak 10 BİR TEKLİF
Ocak 08 KAOSUN GÖBEĞİNDE DTP
Ocak 05 AMERİKA İLE EŞİT İLİŞKİ
Ocak 04 EN AZ 10 YIL DAHA MI?
Ocak 03 FAZIL SAY'IN MİLİTAN ÜSLUBU
Ocak 01 HELE ŞÜKÜR!
Aralık 29 TÜRKİYE’DEN PAKİSTAN’A BAKARKEN...
Aralık 28 KUNDAKLANAN ARAÇLAR KİMİN?
Aralık 27 O ZİHNİYETLE OLMAZDI
Aralık 26 KAÇ KİŞİ ÖLMELİYDİ?
Aralık 25 KİM SÖYLEMİŞ BUNLARI?
Aralık 22 YİĞİDİ ÖLDÜR, HAKKINI YEME
Aralık 18 DTP MESAJI ALDI MI?
Aralık 14 CHP’Yİ ELE GEÇİRECEKLER!
Aralık 12 TAM ZAMANI DİYORUM, ÇÜNKÜ...
Aralık 11 HEPİMİZ ÖKSÜZÜZ
Aralık 07 DEMİREL BİLE GEÇSE
Aralık 06 İFLAH OLMAZ BİR YOL
Aralık 05 BAŞÖRTÜSÜ: ANKETİN DOĞRU YORUMU
Aralık 04 AH BU JURNALLER
Kasım 30 İÇKİSİZ OLMAZ ABİ
Kasım 28 ŞİDDET VE KALP GÖZÜ
Kasım 27 ASKERİ YAKLAŞIM TEKLİYOR
Kasım 23 ZAMANLAMA
Kasım 22 'TEK'LERİN İRDELENMESİ...
Kasım 20 MUŞ-DİYARBAKIR HATTINDA İKİ GÜN
 
Polat Alemdar karizmayı çizdirdi !
Ergenekon'da ŞOK
Ergenekoncuların kaçırmadığı dizi !
Bu fotoğraf ÇOK KONUŞULACAK
Doğan'a gönderilen gizli mektup
Dolar fırladı ! Borsa ise...
Millilerimiz şov yaptı ! İŞTE GOLLER
Benzin'de bir indirim daha !
İşte şehit olan askerlerimizin isimleri
CHP karıştı !
Ahmet Böken
BİR AKREDİTASYON HİKAYESİ
Anasol-D iktidarı dönemiydi.
C. Tayyar Kala
BAYKAL ÇARŞAFA SARILDI!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı hayretle takip ediyorum.
Asım Yıldırım
VE BİZ…
Aslında son iki yazımda aktardığım bilgilere yapılacak çok sayıda ek var.
A.Abdulkadiroğlu
SAYIN BAYKAL O İŞ ÖYLE OLMAZ!
CHP lideri Baykal ne yapmaya çalışıyor?
Faruk Bilgin
ABDULLAH GÜL MÜ, TAYYİP ERDOĞAN MI?
Birileri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan'ın arasını açmak istiyor?
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
BIRAKIN ALLAH AŞKINA
Bazıları Baykal’ın ‘çarşaf açılımı’nı önemseyebilir ama ben hiç ciddiye almıyorum.
bulent-korucu
Bülent Korucu
YARSAV BAŞKANI YARGIÇLARA GÜVENMİYOR MU?
"Hastanelere ve verdikleri raporlara güvenmeyin. Çok hatalı ve ölümcül sonuçlar doğurabilecek raporlar verilebiliyor."
engin-ardic
Engin Ardıç
KİMSE YEMEZ
Faşistler, "kendi yağımızla kavrulalım" önerisini pek severler.
fehmi-koru
Fehmi Koru
CHP AKP'LİLEŞTİRİLİYOR MU?
Baş döndürücü bir hızla geliştiği için olanı kolayca anlamamız ve bir-iki yazıyla irdelememiz mümkün değil.
huseyin-gulerce
Hüseyin Gülerce
ÖRTÜLÜ HANIMLAR CHP'DE, HİLE HURDA YOK MU?
CHP lideri Deniz Baykal, birkaç gün önce İstanbul Sultangazi'de, partisine yeni katılanlar için düzenlenen törendeydi.