EN SON HABER: (13:05) İki yüzlü kedi görenleri şaşır...     EURO: 2,1180 - 2,1200    DOLAR: 1,6920 - 1,6940
 

BU SESE KULAK VERMEK ŞART

Ekrem Dumanlı

1 Ağustos'ta çıkan son sayısında yazılı basının mutlaka önemseyeceği bir röportaja yer verilmiş.

Marketing Türkiye adıyla neşredilen bir dergi var. Önemli bir dergi. En azından medya ve reklâm sektöründe çalışanların yakından tanıdığı bir yayın. Her sayısında sektöre ışık tutacak dosyalar hazırlanıyor, röportajlar yapılıyor bu dergide.

1 Ağustos'ta çıkan son sayısında yazılı basının mutlaka önemseyeceği bir röportaja yer verilmiş. The New York Times'in sanat yönetmeni Nita Klein ve Boston Globe'un tasarım direktörü Dan Zedek ile mülakat yapan dergi, kısa ama ufuk açıcı bir görüşme yapmış; gazetecilik konusunda merakı olan herkesin bu görüşmeyi mutlaka okuması gerekiyor.

+1T başlıklı programı, bir medya grubunun kendini tanıtması ya da kendi kadrosuna katacak eleman araması gi«bi görmek fevkalade yanlış olur. Zaten hemen her medya grubunun bu çalışmaya katkısı var. Bu yıl Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ve Sabah Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan da açılışa katılarak, gazete tasarımcılığında derinleşmek için başvuruda bulunmuş ve elemeleri aşarak programa katılmaya hak kazanmış gençlere konuşma yaptı. Program boyunca Ali Acar (Milliyet), Salih Memecan (Sabah), Reha Erdoğan (Hürriyet)... gibi isimler birikim ve deneyimlerini paylaştı katılımcılarla.

+1T, medya alanında çalışan herkesi kuşatacak kadar ufku geniş bir program. O yüzden yurtdışından da çok mühim katılımcılar geliyor. Marketing Türkiye Dergisi doğru bir hamle yaparak katılımcı bu iki büyük otoriteye birtakım sorular yöneltmiş. Gerçek manada gazete tasarımı ve haberciliği üzerine sorulan soruların yanında Türk gazeteciliği üzerine de değerlendirme yapmaları istenmiş. Röportaj yapılanlar Zaman'ın konuğu ama bu gerçek, onların tam bağımsız konuşmasını engelleyen bir durum değil.

Sabah gibi, Hürriyet gibi ülkemize mal olmuş gazeteler başta olmak üzere Türk gazeteleri hakkında ciddi tenkitlerde bulunuyor Zedek ve Klein. "Görsel kimlikler oturmamış" diyor, "Türk gazeteleri, sesi çok açılmış radyolara benziyor" diyor, "Grafik ve tasarım bakımından alt seviyedeler" diyor, "Türk gazeteleri okuyucuya çok agresif yaklaşıyor" diyor, "Sıradan bir ülkenin gazetesi gibi görünüyorlar" diyor, "Bazı Türk gazetelerinde tecavüz haberi ve çıplak kadınla ilgili bir haber yan yana yer alıyor. Bu iki şeyin birbiriyle ne alakası var?" diyor... Daha ne desinler ki!

Zaman ile ilgili övgülerini buraya taşımıyorum. Çünkü maksadım Zaman'ı övmek ya da övdürtmek değil. Önemli olan, Türkiye'deki umumi durumun bir an önce kavranması ve evrensel tasarım çizgisinden çok uzaklaşan Türk gazeteciliğinin artık normal sınırlarına dönmesi. İri puntolar, kargacık burgacık yazılar, birbiri içine girmiş fotoğraflar ve başlıklar, daha şaşaalı göstereyim diye zemine atılan rengârenk boyalar, kısa başlık yüzünden mecburen kullanılan alt başlıklar, üst başlıklar, spotlar, patlaklar, çatlaklar...

"Canım n'olmuş; alt tarafı sayfa tasarımı bu" denemez. Zira, artık tasarım, haberin çok önemli bir parçası. O yüzden de onu yönetmek bir manada doğru haberciliği icra etmek anlamına geliyor. Harf karakterlerinin doğru seçilmesinden, anlaşılması zor konularda info grafik kullanılmasına kadar pek çok detayı var tasarımın. Bu nedenle yapılan işe haber tasarımı (news desing) deniyor. Sayfaların artistik çizimlerle okura sunulması tek başına bir ölçü değil; görsel öğelerin mutlaka haberi bütünlemesi, desteklemesi gerekiyor. Zaten röportajda ısrarla bunun üzerinde duruluyor ki doğrudur; haberdeki tasarım, haberciliğin önünü açacak önemli bir unsur haline gelmiştir.

Daha üzücü bir tabloyu söylemek zorundayım: Uluslararası pek çok önemli etkinliğe katıldım ya da o programları çeşitli vasıtalarla takip ettim ve gördüm ki pek çok toplantıda Türk gazeteleri kötü tasarıma örnek olarak takdim ediliyor. Maalesef benzeşme virüsü Türk gazetelerini aynı çerçevenin içinde boğuyor. Tabii ki şaşaalı ve janjanlı gazeteler bulunabilir her ülkede; ancak "sesi çok açılmış radyolar" gibi yayın yapan gazetelerin kulvarı ve o mecranın zorladığı kimlik bellidir. "Bulvar gazeteleri niçin devasa puntolarla yayın yapıyor?" diye soru yöneltecek adam, gazeteciliği bilmiyor demektir. Gerçek şu ki; her gün kullandığı manşet puntosu gazetenin logosundan daha büyük olanlar sansasyonel yayıncılık yapıyor demektir. Abartılı yayınların kendine özgü kıymeti ne kadarsa onların da ciddiye alınma oranı o kadar olmalıdır. Bizde ciddi gazetecilik ile sansasyonel yayıncılık iç içe girdiği için derin bir kimlik bunalımı yaşanıyor.

Sadece kâğıda basılı gazete değil konumuz aslında. Mesela, önemli bir gazetenin internet sitesi de çılgın bir yayın anlayışı ortaya koyamaz. Her duyduğu lafa balıklama atlayan, her meseleyi olduğundan mübalağalı bir şekilde veren; üstelik ha bire tekzip yiyen bir web sitesi sadece kendine değil, adını taşıdığı gazetenin marka değerine de zarar verir.

Aslında meseleyi şeklî bir tartışma gibi algılamamak gerekiyor. Bu ülkenin haber sunuşunda feci yanlışlıklar var; gazetesinde de var, televizyonunda da, internetinde de! Sürekli avaz avaz bağırmaz gazete. Mütemadiyen goygoyculuk yapmaz televizyon. Allah'ın her günü flaş flaş feryat etmez web siteleri. Nasıl farkına varamıyoruz ki bu acûl haliyle medya, kamplaşmayı sürekli körüklüyor, sosyal dokuyu bozuyor, siyasî yapıyı zîr û zeber ediyor.

Daha sakin olunamaz mı? Daha akl-ı selimle hareket edilemez mi? Bal gibi de yapılır ve asıl o zaman gerçek gazetecilik icra edilmiş olunur. Derinlikli bilgiler, kuşatıcı analizler, soğukkanlı yorumlar, aydınlatıcı ve yol gösterici tenkitler, çözüm önerileri sunan makaleler... Çok mu zor böyle bir yol bulmak? Evet; itiraf etmemiz gerekiyor ki zor! Emek istiyor, sabır istiyor, tahammül istiyor, araştırmak istiyor, tecrübe istiyor, insana yatırım istiyor...

Bir mesleğin ne kadar doğru yapıldığını anlamak istiyorsanız uluslararası yüksek standartlara bir bakın; ya mahcup olacaksınız veya mesrur. Gazetecilik açısından pek de mesrur olduğumuz söylenemez. Onca teknolojik üstünlüğümüze ve insan kaynaklarımıza rağmen beş-on gazetemizi yan yana görenler bıyık altından halimize gülüyor. Ve bu durum herkesi -bu meslekte çalışan herkesi- üzecek seviyededir. Bu nedenle Türk basını bir an önce sembolik savaşların şövalyeliğini bir kenara bırakıp absürt metot ve üsluplardan yakasını kurtarmalı. Dünyaya rezil olduğumuz yetmezmiş gibi; yarınlarda abartıya karnı tok nesillerin istiskaline maruz kalacak medya. İş işten geçmeden dostça gönderilen mesajların doğru algılanması gerekiyor. Zedek'in ve Klein'in yaptığı budur.

Hıncal Uluç'a destek

Hıncal Uluç, teröristlerce yapılan Güngören saldırısının akabinde mühim bir tartışma başlattı. Terör saldırılarından sonra ortaya çıkan vahşi tablonun medyada ne kadar yer bulması gerektiğini sorguluyor. Biliyorsunuz, bu konuda iki farklı yaklaşım var: Kimine göre o feci görüntüleri sunmak da haberciliğin bir parçası. Kimine göre ise o görüntüleri aynıyla vermek terör örgütlerinin emellerine aracı olmak manasına gelebiliyor. Uluç'un savunduğu görüş bu ikincisi.

Kanaat-i acizanemce Uluç'un yaklaşımı daha doğru; terör saldırılarında canını kaybeden, kolunu bacağını yitiren insanları gazete ya da televizyon aracılığıyla vermek âdil bir yaklaşım değil. Zaten dünya medyası da böyle yapmıyor; teröristlerin salmak istediği korkuya yardımcı olmuyor; halkın sindirilmesine boyun eğmiyor. Tam da bu nedenle onlarca, hatta yüzlerce insanın öldürüldüğü olaylarda bile hayatını kaybeden insanların fotoğrafları ya da görüntüleri kullanılmıyor.

Ülkemizde sıcak haber söz konusu oldu mu akan sular duruyor ve bazen cinnet sınırları bile zorlanıyor. "Haber atlatma" diye bir yol tutturmuşuz kendimize. "İlk defa biz yayınlıyoruz" derken bazıları kendinden geçiyor. "Flaş, flaş" diye başladı mı bir cümle, insanların yüreği ağzına geliyor... Bu arada olan oluyor ve terörist örgütlerin ekmeğine yağ sürülüyor; halk korku ve paniğe kapılıyor; zanlılar ilan ediliyor ve o ilanın oluşturduğu peşin hükümler yüzünden sosyal barış tehdit altında kalıyor...

Sorumlu gazetecilik, terör gibi kritik konularla test edildikçe ortaya çıkar. Bu nedenle Hıncal Uluç, gazete genel yayın yönetmenlerine çağrıda bulunarak sıcak haber taşımanın riskini azaltacak ve kamu vicdanını rahatlatacak bir platform oluşturmayı öneriyor. Yerinde bir teklif. Gerçi Hıncal Bey, isim zikrederken gazeteleri sınırlandırıyor. Ya terör fotoğraflarını yayınlama konusunda hata yapanların sınırlı olduğunu düşünüyor veya misal olsun diye birkaç ismi gündeme getiriyor. Türkiye gerçeğinin tamamını görmek gerekiyor ki bir yanlışın önü alınabilsin. Her neyse.

Önemli olan, açılan tartışmanın basın tarihimiz kadar sosyal ahengimiz açısından da değer taşıyor olması. Bu nedenle Uluç'un teklifini bütün gazete ve televizyon yöneticilerinin dikkate almasında fayda görüyorum. Toplum psikolojisini altüst eden terör haberlerinin daha duyarlı ve sorumlu yayınlanması için bir platform oluşturulursa destekleyeceğimi de buradan duyurmak isterim. Belki bu bir örnek çalışma olur da insanımızı doğrudan ilgilendiren pek çok konuda sorumluluk paylaşımına dair kültür geliştirilmiş olur. Böyle bir gelişmenin Türkiye'ye katacağı değeri tahayyül etmek bile insana mutluluk veriyor; hem olabildiğince çok sesli hem de sorumluluk söz konusu olduğunda fevkalade kenetlenmiş bir basın ahlakı! Yakışmaz mı bu güzel ülkeye?


11.Ağustos.2008 06:51:15
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[3 adet yorum gelmiştir]    
Serdar 12.Ağustos.2008 07:25:56

Cok farkli
Wall Street Journal abonesiyim, iste gazete budur. Insan okuyup bilgiyi alabiliyor. Amerikadada tabi tabloid gazeteler var daily news gibi, ufak boyutlu. Ama ben Hurriyet Milliyet gibi New York Times kalitesine cikmaya cabalamasi gereken gazetelerin tabloit gazete cikarmakta israr etmelerini anlayamiyorum. Yanliz suda bir gercekki, bizim halkimizda boyle seylerden biraz hoslaniyor neyazikki. Ben herkesi kaliteyi talep etmeye cagiriyorum. Biraz arz talep meselesi. Kaliteli gazete ve televizyonlari takip edin. Digerlerini protesto edin, aile ve diger degerlerimizi yoketmeye calisanlari...Selamlar

Serdar

ozgurx 11.Ağustos.2008 22:01:55

cok dogru
evet sayın abeyim cok dogru söylüyorsunuz.Maalesef ki bizim medyamız terör örgutlerinin propagandasını surekli yapıyor bilerek yada bilmeyerek.Bu Keşmekeşe katılmayarak olculu ve seviyeli yayın yapan ZAMAN ve STV ekibine sonsuz teşekkurler Allah Muaffak etsin

gladi 11.Ağustos.2008 19:19:15

abi keşke orda deseydinizki ;

bu gazeteleri ve medyamız halkta ; korku , panik , mide bulantısı , sokaga çıkamama , panik , korkaklık , kin ve nefret , asabilik , güvensizlik , umutsuzluk , tiksinti vs gibi etkiler yapıyor ... bu gazeteleri okuduktan sonra da doktor doktor , eczane eczane , seçim seçim dolaşıyor ..

bunlar kesinlikle tasarımdan ve puntolardan değil ...

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kasım 13 BİR KEZ DAHA 'ALEVİ MİTİNGİ'
Kasım 11 'ALEVİ MİTİNGİ'NİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
Kasım 10 OBAMA'DAN BİR DERS ÇIKARMAK GEREKİYORSA
Kasım 08 TÜRKÜ BİLMEYEN TÜRK'Ü BİLEMEZ
Kasım 03 YAFTALAMADAN BİR DAHA DÜŞÜNÜN
Ekim 27 ÖZKÖK MÜ HAKLI ÇÖLAŞAN MI?
Ekim 23 YA ERGENEKON, YA KAÇINILMAZ SON!
Ekim 20 AKTÜTÜN HADİSESİNDEKİ İLETİŞİM KAZALARI
Ekim 16 TERÖRLE BÖYLE MÜCADELE EDİLMEZ Kİ!
Ekim 13 ASKER-MEDYA İLİŞKİSİ; BİR DAHA
Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK
Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR
Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ?
Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR
Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK
Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO
Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI
Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM
Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR?
Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 
Polat Alemdar karizmayı çizdirdi !
Ergenekon'da ŞOK
Ergenekoncuların kaçırmadığı dizi !
Bu fotoğraf ÇOK KONUŞULACAK
Doğan'a gönderilen gizli mektup
Dolar fırladı ! Borsa ise...
Millilerimiz şov yaptı ! İŞTE GOLLER
Benzin'de bir indirim daha !
İşte şehit olan askerlerimizin isimleri
CHP karıştı !
Ahmet Böken
BİR AKREDİTASYON HİKAYESİ
Anasol-D iktidarı dönemiydi.
C. Tayyar Kala
BAYKAL ÇARŞAFA SARILDI!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı hayretle takip ediyorum.
Asım Yıldırım
VE BİZ…
Aslında son iki yazımda aktardığım bilgilere yapılacak çok sayıda ek var.
A.Abdulkadiroğlu
SAYIN BAYKAL O İŞ ÖYLE OLMAZ!
CHP lideri Baykal ne yapmaya çalışıyor?
Faruk Bilgin
ABDULLAH GÜL MÜ, TAYYİP ERDOĞAN MI?
Birileri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan'ın arasını açmak istiyor?
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
BIRAKIN ALLAH AŞKINA
Bazıları Baykal’ın ‘çarşaf açılımı’nı önemseyebilir ama ben hiç ciddiye almıyorum.
bulent-korucu
Bülent Korucu
YARSAV BAŞKANI YARGIÇLARA GÜVENMİYOR MU?
"Hastanelere ve verdikleri raporlara güvenmeyin. Çok hatalı ve ölümcül sonuçlar doğurabilecek raporlar verilebiliyor."
engin-ardic
Engin Ardıç
KİMSE YEMEZ
Faşistler, "kendi yağımızla kavrulalım" önerisini pek severler.
fehmi-koru
Fehmi Koru
CHP AKP'LİLEŞTİRİLİYOR MU?
Baş döndürücü bir hızla geliştiği için olanı kolayca anlamamız ve bir-iki yazıyla irdelememiz mümkün değil.
huseyin-gulerce
Hüseyin Gülerce
ÖRTÜLÜ HANIMLAR CHP'DE, HİLE HURDA YOK MU?
CHP lideri Deniz Baykal, birkaç gün önce İstanbul Sultangazi'de, partisine yeni katılanlar için düzenlenen törendeydi.