EN SON HABER: (13:01) Binbaşı suikast silahı Kanas'l...     EURO: 2,1180 - 2,1200    DOLAR: 1,6920 - 1,6940
 

AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!

Ekrem Dumanlı

Gazetecinin kötüsü, bitiş çizgisinin görünmesiyle sağa sola saldıranıdır.

Söyleyecek sözü kalmayan, saldırmaktan başka yol bulamaz kendine. Saldırdıkça bayağılaştığının farkına varamaz. Zavallı bir ruh haliyle tek istediği vardır: Dikkate alınmak, önemsenmek, değer verilmek. Oysa herkese çamur atarak dikkat çekmek mahallenin delisi rolüne soyunmak gibidir; etek de giyse, düdük de çalsa, amuda da kalksa hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

Adam gibi gazetecilik yapılan ülkelerde editörlük sistemi, kalem şehvetinin her gün işlediği zinaya müsaade etmez. Yani, eline kalem alan kimse, insanları, kitleleri rencide edecek yazılar yazamaz. Bunun adı sansür değil; yayıncı sorumluluğudur. Kimin haddine düşmüş ki bir gazetenin verdiği imkânı başkasına hakaret için kullanabilsin. Kimin haddine ki yazarlığı, oraya buraya salya saçmak derekesine indirgeyebilsin. Kimin haddine ki halkı aydınlatmak gibi kutsal bir gayenin etrafında odaklanmış bir mesleği kişiliksiz kavgalara aracı yapsın.

Üzülerek kaydetmem gerekiyor ki Türkiye'deki gazetelerde neşredilen pek çok köşe yazısını yabancı bir dile çevirip muteber bir gazetede neşretmeye kalksanız devreye mahkemeler girer. Müsaade etmezler adama. Ayrımcılık (discrimination) yapmanıza, nefret suçu (hate crime) işlemenize izin vermezler. Maalesef bu ülkenin gazete ve televizyonlarında kendi yetki ve sorumluluğunun bilincinde olmayan çok sayıda editör var. O yüzden bazı köşe sahipleri derebeyi gibi davranmayı cesur yazarlık sanıyor; en azından öyle bir maskenin arkasına gizleniyor.

Yazı yoluyla hakaret eden korkaktır

Hakaret ile cesaret, yeryüzü ile gökyüzü kadar uzaktır birbirine. Yazı yoluyla insanlara hakaret eden korkaktır! Başkasını aşağılayan, aslında kendini aşağılamış olur. Kendine gazeteci deme cüretini gösteren fakat hiçbir meslekî başarısı bulunmayan muhterislerin başkasının gazeteciliğini sorgulama hakkı olabilir mi? Fakat nedendir bilinmez Türk gazeteciliğinde kariyerini hakarete bağlayan pek çok isim var. Başlı başına bir araştırma konusudur bu. Bir insanın özel hayatında bazı dengesizlikler olabilir, adamın ağzı bozuktur, kalbi bozuktur vesaire. Ancak yazı yazmanın ya da bir televizyonda program yapmanın kendine mahsus bir ciddiyeti, nezaketi ve nezaheti vardır. Bu çerçeveye riayet etmeyen, başkasına zarar veriyor gibi gözükse de, kendine de zarar verir gazeteciliğe de.

Kalem savaşları bu mesleğin cilvelerindendir. Geçmişte de yapılmıştır, bugün de yapılır; yarın da yapılacaktır. Kalem savaşları bilgi ve görgüyle yapılır, derin analizler içerirse tadına doyum olmaz; okur için de (seyirci için de) aydınlatıcı olabilir. Bu bakımdan tesadüm ü efkar denebilecek üsluplu tartışmalardan kamu yararı bile çıkartılabilir. Ne var ki Türkiye'de bilgi ve görgüsü itibarıyla çıtası, yüksek tartışmalara yetmeyenler kendilerine de, mesleğe de ülkeye de zarar veriyor. Bir adam kendine foseptik rolü biçiyor ve üzerine taş atılması için yanıp tutuşuyorsa, bazen satır aralarından bir bahane uydurup birilerinin üzerine kendinden bir şeyler sıçratmaya çalışıyorsa bu kişinin ciddiye alınmasını beklememek lazım. Çünkü çoğu zaman tekebbür kokan salvolar, şahsî kapris ve kişilik bozukluğuna dayanır.

Medya sektöründe çalışan bazı insanlar, yaptıkları işin sorumluluğunu idrak edeceklerine bir süre sonra kibre kapılıyor. Kendilerini dev aynasında gören pek çok insan, çalıştığı kurumun marka değerini ve kendisine muvakkaten verilmiş bir sıfatı kerameti kendinden menkul vehimlere teslim ediyor. Ele geçirdiği köşeden insaf ve izan sınırlarını aşabiliyor. Ve işin daha kötüsü, temel ve evrensel yayıncılık ilkeleri açısından denetim görevi yapması gereken yetkililer bu vahim duruma dur demiyor ya da diyemiyor. O zaman editör kadrosu niçin çalıştırılıyor ki, genel yayın yönetmenleri ne işe yarıyor ki! Ona buna küfredip sonra da söylediklerine genel yayın felsefesiyle itiraz edenlere "sansür" suçlaması yapanlar, 'yavuz hırsız ev sahibini bastırır' taktiğiyle kendi hatalarını örtbas etmek istiyor. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar serserice yayın yapılmıyor. Öyle adamlar var ki Türk basınında, yalanı tescilli, iftirası herkesin malumu, çirkefliği herkesin marufu...

Madalyonun bir de aydınlık bir yüzü var. Türk medyasında çok değerli gazeteler, yazarlar, analizciler çalışıyor. Hatta bilgi ve deneyim açısından Türk medyasının fikir işçileri dünya medyasında mûtena bir yere sahip. Ne var ki toplam kaliteyi aşağıya çeken bazı kişiler mesleğe de leke sürüyor. Kim iyi gazetecidir, kim kötü gazetecidir? Hangi gazete(ler) daha kalitelidir? Bu soruya kim cevap verebilir? Hemen baştan söyleyeyim ki kimin iyi gazeteci olduğuna öncelikle kamu vicdanı karar verir. Sizi beğenir ya da beğenmez, takdir eder ya da etmez, okur ya da okumaz, seyreder ya da seyretmez... Bunun dışında söylenen her söz laf ü güzaftır, bühtandır. Hele adam kendini otorite ya da duayen vehmediyorsa ve bir de kalkıp "o gazeteci değildir; bu gazetecidir; filan gazete gazeteciliği bilmiyor" gibi ahkam kesiyorsa ortada şizofrenik bir ruh hali var demektir. Beyefendiye/ya da hanımefendiye sorarlar: Sen kimsin? Hangi tevehhümle kendini nerede görüyorsun?

En güzel cevap sükût...

Ölçü şudur: Gazetecilik şerefli bir meslektir; onun şerefi ancak mesleğini doğru ve sorumlu yapanlarca korunabilir. Bir de çürük elma(lar)ın bu meslekteki namuslu insanları çürütmesine boyun eğmemek gerekiyor. Çürükler istiyor ki herkes kendilerine benzesin. İstiyorlar ki hakarete hakaretle cevap verilsin. Oysa zifiri karanlık dehlizlerden homurtular yükseltene verilecek en güzel cevap sükûttur. Bir de kendi işine odaklanan insanların ufuk turunda sürekli kanatlanıp durması gerekiyor. Gazeteciliği en kutsal emanet olan bilgi taşıma sanatı olarak görenler, paçalarından tutup da seviye düşsün diye debelenenlere dönüp bakma lüksüne sahip değil. İşini doğru yapanların odaklandığı ufuk, evrensel gazetecilik kalitesiyle kesişiyor; beyhude dalaşmalarla değil!

Kimin doğru gazetecilik yaptığı ya da hangi gazetenin doğru bir çerçevede yayın yaptığını anlamanın bir başka yolu daha var: Bir gün herkes bugünkü emanetlerini bırakıp gidecek ve herkesin arkasında geriye bıraktığı eserler kalacak. Yazdığı yazılar, yaptığı gazeteler, düzenlediği programlar, hazırladığı haberler... Bir gün mesleği de bırakıp gideceğiz... Bırakın mesleğimizi bir gün bırakıp gitmeyi, bir gün hayata veda edip gideceğiz. Arkamızdan konuşulan her şey zanna dayanır; hüsn ü zan eden, sizi hayırla yâd eder, su-i zan yapan, sizin hatalarınızı sayıp döker. Asıl önemli olan, hayatını yazıya bağlayanların geride bıraktığı eserlerdir. O eserler arasında küfür, hakaret, aşağılama gibi icraatlar yer alıyorsa sizin iyi bir gazeteci olduğunuzu söylemeniz basit bir hüsnü kuruntudan öteye geçemez. Geriye kalan eserleriniz, sizi sadece ferdî bir değerlendirmeye tabi tutmaz; çalıştığınız kurumu da bağlar. Seviyesi düşük haber ve yorumlara izin verenler seviyeli bir yayın bırakamaz arkasından. Daha açık söyleyeyim: Gazetesinde aşağılık yazılara yer veren ya da televizyonunda paçasından çamur damlayan programlara müsaade eden yöneticiler de tarihe hak ettikleri bir şekilde kaydedilirler. Türk medyası yarınlara dair tarihin ahkâmını beklemeksizin bir iç muhasebesi yapmak zorunda; çünkü ağzı bozuk üslubun prim yaptığı günler maziye karışıyor. Yeni gelen nesiller enformatik özelliği ağır basan neşriyattan bilgi, belge, yorum, analiz vs. isteyecek. O zaman kendi cehlini hakaretlerle kapamak için aynadaki aksine secde edenler çok zor günler yaşayacak!

Kehanet saymayın lütfen; istikbale dair bir keskin gerçeği söylemek zorundayım: Yarının medyasında yazı veya görüntü yoluyla kendine hakaret kariyeri yapan küfürbazlara, saldırganlara yer yok! Onlar küflü mağaralarından yine insanlara sataşacak; ama bulamadıkları ilgi yüzünden hezeyanlara kapılacak...

Akşam Genel Yayın Yönetmeni'ne dostça bir soru

Yeni Şafak'ta Mehmet Gündem hoş bir medya röportajına imza attı. Akşam'ın genel yayın yönetmeni Serdar Turgut'a birbirinden ilginç sorular sordu. Dikkatimi çeken bir hususu buraya kaydetmekte fayda görüyorum. Turgut, uzun yıllar beraber çalıştığı (daha doğrusu yöneticiliğini yaptığı) iki yazar hakkında pişmanlığını ifade ediyor. Güler Kömürcü için "Çok önceden atmayı düşünüyordum ama gözaltına alındı. Düşmüş bir kadına bir tekme de ben vurmak istemedim. Kömürcü'yü Ergenekon'dan beraat ettiği gün atmaya karar verdim, fakat gitti Ergenekon'dan hapse düşmüş bir adamla evlendi..." Bu şaşırtıcı açıklama üzerine söz Nihat Genç'e geliyor. Genç için "O büyük bir hataydı." diyen Akşam'ın yayın yönetmeni "Siyasi meczup gibi davranıyor." yorumunu yapıyor ve ekliyor: "Türkiye düşük düzeydeki fikirlere o kadar rağbet gösteriyor ki, siz milliyetçi asıp kesmelerle ilgili bir haber yaptığınızda en çok okunan oluyorsunuz. Nihat figürleriyle fikir düzeyinde mücadele edip onları yenmek lazım..."

Şaşırtıcı bulduğum kadar söylenenleri üzücü bulduğumu itiraf etmem gerekiyor. İnsan kendi yazarı hakkında bu kadar olumsuz düşünüyorsa niçin bu kadar katlanır ki? Ve daha kötüsü yayın yöneticilerinin katlanmak zorunda kaldığı daha başka yazarlar var mı? Sıkıntı göründüğünden daha büyük; çünkü yalan, iftira, küfür, hakaret kol geziyor bazı yayınlarda.


18.Ağustos.2008 07:53:58
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[3 adet yorum gelmiştir]    
ferit 19.Ağustos.2008 02:47:20

ağzınıza sağlık
Ekrem Beyin ağzına sağlık.Siz hiç merak etmeyin biz herkesin notunu veriyoruz. bahsettiğiniz güruhtakiker bizi okdar nefret ettiriyolarki gazetelerini almaya dahi tevbe ediyoruz.yazdıkları yazılar tahammül edilemeyecek kadar bayağı,at gözlüğü ile yazılmış,ideolojik olduğu kadar,-sevmiyorum bunları ama iyi eleştirmiş bile dedirtemeyen o yazıları yazmak için hiç bir birikim grektirmeyen küfür ve karşı tarafa saldırı mantığı ile yazılmış, halktan ve menfaatlarından yoksun yazılar.o nedenle biz zaten yazdıkarıza zaten katılıyoruz sevgiler

ömer gülseven 18.Ağustos.2008 17:52:15

iğneyi kendine
ekrem dumanlı bey in yazısı bu sitenin yönetileri hakkında galiba

18.Ağustos.2008 17:35:45


Ülkemizde Ekrem Bey'in ifade ettiği şekilde gazetecilik ve televizyon yayıncılığının gelişmesi kaçınılmazdır!

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kasım 13 BİR KEZ DAHA 'ALEVİ MİTİNGİ'
Kasım 11 'ALEVİ MİTİNGİ'NİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
Kasım 10 OBAMA'DAN BİR DERS ÇIKARMAK GEREKİYORSA
Kasım 08 TÜRKÜ BİLMEYEN TÜRK'Ü BİLEMEZ
Kasım 03 YAFTALAMADAN BİR DAHA DÜŞÜNÜN
Ekim 27 ÖZKÖK MÜ HAKLI ÇÖLAŞAN MI?
Ekim 23 YA ERGENEKON, YA KAÇINILMAZ SON!
Ekim 20 AKTÜTÜN HADİSESİNDEKİ İLETİŞİM KAZALARI
Ekim 16 TERÖRLE BÖYLE MÜCADELE EDİLMEZ Kİ!
Ekim 13 ASKER-MEDYA İLİŞKİSİ; BİR DAHA
Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK
Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR
Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ?
Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR
Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK
Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO
Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI
Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM
Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR?
Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 
Polat Alemdar karizmayı çizdirdi !
Ergenekon'da ŞOK
Ergenekoncuların kaçırmadığı dizi !
Doğan'a gönderilen gizli mektup
Bu fotoğraf ÇOK KONUŞULACAK
Dolar fırladı ! Borsa ise...
Millilerimiz şov yaptı ! İŞTE GOLLER
Benzin'de bir indirim daha !
İşte şehit olan askerlerimizin isimleri
Komutan imzası şaşırttı
Ahmet Böken
BİR AKREDİTASYON HİKAYESİ
Anasol-D iktidarı dönemiydi.
C. Tayyar Kala
BAYKAL ÇARŞAFA SARILDI!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı hayretle takip ediyorum.
Asım Yıldırım
VE BİZ…
Aslında son iki yazımda aktardığım bilgilere yapılacak çok sayıda ek var.
A.Abdulkadiroğlu
SAYIN BAYKAL O İŞ ÖYLE OLMAZ!
CHP lideri Baykal ne yapmaya çalışıyor?
Faruk Bilgin
ABDULLAH GÜL MÜ, TAYYİP ERDOĞAN MI?
Birileri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan'ın arasını açmak istiyor?
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
BIRAKIN ALLAH AŞKINA
Bazıları Baykal’ın ‘çarşaf açılımı’nı önemseyebilir ama ben hiç ciddiye almıyorum.
bulent-korucu
Bülent Korucu
YARSAV BAŞKANI YARGIÇLARA GÜVENMİYOR MU?
"Hastanelere ve verdikleri raporlara güvenmeyin. Çok hatalı ve ölümcül sonuçlar doğurabilecek raporlar verilebiliyor."
engin-ardic
Engin Ardıç
KİMSE YEMEZ
Faşistler, "kendi yağımızla kavrulalım" önerisini pek severler.
fehmi-koru
Fehmi Koru
CHP AKP'LİLEŞTİRİLİYOR MU?
Baş döndürücü bir hızla geliştiği için olanı kolayca anlamamız ve bir-iki yazıyla irdelememiz mümkün değil.
huseyin-gulerce
Hüseyin Gülerce
ÖRTÜLÜ HANIMLAR CHP'DE, HİLE HURDA YOK MU?
CHP lideri Deniz Baykal, birkaç gün önce İstanbul Sultangazi'de, partisine yeni katılanlar için düzenlenen törendeydi.