EN SON HABER: (17:07) Erdoğan'dan Baykal'a TEK KE...     EURO: 2,1320 - 2,1340    DOLAR: 1,7080 - 1,7100
 

MERKEZ MEDYA NE DEMEK?

Eser Karakaş

Bu Pazar yazısını basın sektörümüzün epey bir süredir üzerinde kafa yorduğum bir konusuna ayırmak istiyorum.

Geçtiğimiz hafta Zaman gazetesine gönderdiğim bir yorum yazısı epey olumlu ve aynı zamanda da olumsuz tepki çekti; bu yazıda merkez medya diye benimsediğimiz ve ülkemizin gerçekten köklü basın kuruluşlarında, mesela Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazetelerinde bazı önemli tarihlerde, kimi çok belirleyici olmaya aday toplumsal dönemeçlerde yayınlanmış ve altında bizim ülkemizin önemli köşe yazarlarının imzaları olan yorum ve değerlendirmelerin çok büyük yanlışlar içerdiğini, yapılan yorumların bırakın senelere, aylara dahi hiç dayanıklı olamadığını, yayınlandıktan yaklaşık bir sene sonra ‘tamamen konu dışı’ kaldıklarını ifade etmeye çalışmış idim.

Bu tür bir mukayese ve değerlendirme yapmak için artık şahsi arşivlere, gazete arşivlerine ya da milli kütüphaneye de gitmenize gerek yok; oturduğunuz bir kafede laptopunuzdan tüm bu yazılara ulaşıyorsunuz ve büyük şaşkınlıklara düşüyorsunuz.

Geçen haftaki yazımda önemli gördüğüm bir toplumsal olayı, 27 Nisan 2007 askeri muhtırasını ve bu muhtıradan hemen sonra yukarıda adıını belirttiğim merkez medya organlarında çok okunan, ülkemizde belirli bir kesim tarafından çok sevilen ve tutulan köşe yazarlarının yayınladıkları bir-iki makaleyi örnek olarak sunmuş idim.

27 Nisan muhtırası kendi başına hiç de önemli bir konu değil, demokratik süreç bu kepazeliği çok net bir biçimde aştı, arkada bıraktı ama bu kepazelik karşısında alınan tavırlar, öneriler önem olarak kanımca 27 Nisan muhtıra metninin çok önüne geçti ve çok daha kalıcı oldu.

Ve belki de en önemlisi merkez medyanın nasıl olmaması gerektiği konusunda önemli ipuçları üretti, merkez kavramını yeniden düşünmemize neden oldu.

Basın doğası olarak siyasetle iç içe olduğundan siyasetin, ülke anayasasının ve hatta artık daha da önemli olmak üzere gelişmiş ülkeler hukuk normlarının merkez kavramları ‘merkez medyasının’ belirleyici unsurları olmak zorundadır.

Türkiye’de üzerinde çok geniş bir mutabakat olan Anayasa’nın ikinci maddesindeki kavramlar yani demokrasi, laiklik, hukuk devleti kavramları merkez medya tarafından birbirleri arasında bir hiyerarşi tanımlanmadan savunulmak zorundadır; bu zorunluk yorum özgürlüğü ilkesine rağmen merkez medya organlarının köşe yazarlarının da bir mecburiyetidir.

27 Nisan muhtırası tartışılmaz bir biçimde demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini çiğnemiş bir meseledir ve bir yayın organı merkezde kalmak istiyorsa buna izin vermemek zorundadır; bu tutum yani bir anayasal ilke uğruna diğer iki ilkenin ayaklar altına alınmasına destek vermek bu işi yapan kuruluşları marjinalize eder ve benim bir gözlemim bugün kendine merkez medya diyen organların hızla marjinalleşme süreci içinde olduklarıdır.

İstanbullular için Sabah gazetesi geç tanışılmış bir yayın kurumudur ama benim kuşağım için Hürriyet ve Milliyet çok ama çok önemlidir, bizler adeta bu gazetelerle büyüdük; bu gazetelerin 27 Nisan muhtırasında yazıldığı gibi bir tür yurttaşlık anlayışını benimsemeyen yurttaşları ‘Cumhuriyet’in düşmanıdırlar ve öyle kalacaklardır’ ilan etmesi gibi tümüyle hukuk dışı bir saçmalığı savunan köşe yazarlarını desteklemesi, kucak açması merkez kavramıyla bağdaşmamaktadır ve yukarıda belirttiğim gibi marjinalize olmaya yöneltmektedir.

Fransa’da Le Monde’da, İngiltere’de ‘The Guardian’da, bunlar gerçek merkez medya kuruluşlarıdır, böyle bir herzenin savunulmasını düşünmek dahi olanaksızdır; yine bu gazetelerde yaklaşık bir sene önce yayınlanmış bir yorum yazısının bugün içerik olarak bu kadar anlamsızlaşması da sık görülen bir durum değildir ama bizde kendine merkez medya diyen yayın organlarında 27 Nisan ve 22 Temmuz tarihleri arasında çıkan yorum ve tahminlerin kısm-ı azamı yanlış ve komik çıkmıştır ama merkez kavramı bu tuhaf durumu idare etmeyi sürdürmektedir.

Merkez medya yorumlarında laiklik, demokrasi ve hukuk devleti kavramlarını eşit ölçüde, birisini diğerinin önüne geçirmeden savunmak zorundadır; aksi bir tavır, bu yanlışı yapan kuruluşu marjinalize eder ve bugün yaşanan süreç de biraz budur.

27 Nisan muhtırasına destek ve Sayın Şener Eruygur’un arkasında olduğu mitingleri ‘sivil 28 Şubat’ diye adlandırmak merkez medyanın işi olamaz.

Bu yanlış bulduğum yayın politikasını ‘ortalama yurttaş nabzı’ diye tanımlamak da anlamsızdır, 22 Temmuz bunu çok net göstermiştir; bu gazetelerle büyüyen bizleri bu gazetelerin ‘azgın azınlığın’ eline geçmesi üzmektedir.

Merkezde olmak her zaman sanıldığından daha zordur; marjinalleşmek daha kolaydır ve bizim eski merkez, hem siyasette hem basında, galiba bir süredir kolayı seçmektedir. Merkez demek demokrasi, laiklik ve hukuk devletini eşit ölçüde savunmak demektir.


24.Ağustos.2008 08:57:56
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kasım 05 AK PARTİ NEDEN ZORLANIYOR ANLADIM
Kasım 04 GÜNEYDOĞU VE EZBERİMİZ
Kasım 02 BAŞBAKAN'IN YERİNDE OLSA İDİM
Ekim 26 ABD'YE BAKIŞTA ŞAŞILIK
Ekim 21 GENELKURMAY HEMEN MSB'YE BAĞLANMALI
Eylül 26 MEDYA VE SİYASET SINIFTA KALIYOR
Eylül 23 ‘KRİZ REEL KESİMİ VURUR MU?’!!!
Eylül 21 ULUS DEVLETİN VİDASI
Ağustos 24 MERKEZ MEDYA NE DEMEK?
Ağustos 17 FİRARLAR VE ERGENEKON
Ağustos 12 RUANDA'DAN ERGENEKON'A
Ağustos 03 YÜZDE BİR BİZİ UÇURUR
Temmuz 30 FİZİK CAHİLİ TOPLUM MÜHENDİSLERİ
Mayıs 23 YARGITAY VE 90 MİLYAR YTL
Mayıs 14 AK PARTİ NE ZAMAN KAPANIR?
Nisan 28 AKP NEDEN TÖKEZLEDİ?
Şubat 11 FEHRİYE ÇATLI
Ocak 22 2008'DE SEKİZ HEDEF
Ocak 13 'HERŞEY 1950'DE BOZULDU'
Aralık 19 ABD, PKK, BBG evi
Aralık 16 ŞEMDİNLİ'DE PKK MESELESİNDE ÖNEMLİ BİR GERİ ADIM
Kasım 23 KAYIT DIŞILIĞIN DEV BOYUTLARI
Kasım 18 DTP DAVASI VE OYUN TEORİSİ
Kasım 16 DÜNYA EKONOMİSİNİ İZLEMEK
Kasım 11 BU EL ÇABUKLUĞU KİMİN MARİFETİ?
 
Polat Alemdar karizmayı çizdirdi !
Bu fotoğraf ÇOK KONUŞULACAK
Ergenekon'da ŞOK
CHP'ye övgü, Ak Parti'ye kapatma !
Millilerimiz şov yaptı ! İŞTE GOLLER
Ergenekoncuların kaçırmadığı dizi !
Bu sorunun cevabını bilene yüz puan !
Doğan'a gönderilen gizli mektup
Dolar fırladı ! Borsa ise...
Şivan büyük bir sürpriz hazırlıyor ! - İZLE
Ahmet Böken
BİR AKREDİTASYON HİKAYESİ
Anasol-D iktidarı dönemiydi.
C. Tayyar Kala
BAYKAL ÇARŞAFA SARILDI!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı hayretle takip ediyorum.
Asım Yıldırım
VE BİZ…
Aslında son iki yazımda aktardığım bilgilere yapılacak çok sayıda ek var.
A.Abdulkadiroğlu
SAYIN BAYKAL O İŞ ÖYLE OLMAZ!
CHP lideri Baykal ne yapmaya çalışıyor?
Faruk Bilgin
ABDULLAH GÜL MÜ, TAYYİP ERDOĞAN MI?
Birileri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan'ın arasını açmak istiyor?
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
BIRAKIN ALLAH AŞKINA
Bazıları Baykal’ın ‘çarşaf açılımı’nı önemseyebilir ama ben hiç ciddiye almıyorum.
bulent-korucu
Bülent Korucu
YARSAV BAŞKANI YARGIÇLARA GÜVENMİYOR MU?
"Hastanelere ve verdikleri raporlara güvenmeyin. Çok hatalı ve ölümcül sonuçlar doğurabilecek raporlar verilebiliyor."
engin-ardic
Engin Ardıç
KİMSE YEMEZ
Faşistler, "kendi yağımızla kavrulalım" önerisini pek severler.
fehmi-koru
Fehmi Koru
CHP AKP'LİLEŞTİRİLİYOR MU?
Baş döndürücü bir hızla geliştiği için olanı kolayca anlamamız ve bir-iki yazıyla irdelememiz mümkün değil.
huseyin-gulerce
Hüseyin Gülerce
ÖRTÜLÜ HANIMLAR CHP'DE, HİLE HURDA YOK MU?
CHP lideri Deniz Baykal, birkaç gün önce İstanbul Sultangazi'de, partisine yeni katılanlar için düzenlenen törendeydi.