EN SON HABER: (17:07) Erdoğan'dan Baykal'a TEK KE...     EURO: 2,1320 - 2,1340    DOLAR: 1,7080 - 1,7100
 

SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...

Ekrem Dumanlı

Bir yandan 2008 Pekin Olimpiyatları bitti; diğer yandan Turkcell Süper Lig başladı.

Gündem, ister istemez, spor. Olimpiyatlarda ortaya çıkan millî başarısızlık, futbol dışındaki spor dallarının ne kadar ihmal edildiğini yeterince ispat ediyor.

Bu vahim durum karşısında herkes birbirini suçluyor. Pekin'deki başarısızlığın faturası kime kesilecek? Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay'a yönelik ağır eleştiriler her gün medyaya yansıyor. Ancak kazın ayağı öyle değil. Çünkü bu başarısızlığın hesabı bir kişi ya da kuruma sorulamaz. Tepeden tırnağa herkesin aynaya bakması, "Biz nerede hata yaptık?" demesi şart! Başbakan Erdoğan, geçenlerde "Herkes külahını önüne koymalı." dedi. Yerden göğe kadar haklı. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nden belediyelere, okullarda yürütülmesi gereken spor faaliyetlerinden sporun her dalına sahip çıkması gereken medyaya kadar 2008 Olimpiyatları'ndaki hezimette herkesin payı bulunuyor. Ne yazık ki, bu ülkede hiçbir başarısızlık enine boyuna tartışılamıyor. Kolaycılığa kaçılıyor ve fatura bir yere kesilince bütün hesabın görüldüğü zannediliyor.

Olimpiyatlardaki başarısızlığın en yaygın mazereti şu cümleye sıkıştırılmış durumda: "Futbol dışındaki sporlara ilgi gösterilmiyor da o yüzden..." Bu hüküm doğru ama eksik; hangi pencereden baktığınıza bağlı çünkü. Doğru; çünkü futbola duyulan ilginin sosyal hayatta bir karşılığı var ve bu durum, futbola yapılan yatırımları da teşvik ediyor. Eksik; çünkü bazı spor dallarına karşı yapılan sponsorluk çalışmaları maalesef yeterli desteği bulamadı. Sonuçta iş döndü dolaştı "üç büyükler" denilen spor kulüplerine kaldı. Onlar basketbol, voleybol gibi alanlara biraz girince, bu sefer de o alanlardaki seyirci profili değişmeye başladı. Stadyumlardaki hiddet ve şiddet kapalı spor salonlarına taşınacak diye sporseverlerin yüreği ağzında. Suç kimin? Üç büyük kulübün mü, spora ilgiyi artıramayan federasyonların mı, sporcu altyapısı ve spor kültürünü geliştiremeyen birimlerin mi, her türlü teşvike rağmen "ille de futbol" diyen vatandaşın mı? Aslında herkesin bir miktar payı var bu başarısızlıkta.

2008 Pekin Olimpiyatları millî bir tükeniş olarak geçecek spor tarihimize. Daha kötüsü, önümüzdeki olimpiyatlar için tedbir alınmazsa daha büyük başarısızlık bizi bekliyor. Herkes üzerine düşeni yaparken en çok özeleştiri yapması gerekenlerin safında yer alan medya, yine mangalda kül bırakmıyor. Herkesi eleştirirken kendisini eleştirmiyor. Oysa bugünkü hezimette medyanın da payı büyük. Futbol dışında hiçbir spor dalına yeterince ilgi göstermeyişimiz her ne kadar halka fatura edilse de, halkın ilgisizliği mi bu tabloyu oluşturuyor, yoksa basının ilgisizliği mi halkta boşvermişlik havasına yol açıyor; bu meçhul. Belki de tipik bir tavuk yumurta bilmecesi var karşımızda...

Sorgulanması gereken bir başka konu var: Türk medyası futbolla yatıyor, futbolla kalkıyor da çok olumlu sonuçlar mı alınıyor? Saatlerce süren televizyon programları spor kültürümüze ne kazandırıyor mesela? Ya da sayfalarca yer işgal eden futbol haber ve yorumları, hangi centilmenlik duygusunu besliyor? Reytinglere feda edilen televizyon programları sadece centilmenlik duygularını yok etmiyor; toplumsal dokuya virüsler bulaştırıyor.

Medya sağlam duruşuyla öncülük etmeli

Geçenlerde rastladım bir spor programına. Daha lig başlamamış, daha maçlar yapılmamış, daha başarı ya da başarısızlık sebebi sayılabilecek işler gerçekleşmemiş... Tribünlere insanları toplamışlar. Öyle bir hararetle programı açıyor ki genç sunucu; sanırsınız az sonra kıyamet kopacak. Program başladı. Hayri Hiçler, Adnan Aybaba, Engin Verel... Daha dakika bir, gol bir. Nasıl ağır sözler sarf ediliyor, nasıl kavgacı bir dil kullanılıyor; inanın, bir kahvehaneye gitseniz bu kadar kaba konuşmalara rastlamazsınız. Herkes birbirine "sen" diye hitap ediyor. "Konuşma, sus, sen kimsin, sen ne anlarsın, sen ne biçim konuşuyorsun" gibi laflar en nazik cümleler. Programı yöneten genç arkadaş, ne yapacağını şaşırmış durumda. "Kalkar giderim, stüdyoyu terk ederim" teraneleri konuklar arasında turnike usulü devam ediyor. Dayanamadım, kapattım. Sanırım pek çok seyirci de öyle yapmıştır; zira bir spor programında bu kadar nezaket ve nezahetten kopmanın mantığı olamaz. Bu duruma el koymayan televizyon yöneticileri, buna boyun eğen seyirciler ve bundan haz alan taraftarlar, bunu ciddiye alan yöneticiler... Bu kadar asabı bozuk insanın değişik kanallarda bir araya gelip saç saça, baş başa kavga etmesinin, toplum psikolojisini de olumsuz etkileyeceği kesin.

Ligler başladı. Yeni bir sayfa açılabilir. Bu temiz sayfayı önce medya açmalı. Çirkeflik kokan hiçbir davranışı ve beyanı teşvik etmemeli. 23 Ağustos'ta Sabah gazetesinde Yüksel Aytuğ harika bir yazı kaleme almış mesela. 'Spor yayıncılığının manifestosu' başlığını taşıyan yazıda 7 maddelik yayıncılık ilkesi koymuş ortaya. Ne güzel! Herkes böyle bir manifesto geliştirebilir aslında. Medya kendine çekidüzen verince kulüp yöneticileri de, taraftar da ona göre davranmak zorunda kalabilir. Ayıplanmaktan, eleştirilmekten, suçlanmaktan endişe eden ve sportmence davranmaya kendini mecbur hisseden bir futbol dünyası için medyanın sağlam bir yerde durması gerekiyor.

Madem toplum futbolla bu kadar yakından ilgili; o zaman medyanın bu ilgiyi göz ardı etmesi mümkün değil. Arz-talep dengesi içinde yapılan haberlerde ve yorumlarda daha sağduyulu yayıncılık sergilemek gerekiyor. Sportmenliği teşvik eden yayıncılık anlayışının temel bir medya kültürüne dönüşmesi, futbol dışındaki spor dallarına duyulan ilgiyi artırmak bakımından da önemli. Aksi halde hem futbolun zevki kaçar hem de diğer dallarda sırtımız yerden kalkmaz!..

Ahkâm kesmek üzerine ahkâm

Bu sütunda her pazartesi kendi yayın mantığımızı ve ilkelerimizi şerh etmek için çırpınıyoruz. Kimseyi kırmak, üzmek gibi bir amacımız da yok. "Bu işi biz biliriz" gibi bir tekebbürden de -hâşâ- Yaradan'a sığınırız. Önemli olan, her gün çetrefilli bir gündemle sarsılan ülkemizde hadiselere yaklaşım biçimimizi ortaya koymak ve yayın kalitemizi artırmak. Biz bu amaç için hedefe kilitlenmiş koşarken ayağımıza takılan bazı şeyler de olabiliyor. Mesela yalan haber eleştirisi yaptığımızda birileri üzerine alınabiliyor söylenenleri. Veya hakaret dolu yazı yazarak insanları rencide edenler, böyle bir kibir ve böbürlenmeyi ilke çerçevesinde tenkit ettiğinizde "Beni mi kastetti?" deyip tevehhüme kapılabiliyor. Ya da siz yayın mantığını gazetecilik ilkeleriyle izah ederken bir şekilde bundan gocunan "Bize akıl mı veriyorsun?" diyen çıkabiliyor.

Aslında yapmaya gayret ettiğimiz şey çok basit: Kendi yayın kültürümüzü ve yaklaşımımızı anlatmaya çalışıyoruz. Bu ülkede gazetecilik pespaye bir keyfîlik içinde yapılıyor ve ilkesiz, omurgasız neşriyatın faturasını herkes birlikte ödüyor. Kimin ne yaptığı bizi bir yönüyle ilgilendirmiyor. Sonuçta kamuoyu, bilgisi ve sezgisiyle bir çeşit denetim yapıyor ve ileride daha baskın bir şekilde yapacak. Ancak biz, bize ait olan sorumluluğun hesabını vermekle mükellef hissediyoruz kendimizi. O yüzden de olabildiğince isim zikretmeden ve insanları rencide etmeden kendi bakış açımızı şerh ediyoruz. Bu duruma rağmen "Ahkâm mı kesiyorsunuz?" şeklinde ifade edilen telaşı ve paniği anlamakta zorluk çekiyorum. Yıllar boyu "Biz ne zaman adam oluruz?" diye yazı yazan arkadaşlar ahkâm kesmiş olmuyor da, kendi yayınlarının mantığını anlatmak için çırpınıp duran insanlar mı ahkâm kesmiş oluyor?

Hiçbir yazar, yakasını tarihin ellerinden kurtaramaz; çünkü hiçbir yazının mürekkebi kurumaz. Hele tartışmalarda üçüncü şahıslara acımasızca yapılan saldırıların hesabı asla verilemez. Bir gün ehli insaf ve ehli vicdan kibirle tevazuu, gururla onuru birbirinden gece-gündüz mesabesinde ayıracaktır. Ötelenmiş utançlardan kurtulmanın yolu çarpıtılmış laflarla tekebbür göstermek değildir. Kendi yayın mantığını okurlarıyla paylaşanlar, en çok kendilerini bağlamış olurlar. Bu açıdan bakıldığında herkesin yüreği yetmez kendi ilkelerini milyonlarla paylaşmaya. Keşke herkes kendi yayın mantığını ortaya koysa da kamuoyu "Sen vaktiyle böyle yazmamış mıydın?" diye sorsa. O zaman hataların önüne daha kolay geçilmez mi?


25.Ağustos.2008 08:51:12
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[1 adet yorum gelmiştir]    
ecz.serdar 25.Ağustos.2008 22:08:46

beejing 2008
ülkemiz üniversite yöneticileri dünyadaki örneklerini işine geldiği gibi almasaydı çoktan dünyada ilk 500 de,beejing 2008 dede ilk 3 de rahatça yer bulabilirdik; tek suçlu bu değildirde nedir sizce..?

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kasım 13 BİR KEZ DAHA 'ALEVİ MİTİNGİ'
Kasım 11 'ALEVİ MİTİNGİ'NİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
Kasım 10 OBAMA'DAN BİR DERS ÇIKARMAK GEREKİYORSA
Kasım 08 TÜRKÜ BİLMEYEN TÜRK'Ü BİLEMEZ
Kasım 03 YAFTALAMADAN BİR DAHA DÜŞÜNÜN
Ekim 27 ÖZKÖK MÜ HAKLI ÇÖLAŞAN MI?
Ekim 23 YA ERGENEKON, YA KAÇINILMAZ SON!
Ekim 20 AKTÜTÜN HADİSESİNDEKİ İLETİŞİM KAZALARI
Ekim 16 TERÖRLE BÖYLE MÜCADELE EDİLMEZ Kİ!
Ekim 13 ASKER-MEDYA İLİŞKİSİ; BİR DAHA
Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK
Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR
Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ?
Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR
Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK
Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO
Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI
Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM
Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR?
Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 
Polat Alemdar karizmayı çizdirdi !
Bu fotoğraf ÇOK KONUŞULACAK
Ergenekon'da ŞOK
CHP'ye övgü, Ak Parti'ye kapatma !
Millilerimiz şov yaptı ! İŞTE GOLLER
Ergenekoncuların kaçırmadığı dizi !
Doğan'a gönderilen gizli mektup
Bu sorunun cevabını bilene yüz puan !
Dolar fırladı ! Borsa ise...
Şivan büyük bir sürpriz hazırlıyor ! - İZLE
Ahmet Böken
BİR AKREDİTASYON HİKAYESİ
Anasol-D iktidarı dönemiydi.
C. Tayyar Kala
BAYKAL ÇARŞAFA SARILDI!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı hayretle takip ediyorum.
Asım Yıldırım
VE BİZ…
Aslında son iki yazımda aktardığım bilgilere yapılacak çok sayıda ek var.
A.Abdulkadiroğlu
SAYIN BAYKAL O İŞ ÖYLE OLMAZ!
CHP lideri Baykal ne yapmaya çalışıyor?
Faruk Bilgin
ABDULLAH GÜL MÜ, TAYYİP ERDOĞAN MI?
Birileri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan'ın arasını açmak istiyor?
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
BIRAKIN ALLAH AŞKINA
Bazıları Baykal’ın ‘çarşaf açılımı’nı önemseyebilir ama ben hiç ciddiye almıyorum.
bulent-korucu
Bülent Korucu
YARSAV BAŞKANI YARGIÇLARA GÜVENMİYOR MU?
"Hastanelere ve verdikleri raporlara güvenmeyin. Çok hatalı ve ölümcül sonuçlar doğurabilecek raporlar verilebiliyor."
engin-ardic
Engin Ardıç
KİMSE YEMEZ
Faşistler, "kendi yağımızla kavrulalım" önerisini pek severler.
fehmi-koru
Fehmi Koru
CHP AKP'LİLEŞTİRİLİYOR MU?
Baş döndürücü bir hızla geliştiği için olanı kolayca anlamamız ve bir-iki yazıyla irdelememiz mümkün değil.
huseyin-gulerce
Hüseyin Gülerce
ÖRTÜLÜ HANIMLAR CHP'DE, HİLE HURDA YOK MU?
CHP lideri Deniz Baykal, birkaç gün önce İstanbul Sultangazi'de, partisine yeni katılanlar için düzenlenen törendeydi.