|
TEŞEKKÜR ETMEK İSTEDİM, ORUÇ TUTUYORUM 
Dini ve dindarları anlamaya çalışmak adına basit bir soru sorayım:
Müminler Ramazan'da neden oruç tutuyor? Bunun tek bir cevabı var; Allah emrettiği için...
Yoksa daha önce canının isteği zaman yiyip içen bir insan, birden niçin gün boyu aç kalsın.. niçin yemesin içmesin, söz ve davranışlarıyla başkalarını kırmamaya daha fazla ihtimam göstersin? Ve nefsinin arzularına gem vurmaya uğraşsın? Evet cevap basit. İnsanın önünde iki tercih var: Ya iman edeceksiniz ya da inkâr edeceksiniz. Mümin diyor ki; ben tercihimi inanmaktan yana yaptım. Allah'ın varlığına inanıyorum. Benim bir Rabb'im var. O bana değer veriyor, beni seviyor ve muhatap alıyor. Yaşamam için dünyayı bana göre hazırlayan O. Beni koruyan, benim için güzellikler yaratan O. Bizi insan olarak yaratan, sonra başıboş bırakmayan, yanlışla doğruyu, iyi ile kötüyü, çirkin ile güzeli ayırt etmek ve insan geldiğimiz şu dünyadan, insan olarak gitmek için bize rehberler, elçiler, uyarıcı ve müjdeciler, kitaplar gönderen O. Hele sevgiyi yaratması. O'nun için sevince Hz. Muhammed (sas) sevgisi, bütün peygamberlere, onların arkadaşlarına olan sevgi, ana baba, eş, evlat, kardeş, arkadaş, tabiat sevgisi, velhasıl bütün sevgiler ne kadar güzel.
Mümin tercihini yapınca, inanınca, elbet Allah'ı önemsiyor. Bu dünyada en çok değer verdiği şey, Allah'ın rızasını almak oluyor. O'nun hoşnutluğunu kazanmayı en büyük kazanç biliyor. İhlâsı, takvası, teslimiyeti ölçüsünde de Rabb'inin emirlerini, tavsiyelerini yerine getirmeyi hedefliyor. Getiremedikleri için, onları hafife almıyor, küçümsemiyor, tam tersine içinde kırıklık oluyor, üzüntü duyuyor. Pişmanlık hissediyor. Tövbe kapısının önünden ayrılmıyor. Rabb'i, hep kendisinin hayrına, lehine olacak emir ve tavsiyelerde bulunduğu için bunları önemsiyor.. yerine getirmeye gayret ediyor. Dini doğru anlamışsa, bu halini başka müminlerden, başka insanlardan bir üstünlük olarak görmüyor. Çünkü doğru anlaşılan din, ona mütevazı olmayı öğretiyor. Takvası ölçüsünde mertebe kazanıyor. Elini, dilini, belini koruyor. "İncinsen de incitme" diyor. "Bana yürüyerek gelene ben koşarak giderim" tavsiyesini ahlak edinmeye çalışıyor. "Severim yaratılmışı, Yaradan'dan ötürü" diyor. Dini, insanlığa yükselmek, güzel ahlak olarak anlıyor. Sertlikten, kalp kırmaktan kaçıyor. "Sövene dilsiz, dövene elsiz olmak gerek" diyor. Böyle müminlerden kimseye zarar gelir mi?
Mümin, tercihini seven, her hadisede, sıkıntıda, ferahlıkta imanını tazeleyen insandır.
Tercihini Müslümanlıktan yana yapan mümin, ne inanmayanları, ne ortada duranları ne de başka dinlerin müminlerini rencide edebilir. Tam tersine, kendisini ifade edebilme adına onların konumlarına saygılı kalır. Küreselleşmenin küçülttüğü dünyada, bu olgunun zararlarından, insanlık ortak paydasında el ele vererek korunmanın çarelerini, yollarını arar, "biz önce insanız" der... Mümin oruç tutar. Bunu başkalarına gösteriş için yapmaz. Rabb'i öyle istediği için yapar. Bu ibadetin faydalarına inandığı için yapar. Oruçta huzur bulur. Ramazan ikliminde maneviyatı öne çıkar. Huzur, itminan vadilerinde gezinir. Kendine dönmeye, kendini sorgulamaya, hayata yeniden anlam kazandırmaya çalışır.
Şahsen ben bir daha tefekkür ettim. Mars'tan, Ay'dan dünyaya bakınca bir boşlukta kendi başına dönen dünyamızın, nasıl korunduğunu bütün acziyetimle ürpererek bir daha düşündüm. Uzaya savrulmayan denizleri, azalmayan oksijeni, atmosferden dışarı çıkamayan su buharını düşündüm. Hep insanoğlunun hayatının devamını sağlayan muazzam bir düzen var. İnsanın korumasından öylesine uzak, tamamen bizim dışımızda ve bizim hayatımızın devamını sağlayan akıl almaz bir sistem.
Bir daha iman ettim, dünyamızı sadece Allah koruyabilir. Doğru tercihim için bir defa daha şükrettim. Teşekkür etmek istedim. Oruç tutuyorum...
04.Eylül.2008 08:54:13 |
|
|