EN SON HABER: (01:16) Galatasaray'ın grubunda puan d...     EURO: 1,9830 - 1,9850    DOLAR: 1,5630 - 1,5650
 

MEDYA AYAK UYDURUNCA

Ekrem Dumanlı

Hafta sonu Ermenistan'daydık. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Ermenistan temaslarını yakından izleme fırsatı bulduk.

Bir grup gazeteciyle hem giderken hem dönüşte sohbet eden Gül, Türkiye'nin son yıllardaki dış politika açılımları üzerinde durdu.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın baktığı açıdan hadiseleri değerlendirdiğinizde Ermenistan ziyareti bambaşka bir anlam kazanıyor. Cumhurbaşkanı meselenin sadece sorun yaşadığımız bir ülkeyle ilişkilerin düzeltilmesi olmadığını söylüyor ve herkesi bir ufuk turuna davet ediyor. Kafkaslarda nasıl kritik eşikten geçtiğimizi anlatmak için Osetya örneğini veriyor. Kafkaslar'a Türkiye'nin kayıtsız kalması mümkün değil. Zaten orada çıkan bir kriz gelip bu ülkeyi sarsıyor. Dolayısıyla Türkiye'nin, etrafında yaşananları görmezden gelme gibi bir lüksü yok. Cumhurbaşkanı bu çerçevede Balkanlar'ı da zikrediyor, Orta Asya'yı da hatırlatıyor. Gerçekten de Türkiye, coğrafyası, tarihi, ekonomik ilişkileri açısından güçlü ve kuşatıcı politikalar üretmek mecburiyetinde; korkmadan, çekinmeden, akıl dolu hamlelerle...

Türk dış politikasında önemli değişiklikler yaşandı, yaşanıyor. Daha dün denecek kadar kısa bir süre önce komşularımızın tamamıyla kanlı bıçaklıydık; şimdi hepsiyle yeni köprüler inşa ettik. Bu çok önemli bir gelişme. Ağır ağır icra edildiği için belki dikkatlerden kaçıyor; ancak ciddi bir değişim yaşandığında kuşku yok. Düşünebiliyor musunuz, Suriye ile yakın zamana kadar savaşın eşiğindeydik; oysa bugün bu komşu ülkeyle geliştirdiğimiz diyalog dünya barış sürecine katkı sağlayacak kadar önem kazandı. Hafta içinde Başbakan Tayyip Erdoğan, Suriye'de dörtlü zirveye katıldı. Suriye devlet başkanının Türkiye hakkında söyledikleri insanın göğsünü kabartıyor. Sadece Beşar Esad değil; Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy de Türkiye'nin Arap-İsrail barışına verdiği desteği çok net bir şekilde itiraf etti. Şimdi İsrail yeni bir müzakereci belirleyecek ve sorunun çözümü adına yeni sayfalar açılacak.

Gürcistan ve Rusya'nın yaşadığı sıcak kriz ispat etti ki, artık hiçbir siyasî hadise iki ülke arasında kalmıyor. Küçük ve dar kapsamlı bir olay, anında yayılıyor ve global bir kriz doğuyor. Dolayısıyla Türkiye'nin bölgesinde yapıcı, tamir edici, birleştirici, sorun çözücü bir güce dönüşmesi gerekiyor. Son yıllarda yapılan da budur. Abdullah Gül'ün Ermenistan gezisi bir futbol maçı sadeliğinde başladı, diplomatik bir dönüm noktasına dönüştü. Doksan dakikalık maç dendi ama yedi saatlik bir çalışma ziyareti çıktı ortaya. Tabii ki Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunlar bir ziyaretle ve bir günde çözülemez; ama çok önemli bir adım atıldı. Biz Sayın Cumhurbaşkanı ile dönerken Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Ermenistan dışişleri bakanı ile görüşmek için orada kaldı. Temaslar sürecek, hükümet işin peşini bırakmayacak, hariciyemiz teknik takibini tastamam yapacak...

Bugün bazı korkularını yenmiş, özgüvenini kazanmış bir dış politika anlayışı var karşımızda. Bu nedenle de Kıbrıs konusunda mesafe alındı ve dünya kamuoyu gördü ki Ada'da çözümsüzlük üzerine strateji geliştiren ve çözümü savsaklayan Türkiye değil; Rum tarafıdır. Ermenistan'la girilen diyalogdan Türkiye'nin hiçbir zararı yok. Hele Karabağ konusunda Türkiye siyasî ağırlığını koyacak ve Ermenistan'ı Azerbaycan'la bir araya getirip her iki kesimin de hoşnut kalacağı bir formül bulunmasına katkı sağlayacaksa bundan büyük bir kazanç da elde edebilir. Kafkaslar'da sular bu kadar ısınmış ve bulanmışken herkesin daha makul ve daha vizyonlu bir politika geliştirmesi şart!

Ermenistan ziyaretinin basına bakan bir yönü var ki onu buraya kaydetmeden geçemem: Ermenistan-Türkiye ilişkileri gibi biraz da netameli bir konuda basın, bir parça makul yaklaşınca bakın çözüm alternatiflerine ne kadar büyük katkı sağlayabiliyor. Türkiye ile kıyaslandığında Ermenistan küçük bir ülke. 3 milyon nüfusu var, kişi başına düşen millî geliri 2 bin dolar civarında. Koskoca bir ülkeyi bir komşusuyla kıyamete kadar düşman bırakmanın ve bu düşmanlık üzerinden iç politika yapmanın kime faydası olabilir ki! Medya, Ermenistan konusundaki müsamahakar tavrı Ortadoğu ülkeleri için de göstermeli. 'Bize ne Arap-İsrail kavgasından' diyemeyiz. Tabii ki Türkiye dış politikasının ana omurgası Batı ile devam eden, AB süreci ile perçinlenen bir zemine oturuyor. Türkiye bu eksende değişiklik yapmıyor; tam tersine, bölgesinde sözü dinlenir bir ülke olarak Batı ile girdiği süreçlerde eli kuvvetleniyor. Bu noktalarda en büyük risk basının ucuz bir söylemle aşırı milliyetçiliğe sığınmasıdır. Bu tür söylemlerle düşmanlıkları körükleme yerine medya, Türkiye'nin yeni vizyonuna göre kendine pozisyon belirlemeli.

Dış politikada büyük değişimlerin yaşandığı bu dönemde Türk medyası elbette gördüğü yanlışları yazacak, hatalı bulduğu noktaları eleştirecek. Ve görecek ki artık dünya eski dünya değil; Türkiye de eski Türkiye değil. Aktif dış politika, akıl dolu hamlelerle beslenir ve meram doğru dürüst anlatılabilirse gelecek nesillerin daha güçlü bir Türkiye bulacağından kuşkum yok...

Erdoğan-Doğan kavgasında önemli bir ayrıntı

Başbakan Erdoğan hafta sonu, Doğan Grubu'nu hedef alan açıklamalar yaptı. Yenilir yutulur sözler değildi söyledikleri. Aydın Doğan'ın ismini alenen zikreden Başbakan, 'Hilton'dan istediğini alamadığı için çıldırdı, saldırıyor.' diyor. Daha ötesi Doğan Grubu'nun çamur attığını, istediğini alamadığı için kampanya sürdürdüğünü söylüyor. Bundan sonra 'Gizli götürelim yok. Her şeyi açık ve net millete duyuracağız.' gibi ağır eleştirilere devam ediyor. Erdoğan şu ana kadar yapmadığı ölçüde sert açıklamalar yapıyor ve Aydın Doğan'ın bazı gazeteleri 'tetikçi' olarak kullandığından bahsediyor. Her cümle zehir zemberek. Kendisine yapılan saldırıların gerçek nedenini açıklamaları için Doğan Grubu'na bir hafta süre veriyor. Açık söylemek gerekirse basın tarihimiz bu kadar ağır suçlamaları bu kadar üst düzeyden ve bu kadar alenen hiç duymamıştı. 'Eğer ispat edemezseniz ahlakî değerler noktasında nasibini almamış birisisiniz' cümlesi de çok ağır, 'aracı, barış elçisi' gibi sözler de unutulur gibi değil. Tam bu noktada ciddi bir muhasebe yapılması gerektiğini söylemek zorundayım; şöyle ki: Normalde, bir başbakandan bu kadar ağır açıklama geldiğinde bütün basının tek bir sese dönüşüp bu duruma karşı çıkması gerekir. Basın özgürlüğü bunu gerektirir aslında. Böyle durumlarda grup menfaatleri bir kenara bırakılır ve herkes çok ağır eleştirilere muhatap olan bir medya grubuna destek verir. Dünkü gazetelerde böyle bir hava yoktu. Niçin? Başbakan'dan ya da hükümetten mi korkuyor Türk basını? Hayır. Konu Başbakan'dan çekinme olsa dünkü gazetelerde Aydın Doğan'ın açıklamalarına hiç kimse yer vermezdi. Kendi gazeteleri dışında Aydın Bey'e destek veren yoktu. Kaldı ki onların desteği de çok sınırlıydı ve 'n'apalım iddia bize ait değil; biz sadece Alman makamlarında dile getirilenlere tercüman olduk' kıvamındaydı. Oysa Erdoğan bir olaydan hareketle çok daha kapsamlı suçlamalar yapıyor. Onlara cevap vermek de gerekiyor...

Dostça ve yürekten bir şey söylemek zorundayım: Başbakan Erdoğan'ın cumartesi günü başlattığı tartışma ve o tartışma sonrası yaşanan derin sessizlik üzerinde çok ciddi düşünmek gerekiyor. En çok da Aydın Bey'in bunu düşünmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü Doğan Grubu ısrarla yalnızlaşıyor. Çeşitli vesilelerle herkesi kırıp geçiriyor, küstürüyor. O yüzden zor durumda kaldıklarında diğer medya grupları Aydın Bey'le empati yapacağına muhataplarıyla empati kuruyor. Ve büyük bir ihtimalle şöyle diyor: 'Bu grup benzer bir kampanyayı bize karşı da yapmıştı.' Bu yaklaşım doğrudur demiyorum ama gerçek bu. Aydın Bey'in ekibi, patronunu dostsuz bırakıyor. Kimle iyi bir ilişki içinde olduklarını söyleyebiliriz ki? Sabah Grubu'yla mı, Akşam ekibiyle mi, Ciner şirketleriyle mi, Yeni Şafak kadrosuyla mı?.. Diyelim ki gerektiği için kavga ediliyor; demezler mi 'Herkes kötü, bir tek siz mi iyisiniz?'

Sakın yanlış anlaşılmasın. 'Oh olsun, iyi oldu' demiyorum; tam aksine diyorum ki 'keşke bu kadar agresif, hatta (kusura bakmayın, vefasız) bir yol izlenmeseydi ve meslekî dayanışma adına herkes yekvücut olsaydı ve siyasete karşı net bir duruş sergilenebilseydi! Pazar gününün gazeteleri bir ibret tablosudur, üzücüdür; ama bunun asıl sebebine bakmak şart! 'Gazeteler zaten rakibimiz, o yüzden destek vermiyor' denebilir, doğrudur; herkes meseleye kuşatıcı bakamayabilir. O zaman da akla şu soru geliyor: Basının destek vermediği bir gruba kamuoyu mu destek veriyor? Maalesef ona da hayır demek zorundayım. Durum vahimdir. Keşke Aydın Doğan, bu kadar kendini yalnızlaştırmasaydı. Keşke gazeteleri halka sürekli 'bidon kafa, göbeğini kaşıyan adam' muamelesi yapmasaydı... Türkiye değişiyor; dünya değişiyor çünkü. Medya, gücünü siyasî hesaplardan ya da reklâmverenden değil; kamu vicdanından almak zorunda. O vicdan hiçbir baskıya boyun eğmez; yeter ki haklı olduğuna dair kanaat getirsin.


08.Eylül.2008 08:13:31
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[6 adet yorum gelmiştir]    
EMİNE 08.Eylül.2008 18:15:40

BOŞ
HİÇTE ÖYLE BİR SORUNUM YOK ALLAHA ŞÜKÜR GAYET İYİYİM SİZİN HİÇ KARŞI TARAFI YANLIŞ ANLADIĞINIZ OLMADI MI.. NE KADARDA UKELASINIZ.İLK MESAJINIZIN BİR ANLAMI OLMADIĞI GİBİ SON MESAJINIZINDA HİÇBİR MANASI YOK..

selim 08.Eylül.2008 15:29:50

Sayın emine!
Sende idrak sorunu varsa Ekrem Abi n'apsın..

selim 08.Eylül.2008 15:13:07

Sayın emine
Sende idrak sorunu varsa Ekrem Abi n'apsın..

emine 08.Eylül.2008 12:27:51

anlamadım
getiren tahş anlamadım yorumunuzda hakaret mi var yoksa bu kadar saygı çerçevesi içerisinde yazılmış yazı adeta siz ne diyosunuz yoksa siz de bize bidon kafalılardansınız mı diyorsunuz..

Tashgetiren 08.Eylül.2008 11:17:40

Kardes ulke deyin
Ermenistan demeyin KARDES ULKE deyin, yoksa Azeriler darilir haaa ona gore.....

bilal 08.Eylül.2008 10:10:37

Umutsuz beklenti.
Ekrem bey Doğan grubundan olması gereken makul şeyler bekliyor ama boşuna. hortumları kesilince nefessiz kaldılar herhalde. kudurmuş gibi sağa sola saldırıyorlar. bırakında son demlerini yaşasınlar. nefessizlikten gitmeleri yakındır.

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Aralık 01 TUNCAY GÜNEY'İ REFERANS SAYIYORSANIZ...
Kasım 29 İNTERNET ÇETELERİ Mİ KAZANACAK YOKSA İNTERNET SİTELERİ Mİ?
Kasım 25 HANİ BU MİLLET OKUMAZDI?
Kasım 13 BİR KEZ DAHA 'ALEVİ MİTİNGİ'
Kasım 11 'ALEVİ MİTİNGİ'NİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
Kasım 10 OBAMA'DAN BİR DERS ÇIKARMAK GEREKİYORSA
Kasım 08 TÜRKÜ BİLMEYEN TÜRK'Ü BİLEMEZ
Kasım 03 YAFTALAMADAN BİR DAHA DÜŞÜNÜN
Ekim 27 ÖZKÖK MÜ HAKLI ÇÖLAŞAN MI?
Ekim 23 YA ERGENEKON, YA KAÇINILMAZ SON!
Ekim 20 AKTÜTÜN HADİSESİNDEKİ İLETİŞİM KAZALARI
Ekim 16 TERÖRLE BÖYLE MÜCADELE EDİLMEZ Kİ!
Ekim 13 ASKER-MEDYA İLİŞKİSİ; BİR DAHA
Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK
Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR
Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ?
Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR
Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK
Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO
Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI
Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM
Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR?
Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 
Baros'un zaferi getiren golü - İZLE
PKK'nın korkunç planı deşifre oldu
Livni, El Halil'deki yerleşimcilere sert çıktı
Galatasaray'ın grubunda puan durumu
17 yıllık SIR çözüldü ! - Foto
Erdoğan'ın anketinden çıkan 3 isim
MYO mezunlarına askerlik müjdesi
Kürtleri isyana davet!
İbrahim Tatlıses gemileri yaktı!
CHP'li vekilin dudak uçuklatan serveti
Faruk Bilgin
BİR NUMARA KİM?
İzlediğim kadarıyla, Ergenekon Davası’nda yargılananların birbirleriyle irtibatları fazla yokmuş gibi görünüyor.
a-hamit-bilici
A.Hamit Bilici
SABRİNA'NIN SUÇU!
New York Times'ın Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, bir iki yıldır yazdığı haber ve yorumlar yüzünden hedef tahtasındaydı.
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
SAHİ KİMDİ TARIK?
Bir, Taha Kıvanç’ın bir yazısına atıf yaparak, aynı zamanda MİT’e çalışan iki gazetecinin kimliğini deşifre etmiş.
cengiz-candar
Cengiz Çandar
OBAMA'DAN ERDOĞAN'A
Erdoğan’ın işi, en az bu çatışmayı önleme sorumluluğunun en fazla omuzlarına yıkıldığı ABD’nin Başkanı kadar zor.
engin-ardic
Engin Ardıç
BURADAN ÖYLE GÖRÜNÜYORMUŞ
Pazartesi akşamı, günbatımından hemen sonra...
ertugrul-ozkok
Ertuğrul Özkök
KAÇ KİŞİLER Kİ YAPIYORSUNUZ
HİÇ düşündünüz mü?Acaba Türkiye’de üniversitelerde okuyan kaç Ermeni asıllı, kaç Yahudi asıllı öğrencimiz vardır?
fehmi-koru
Fehmi Koru
BÜYÜK FİYASKOYU UNUTMUŞ DEĞİLİZ
Türkiye'de, gazeteler, bu haberi “Bizimkilere ders olsun” başlığıyla sundu. Bir-iki yazar da aynı minvalde değerlendirmelerle çıktı okur karşısına.
ismail-kucukkaya
İsmail Küçükkaya
KRİZDEN NASIL ÇIKACAĞIZ?
Yaşamakta olduğumuz krizin çok çeşitli boyutları var.
murat-yetkin
Murat Yetkin
YEREL SEÇİM SİYASİ DENKLEMLERİ DEĞİŞTİRİYOR
Ülke genelinde alınan oy oranı mı? Yoksa kazanılan belediye sayısı mı? Yoksa her ikisi birden mi?
nazli-ilicak
Nazlı Ilıcak
NEFESLER TUTULDU
AK Parti'nin kazanmadığı az sayıda belediyeden biriydi.
rauf-tamer
Rauf Tamer
NE HESAP BU?
Bedavaymış. Ne hakla? Kimin kime ikramı bu?