EN SON HABER: (01:28) Ceyhan'da uçak düştü id...     EURO: 1,9830 - 1,9850    DOLAR: 1,5630 - 1,5650
 

GÜZEL BİR HABER:

Kürşat Bumin

'Bundan sonra artık her şey açık ve net olacak'

Başbakan, Güngören İlçe Kongresi'nde yaptığı konuşmada sözü “Hilton” meselesine getirerek “Bundan sonra artık saygılı götürelim, gizli götürelim yok, her şeyi açık ve net millette duyuracağız” dedi.

Bu “paradigma” değişikliğinden sizler de benim gibi çok memnun olmuşsunuzdur muhakkak.

İşte nihayet, özlediğimiz şeffaflık-saydamlık bu ülkeye de giriyor.

Biliyorsunuz; Türkiye, işlerin nasıl yürütüldüğüne dair toplumun tamamının birbirine oldukça yakın kanaat sahibi olduğu bir ülkedir. İş ve siyaset çevrelerinin ilişkisi ne merkezdedir; ülkenin varlıklı kesimi bu konuma nasıl ulaşmış ve ulaşmaktadır; hızlı şehirleşmenin yarattığı büyük ölçekli “rantlar” nasıl oluşmakta ve dağılmaktadır; her yıl ürününü (tütün, fındık vb.) maliyetinin altında sattığını söyleyen tarım kesimi hâlâ bu zararına alış verişte niçin ısrar etmektedir; memleketin “Okul”u ne işe yaramaktadır, vesaire... Bu ve benzer konular hakkında toplumun büyük kesiminin -birbirine çok benzer- güçlü bir kanaati mevcuttur.

Bu kanaat sadece “ekonomik hayat”a ilişkin de değildir. Toplum, ülkedeki, genel olarak “güvenlik meselesi” olarak adlandırabileceğimiz konunun içinde bulunduğu hal hakkında da kanaat sahibidir. Hatırlayın mesela; “Ergenekon” dosyasının içeriğine dair ortaya dolaşan haberlere hangimiz “Yok daha ne!” diyerek tepki gösterdik? Aktarılan olaylar toplum tarafından, neredeyse, “Biz bunları zaten biliyorduk” şeklindeki sakin bir ruh hali ile karşılanmadı mı?

Yani kısaca, toplum, ülkede neler döndüğünün son derece farkındadır...

Başbakan'ın Güngören İlçe Kongresi'nde dile getirdiği “Hilton” meselesi de, tabii ki, toplumun bildiği ya da en azından farkında olduğu bir mevzuu değil miydi?

Söyler misiniz: İçinizde, “Hilton” meselesini sohbetine dahil etmemiş kimse var mı?

Konu sadece arkadaş-dost meclislerinin sohbet konusu da değildi. Gazeteler de (önce “rakipler” tabii ki) bugüne kadar bu meseleyi kim bilir kaç kere gündeme getirdi. Hakkında kim bilir kaç haber ve köşe yazısı yayımlandı. Bırakalım başkalarını, bizde Fehmi Koru-Taha Kıvanç tek başına konuda ilişkin kim bilir kaç yazı yayımladı.

Herkes bu konuda da bir kanaat sahibiydi, çünkü her şeyden önce, Doğan Holding bünyesinde yer alan bir şirketin özelleştirme kapsamında satışa çıkarılan Hilton Oteli'ne 1995'te 225 milyon dolar ödemesi hemen herkes tarafından yadırganmıştı. İşletmecisinden (Hilton) (sözleşme 2015'e kadar) yıllık 2 milyon dolar (sözleşmeyi görmedim, öyle diyorlar) kira geliri elde eden bir otele 225 milyon dolar ödemek akıl kârı mıydı? Değildi tabii ki; büyük çoğunluğumuz “işletmeci” olmasak da, mülk değeri/kira bedeli oranının bu alışverişte doğru işlemediğini anlayabilirdik.

Yapı Dergisi'nin 1995 yılına ait sayılarının birinde karşılaştığım bir yazı, Hilton'un satışının hemen arefesinde, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde yer alan iki yorumdan yaptığı alıntılarla meselenin Doğan Grubu açısından nasıl görüldüğünü güzel anlatıyor.

Milliyet gazetesinin 30 Temmuz 2005 tarihli Emlak ekinde (Hilton'un satışı 12 Ağustos) şu satırlar yer alıyormuş:

“Şimdi gelelim ihaleyi kazanacak firmaya. Piyasada yaygın olan kanaate göre yabancılar bu ihaleye teklif verecekler. Ama yüksek teklifler genelde yerlilerden gelecek. Çünkü 62 bin 337 metrekarelik arsaya sahip olan İstanbul Hilton, siyasi bağlantıları güçlü yatırımcılara, alışveriş merkezi, dev otopark ve residence sitesi gibi farklı alternatif proje olanakları sunuyor. Bu açıdan bakıldığında hiçbir yabancı kurumsal gayrimenkul şirketinin bu işlere girmeyeceği belirtiliyor....”

Görüyorsunuz; eklenecek bir şey yok , çünkü Milliyet Emlak söylenebileceklerin hepsini söylemiş zaten...

Hürriyet yazarlarından Ege Cansen'in 10 Ağustos 2005 tarihli yazısında yer alan şu satırlar da dikkat çekici:

“... Ancak ihaleyi yapacak ilgilileri uyarmak istiyorum. Bu otel binasını ve arsasını alacak olanların verecekleri 'çok yüksek' bir fiyatın gerekçesi o emsalsiz arazi parçasının 'imar durumu'nu değiştirmek olabilir. İhalenin âdil bir şekilde yapılabilmesi ve maksimum fiyatın oluşması için arsanın 'yeni imar durumunun' şimdiden belirlenmesi ve tüm teklif sahiplerinin bunu önceden bilmesi gerekir. Bina ve arsası satıldıktan sonra, imar durumu değiştirilerek oluşacak ve aslında kamuya, ama şimdilik Emekli Sandığı'na ait bir 'rantın' özel bir kişiye transfer edilmemesi için bu şarttır...”

Ne diyelim, makul bir öneri doğrusu....

Yazıyı bitirmeden “Hilton” meselesinin geneline ilişkin bir değerlendirmeyi de unutmayalım:

Başbakan'ın AK Parti'yi ve kendisini eskinin “alışılmış” parti-hükümet ve başbakanlarından ayırırken sarf ettiği sözler uygun kaçmamış doğrusu. Ayrıca Başbakan'ın partisinin bir kongresinde bir işadamını doğrudan hedef alması da bir aşırı tepki tezahürü. Çünkü normalde parti başkanları (ve başbakanlar) politikalarına ilişkin açıklamalarını diğer rakip partileri düşünerek yaparlar. Tamam, özellikle ana muhalefetin hükümeti yıpratmak amacıyla bir müddettir toplumun çok hassas olduğu (?) “yolsuzluk” temasına sarılması Başbakan'ın kafasını attırmış olabilir. Ama yine de, bana kalırsa, “Hilton” meselesinin salon konuşmalarına indirilmesi doğru olmamıştır.

Son söz olarak da çok daha genel bir değerlendirme: Şahit olduğumuz bu polemiğin bir benzeriyle demokrasilerde karşılaşabilmek imkansızdır. İmkansızdır, çünkü bu diyarlarda devletin (bunun içine “belediyeler”i sokmayı sakın unutmayalım) bir biçimde istediğine “rant” yaratabilme iktidarı çok büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Darısı bizim başımıza... Belediyelerin, bakanlıkların ya da başka devlet kurumlarının “rant yaratabilme” gücü bir gün bizde de son bulacak inşallah. İşte ancak o zaman bu tartışmalar ve polemiklerin sonu bizde de gelecek.


08.Eylül.2008 08:19:44
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[1 adet yorum gelmiştir]    
Unal 09.Eylül.2008 02:49:12

Bence
Bu konuda diger yazarlarında görüşlerini okudum.Başbakannın yaptıgı bazı söylemlerin yanlışlıgından bahsediliyor.Hayır çok dogru .Zamanı ve yeride müasit olmuş .Başbakanın agzına sağlık.Niyemi?Yazarlar ,yazılarınızı yazarken toplumun anlama şeklinide göz önünde tutmanız gerekir.Yazarların ne kadar yazı yazdıkları degil halkın nasıl anladıgı önemlidir.Benim ve bizim anlayışımıza uygun olarak Sayın Başbakan çok halıdır.Belki siz aman tehlikeden uzak durayım diye belli tabakanın dilinde yazıyorsunuz ama TABAN olan bizler anlamadıktan sonra hiç bir kıymeti yok yazdıklarınızın.

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Aralık 01 BİR KERE DAHA ADALET BAKANI
Kasım 17 SONUNDA BİRBİRİNİ BULDULAR
Kasım 05 OBAMA'NIN ZAFERİNİN EN ANLAMLI YÖNÜ
Ekim 28 'KARGALAR' HİKAYESİNDEN USANMADIK MI HALA?
Ekim 14 NİHAYET ÖZEL HAREKAT!
Ekim 01 DÖRT YIL ÖNCESİNİN BİR 'AKREDİTASYON'HİKAYESİ
Eylül 08 GÜZEL BİR HABER:
Eylül 06 NE MUTLU Kİ GÜL DEĞİŞTİ, YA SİZ?
Eylül 01 SUDA ARSENİK SEÇİM KAZANDIRIR MI?
Haziran 11 MHP NE ÖNERİYOR?
Mayıs 10 AK PARTİ'YE 'VURMA'NIN ZAMANI DEĞİL
Nisan 15 ALPER'İN DAVASI
Mart 11 DİYARBAKIR'DAN ZOR SORULARLA DÖNDÜM
Mart 10 TAN ORAL HADİSESİ
Şubat 24 'DERİN ANAYASA'
Ocak 23 'KENDİLERİNİ KÜRT SANANLAR'
Ocak 06 DİYARBAKIR'DAKİ VAHŞETİ NASIL OKUMALI?
Aralık 02 TARİH'İN BÖYLESİNİ ÖZLEMİŞİZ
 
Baros'un zaferi getiren golü - İZLE
PKK'nın korkunç planı deşifre oldu
Ceyhan'da uçak düştü iddiası
Galatasaray'ın grubunda puan durumu
UEFA Kupası'nda gecenin sonuçları
Livni, El Halil'deki yerleşimcilere sert çıktı
Misket bombasına yasağına imzalar atıldı
Odun sobası patladı: 2 yaralı
İbrahim Tatlıses gemileri yaktı!
CHP'li vekilin dudak uçuklatan serveti
Faruk Bilgin
BİR NUMARA KİM?
İzlediğim kadarıyla, Ergenekon Davası’nda yargılananların birbirleriyle irtibatları fazla yokmuş gibi görünüyor.
a-hamit-bilici
A.Hamit Bilici
SABRİNA'NIN SUÇU!
New York Times'ın Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, bir iki yıldır yazdığı haber ve yorumlar yüzünden hedef tahtasındaydı.
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
SAHİ KİMDİ TARIK?
Bir, Taha Kıvanç’ın bir yazısına atıf yaparak, aynı zamanda MİT’e çalışan iki gazetecinin kimliğini deşifre etmiş.
cengiz-candar
Cengiz Çandar
OBAMA'DAN ERDOĞAN'A
Erdoğan’ın işi, en az bu çatışmayı önleme sorumluluğunun en fazla omuzlarına yıkıldığı ABD’nin Başkanı kadar zor.
engin-ardic
Engin Ardıç
BURADAN ÖYLE GÖRÜNÜYORMUŞ
Pazartesi akşamı, günbatımından hemen sonra...
ertugrul-ozkok
Ertuğrul Özkök
KAÇ KİŞİLER Kİ YAPIYORSUNUZ
HİÇ düşündünüz mü?Acaba Türkiye’de üniversitelerde okuyan kaç Ermeni asıllı, kaç Yahudi asıllı öğrencimiz vardır?
fehmi-koru
Fehmi Koru
BÜYÜK FİYASKOYU UNUTMUŞ DEĞİLİZ
Türkiye'de, gazeteler, bu haberi “Bizimkilere ders olsun” başlığıyla sundu. Bir-iki yazar da aynı minvalde değerlendirmelerle çıktı okur karşısına.
ismail-kucukkaya
İsmail Küçükkaya
KRİZDEN NASIL ÇIKACAĞIZ?
Yaşamakta olduğumuz krizin çok çeşitli boyutları var.
murat-yetkin
Murat Yetkin
YEREL SEÇİM SİYASİ DENKLEMLERİ DEĞİŞTİRİYOR
Ülke genelinde alınan oy oranı mı? Yoksa kazanılan belediye sayısı mı? Yoksa her ikisi birden mi?
nazli-ilicak
Nazlı Ilıcak
NEFESLER TUTULDU
AK Parti'nin kazanmadığı az sayıda belediyeden biriydi.
rauf-tamer
Rauf Tamer
NE HESAP BU?
Bedavaymış. Ne hakla? Kimin kime ikramı bu?