|
KONUYU KAYDIRMAYALIM 
Deniz Feneri Davası ve Başbakan'ın tavrı konusunda yazdığım son yazıya çok sayıda "teessüf" mesajı aldım.
Malum, "Aşkolsun Gülay Hanım, biz sizi böyle bilmezdik, bizi hayal kırıklığına uğrattınız" tipinden mesajlar... Yani ben bunca zamandır filanca filanca meselelerde AK Parti'yi desteklerken şimdi nasıl olmuş da birdenbire "Doğan Grubu'nun ağzıyla" AK Parti'yi suçlamaya başlamışım? Bu saldırıların ardındaki niyetleri bilmiyor muşum? Ve bu tip mektuplarda her zaman en sona saklanan "öldürücü" vuruş:
Yoksa Doğan Grubu'na transfer olmaya mı çalışıyor muşum? Doğrusu, bu tip mesajlar da beni hayal kırıklığına uğratıyor. Bunca senedir, bu köşenin takım tutar gibi taraf tutmadığını anlamadılarsa yazdığım neyi anladılar acaba... Neyse ki, meramımın ne olduğunu anlayan okurlar da var da onların sayesinde yıllardır boşa kürek çektiğim duygusundan kurtuluyorum.
Daha önce de yazdığım gibi, Başbakan'ın hafta sonu yapmayı planladığı yeni açıklamaları pek merak etmiyorum. Çünkü bu grubun yıllardır ellerindeki gazeteyi, siyasi iktidarların burnuna halka takıp istedikleri yöne sürüklemek için silah gibi kullandıklarını zaten biliyorum. Sadece ben değil, bütün Türkiye biliyor bunu. Başbakan'ın bildiği pislikleri elbette halka açıklaması gerekir.
Basın gücünü kullanarak hükümetin elini kolunu bağlamaya çalışan, kendi akçeli çıkarları doğrultusunda hükümete şantaj yapan yayın kuruluşlarıyla elbette mücadele edilmesi gerekir. Merkez Medya'nın bu durumu elbette demokrasinin sağlıklı işlemesinin önündeki en büyük engellerden biridir. Bu engeli temizlemek, gerekli etik kuralları yerleştirmek, gerekli yasal düzenlemeleri yaparak siyaset-medya ilişkilerini doğru bir raya oturtmaya çalışmak elbette gerekir. Ama bütün bunları yapmanın zamanı, hedef alınan yayın organının - nadir olarak tanık olduğumuz- doğru bir yayıncılık yaptığı sıra mıdır?
Bugün bütün tecrübeli haberciler kabul ediyor ki, Almanya'da görülen Deniz Feneri Davası, iktidara yakın kişiler hakkında ortaya atılan iddialarla, ortaya konan bağlantılarla ciddi ve önemli bir haberdir. Ayrıca iddianamede Başbakan ya da başbakanlığın zikredilmesi dünyanın her yerinde bu olayı manşete taşıyacak bir boyuttur.
Başbakan'a düşen, böyle bağırıp çağırmak ve şantaj kokan tehditler savurmak yerine, derhal savcıların harekete geçmesini sağlamak, soruşturmanın Türkiye ayağını açmak, müfettişleri harekete geçirmekti. Tanımadığını iddia ettiği kişilerin topladıkları yardımlar için kendi adını nasıl kullandıklarının peşine düşmeli, Başbakanlık üzerinde Kızılay'a gönderilen yardımlar varsa bunları açıklamalıydı.
Ayrıca başbakan bu kavga sırasında ortaya dökülen başka bazı ifadeler konusunda da karışan kafalarımızı aydınlatmalıydı. Örneğin, Aydın Doğan'ın söylediğini iddia ettiği şu "Rafineri işinde Putin. Berlusconi var. İhaleyi bizim Çalık alacak" lafına da bir açıklık getirmeliydi. Doğan Grubu'yla bir hesaplaşma yaşanacaksa, bu hesaplaşma haklı bir zeminde yapılmalıydı.
Deniz Feneri Olayı'nın haklı bir zemin yaratmadığı kesin. O zaman da, aniden ortaya çıkan bu öfke ve bu zamansız meydan okuma, insanda ister istemez kamuoyu ilgisini Deniz Feneri'nden başka konulara kaydırma gayreti izlenimi yaratıyor. 12.Eylül.2008 06:11:25 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [25 adet yorum gelmiştir]
TÜMÜNÜ GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
|
|
|
zeynep 13.Eylül.2008 03:27:47 |
|
|
 |
|
|
ak parti
gülay hanım ben sizi genelde televizyonda izliyorum ve objektif yorumlarınızı beğeniyorum ayrıca akıcı ve tane tane konuşmanız için de sizi kutluyorum.ben deniz feneri ile ilgili yorumunuza katılmıyorum.haddim olmıyarak kendi görüşümü bildirmek istiyorum.sizler tabiki bu işleri bizden çok iyi bilirsiniz .ben çok sıkı bir haber izleyicisiyim doğan urubundan yalnızca cnn olmak kaydıyla tüm haber programlarını dolaşırım biraz uzun olacak ama bu noktalar kafamı çok kurcalıyor bunları sizinle paylaşmak istedim.cumhuriyet mitingleri ve şehit cenazeleri gösterilerinden başlamak istiyorum.hatırlarsınız şehit cenazelerinde ana babalar peşpeşe evlatlarını toprağa veriyorlardı geçen lerde bir kanalda bu cenazelerin birinde şimdi ergonokon davasından tutuklu kişilerin bir arada ellerinde sigaralar gülerek tokalaşır vaziyette bir görüntüsüne rasladım kanımın donduğunu hissetim insanların acılarına böylesine duyarsız kişilerden herşeyin beklenebileceğini düşündüm.kendi amaçları için insanları böyle acımasızca kullanan kişilerin neler yapabileceğini sorgularken o günlerde bu günlere kadarki olaylara bir daha baktım.bu provakayonlarında başarılı olamıyınca seçimlere gidildi ak parti beklenti üzernde oy alınca bu sefer türban sorununu çıkardılar darbe yaptıramayınca ak partiyi kapatma davası açıldı kapatamadılar ama karar ak partiyi çok riskli bir konuma soktu bu sefer bunu değerlendirmek için yavaş yavaş yolsuzluk olaylarını ortaya çıkarmaya başladılar bunlar aslında deniz feneri davasının gündeme getirilmesinin ön hazırlıklarıydı .doğan medyasının bu haberi üç ay sakladığı söyleniyor bence daha fazla çünkü aylardır ulusal kanalda bu haber işleniyordu kimsede çıt yoktu çünkü ak partiyi işin içine çekecek belge yoktu hatırlarsanız son mahkemede sanık avukatları ak parti ile ilgili bölümlerin müvekkilleri tarafından söylenmediğini bu bölümün nasıl orda yer aldığını bilmediklerini söylediler bence gerçek bu sanıklar böyle bir ifade vermediler ergenekonun yurtdışı bağlantıları bu işi organize ettiler aşında bahsettiğim olaylar bu noktaya gelmek içindi.şimdi size sormak istiyorum belediye başkanlığından beri başbakanımızı yolsuzluklarla yıkmaya çalışan bu kişilere karşı tayyip bey böyle bir koz verebilirmi tayyip erdoğan gibi bir başbakan asla böyle bir duruma izin vermez hele hele belediye başkanlığından beri kedisine oynanan oyunları bilirken almanyadaki deniz feneri davasında gerçekten yolsuzluk yapılmış olabilir ben onları savunmuyorum.burda oynanan oyun ak partiyi birşekilde dava içine sokmak ve sabih kanadoğlunun fetvası mucibi partiyi kapattırmak .olayların detaylarına inmeden yüzeysel takip edildiğinde bu teorim bence çok gerçekçi. |
|
|
|
yildirim 13.Eylül.2008 01:53:35 |
|
|
 |
|
|
ya bazen kendime hakim olamiyorum
nasil olayim arkadaslar ya asagida yazilar var aslinda sadece asagidakiler degil ben burada yatar kalkarim tabiki insanlar fikirlerini soyleyecek ancak arkadas bazilari akillara zarar adam ya kor olmali yada hasta baska turlu dusunemiyorum ben sahsen
saldiriyor sif muhafelet olsun diye yaziyor veya soz konusu haberle ilgisi dahi olmayan biseylerden bahsediyor geneldede sacmaliyor iki cumle bakiyosun baska birsey yok bi yorumcuya saldiriyor ama ortada bisey yok bunlar kim yav sazan gibi herseye en ufak bir bilgi sahipi olmadan dalan onlar icin ben uzuluyorum sahsen hasa kimseyi kucumsedigim yok ancak onlari duzeltmenin aramiza katmanin bir yolu olmali bizimle ayni dusunmesinler muhalefet olsunlar aslinda ne dusunurlerse dusunsunler yeterki dusunmeyi ogrensinler bu konuda ne yapabiliriz ben sahsen bu aralar bu konu uzerinde yogunlasiyorum ve herkezden rica ediyorum saygilarimla |
|
|
|
unal 13.Eylül.2008 01:40:19 |
|
|
 |
|
|
Hiç de bile
Başbakanın kızgınlıgı bizim kızgınlıgımızdır.O bizim aynamızdır.Bu işi birileri degil başbakan ASLANLAR gibi yapmıştır.Eger hakkıyla bu güne kadar bu işi başkaları yapmış olsaydı ortaya farklı tablolar çıkardı.Malesef bu başkaların sorunu degilmiş.Sorun olarak görmemişlerse tabbiiii... |
|
|
|
ceren 13.Eylül.2008 01:34:02 |
|
|
 |
|
|
ne kadar dayanabilirdiniz gulay hanim...
size atilsin bu iftiralar bakalim ne kadar dayanabileceksiniz.Ya da eski turk filimlerindeki habire para sizdirmak icin santaj yapan tipler vardirya gozu ac, doyma bilmez, dadansa size bakalim ne kadar dayanabilirdiniz? |
|
|
|
mahmut 12.Eylül.2008 20:15:55 |
|
|
 |
|
|
gülay hanım bir kaç imla hatasını düzeltiyim..yazınızın ilk satırlarını okurken hemen gözüme çarpan ak parti kısaltması oldu eger böyle bir hata yapmakta ısrar ederseniz;dilerseniz bundan sonra yazılarınızda chp kısaltmasını da ch parti olarak kullanın(hatta ch nin sonundaki he harfini de haş olarak okuyun;böylece daha bi anti pantik olur)ya da mesela anap kısaltmasını ana parti olarak kullanın:):) |
|
|
|
taceddin akbaş 12.Eylül.2008 17:30:55 |
|
|
 |
|
|
düzeltme!
Biraz önceki mesajım da Gülay Hanım'ın adını sehven Meral olarak zikretmişim. Düzeltir Gülay Hanım'dan özür dilerim. |
|
|
|
taceddin akbaş 12.Eylül.2008 17:27:57 |
|
|
 |
|
|
doğruya doğru!..
Doğruya 'doğru' demek doğrudur. Ancak, her doğruyu da her yerde söylemek doğru değildir, Meral Hanım. Çünkü, düşmanların taş attığı esnada dostların attığı gül de taş yerine geçermiş! Fakat her şeye rağmen ben sizin dünkü yazınızı beğendim ve doğru buldum. Çünkü, insanları, hele hele yöneticileri bazen uyarmak.. gerekiyor. Saygılarımla. |
|
|
|
ruko 12.Eylül.2008 17:22:19 |
|
|
 |
|
|
sanki
merhabalar,
ya sanki basbakanimiz bu konuda yapmasi gereken isleri yapmiormus gibi.................
siz merak etmeyin, basbakanimiz bosuna doganin üzerine gitmedi. bi bildigi vardir. |
|
|
|
kalpsiz 12.Eylül.2008 16:09:22 |
|
|
 |
|
|
yalnışta devam
sizi cok seven okurunuz olarak hala yalnışı sürdürdügünüzü
goruyorum gulay hanım noldu gaziantep yolsuzlugu bı anda nıye kesildi delileriyle beledıye başkanı gosterdi ve işin aslı meydana cıktı bunun vebalıni kım odeyecek soylermisiniz
|
|
|
|
selmansah 12.Eylül.2008 16:05:17 |
|
|
 |
|
|
TEŞEKÜKKÜRLER GÜLAY HANIM'A...
ben sizi ilgi ile takip ediyorum yıllardır.. yazılarınız ve hakiki demokratik duruşunuzla sizi kutluyorum.. ülkemizin sizin gibi gazetecilere çok ihtiyacı var.. ALLAH yar ve yardımcınız olsun...
saygılar ve hürmetlerimle... |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|