|
AKREDİTASYON 
Bu kelimeyi oldum olası sevmiyorum. Bir kere söylenmesi çok zor.
Yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ göreve başlayınca bu uygulamayı tedrici olarak kaldıracağını söyleyince Ankaralı gazeteciler “vaaay işte bu” dediler.
Genelkurmay ile yakın görüşen bir gazetenin Ankara temsilcisi isim de vererek “Zaman ve Yenişafak’tan başlayarak akredite uygulaması tekrar gözden geçirileceği” bilgisini verdi.
Genelkurmay Başkanı’nın karargahta yeni bir dönem başlatacağı ve bu yeniliklerin bazılarını basın temsilcileri ile paylaşacağı haberleri duyulunca medya kuruluşlarının Ankara bürolarında bir bekleyiş başladı. Akredite olanlar “kimlere davetiye gidecek?” olmayanlarda “bize uğrayan olacak mı?” sorularını zihinlerinden geçirdiler. 16 Eylül’de yapılacak medya bilgilendirme toplantısı için davetiyeler dağıtılmaya başlanınca hızlı bir telefon trafiği yaşadık.
“Size davetiye geldi mi?”
“Yok gelmedi. Size?”
“Bize geldi …”
Gün boyu sürdü bu. Tabi espri konusu da olmadı değil.
“Acaba davetiye gitmeyen basın kuruluşlarının adreslerini bulamamış olabilirler mi?”
Çünkü uygulama başlayalı neredeyse 11 yıl oldu.
Yabana atılamayacak bu soruyu konuyu bilenlere sorduğumda “Genelkurmay Başkanı emir verecekte adresi bulamayacaklar. Orası Genelkurmay, orada adres bulunamadı bahanesi olmaz” dedi.
Ekrem Dumanlı Bey yazmış “Basın meşruiyetini kurumlardan değil kamu vicdanından alır” ne güzel demiş. Bu muameleye maruz kalmak bizim ordumuza bakışımızı değiştirmez. Değiştirmedi de. Haberlerimize de hemen hemen hiç yansıtmamaya çalıştık. O kadar ki çok yakın bir zamanda görüştüğüm üst düzey iki bürokrat 11 yıldır uygulanan akreditasyon meselesini ben söyleyince öğrendiler ve “Sizin haberlerinizde ve programlarınızda böyle bir konuyu hiç duymadık” dediler. Duymamaları normal çünkü TSK ile ilgili en hassas davranan kuruluşların başında geliyoruz.
Yöneticiler kurumlarını temsil ederler ama onlar yanlış yapıyor diye kurumlara küsmek olmaz. Hele hele ordumuz söz konusuysa.
Yeri gelmişken bir anekdotu da paylaşma istiyorum.
Bir seminer sırasında şu anda emekli bir generalle kısa bir sohbet yapma imkanımız oldu. İkisi akredite olmayan üç gazeteciydik. Basının öneminden bahseden komutan konuyu akreditasyon meselesine getirdi ve “Bizim sizin şahıslarınızla bir problemimiz yok. Yarın başka bir yayın kuruluşuna geçersiniz bizim faaliyetlerimizi izleyebilirsiniz” dedi. Devamını getirmedi ancak “kurumlarınızla problemimiz var” sonucunu çıkardım ben. O günden beri de merak ediyorum. “Acaba problem nerede?”
12.Eylül.2008 12:24:53 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|