|
SİYASALLAŞMIŞ ROBOT MUSUNUZ? 
Türk toplumunun en şikáyetçi olduğu konu ne? Ya da... Acısını teninde duyduğu en temel sorun ne?
Son yapılan kamuoyu anketlerine dayanarak sıralayayım:
İşsizlik... Ve yoksulluk...
Bir toplum eğer kendinin en büyük çıkmazı olarak ‘iş ve yoksulluk’ adresi veriyor ise o ülkenin sabah akşam ‘bu temel sorunları nasıl çözeceğiz’ diye konuşması, kafa patlatması gerekmez mi?
Sağlıklı bir coğrafyada gerekir.
Bizde gerekmiyor...
Ülke, ‘padişahın hayatını yaşayan tebaa’ görüntüsünde...
Türkiye’nin kendi derdi kendine yetse de Ankara’nın hayatını yaşamaktan kurtulamıyor... Veya Ankara’nın kendi derdini yaşayıp, çözmesini sağlayamıyor...
Bu, maalesef hep böyle...
* * *
Kendi sıkıntısının farkında olmayan siyasallaşmış robotlar gibi saray içi kavgalara tempo tutuyor...
Kendi derdiyle meşgul olsa, konusu farklı olacaktı...
‘İşsizliği nasıl çözeriz, yoksulluğu nasıl kırarız’ diye çare arayacaktı.
* * *
Ankara’nın siyaset gündemine endeksli siyasal robotluktan, kendi acısını haykıran etli kanlı bireye dönüştüğümüzde...
Ne konuşacaktık?
Türkiye’nin bilim ve teknoloji politikasını belirleyen ‘Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nu...
Her yıl iki kez toplanması gereken bu kurulun on sene zarfında neden iki kere toplandığını...
Neden ancak 1997 yılından itibaren toplantıları daha düzenli bir seyir izleyebildiğini...
* * *
Kurul’un, 1993’le 2003 arasında hazırladığı, topluma bilimde ve teknolojide hedefler gösteren resmi raporunun performansını.
2003 yılına kadar ulaşmamız istenen hedefler şunlardı o rapora göre:
İktisaden faal on bin nüfus başına araştırmacı sayısının 15’e çıkarılması.
Ar-Ge harcamalarının GSYİH içerisindeki binde 3 olan payının yüzde 1’e çıkarılması.
Özel sektörün toplam Ar-Ge harcamaları içindeki yüzde 18 olan payının yüzde 30’a çıkarılması.
Fen bilimlerine katkı açısından dünya sıralamasında 40. olan yerimizin 30.’luğa yükseltilmesi.
Bunların hangi düzeye eriştiğini ve dünya ile aramızdaki farkları...
* * *
Ayrıca...
Çok olumlu bir gelişmeyi de ilk gündem maddesi yapacaktık...
O ne mi?
Neredeyse bir buçuk ay önce...
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Ar-Ge teşvik yasasının ardından uygulama yönetmeliğinin de yürürlüğe girmesiyle ‘devrim’ niteliğinde yeni bir dönem açıldığını ifade ederek, yüksek katma değerli ve high-tech özellikli ürünlerin üretimine olanak sağlanacağı, bunun da Türkiye’nin rekabet gücünü artırarak, üretim ve ihracatına ivme kazandıracağını söylüyordu.
Çağlayan, 2023’e kadar geçerli olacak Ar-Ge teşvik yasasının, ‘Türkiye’yi küresel rekabette ön sıralara taşıyacak, ileri teknoloji ürünlerin üretilmesinin önünü açacak’ bir düzenleme olduğunu vurgulamıştı...
* * *
Ar-Ge kapsamındaki harcamalara ve gelir vergisi konusunda muafiyetler getiren, sigorta prim desteği ve hibe yardımı gibi teşvikler sağlayan yönetmeliğin öne çıkan birkaç maddesi şöyle idi:
- Ar-Ge ve yenilik harcamalarının tamamı 31 Aralık 2023 tarihine kadar ticari kazancın tespitinde indirim konusu olacak.
- Doğrudan Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin yürütüldüğü taşınmazlar için ödenen vergiler, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ithal edilen mallarla ilgili gümrük vergileri ile benzeri vergi, resim ve harç muafiyeti sağlanacak.
- Ar-Ge personelinin, bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretlerinin, yüzde 90’lara varan kısmı gelir vergisinden muaf olacak.
- Yine Ar-Ge personelinin sigorta primi işveren hissesinin yarısı, 5 yılı aşmamak üzere Maliye Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanacak.
- Kamu idarelerince, teknogirişim işletmelerine bir defaya mahsus olmak üzere, teminat alınmaksızın ve hibe olarak 100 bin YTL’ye kadar teknogirişim sermayesi desteği verilebilecek.
Bir buçuk aydır izliyorum...
Ar-Ge’deki bu önemli adım ne toplumsal, ne de siyasal iradenin gündemine giremedi...
* * *
Toplumsal zenginleşmeyi...
Sadece işsizlik ve yoksulluk için önemsemiyorum.
Ülkede neredeyse tek amaç haline gelen ‘hak etmeden servet sahibi olma’ çıldırmasına da belki bu yolla set çekeriz.
Yoksullar ülkesinde hırsızlar topluluğu yerine...
Zenginler ülkesinde dürüstler topluluğuna dönüşür müyüz umudu da beni kışkırtıyor...
* * *
Kim bilir, siyasal robotluk belki de, insanların esas işlerinde alamadıkları yolu ve paraları kazandırdığı için bunca ilgi çekmekte? 13.Eylül.2008 12:19:32 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [3 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
ysf 04.Ekim.2008 19:39:02 |
|
|
 |
|
|
hehe
hangimiz robot degiliz ki...
hic olmazsa bunlar siyasi robot sadece robot olanlara ne diyecez |
|
|
|
ilhami Anuk 14.Eylül.2008 00:13:17 |
|
|
 |
|
|
OYUNLARI BOZALIM
Sayın Altan,Anayasa mahkemesinin AK Parti hakkında verdiği kapatmama kararının ardında bazı grupların hareketlendiğini görüyoruz.PAŞALARIN CEZAEVLERİNDE ZİYARET EDİLMESİYLE BU HAREKETLİLİK SUYÜZÜNE ÇIKMIŞ BULUNMAKTADIR.zaten sakat olan Türk demokrasisi Doğan grubu aracığıyla yatalak bırakılmak istendiğini ve bunun için resmen harekete geçtiklerini biz okurlar görüyoruz.Bütün demokratlar ve tüm muhafazar kesimin demokrasi için bu oyunları yazıp bozmaları gerektiğini şünüyorum.Burnumuza hiç te hoş kokular gelmiyor.Bunları yazmakla kendimi zorunlu görüyorum.Bu konulara ağırlık vermeniz isirhamım olur. |
|
|
|
İlhami Anuk 13.Eylül.2008 23:53:46 |
|
|
 |
|
|
Sayın Altan ,Anayasa mahkemesinin AK Parti hakkında kapatmama kararının verilmesi ardından hareketlenen Başbuğun TOLAN ve ERUYGURpaşaları ziyaretiyle başlayan hareketlilik DOĞAN GRUBU MEDYASI aracığıyla demokrasınin adeta bu hareketlilikle kıskıvrak tökezlenmeye bsşladığı bir sürece giriyoruz.Bu pis kokuların burnumuzu fazladıyla yaktığını dolayosoyla sizlerin bu oyunları üzerine gitmeleri gerektiğini düşünüyoruz.Zaten seken bir demokrasinin tamamıyla yatağa mahküm bırakılmak istendiği apaçık ortadadır. |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|