|
YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM 
Hafta boyunca Türkiye 'Doğan-Erdoğan kavgası'nı takip etti
Son konuşmalara bakılacak olursa bu kavga bir müddet daha devam edecek gibi görünüyor. Türk basın tarihinin bu şiddetli tartışması ile ilgili herkes bir şeyler söylüyor; bazen de doğrular yanlışlara karışıp gidiyor.
Hatalı yorumları tek tek düzeltmek mümkün değil; gerekmiyor da. 'Kavgadan geriye ne kaldı?' sorusu bu kavşakta ayrı bir önem kazanıyor. Bu sorunun cevabını anlamak için kamuoyunda oluşan intiba da çok önemli. Zira kimin haklı kimin haksız olması kadar, kamuoyunun meseleyi algılama biçimi de önem arz ediyor.
Büyük fotoğrafa baktığımızda görülen o ki, bir tarafta siyasette sıfırdan başlayıp basamak basamak yükselmiş, başbakanlık görevi yapan (hatta ayağına kadar gelmiş cumhurbaşkanlığı fırsatını geri çevirmiş) Tayyip Erdoğan var. Diğer tarafta, ticarete çok küçük bir işyeriyle başlamış, medyada büyük bir mevzi kazanmış, bu arada pek çok alanda ticarî faaliyet gösteren Aydın Doğan.
Bu kavganın temelinde şayet Başbakan hatalı bir söylem içindeyse seçmenin denetimi devreye girecektir. Çünkü siyasetçinin hesap yeri sandıktır. Şayet halk, Başbakan ve kurmaylarını haklı görüyorsa, Erdoğan'ın söylediklerini kimsenin cesaret edemediği bir hakperestlik olarak da algılayabilir. Zira bizde siyasetçiler büyük medya gruplarını direkt karşısına almaktan hep çekinmişlerdir. Doğrudur, yanlıştır onu bilemem ama algı budur. Başbakan, daha öncekilerin telaffuz edemediği ama içinden geçirdiği birtakım sözleri sarf ettiğine dair bir kanaat oluşursa bu toz dumanın arasından popülaritesini artırarak çıkabilir. Tersi de söz konusu. Halkın algısı sonuç itibarıyla siyasete yansır. Her neyse... Demem o ki, siyasetçinin her çıkışı bir şekilde denetlenebilir ve bunu halk yapar, parti kurmayları da durum değerlendirmesinde bulunarak yeni stratejiler belirler...
Şaşırtıcı ve üzücü strateji...
Aydın Doğan'ın da bir durum değerlendirmesi yapacağından, özeleştiri kapılarını aralayacağından kuşkum yok; çünkü böyle bir muhasebenin sadece kendi grubu için değil, Türk medyası için de yararlı olacağı kanaatindeyim. Zira medyadaki kavgalarda yıpranan sadece bir grup olmuyor. Arada bir hortlayan 'medya savaşları'ndan muzaffer çıkan olmadı şu ana kadar. Halk, bu kavgaların özünde ticarî rekabetin olduğunu, dolayısıyla menfaat çatışması yapıldığını, ancak bu durumun gizlenebilmesi için basın özgürlüğüne dair söylemlerin maske olarak kullanıldığını düşündü hep. Bu nedenle atılan başlıklara da, yapılan haberlere de inanmıyor vatandaş. 'Bu işin içinde bir iş var' diyor kimi zaman. Bazen de 'kim bilir hangi pazarlıkta ne kapmak için böyle muhalif görünüyorlar' gibi üzücü ve sarsıcı kuşkular yöneltiliyor medyaya.
Tartışma patlar patlamaz Aydın Doğan'ın canlı yayına çıkacağı ve iddialara bizzat cevap vereceği haberi yayıldı. Öyle olmadı. Yazılı bir açıklama ile yetinildi. İkinci gün Başbakan ağır eleştirilere devam edince Aydın Bey, Mehmet Ali Birand'ın karşısına çıktı. Ancak mülakat banttan yayınlandı. Kendi kanalında kendi çalışanına cevap vermesi; üstelik bunu bir de banttan yayınlaması grubun çok dikkatli adım attığını; hatta patronun sözlerinin didik didik incelendiği imajını uyardı. Başbakan'ın en son açıklamasına karşılık da yine yazılı cevap verildi. Demek ki Aydın Bey'in dikkatli ve ölçülü konuşması, arzu edilmeyen konulara girmemesi murat edilmişti.
Madem böyle bir yol tercih ediliyor; niçin Başbakan'a cevap verilirken cephe genişletiliyor, kavgada taraf olmayanlar da bu işin içine çekiliyor anlayamadım. Tam bir strateji hatası. Aydın Bey (tıpkı bazı yazarlarının yaptığı gibi) kendileri dışındaki bütün basını 'yandaş medya' olarak niteliyor. Şaşırtıcı, hatta üzücü bir taktik. Geçen haftaki yazımda söylemek istediğim de aynen budur. Aydın Doğan, yalnızlaştırılıyor; hem de kendi ekibinin taktik hataları nedeniyle. Akşam, Sabah, Zaman, Ciner, Yeni Şafak, Taraf, Bugün... Herkesi karşınıza almak, onları bir isimle anmak kadar kötü bir strateji olabilir mi? 'Herkes kötü, bir tek biz iyiyiz' derseniz size kim inanır? Hele bu kavgayı basın özgürlüğü kapsamında yürütüyorsanız, kamuoyu demez mi, bu nasıl bir özgürlük mücadelesi ki hiçbir meslektaşınız size destek vermiyor?
Banttan yayınlanan ve iftar vakti yayınlanan ilk mülakatta Aydın Bey'in 'biat medyası'ndan söz etmesini de hayretlerle karşıladım. Röportajı düzenleyen arkadaşlar hiç strateji bilmiyorlar mı ki mübarek Ramazan günü dinî ve kutsal bir kavramı yanlış yerde, yanlış bağlamda kullanıyorlar? Acizane kanaatim o ki, Aydın Bey'in bu badireleri aşabilmesi için kendi yazarlarının etkisinden kurtulması gerekiyor. 'Anadolu insanı' olmakla övünen bir insan, Kur'an'da ayetle övülen bir kavramı bu kadar yanlış manada ve yanlış çerçevede kullanmaz; kullanmamalı.
'Biat medyası' lafını pek beğenerek kullanan bazı yazarlar, tam vâkıf olmadıkları bir kavramla itaat kültüründen bahsetmek istiyor. O zaman sormazlar mı bu ifadenin sahiplerine: 28 Şubat döneminde biz mi hazır ol vaziyetinde brifingler aldık? Biz mi 'bir üst düzey yetkili' diye haberler yazıp siyasetin kimyasını bozduk? Sormazlar mı adama, hangi 'biat medyası' dediğiniz insanlar mı 'tower'larınıza bir generali davet edip yayın toplantısı yaptı? Hatırlarsanız iddialara göre o toplantıda 'İyi ki siz varsınız paşam' türünden kutsal bağlılıklar sergileyen yazarlar oldu. Bu işlerde Aydın Bey, ekibinden daha dikkatli. Nitekim generalli toplantıda eski tüfek devrimci yazarlar saygılarını arz ederken bir Aydın Bey, bir de Taha Akyol itirazlarını dile getirebilmişti. Şimdilerde 'itaat kültürü' üzerine mangalda kül bırakmayanlar, 28 Şubat'ta başlıklarını bazen kışladan alıyordu. Bir andıç işaretiyle meslektaşlarını linç edenlerin hangi itaat ve biatten bahsettiğini anlamadığını sanmak kamu vicdanını unutmak anlamına geliyor. Yanlış bir söylem...
Herkesi bir şekilde karşısına almak fikrinin Aydın Bey'e ait olduğunu sanmıyorum; zira bu strateji onu sadece medyada değil, ticarî faaliyet yürüttüğü her alanda yalnızlaştırıyor. Siyasetçi de yalnızlaşabilir. Öyle olduğunda seçmenin demokratik tepkisi devreye girer; ancak bir işadamının her alanda herkesle kavgalı olmasının izahı yoktur; hele bu cepheleşmede patron, bürokratlarının faturasını ödemek zorunda kalıyorsa...
12 Eylül unutuldu galiba
12 Eylül günü neşredilen gazetelere bakın; neredeyse birinci sayfalarında son harbi darbeden tek satır bile yok. Zaman'da yayınlanan çok önemli bir röportaj, Taraf'ta yer alan ilginç bir iddia; hepsi bu kadar. Herhangi bir etkinlik yapılmasa, darbeciler protesto edilmese, darbe ile ilgili önemli toplantılar düzenlenmese bu manzarayı makul karşılamak mümkün. Ancak ezici çoğunluğu solculuktan gelen ve 12 Eylül darbesi üzerine mersiye yazmakta pek mahir bulunan yayıncıların, 28. senesinde 12 Eylül darbesini unutmasını yadırgamak gerekmiyor mu? 'Canım ne var bunda; belki de sıradan bir unutkanlık' denebilir. Umarım öyledir. Ancak Ergenekon davasında yakın zamanlı darbe teşebbüsleri net bir şekilde ortaya çıktı. Kapanmak zorunda kalan Nokta Dergisi, bu iddiaları dile getirdiğinde de herkes sipere yatmış, darbe yapmakla suçlananların gölgesine basmamıştı. Ergenekonculara karşı da olabildiğince müşfik yaklaştı bazı yayın yöneticileri. Ergenekon soruşturmasını yürütenlere karşı çevrilen filmlerin haddi hesabı yok. Hal böyle olunca bazı yayınlar üzerinde darbecilik gölgesi büyüdükçe büyüyor...
15.Eylül.2008 05:23:25 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [6 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
hüseyin 16.Eylül.2008 01:51:09 |
|
|
 |
|
|
çelişki
Aydın Doğan bence bir yana bırakılarak öncelikle deniz feneri davasının üzerine çok ciddi bir şekilde gidilmelidir.neticede yardım amaçlı toplanmış milyonlarca dolar paradan bahsediliyor.bunun doğruluğunu sanıklarda kabul etmişler.tarafımız ne olursa olsun bi yerde yolsuzluk varsa kul hakkı varsa ört pas edilmemelidir.ben akp yönetiminin çok çelişkili hareket ettiğini düşünüyorum her nekadar gönlüm akp nin bu parayı kullandığına inanmak istemesede. |
|
|
|
onder 15.Eylül.2008 16:22:44 |
|
|
 |
|
|
hüdavendigara
Aydın Doğan Azraille karşılaştığı zaman gözleri yukarıya dikildiğinde, yanında boğazına dayanmış canını kurtaracak yazar takımından kimseyi bulamadığında, işte o zaman "Acaba nerde yanlış yaptım" diye aklından geçirecek. |
|
|
|
mecan 15.Eylül.2008 15:45:55 |
|
|
 |
|
|
ben de şaşırdım artık
kim haklı kim haksız artık ben de şaşırdım. o kadar çok yalan söyleniyor ki. nereyi savunayım ne edeyim bilemiyorum. bir yanda başbakan bir yanda aydın doğan konuşuyor şu bu diye. hiç mi mahkemeye gitmediler acaba. birşey iddia ederken delil kullanmak zorunda olduklarını bilmiyorlar mı? getirin delili inanayım ne gündemi meşgul ediyosunuz ha bu bir yıpratma politikasıysa haklı haksızı sonsuza dek ortadan silsin bi zahmet. bari halkın kafası karışmaz... |
|
|
|
ESER 15.Eylül.2008 14:42:20 |
|
|
 |
|
|
ÇILDIRMAK ÜZERE
TUTUNACAKLARI BİR DALLARI YOK, HER TARAFLARI PİSLİK İÇİNDE, ÇIRPINDIKÇA BATIYORLAR. TEK UMUTLARI (ZİHNİYETİ BOZUK HERKES İÇİN GEÇERLİ) DARBEDİR. ŞU ANDA ÇILDIRMAK ÜZERELER; ÇÜNKÜ DARBE OLMUYOR, KARALAMA YAPIYORLAR TUTMUYOR, YANİ UMUTSUZ DURUMDALAR. AMA HALK OLARAK BİZLER UMUTLUYUZ, ESKİ GÜNLERE BİR DAHA DÖNMEYECEĞİZ İNŞEALLAH cc. |
|
|
|
Hüdavendigar 15.Eylül.2008 13:06:38 |
|
|
 |
|
|
YALNIZ ÖLECEK
AYDIN DOĞAN BİRGÜN ARKASINA BAKIP YALNIZ KALDIĞINDA ACABA NEREDE HATA YAPTIM DERMİ ACABA.ÇÜNKÜ DÜNYA SULTAN SÜLEYMANA KALMADI |
|
|
|
ersoy41 15.Eylül.2008 12:36:42 |
|
|
 |
|
|
biat hususnda
inanın benim dikkatimi en çok çeken mevzuu buydu. biat.....
başbakan ulema kelimesini kullanması kapatma davasında nerelere çekilmişti. üstelik adı abdurrahman olan biri tarafından, saplantılar kelime olacaksa aynı naneyi aydın doğan yedi..... aydın doğan biat gibi kutsal bir kavramı üstelik abuk bir şekilde bağlamda kullanıyor. aynı kavram başbakan kullansa kesin şeriatçı diye içeri atar sonrada sn. menderes'in hazin sonu başına gelirdi diye düşünüyorum ??? |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
|
 | Aralık 01 TUNCAY GÜNEY'İ REFERANS SAYIYORSANIZ... |  | Kasım 29 İNTERNET ÇETELERİ Mİ KAZANACAK YOKSA İNTERNET SİTELERİ Mİ? |  | Kasım 25 HANİ BU MİLLET OKUMAZDI? |  | Kasım 13 BİR KEZ DAHA 'ALEVİ MİTİNGİ' |  | Kasım 11 'ALEVİ MİTİNGİ'NİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ |  | Kasım 10 OBAMA'DAN BİR DERS ÇIKARMAK GEREKİYORSA |  | Kasım 08 TÜRKÜ BİLMEYEN TÜRK'Ü BİLEMEZ |  | Kasım 03 YAFTALAMADAN BİR DAHA DÜŞÜNÜN |  | Ekim 27 ÖZKÖK MÜ HAKLI ÇÖLAŞAN MI? |  | Ekim 23 YA ERGENEKON, YA KAÇINILMAZ SON! |  | Ekim 20 AKTÜTÜN HADİSESİNDEKİ İLETİŞİM KAZALARI |  | Ekim 16 TERÖRLE BÖYLE MÜCADELE EDİLMEZ Kİ! |  | Ekim 13 ASKER-MEDYA İLİŞKİSİ; BİR DAHA |  | Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK |  | Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR |  | Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ? |  | Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR |  | Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK |  | Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO |  | Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI |  | Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM |  | Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR? |  | Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA |  | Eylül 04 DAR GÖMLEK |  | Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ |  | Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM |  | Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN... |  | Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK |  | Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ! |  | Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART |  | Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN... |  | Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE... |  | Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ! |  | Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN... |  | Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR? |  | Temmuz 21 SUÇ KİMDE? |  | Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK |  | Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU |  | Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ |  | Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ |  | Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ |  | Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ |  | Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU |  | Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ! |  | Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR? |  | Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA |  | Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR? |  | Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK |  | Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA! |  | Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN! |  | Mayıs 30 BÖCEK |  | Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ |  | Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ? |  | Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ |  | Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ |  | Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE... |  | Mayıs 15 MEYHANE BASKISI |  | Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL |  | Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ |  | Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR? |  | Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI! |  | Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ |  | Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA |  | Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR? |  | Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI? |  | Nisan 24 TÜKENİŞ |  | Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA |  | Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN |  | Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE? |  | Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR |  | Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK |  | Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI |  | Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK? |  | Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR |  | Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?.. |  | Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR |  | Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ? |  | Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK |  | Mart 18 YAZIK OLUYOR... |  | Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI! |  | Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI... |  | Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI |  | Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR? |  | Mart 06 ASKERLE POLEMİK |  | Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA! |  | Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ! |  | Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ |  | Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI |  | Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN! |  | Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ |  | Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ? |  | Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP! |  | Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI |  | Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA |  | Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA... |  | Ocak 29 2009'DA DARBE |  | Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR! |  | Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN |  | Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR! |  | Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ |  | Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA |  | Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE |  | Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK |  | Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR? |  | Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET |  | Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA! |  | Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE |  | Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM.. |  | Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ... |  | Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE? |  | Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM |  | Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR |  | Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK |  | Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM |  | Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ |  | Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR |  | Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK |  | Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN |  | Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK? |  | Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER |  | Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI |  | Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK |
|
| |
|
|