|
GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI 
Netameli bir konuya girdiğimin farkındayım; ancak zor zamanda konuşmak, üstelik lafı eğip bükmeden konuşmak böyle zamanlar için gereklidir.
Zor zamanda konuşmak diyorum; çünkü Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'Yalan haber yazan gazeteleri evinize sokmayın' çağrısı, meseleyi bir siyasî partiye ve bir medya grubuna odaklamış oldu. Konuyu buradan kopararak tartışabilsek Türk medyası muazzam bir mesafe alacak. Müsaadenizle önce manzarayı kısaca özetlemek isterim; sonra bir boykot çağrısı da bu satırların yazarından gelecek. Bakalım bu çağrıya kimin yüreği yetebilecek?
Başta şu tespitimi aktarmak zorundayım: Tayyip Erdoğan bu çağrıyı başbakan sıfatıyla yapmadı; lideri olduğu siyasî parti adına yaptı. Tarihî tecrübeyle sabittir ki başbakanlar basına baskı oluşturmak istediğinde halka çağrı yapmaz; onun yerine baskıcı yasalar çıkarmayı tercih eder. O metot daha etkileyicidir. Bahsi geçen konuşmanın mekânı da muhatabı da önemli bir ayrıntı. Çağrı, AK Parti Ankara İl Teşkilatı'nda ve parti başkanı sıfatıyla parti mensuplarına hitaben yapıldı. Zaten o yüzden Erdoğan, 'Parti mensubu arkadaşlarımdan ricam...' diyor.
Çok daha önemli bir konu var: Tayyip Erdoğan, yalan haber yazan gazeteleri boykot çağrısı yaparken bir medya grubunun adını zikretmedi. "Yalan ve yanlış haber yapan" vurgusunu çok kuvvetli bir şekilde yapmaya çalıştı. Son haftalardaki Erdoğan-Doğan tartışmasına binaen herkes 'Bu Doğan Grubu'dur' diyor. Üstelik Doğan Grubu da 'Bizi kastediyor' diyerek öfkeli hamleler yapıyor, ilişki içinde oldukları meslek örgütlerini (yurtdışındaki meslek örgütleri başta olmak üzere) devreye sokuyor. Eğer konuyu bu duygusal zeminden ve alınganlıktan kurtarabilsek önemli adımlar atılabilir ve Türk basını büyük bir badireyi atlatmış sayılır.
Yalan haberle mücadele şart
Açık söyleyeyim; mesele bir siyasî parti ile bir medya grubu arasında sıkıştırılmış olmasa 'yalan ve iftira haberler' konusunda yapılacak her makul çağrının doğru olacağına inanıyorum. Sivil bir çağrıya ihtiyaç var aslında. Çünkü gazetelerin asıl denetçisi tüketicidir. Bu bakımdan gecikmiş bir toplumsal tepkiden bile bahsetmem mümkün. Neden mi?
Türkiye'de yalan haber de var; iftira haber de! Türk medyasının sabıkası hiç de temiz değil. Darbe kışkırtıcılığından özel hayata müdahaleye kadar her türlü yanlışta maalesef Türk basınının parmak izi bulunuyor. Bırakın 60 darbesini, 71 muhtırasını ve 80 ihtilalini, sadece 28 Şubat'ta ve e-muhtıra döneminde yapılan haberler bile kirlenmenin ne kadar kesif ve ufunetli olduğunu gösterecek kadar barizdir. Bir gecede medyatik lince tabi tutulanlar, özel hayatları altüst edilen insanlar, itibarı sarsılan ve telafisi mümkün olmayacak kadar zarara uğratılan markalar... Türk medyası, kuruntular ve avuntular eşliğinde hatalarını sürekli örtbas ediyor, aynaya bakamıyor. Ara rejimlerde giyotine gönderir gibi sunaklar haline getirdiği ve andıçlar eşliğinde feda ettiği meslektaşlarını hatırlasa medyanın başını öne eğmesi için yeter.
Yatsıya kalmadan sönen mumlar
Yanlış anlaşılmasın; her şey çok kötü ve Türk medyası çok berbat deyip kestirip atmıyorum. Ancak, Türk basınında sorumsuz yayıncılığın diz boyu olduğunu da atlamayalım. Bir zamanlar bu feci durum fark edilmiyordu; lakin bu sistemin devam etmesi artık imkânsız. Zira kitle iletişim araçlarında büyük bir zenginlik ve çok seslilik gözleniyor. Artık kimse manipülasyon yapamaz; yapsa da diğer bilgi kaynakları adama dünyayı dar eder. Bu saatten sonra hiç kimse okurunun ve seyircisinin alacağı bilgiye 'beyin yıkama ve militanlaştırma' işlemi olarak bakamaz; çünkü artık her bilginin çapraz kontrolleri yapılıyor ve yalancının mumu yatsıya kalmadan sönüyor...
İletişim çağının son imkânları ve sunduğu zenginliği görenler, kendini yenilemek, yalancı çoban rolünden sıyrılmak zorunda. Malumunuz, yalancı çoban o kadar çok yalan konuşup halkı köy meydanına çağırmış ki, insanlar bîzâr kalmış ve artık çobanın can havliyle istediği yardıma bile kulak asmaz hale gelmiş. Bir şeyleri düzeltmek için hâlâ fırsat var, hâlâ Türk medyası güven tazeleme konusunda avantajlara sahip. Ancak eski alışkanlıkların keyfini sürmek isteyen küçük bir zümre -bütün medya gruplarında bulunabilir bu zihniyet- eski usul üzerine yazıp çizmeye devam ediyor. Muhatabına sorulmadan yazılan haberler, tam araştırılmaksızın ve çapraz bilgi kontrolü yapılmaksızın paylaşılan bilgiler, belli güç odaklarına boyun eğilerek yazılan yorumlar, şirket menfaatleri göz önüne alınarak girilen ilişkiler... Maalesef bütün yanlış yayınların bir tortusu kalıyor geriye ve hata, sadece yapanın değil, meslekteki herkesin itibarını sarsıyor.
'Yalan ve iftira haber'den kurtulmak için ne yapmalı? Bir kere şunu açıkça tespit etmek lazım: Bu işi siyasetçilere bırakmadan medya kendisi çözmeli. Bu ülkede adam gibi meslek örgütleri olsa ve bu örgütler grup menfaatlerini ve hegemonyasını aşabilse bir boşluk doğmayacak. Ortada kara delikleri bile küçük gösterecek bir boşluk var ki, meseleye başkaları da müdahil oluyor. İletişim fakülteleri de gereken bilimsel çalışmaları yapmıyor maalesef. Haksız yayın, yapanın yanına kâr kalıyor. Okurunu aldatan, karşısında ilmî bir araştırma bulmalı ve kamuoyu kimin sansasyonel yayın yaptığını, kimin toplumu manipüle ettiğini tarafsız ve bilimsel araştırmalar sonunda görmeli. O da olmuyor ne yazık ki! Ombudsmanlık sistemimiz bile grup menfaatlerini aşamıyor: Öyle ombudsmanlık mı olur? Ombudsman dediğin gruptan bağımsız olacak ki lafı eveleyip gevelemesin. Bir köklü gazete 2004 yılında ombudsmanını kapı dışarı ediverdi de kimseden çıt bile çıkmadı. Şimdi kim inanır bu sistemin bağımsız ve cesur olduğuna? Mesele sadece iktidar-medya ilişkisi ile sınırlı değil ki! Reklâm dağılımına bir bakın, nasıl bir haksız rekabet olduğunu göreceksiniz. Nasıl bir ilişki ağı var ki bu memlekette reklâmların aslan payını hep birileri alır ve bu işi yöneten bütün kurumlar belli yerlere çalışır? Soru çok, sorun çok. Konuyu sadece siyasete odaklamak başımızı kuma sokmak anlamına gelir...
Gerçekleri görelim lütfen: Basından haksız bir şekilde canı yanan çok insan var bu ülkede. Ticarî itibarı yerle bir edilmiş dürüst çok işadamı var bu ülkede. Gereksiz yere yaftalanmış çok sayıda kuruluş var bu ülkede. Özel hayatı paramparça edilmiş ve hakarete maruz kalmış çok sayıda vatandaşımız var bu ülkede... Bu yanlışları düzeltmek lazım ki, meslek dışından birileri meseleye müdahil olmasın. Zaten basına dışarıdan müdahaleye halkın tepki vermemesi, hatta bütün medya gruplarının meseleyi basın özgürlüğü içinde değerlendirmemesi basın hakkında oluşan negatif imajla ilgilidir.
Kampanya çağrısı
Siyaseti meselenin dışına çıkararak şöyle bir kampanya başlatalım mesela: Ey Türk milleti! Her kim yalan ve iftira haberleri ısrarla yapıyorsa onu okumayın, seyretmeyin; boykot edin! Bu çağrıyı gazete yöneticileri yapmalı; hatta genel yayın yönetmenleri el ele vermeli, kamuoyu huzuruna çıkmalı ve demeli ki: 'Yalan ve iftira tarzı haberler bir gazetede ya da bir televizyonda alışkanlık haline gelirse lütfen sivil tepkinizi gösterin ve bizi protesto edin! Hangi gazete yaparsa yapsın ya da hangi TV kanalı bu insanlık suçunu işlerse işlesin biz basın mensupları ve yöneticileri artık yalan yanlış bilgi verdiğimizde; halktan gelecek toplumsal ve demokratik tepkiye razı olacağız.' İşte bunu söyleme cesareti gösterebildiğimiz gün medya üzerine hiç kimse baskı kuramaz.
Tabii ki iş kazaları olur, tabii ki hatalı haberler çıkar; yeter ki art niyet olmasın ve yanlış bilgi hemen düzeltilsin. Bu ülkede gazeteciler, meslektaşları hakkında bile yalan yanlış hatta iftira sayılabilecek iddialar dile getiriyor. Gazeteciler birbirine saygı duymazken kim bu mesleğe saygı duyar ki! Birileri eline geçirdiği kara bir kömürle herkesin alnına bir kara çalıp dolaşıyor ve buna 'basın özgürlüğü' diyorsa ne kadar inandırıcı olabilir ki! Yalan haberin iflahını genel yayın yönetmenleri kesecek; başka çare yok. Ve halka diyecek ki: 'Biz yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmişsek artık bizi cezalandırın!' Başka çıkış yolu yok.
Vatandaş da artık bilinçlenecek ve tüketici şuuruyla yalanı doğrudan, yalancıyı dürüstten ayıracak. Bu meselenin bir ucunda sorumlu yayıncılığa gönül veren dürüst basın yöneticileri olacak, diğer ucunda da gazetesini/televizyonunu bizzat denetleyecek sivil toplum. Sivil toplum 'Ben gerçekten özgürlükçü ve dürüst gazete istiyorum ve bu çizgiden sapan medyayı takip etmeyeceğim' demedikçe serzenişlerin de bir anlamı kalmayacak. Tabii ki yalan haberle beslenen bulvar gazeteleri de olacak; onlar yalana bayılan bir kitle tarafından takip edilecek ve herkes bilecek ki bunların doğru habercilikle alakası yok. Aradaki melez gazeteler kaybolacak; kaybolmak zorunda çünkü. Bir yandan en hayatî memleket meseleleri diğer yandan podyumlardan esen yalan rüzgârıyla yapılan gazetecilik artık kabak tadı verdi ve kafaları bir hayli karıştırdı, itibarları sıfırladı...
Son söz: Yüreği yeten medya yöneticileri yalan haber üzerine bir kampanya başlatır ve kamuoyu huzurunda dosdoğru gazetecilik yapacağına dair söz verir. Bakın o zaman kimse karışabilir mi basının işine? Bu yapılmazsa toplumun kitleler halinde gazetelerden küsüp gideceğini şimdiden görmek lazım.
22.Eylül.2008 05:24:59 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [16 adet yorum gelmiştir]
TÜMÜNÜ GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
|
|
|
osman ÇOBAN 23.Eylül.2008 04:26:11 |
|
|
 |
|
|
yaş 50
Yaşım 50 yalan haberci basın belli. bir gün koca manşetlerle attığı haberden bir sonraki gün çıt bile çıkmayan, çünki henüz öğlen olmadan yalan olduğu ortaya çıkan haberleri yazan arsız ,yüzsüz gazeteleri iyi bilirim. Ama ne yazıkki onun okuyucuları ön yargılı mükemmel sazanlar. nesillerli bittitikçe ortadan kalktıkça , bu dünyayı terk ettikçe yok oluyor. dünyada iken yaa bu haber yalanmış deme olgunluğuna erişemeden sazan olarak dünyadan çekip gidiyor. Uğur MUMCU, Behice ÜÇOK, Çetin EMEÇ... daha nicelerinin arkasından yazılanları çoookkk iyi bilirim. yeni nesil eskilerden daha objektif. Sağcısıda solcusuda. Eskiler öteye göçmeden bu ülke düzelmeyecek. saygılar. |
|
|
|
afo 23.Eylül.2008 01:44:34 |
|
|
 |
|
|
kampanya
inşallah ekrem dumanlının yaptığı bu çağrı geniş yankı bulur da; ciddi,geniş kapsamlı bir kampanya başlar ve tüm gazteler söz verir doğru yazacaklarına.ama eminim ki bazı gazeteciler parmaklarını arkadan kenetleyip yeminlerini geçersiz kılackalar.haaadi hayırlrsı |
|
|
|
adnan meriç 22.Eylül.2008 23:43:14 |
|
|
 |
|
|
yalancılar benim işime yarıyordu
bir işin aslını öğrenmek istiyorsanız sayın başbakanın bahsettiği gazetelerin yazdıklarının tam tersi doğrudur bü güne kadar hiç yanılmadım buna abdülhamit taktiği diyebiliriz |
|
|
|
mustafa 22.Eylül.2008 18:47:18 |
|
|
 |
|
|
ALMIYORUZ ALMAYACAĞIZ
ZATEN ALMIYORDUM ALMAYACAĞIM DA.BENCE KİMSE DE ALMAMALI.BAŞBAKANIMIZ DOĞRU SÖYLÜYOR SONUNA KADAR DESTEKLİYORUM. ORTADA YALAN YALNIŞ YAZILAN HABERLER VAR AMA MİLLET BUNLARI GÖRMEKTE ZORLANIYOR.BUNLARI OKUMAK KİMSE FAYDA VERMEZ AKSİNE ZARAR VERİYO MİLLETİN AKLINI BULANDIRIYO. AL-MA-YA-LIM |
|
|
|
OSMAN'LI' 22.Eylül.2008 16:17:52 |
|
|
 |
|
|
SAYIN BAŞBAKANIM
Sayın Başbakanımıza katılamamk elde değil fakat yanlış habere kimin tarafından bakıcaz asıl mevzu o şimdi başbakanın tarafından bakarsak onlar yanlış o taraftan bakarsdak bunlar yanlış doğruyu yanlıştan ayırt etmye tam yaklaşıyoruz birde ne görelim Deniz feneri olayı inşallah iftiradır müslümanlar ezilmesin diyoruz adamlar belgelerle çıkıyor.Genede yalandır dedik mahkeme suçlular dedi.Allah bizleri gerçek müslümanlar den müminlerden eylesin kimse ama hiç kimöse sütten çıkmış ak kaşık değil bunu hgerkes bilmeli ....???????????!!!!!!!!!!!!!!!! Sayıon editör yayınlanmasını istiyorum ALLAH razı olsun... |
|
|
|
Ahmet 22.Eylül.2008 14:58:18 |
|
|
 |
|
|
Sayın başbakan haklı ama yalan haberleri okuyamayın diyorsa bu sitede dahil hatta dinci kesimin gazeteleri de dahil hiçbir gazeteyi okumamak gerekir. "Siyasetçiler ve Gazeteciler" diye bir film çekeceğim, yalanlarla yalakalıklarla, atatürk ve dini kullanıp zengin olanların oynadığı bir film. |
|
|
|
ebele38 22.Eylül.2008 14:48:24 |
|
|
 |
|
|
sayın başbakanımızı en kalbi duygularla selamlıyorum
onunla bizim aramızdaki kalbi münasebeti kimse anlayamaz . bizler lidermiz ne derse yapan koyunlardan değiliz. ama lidermizle aynı görüşü paylaşacak aynı hedef için çabalayacak onun ne yapmak istediğini neden böyle konuştuğunu anlayacak kadar bilinçli kimseleriz . . . boykotsa boykot varmo gerisi . . . |
|
|
|
www.akpartiforum.org 22.Eylül.2008 14:45:31 |
|
|
 |
|
|
kartel=yalan
Kartel demek yalan demek.Yalan haber ypan kartel gazetelerini almayalım lütfen |
|
|
|
MUTLU 22.Eylül.2008 13:27:48 |
|
|
 |
|
|
vebalide var
Yalan yanlış haber yapan basın yayın organlarını maddi manevi desteklemeninbüyük vebali olduğuda unutulmamamlı.
Yalan haberi alışkanlık haline getiren gazeteyi alarak yalan haberine devam et demiş olmazmıyız.
Bu gazeteyi çıkaranlar gazetemiz satıldığınına göre demekki bu bu yayın anlayışımız doğruymuş demezlermi.
Yalan ve iftara dolu haber yapan gazeteleri alarak vebale orak olmayalım. Yoksa onun günahınıda yükleniriz. Bunu unutmayalım.
|
|
|
|
naim 22.Eylül.2008 12:42:27 |
|
|
 |
|
|
TAŞ
İNSANLAR BAŞBAKANIN TAŞ GİBİ KALPSİZ VE DUYGUSUZ OLMASINI İSTİYORLAR.
YA ADAMA DEMEDİĞİNİZİ BIRAKMADINIZ, O DA İNSAN OLARAK ELBETTEKİ TEPKİSİNİ KOYACAK,
AMA SİZİN GENEL YAYIN YÖNETMENİNİZE BİR LAF GELSE, YADA PATRONUNUZA BİR LAF GELSE HEMEN KORUMAYA GEÇERSİNİZ.
UNUTMAYALIM,
HEPİMİZ İNSANIZ, BAŞKABAKAN OLSAK DAHİ,
BU ÜLKENİN BAŞBAKANI İLE BİR MEDYA PATRONU VE YAYIN YÖNETMENİ HADDİNİ BİLECEK, İKİSİ AYNI KEFEYE KONULMAZ.
BURDAN OKTAY EKŞİ BEYEFENDİYİ ESEFLE KINIYORUM.
ADAMIN YALAN HABERLER ÜZERİNE SESİ BİLE ÇIKMIYOR.
O DA DÜZEN ADAMI, PATRONUNU SAVUNMAYA ÇEKİLMİŞ.
BAYRAMDA BEDAVA GAZETE DAĞITACAKLARMIŞ.
NEDEN ÇÜNKÜ YALANLARINI ANCAK BEDAVA DAĞITIBİLİRLER.
SAYGILARIMLA. |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
|
 | Aralık 01 TUNCAY GÜNEY'İ REFERANS SAYIYORSANIZ... |  | Kasım 29 İNTERNET ÇETELERİ Mİ KAZANACAK YOKSA İNTERNET SİTELERİ Mİ? |  | Kasım 25 HANİ BU MİLLET OKUMAZDI? |  | Kasım 13 BİR KEZ DAHA 'ALEVİ MİTİNGİ' |  | Kasım 11 'ALEVİ MİTİNGİ'NİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ |  | Kasım 10 OBAMA'DAN BİR DERS ÇIKARMAK GEREKİYORSA |  | Kasım 08 TÜRKÜ BİLMEYEN TÜRK'Ü BİLEMEZ |  | Kasım 03 YAFTALAMADAN BİR DAHA DÜŞÜNÜN |  | Ekim 27 ÖZKÖK MÜ HAKLI ÇÖLAŞAN MI? |  | Ekim 23 YA ERGENEKON, YA KAÇINILMAZ SON! |  | Ekim 20 AKTÜTÜN HADİSESİNDEKİ İLETİŞİM KAZALARI |  | Ekim 16 TERÖRLE BÖYLE MÜCADELE EDİLMEZ Kİ! |  | Ekim 13 ASKER-MEDYA İLİŞKİSİ; BİR DAHA |  | Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK |  | Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR |  | Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ? |  | Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR |  | Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK |  | Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO |  | Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI |  | Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM |  | Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR? |  | Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA |  | Eylül 04 DAR GÖMLEK |  | Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ |  | Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM |  | Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN... |  | Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK |  | Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ! |  | Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART |  | Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN... |  | Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE... |  | Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ! |  | Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN... |  | Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR? |  | Temmuz 21 SUÇ KİMDE? |  | Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK |  | Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU |  | Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ |  | Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ |  | Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ |  | Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ |  | Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU |  | Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ! |  | Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR? |  | Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA |  | Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR? |  | Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK |  | Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA! |  | Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN! |  | Mayıs 30 BÖCEK |  | Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ |  | Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ? |  | Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ |  | Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ |  | Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE... |  | Mayıs 15 MEYHANE BASKISI |  | Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL |  | Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ |  | Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR? |  | Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI! |  | Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ |  | Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA |  | Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR? |  | Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI? |  | Nisan 24 TÜKENİŞ |  | Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA |  | Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN |  | Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE? |  | Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR |  | Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK |  | Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI |  | Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK? |  | Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR |  | Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?.. |  | Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR |  | Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ? |  | Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK |  | Mart 18 YAZIK OLUYOR... |  | Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI! |  | Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI... |  | Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI |  | Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR? |  | Mart 06 ASKERLE POLEMİK |  | Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA! |  | Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ! |  | Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ |  | Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI |  | Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN! |  | Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ |  | Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ? |  | Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP! |  | Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI |  | Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA |  | Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA... |  | Ocak 29 2009'DA DARBE |  | Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR! |  | Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN |  | Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR! |  | Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ |  | Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA |  | Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE |  | Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK |  | Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR? |  | Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET |  | Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA! |  | Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE |  | Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM.. |  | Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ... |  | Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE? |  | Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM |  | Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR |  | Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK |  | Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM |  | Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ |  | Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR |  | Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK |  | Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN |  | Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK? |  | Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER |  | Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI |  | Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK |
|
| |
|
|