|
AH BİR DE SALATI ÜMMİYE OLSA... 
Türkiye'de de bazı camilerde hatimle, teravihler süresince Kur'an'ı hatmederek teravih kılınır ama, ben öyle kılmamıştım.
Peygamber Mescidi'nde de teravihler ve teheccüdler hatimle kılınıyor. Güzel, gürül gürü, çağlayan gibi coşkulu Kur'an okuyan birisinin arkasında hatimle teravihin, ya da cemaatle teheccüdün tadına doyum olmuyor. Hele biraz Arapça'ya vukufiyetiniz var ve okunan ayetlerin anlamını bilebiliyorsanız, İmam'ın bazen sesiyle, yüreğiyle vurgu yaptığı yerlerde içiniz kabarıyor.
Bu arada, Fatiha'nın sonunda Hoca "Veleddaaalliyn" dediğinde, 500 bin kişiden yükselen "Aaaaamiiin" sesleri, buraya has bir doyumsuz güzellik. Peygamberimiz zamanında da bu "Aaaamiiin" sesleri, Mescid-i Nebi'den yükselip Medine dışına kadar ulaşırmış. Türkiye'de "Amin"ler sessiz söyleniyor. Doğrusu, içimden, "Keşke bizde de olsa bu "Aaaamiiin"ler" dedim kendi kendime...
Bir şeyi daha söyledim yine kendi kendime: Burada teravihler ikişer rek'at halinde kılınıyor, ve imam, iki rek'atta bir selam verir vermez, hemen yeniden "Allahüekber" diyerek yeniden namaza başlıyor. Böyle 20 rek'at devam ediyor. Her rek'atta Kur'an'dan bir sayfa okunuyor. Bu uzunca bir süreyi alıyor. Bazen, "İyi ki namazda bir süre oturmak da namazın farzlarından kılınmış" diye düşündüğünüz zamanlar oluyor.
Bizde, iki veya dört rek'atın sonunda, selam verilince, genelde müezzinlerin öncülüğünde ve tüm cemaat tarafından salat- ı ümmiye, hatta bazen Ramazan'ın girişi ve çıkışı münasebetiyle yaşanan duyguların terennüm edildiği ilahiler okunur. Mesela bugünlerde artık "Ramazan gitti diye ağlayalım..." gibi güfteler bizim camilerimizde okunmaya başlanacaktır.
Salat-ı ümmiye, hani şu "Dede Efendi" tarafından yapılan bestesi ile, "Allahümme salli ala..." diye başlayan güftesi ile Osmanlı medeniyetinin İslam kültürüne armağan ettiği büyük eser... Sultanahmet'te, Süleymaniye'de, Selimiye'de, Eyüp'te...
On binlerin iştiraki ile okunan salat-ı ümmiye de, dün yazdığım gibi "iliklerine işler" insanın...
Neden burada, Peygamber Mescidi'nde ya da Kabe'de yok bilmiyorum, ama düşünün bir, Mescid-i Nebi'nin içinde dışında yüz binler, Kabe'nin etrafında milyonlarca insan tarafından aynı anda salatı ümmiye yükselse göklere... Bir rüya görmüştüm bir zamanlar...
İstanbul Boğazı'nın iki yakasında sanki evler, evler, evler var....
Ben bunları aynı anda görebiliyorum. İnsanlar evlerin pencerelerine çıkmışlar ve hep bir ağızdan Kurban bayramlarında getirdiğimiz tekbiri getiriyorlar... Rüyamda nasıl etkilenmiştim bilemezsiniz bu manzaradan...
Ne yalan söyleyeyim, burada, teravih kılarken, salat-ı ümmiye eksikliğini hissettim. Sanki biz buradan o "Aminler"i alıp götürsek, buraya da "salat-ı ümmiye" yi versek... Neden olmasın...
Bu kültür alış-verişlerinin ve İslam'ın ortak kültürünün inşasının şimdi, yani bu iletişim çağında ve bu geliş gidişlerin yoğunlaştığı zamanda daha kolay olduğunu, olması gerektiğini, gecikmesinin tamamen bizim nesillerimizin vebali olacağını düşünüyorum. ......
Ramazan'da Mescid-i Nebi güzelliğini oluşturan bir diğer husus da, insan manzarası...
Farklı onlarca yüz... Erkekler, kadınlar, çocuklar... Gençler, yaşlılar....
Sokulmuşlar Rasulllah'ın hane-i saadetinin saçakları altına... Mescid-i Nebi avlusunda oynaşan çocuklar, kim bilir nasıl bir sürur bahşederdi Rasulullah'ın hüzün yüklü gönlüne...
Bu manzarayı görünce bu avlulara daha çok çocuk dolmalı, dünyanın çocukları dolmalı ve buradan dünya çocuklarına İslam'ın "barış ve güven daveti" ulaşmalı... 26.Eylül.2008 07:40:09 |
|
|
|
|
Burhan Süzer 27.Eylül.2008 04:37:05 |
|
|
 |
|
|
Muhterem Ahmet Tasgetiren beyefendi,
Önce zati alinize karsi olan saygi ve hürmetlerimi sunarim.
Acizane bir okuyucunuz olarak yaziniza karsi olmasi maksadiyle olmayan, bir aciklama yapmak istiyorum.
Malum istensede,karsi olunsa da mezhepler diye bir mefhum var.Bu mezhepler, bazilarinin dedigi gibi Islam'da bölücülük degil,bilakis dünyanin cesitli yerlerinde yasayan müslümanlara amelde kolaylik bakimindan Cenab-i Hakk'in bir lütfudur,zenginliktir. Cünkü bunlarin aralarindaki farklar, dikkat edilirse satihta olan degisiklerdir. Degisiklikler ameldedir ve imani zedelemezler. Hal böyle iken, dikkat edilirse Hanefi Mezhebinin amel üzerine olan inancinda namaz icerisinde okunupta, Ayet-i Kerime olmayan sözler (namaz icerisinde) sessizce okunur. Fitir namazinda okunan Kunut Duasi dahi böyledir ve sesli okunmasi mekruhtur. Malum, Teravih Namazi aralarinda bekleme molasi olan bir namaz ildugu icin ve o oturmalar bos gecirmeden Salat-i ümmiye ile süslenmektedir.
Su halde Kunut Duasi oldugu gibi Fatiha'dan sonra okunan Amin de Ayet-i kerime degildir.
Velhasil biz oraya gittigimizde,Vahhabilerin yaptigini hos karsiliyacagiz ve ekserisi Hanefi Olan Türkiyemizde de bizim yaptigimiz gibisini tatbik edecegiz. Bu degisiklikler böyle düsündügümüzde eksiklik veya fazlalik degil, Cenab-i Hakk'in bir kolaylik ve zenginlik lutfu oldugu görülmüs olur. Vesselam. |
|
|
|
yusufozel 26.Eylül.2008 14:40:05 |
|
|
 |
|
|
ALLAH VE RASULUNE ASK VE MUHABBET
SELAMUNALEYKUM sevgılı buyumuz sevgılı ahmet abı yuregıne ve agzına saglık ne kadar da guzel dıle getırmıssınız keske yorumunuzda anlattıgınız gıbı guzellılkler olsa dunya cennet olsa cocuklar oarlarda oynamaya devam etseler keske .saygı ve hurmetlerım le |
|
|
|
ahmet gul 26.Eylül.2008 10:43:04 |
|
|
 |
|
|
BESTE DEDE EFENDİ NİN DEĞİL
Salât-ı Ümmiye : Şöhreti sınırlarımızı da aşamış ve bütün İslâm û‚leminde benimsenmiş bir
salâttır. Bu salâtı da bazıları Itrî'ye, bazıları da H.Z.Hasan Ef.'ye ait olduğunu söylemektedirler.
Hatta segâh değil de ırak makamında olduğunu da iddia etmektedirler. Fakat, toplumda
yaygınlaşmış ve alem olmuş şekli segâh makamındaki şeklidir.
Bu salât, Suphi Ezgi'nin Nazarî Amelî Türk Mû»sikîsi adlı eserinin 3. cildinde, 3/4'lük orta semaî
giderindeki usû»l ve teamüle uymayan lahin mimarisiyle yer almaktadır |
|
|
|