|
BANA NORMAL GELMİYOR 
Sabah on haberlerine göz atmadan çok önce... Gazeteleri okumuş...
Kafamda pazar yazısını tasarlamıştım. Aktütün Karakolu’na yapılan baskını duyunca sanki tüm vücuduma kramp girdi...
Rehavetin yerini çaresiz bir öfke, derin bir acı kapladı... Gencecik insanlar göz göre göre yitip gitmişti.
* * *
Göz göre göre diyorum, çünkü... Bu, Aktütün Karakolu’na yapılan ilk baskın değildi.
Zafiyetler araştırılıp, önlem alınmaz ise maalesef son da olmayacaktı. Geriye döndüm:
Türkiye-Irak sınırında, Hakkari’nin Şemdinli ilçesine 25 kilometre, Irak sınırına da yedi kilometre uzaklıktaki Aktütün Karakolu, 1992 yılından bu yana 5 defa PKK’nın saldırısına uğramıştı. İlk saldırı 13 Eylül 1992 tarihinde gerçekleşmiş, saldırıda 22 askerimiz hayatını kaybetmişti.
Karakola ikinci saldırı 2007 yılının Haziran ayında yapıldı. Neyse ki bu saldırıda hayatını kaybeden olmadı... Ancak hemen ardından, sadece 1,5 ay sonra aynı karakola üçüncü kez baskın düzenledi ve bir askerimiz şehit oldu.
Aktütün Karakolu’na dördüncü saldırı ise 10 Mayıs 2008’de gerçekleştirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kandil operasyonunun ardından Zap ve Avaşin kamplarından Basya vadisini kullanarak gelen bir grup, 6 askeri şehit etti.
* * *
Dün aynı kanlı filmi çaresizce yeniden seyrettik. Bu kez, Aktütün Karakolu’na düzenlenen saldırıda, 1 astsubay, 6 uzman erbaş, 8 erbaş ve er şehit oldu... İki uzman erbaş kayboldu... Altısı ağır yirmi bir askerimiz de yaralandı. Hep soruyorum, çünkü bu ürkütücü durumu garipsiyorum... Askerler ülke ve toplumun güvenliğini sağlamıyor mu? Bu amaç için de öncelikle kendi güvenliklerini sağlamaları gerekmez mi? Peki, nasıl oluyor da 16 yıldır Aktütün Karakolu sürekli baskına uğrayıp, bunca şehit veriyor?
* * *
Ayrıca... Sınır ötesi harekát... ABD ile istihbarat paylaşımı... Bölgeyi ‘BBG evi gibi izlediğimizi’ söyleyen askeri yetkililer...
Bütün bunlara rağmen askeri karakolu basmayı gözü kesen, üstelik on beş askerimizi öldürüp, yirmiyi aşkınını yaralayan, ikisini de muhtemelen alıp götüren silahlı bir grup nasıl bu kadar rahat hareket edebiliyor? Bu nasıl mümkün oluyor? Sınır ötesi derken, sınırlarımız içindeki, üstelik de defalarca baskın yemiş bir askeri karakolu nasıl savunamıyoruz, nasıl saldırıları püskürtemiyoruz? Bunları yüksek sesle sorup, tartışmalıyız. Aynı kalıp cümleler, sonunda hep gencecik insanlarımızın ölmesiyle sonuçlanıyor çünkü...
* * *
Bir başka konu... Güneydoğu’ya yollanan askerlerimizin askeri eğitimi. Fısıltı gazetesi... Yeni üniversite mezunu, kısa dönem askerlik yapanların da buradaki riskli bölgelere gönderildiğini yayıyor. Bu doğru mu?
Ortaya çıkan tabloda, bundan kaynaklanan bir eksiklik mi söz konusu? İyi ve doğru gitmeyen bir durum var... Bunun sebepleri ne?
Bunları sorgulamadan bu derin acıyı, çaresiz öfkeyi aşamayız...
* * *
Bunların da ötesinde...
Dün yaşanan acının zamanı ve zemini, bana daha büyük ve kanlı bir senaryonun parçası olmaya doğru itildiğimiz hissini veriyor.
Bunun nedenini dışarılarda değil, içerde arama eğilimdeyim.
Dünkü dehşet verici olayı Altınova’daki provakatif eylemlerden bağımsız görmüyorum.
Okuru ‘insan öldürmeye’ kışkırtan yazıları ‘fikir özgürlüğü’ sayan yargı kararlarını da...
Dağlıca Baskını ertesinde ortaya dökülen ve üzerine yeterli projektör yakılmayan iddiaları da unutmadık.
Terör görüntüsü, Türkiye’nin altındaki halıyı çekip, ülkeyi Türk- Kürt çatışmasına sürüklemek ister gibi...
Yürek yakan şehit cenazelerinin, bu kışkırtmaların yeni sahnesi olmasından ürkerim.
* * *
Her benzeri olayda, askerlerimizi şehit eden gizli ve kanlı irade inisiyatifi ele alıyor...
Çünkü şiddeti tutamaksız kılacak, kitlesel tabanını eritecek, demokratik bir çözümle ‘Kürt Sorununu’ bitirecek bir irade yok...
‘Savaştan’ nemalanan kanlı ve derin dayanışmalar, inisiyatif boşluğundan yararlanarak hepimizi kanlı bir bataklığa sürüklemeye uğraşıyor.
Hep aynı acı ve ertesinde tekrarlanan klişelerden bıktık usandık...
Çözüm üretilmediği, siyasal irade gösterilmediği için çocuklarımız ölüp duruyor...
Kendi güvenliğini korumakta sıkıntı çeken savunmanın, cesaretle çözüm üretemeyen siyasetin mağduru hep aynı: Gencecik insanlarımız...
Aktütün Karakolu’na bir yeni baskın yapılmasını, yeniden onca şehit verilmesini beklemenin, savaş lobisi dışındakiler için bir anlamı var mı?
O halde, neden topluca ‘savaş lobisini’ yok edecek bir iradeyi göstermiyoruz?
Bu kanlı vahşet karşısında bu kadar mı aciziz? 05.Ekim.2008 09:20:10 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [12 adet yorum gelmiştir]
TÜMÜNÜ GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
|
|
|
osmanturan 06.Ekim.2008 09:29:49 |
|
|
 |
|
|
aktütün
zor zamanlarımızda birlik olma zamanı ama malesef gaflet ve dalelet içinde bulunan zavallılar halen komutanları eleştiriyorlar.AB uyum yasalrı diye terör örgütünü yasallaştıran siyasi iktidarın ne yaptındığından hiç bilnmiyor mu .ZAVALLILAR ......................... |
|
|
|
hasan 06.Ekim.2008 00:43:53 |
|
|
 |
|
|
düzeltme
Bütün bunlara rağmen askeri karakolu basmayı gözü kesen, üstelik on beş askerimizi öldürüp(şehit edip diyecektiniz heralde), yirmiyi aşkınını yaralayan, ikisini de muhtemelen alıp götüren?(bi yere götürme yok) silahlı bir grup nasıl bu kadar rahat hareket edebiliyor? Bu nasıl mümkün oluyor? Sınır ötesi derken, sınırlarımız içindeki, üstelik de defalarca baskın yemiş bir askeri karakolu nasıl savunamıyoruz, nasıl saldırıları püskürtemiyoruz? Bunları yüksek sesle sorup, tartışmalıyız. Aynı kalıp cümleler, sonunda hep gencecik insanlarımızın ölmesiyle sonuçlanıyor çünkü...
|
|
|
|
kara 05.Ekim.2008 23:55:16 |
|
|
 |
|
|
slm
bu ulkede genelkurmay baskanlari ne zaman istifa edecekler veya ettirilecekler. |
|
|
|
BAKIŞ AÇISI 05.Ekim.2008 18:34:33 |
|
|
 |
|
|
oulrmu efendim! ne demek karakolu koruyamamak! ne demek her baskına bile bile göz yummak!! Sayın komutanlarımız 28 şubat ile 27 nisan ile zaten devletimizi en iyi şekilde koruyor(!) Her bir şeyimizin varlık sebebi laiklik(!) emin olun ki bu baskının altından da komutanlarımız sarsılmaz yıkılmaz yılmaz cumhuriyet bekçilikleriyle kalkacaklar.. Siz rahat uyuyun ey Mehmet Altan ve sevgili ulusumuz (!!!!) |
|
|
|
beyhan 05.Ekim.2008 18:13:03 |
|
|
 |
|
|
ilk gördüğümde küçük köy zannettim
bizim canlarımız meger barakalarda yatıp kalkıyormuş meğer. . bu ne biçim zihniyet karakol demek için bin şahit lazım. Hiç bir önlem alınmamış, ve daha önce saldırıya uğradığı halde. Böyle tehlikeli yerde önlemlerin alınmış olması lazımdı. Hepimizin başı sağolsun. |
|
|
|
habibullah 05.Ekim.2008 17:24:00 |
|
|
 |
|
|
demokrasi
vicdan sahipleri,terör belasini bitirmekle dertlenen bu düsünceyle uykulari kacan,bir askerin degil sehit olmasi,eline bir diken battiginda,kendisi de ayni aciyi hisseden,vatanin her bir bireyini esit vede önyargisizkabullene bilen,komutanlar lazim.sirca kösklerde ahkam kesmekle bu isler olmuyor.ama bunlardan önemlisi var;unutmadan söyleyim:LAiKLIK!!!!! |
|
|
|
orhan 05.Ekim.2008 15:39:31 |
|
|
 |
|
|
hayret
anlamakta güçlük çekiyorum 1 senidir asker orda dag taş demeden baskın yapıyor nereye yapıyor anlamıyorum tsk lerine güvenmiyorum artık 350 pkk lı baskın yapıyor sanki dügüne gider gibi ne gören var ne bilen var yalandan jet gönderdik heikopter gönderdik ya o kadar şehit verdikten sonra orduyu göndersen ne farkeder ordaki karakolu resmen yem olarak kulanıyorlar allahın dagında karakol kurmuşsun oray bir şavaş helekopteri ver bari atmışsın oraya vatan evlatlarını vatanı koru inanmıyorum artık yalan sözlere ya inanın sinirimden ellerim titriyor gidip şavaşmak için can atıyorum başka ülkeler baş kaldırıyor benim silahlı gücüm budur isteyenle savaşırım diyor rest yapıyor biz hala türkiye olarak incik boncukla ugraşıyoruz yeter artık tüm gücümüzle bunu temizlememiz lazım nerde silahlı kuvvetlerimiz başka ülkelerin eline bakarsak istihbarrat gelcek diye şavaşacak asker kalmıyacak türkiyede tırnagı olan başını kaşır |
|
|
|
orhan 05.Ekim.2008 15:22:33 |
|
|
 |
|
|
baskın
şaşkınım |
|
|
|
ferhat 05.Ekim.2008 15:07:47 |
|
|
 |
|
|
satirlar yetmedi
satrlar yetmiyor icimdeki atesi söndrmek icin.ama ne olursa olsun türk milletindeki b vatan aski oldug sürece bir grup capulcu bizim ne askerimize ne de bu ülkeye zarar verebilir.sadece bize yardim etmis olurlar cünkü biz millet olaak vatan icin öleyi sehit olmayi bir borc biliriz.muhakkak yerine getirlmesi geregen bi borc.vallaha billaha yüz kez ölsem diorilsem gene ölüüm senin yoluna benim canim vatanim TÜRKIYEM:: |
|
|
|
ferhat 05.Ekim.2008 15:01:35 |
|
|
 |
|
|
bu kadarda olmaz
dediklerinize katiliyorum televizyonlarda ve sikpartlerde boy gösteren komutanlarimiz bir karakolda önlem almasini beceremiyormu yoksa onlara yalnizca partilerde nasil davranacaklari veya televizyo karsisinda irtica ile ilgili ne knsacaklarimi ögretiliyor.madem daha öncede saldiri oldu bu karakol kapatilip yerine bir bölükurulamazmiydi etrafi daha güvenlu duvarlarla cevrilemezmi 1km cevresi kameralarla görüülenebilir..ve daha bir cok önlem dünya savasinda bile kursun olmadiinda binlerce askerimiz öldü almanya silah verecekte bizde ülkeyi savunucaz maclara bile pacalaacagiz onlari maf edecegiz diye gideriz ama golleri hep biz yeriz yazik cok azzik bu ülkenin insani,askeri bu kadar ucuz degil sizden ricam bu karakolda önlem almayan üst rütbeliler hakinda sorusturma acilmasini saglayin alt demiyorum ünkü üstler altlara sucu atip kurtulur.gerci cok gec artik birsy getirmez....karakollar bana göre gel bana saldir demekten baska islev görmüyor bütün sinirlr ucaklar ve kameralarla görüntülenmeli |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|