EN SON HABER: (01:28) Ceyhan'da uçak düştü id...     EURO: 1,9830 - 1,9850    DOLAR: 1,5630 - 1,5650
 

BANA 'YENİ BİR ŞEY' SÖYLEYİN

Cengiz Çandar

Aktütün, Türkiye'nin "terörle mücadelesi"nde bir "dönüm noktası" olabilecek mi?

Soruyu Aktütün "Kürt sorununun çözümü"ne ilişkin bakış açısı ve yaklaşımda bir "dönüm noktası" olabilecek mi diye sormak da mümkün. Elbette ki, "Terör=Kürt sorunu" şeklinde bir denklem yok, terör, Kürt sorununun çözümsüz kalmasının türevlerinden sadece bir tanesi ama her ikisi arasında bir bağlantı olduğu tartışma götürmez.
Şemdinli-Aktütün'deki kanlı PKK saldırısının ardından esmeye başlayan hava, her iki soruya da "evet" cevabı vermek bakımından iyimser bir duyguya pek yer bırakmıyor. Özellikle Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız'ın olayın bir gün sonrasında yaptığı açıklamadan çok anlamlı sonuçlar çıkmıyor.
Genelkurmay'ın kamuoyu ile iletişim ve şeffaflık adına, vakit geçirmeden basına, üstelik krokilerle birlikte ayrıntılı açıklama yapması yeni ve olumlu gelişme. Ama, "şekil" açısından "olumlu" bu gelişme, açıklamanın "içeriği"ne bakıldığında o denli olumlu gözükmüyor.
Kanlı olayın hemen ardından bu köşede, "Şemdinli-Aktütün saldırısı, çok sayıda askerimizin kaybına neden olabilen ‘konuşlanma'nın, askeri güvenlik düzeninin geçerliliğini, emir-komuta zincirinin hatadan bağışık olup olmadığını da, bu arada, tartışmaya açmalı" diye yazmıştık. Genelkurmay İkinci Başkanı Aktütün sınır karakolu saldırısına ilişkin soruları cevaplarken, "Aktütün kaçakçılığa karşı kurulmuş sabit bir karakoldur. Bazı noktalarda sabit karakollar güvenlik açısından zafiyet unsurudur. Ama Aktütün bu kapsamda değildir. Ayrıca 2007 yılında verilen bir kararla Aktütün de dahil olmak üzere 5 karakolun taşınması için bir çalışma başlatılmıştır ve bu çalışmalar devam etmektedir. Ancak zemin düzeltme çalışmaları henüz bitmemiştir" dedi.
Bu sözler, bir yandan bizim değerlendirmemizin isabetini doğrulamış oluyor, diğer yandan "tatmin edici" olmaktan çok uzak. Zira, söz konusu karakol bugüne dek sonuncusu Mayıs 2008'de olmak üzere defalarca saldırıya hedef olmuş ve toplam 44 şehide mal olmuş. 2007'de alınan bir kararın, "zemin düzeltme çalışmalarının bitirilmemiş olması" gerekçesiyle uygulanamamış olması, Aktütün saldırısının sonuçlarını açıklamak açısından tuhaf bir gerekçe sayılmaz mı?
Bu son olayda bir "askeri zafiyet" bulunduğu apaçık gözüküyor. Bunun sorumlularının belirlenmesi ve gereğinin yapılması, Genelkurmay'ın inandırıcılığının sağlanması için de şarttır.
Ayrıntılı biçimde, "teröristler"in Kuzey Irak topraklarından yönelttikleri saldırıda hangi silahları, nasıl kullandıkları açıklamak, böyle bir saldırının "olabilirliği"ni anlamaya yetebilir ama kabullenmeye yetmez. Bunca zamandır, terör örgütüne çok ağır darbe vurulduğu, "inlerinde yok edildikleri", belini doğrultamaz hale getirildikleri bildirilmedi mi? Aylardır, yürütülen başarılı ve nokta hedeflerin büyük bir başarıyla vurulduğu sayısız hava harekâtı, dahası Şubat ayında Kuzey Irak topraklarının o bölümüne kapsamlı bir kara harekâtı düzenlenmedi mi?
Bütün o açıklamalardan sonra gelen bir "rutin" askeri açıklamanın tatmin edici olamayacağı ve "inandırıcılık zaafı" taşıyabileceği, haliyle, düşünülmelidir.

***
Genelkurmay adına yapılan "askeri" açıklamada, dikkat çeken husus, İkinci Başkan'ın "ABD ile istihbarat alışverişimiz devam ediyor. Bu konuda bir sıkıntı yok" diyerek Amerika'ya yönelebilecek tepkilerin önüne set çekmeye özen gösterirken, okları Irak'ın kuzeyindeki Kürt yönetimine çevirmiş olmasıdır. Şöyle diyor:
"Irak'ın kuzeyindeki yönetimden hiçbir şekilde destek almıyoruz. Hatta oradaki alt yapı imkânlarının terör örgütü mensupları tarafından kullanıldığını da biliyoruz. Bir de bizim sivil halkın zarar görmemesine ilişkin gösterdiğimiz hassasiyet var. Bunu terör örgütü mensupları da istismar ediyor. Kuzey Irak yönetimi de halkın içine sığınan örgüte yönelik bir tedbir almıyor."
Temmuz başında Başbakan Tayyip Erdoğan bir günlük "tarihi" Bağdat ziyaretinde yaptığı konuşmada, ilk kez, Kuzey Irak'taki Kürt yönetimine gönderme yaparak, teşekkür mahiyetinde sözler sarf etmişti. Geçen hafta New York'ta Irak Cumhurbaşkanı Celâl Talabani'nin Abdullah Gül'ü Bağdat'a davet edeceğini ve hatta kendisiyle birlikte Erbil'e de gidebileceğini söylediğini yazmıştım. Nitekim, iki gün sonra Gül-Talabani görüşmesi gerçekleşti ve Gül'ün (Erivan gibi) Erbil'e de gidebileceği söz konusu edildi.
Bir süredir Ankara ile Erbil arasında, bizim Dışişleri'nin gayretleriyle de, bir "yakınlaşma" sürecine girdikleri de kimsenin sırrı değil.
Dolayısıyla, Aktütün saldırısı üzerine Genelkurmay İkinci Başkanı'nın Kuzey Irak'taki Kürt yönetimine yönelik öncekilere oranla daha düşük tonda da olsa- suçlayıcı nitelikteki sözleri yukarıda altını çizdiğimiz sürecin önünü tıkamaya aday. Bir asker kişiliğin "siyasi" nitelikte olan mesajı olarak algılanmaya uygun.
Askerin alınmasını istediği önlemler arasında yasa, hatta Anayasa değişikliklerini gerektiren ve Avrupa Birliği uyum yasalarıyla çelişen talepler söz konusu. Bundan, bir bakıma, PKK'dan kaynaklanan terör ile, demokrasi içinde ve AB normları çerçevesinde mücadele edilemiyor gibi bir sonuç, ister istemez, çıkıyor.
Aktütün saldırısının askeri yönü olsun, konunun "siyasi veçhesi" olsun, "yasal düzenleme zaafları" ile herhangi bir ilişkisi var mı? Elbette ki, yok. Bu konu, yani PKK'nın sınır ötesinden saldırıları, Türkiye'nin son yıllarda attığı "demokratikleşme adımları"ndan mı güç alıyor? Buna etkili biçimde karşı koymak, bu yüzden mi mümkün olmuyor?
Bütün bunların "inandırıcı" bir yanı var mı? Olabilir mi?
Ama, biz bunları temcit pilavı gibi tartışmaya devam edersek, ediyorsak, etmeye sevk ediliyorsak; teröre karşı mücadelede de, "Kürt sorunu"na karşı çözüm arayışlarında da "birinci kare"ye geri dönüyoruz ve dolayısıyla etkili bir sonuç almaktan giderek uzaklaşıyoruz demektir.

***
İş, dönüp dolaşıp hükümetin son gelişmelere ilişkin nasıl bir yaklaşım benimseyeceği üzerinde odaklanıyor. Tayyip Erdoğan'ın daha önce de olduğu gibi- iki cami arasında bînamaz duruma geldiği ve sıkıştığı açık. Neredeyse tüm hesaplarını 2009 Mart'ındaki yerel seçimler üzerine kurgulayan Başbakan, "Diyarbakır kalesi"ni düşürmeyi önceliklerinin başına yerleştirmişti.
Aktütün saldırısının bir yönü de, PKK'nın dolaylı yoldan seçim kampanyasına dahil olmasını ifade ediyor. PKK'nın hesabına göre, bu saldırının yol açacağı kaçınılmaz ve anlaşılır tepkiler, Türkiye ile Kuzey Irak'taki Kürt yönetiminin arasını ki, zaten daha taraflar gereğince yakınlaşmış, ara kapanmış sayılmazdı- açarsa, PKK'nın "manevra alanı" genişleyecektir.
Ayrıca, Aktütün saldırısının tetikleyeceği askerî harekâtlar yoluyla "Kürt sorunu"na ilişkin bir gerilim ve çatışma sürecinin içine girilmesi, Ak Parti'yi Güneydoğu'da "Kürt milliyetçiliği" üzerinden siyaset yapan rakipleri karşısında zora sokacak ve seçim hesaplarını yıpratacaktır.
Mevcut konjonktürde, Tayyip Erdoğan hükümetinin Güneydoğu'da, tüm ülkede ve bölgede PKK'yı açığa düşürecek ölçüde Kürt sorununa ilişkin "ezber bozucu" bir çıkış yapmasını beklemek de gerçekçi gözükmüyor.
Bütün bunlara ek olarak, PKK'nın eyleminin çapını ve zamanlamasını, bölge siyaseti ve jeopolitiğinin çerçevesinin dışında düşünmek de pek akla uygun gelmez. Acaba, PKK, bölgedeki komşularımızdan birinden adı konmamış, ilân edilmemiş ve üstü kapalı bir destekle harekete geçiyor olmasın?
Aktütün, yıllardır duyduğumuz, dinlediğimiz "eski söylem"in tekrarından başka bir şey üretmeyecek ise, olan-bitenden hiçbir "ders" alınmamış olacaktır.


07.Ekim.2008 08:10:19
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[4 adet yorum gelmiştir]    
FATİH 07.Ekim.2008 16:26:21

ÇÖZÜMÜN ADRESİ..
evrensel değerlerden yola çıkan bazı değerli yazarlarımız sorunun sebebini ve çözümün yollarını işaret ederek bizlere ışık oluyorlar.evet KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMEDEN BU ÜLKEDE BİR YÜZYIL DAHA GEÇSE BİLE HUZUR VE İSTİKRARIN SAĞLANMASI ÇOK ZORDUR. GELİN CANLAR BU KÜRTLER NE İSTİYOR KULAK VERELİM KÜRTLER SADECE GASPEDİLMİŞ DOĞAL HAKLARINI ARIYOR. OSMANLI DEVLETİNDE VAROLAN SONRADAN YENİ DEVLETTE İNKAR EDİLEN HAKLARINI ARIYOR.

asya 07.Ekim.2008 12:07:26


bir yılda değil karakol kale yapılırdı
çocuk kandırır gibi zemin düzeltmesiymiş
bence asker istediği zaman biter terör
bitirmek istemiyorlar

AHMET AŞIK 07.Ekim.2008 11:27:28

GÖZDEN KAÇANLAR
1. PARA YOK,YAPAMADIK! YEREL KAYNAKLARIYLA BİR ÇOK OKULU TADİLATTAN GEÇİREN BİR KURUM DERME ÇATMA BİR KARAKOLU NASIL YAPAMAZ? BU APAÇIK YALANA (15 ŞEHİT OLMUŞ, HALA HÜKÜMETE GOL ATMA DERDİNDE OLUNMASINA) RAĞMEN BİR KOMUTAN NASIL GÖREVDE KALABİLİR?
2. 8 SAAT GÜPEGÜNDÜZ ÇATIŞMA OLUYOR.ADAMLAR KARAKOLA SIZMAYA KALKIŞIYOR AMA UÇAKLARIMIZ, DESTEK UNSURLARIMIZ HALA ORADA DEĞİL.ÜSTELİK BUGÜN OLMUŞ, 400 KÜSUR ADAMIN NEREYE KAYBOLDUĞU BİLE HALA BİLİNEMİYOR.(BİR İHTİMAL BUZUL DAĞLARI!!!)
3.F16 LAR HAVADAN TONLUK BOMBALAR YAĞDIIRKEN BİLE TERÖRİSTLER BU KADARAZAİAT VERMİYOR.BİZ KORUGANLARIMIZDA ÜÇ BEŞ 80'LİK HAVAN TOPUNA BU KADAR ZAİAT VERİYORUZ!!!ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL.
4.İSTİHBARAT ZAAFİYETİ YOK DENİYOR.BU ÖZRÜN KABAHATTEN BİLE BÜYÜK OLDUĞUNU GÖSTERİYOR.DEMEK BUNDAN SONRA DA BÖYLE ŞEYLER OLACAK! ZAAFİYET YOKKEN BUNLAR OLUYORSA! ZAAFİYET OLSAYDI BARİ ÇÖZÜM BULUNURDU,OLMADIĞINA GÖRE ÇÖZÜM İYİCE ZOR DEMEK!!!
5.ÖZELEŞTİRİ YAPMAYI ZUL ADDEDEN BİR ANLAYIŞ BU KÜÇÜK DÜNYASIYLA NASIL GERÇEK BİR SAVAŞTA MUZAFFER OLABİLİR, KORKUYORUM GERÇEKTEN!!!
6.SÖYLENECEK OKADAR ÇOK ŞEY VAR Kİ!

myfeelings 07.Ekim.2008 09:46:06

cengiz abi sen bari yapma
tamam komutanları naldık temcıt pılavı gıbı aynı şeyleri veya benzer cümlelri sarfediyorlar ama sen türkiyedeki yapılanmayı bılıyosun bizimkıler ancak bize darbe yaparlar dısarda kuzu içerde şahin

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Aralık 03 OBAMA'DAN ERDOĞAN'A
Kasım 28 ÇARŞAFLAŞMAK...
Kasım 26 OBAMA'YA DAİR İLK İPUÇLARI...
Kasım 22 KARTLAR BİR KEZ DAHA KARILIYOR...
Ekim 25 ERGENEKONCULAR'A EMPATİ VE SEMPATİ
Ekim 18 YENİ IRAK PARADİGMASINA DOĞRU...
Ekim 07 BANA 'YENİ BİR ŞEY' SÖYLEYİN
Eylül 20 TAYYİP ERDOĞAN 'YASAKLI' OLSA DAHA MI İYİ OLURDU
Eylül 19 28 ŞUBAT'TA 'HATA'; TSK'DA 'DOGMA'
Ağustos 05 TAYYİP ERDOĞAN'IN ERGENEKON'LA DA 'UZLAŞMA'SINI İSTİYOR MUSUNUZ
Temmuz 30 GÜNGÖREN'DEKİ ALÇAKLIĞIN ARDINDA KİM, NİÇİN VAR
Temmuz 29 GÜNGÖREN'DEKİ SALDIRIDAN 'İYİMSER' SONUÇ ÇIKARTMAK
Temmuz 17 BAŞBAKAN'IN 'YANLIŞI'
Temmuz 15 ERGENEKON İDDİANAMESİ: SUÇ AYSBERGİNİN GÖRÜNEN KISMI
Temmuz 13 TAYYİP ERDOĞAN'A SON DAKİKA HEDİYESİ
Temmuz 10 İSTİNYE SALDIRISI: SORULAR, SPEKÜLASYONLAR, DÜŞÜNCELER
Temmuz 03 ERGENEKON'UN 'ARKA PLANI': 'DARBE GÜNLÜKLERİ'...
Mayıs 08 AB'NİN TÜRKİYE'DE 'DEMOKRASİ DENETİMİ' YANLIŞ MI
Mayıs 05 KANDİL'DEN BAĞDAT'A KRİPTO
Mart 26 DEMOKRASİYİ SAVUNMAYA
Mart 20 'HIRSIZ'IN DA KABAHATİ VAR, AK PARTİ'NİN DE
Mart 10 CELAL TALABANİ İLE AŞILAN EŞİK
Mart 01 ASKERİ HAREKÂT SİYASİ SKANDAL
Ocak 08 BU SEYAHAT GEREKLİ MİYDİ
Ocak 06 RESMİ TEPKİLER GAYRIRESMİ GERÇEKLER
Ocak 05 RESMİ TEPKİLER, GAYRIRESMİ GERÇEKLER
Aralık 17 DOĞRU ASKERİ HAREKÂT BİÇİMİ
Aralık 14 SİYASET Mİ, İMAMA KIZIP ORUÇ BOZMA SİYASETİ Mİ
Aralık 06 MUHAFAZAKÂRLAŞIYOR MUYUZ
Kasım 28 KÜRT SORUNU, TERÖR VE 'KARARSIZ DENGE'
Kasım 22 GÜL’DEN TİFLİS’TE “KÜRT SORUNU” MESAJLARI
Kasım 16 'BÜYÜK' SORUNLAR 'KÜÇÜK' DÜŞÜNENLER
Kasım 15 ORTADOĞU’NUN ÇETREFİL SORUNLARI
Kasım 14 ANKARA’DA BALAYI, FİLİSTİN-İSRAİL GERÇEKLERİ
Kasım 07 PKK'NIN TASFİYESİ SÜRECİ
 
Baros'un zaferi getiren golü - İZLE
PKK'nın korkunç planı deşifre oldu
Ceyhan'da uçak düştü iddiası
Galatasaray'ın grubunda puan durumu
UEFA Kupası'nda gecenin sonuçları
Livni, El Halil'deki yerleşimcilere sert çıktı
Misket bombasına yasağına imzalar atıldı
Odun sobası patladı: 2 yaralı
İbrahim Tatlıses gemileri yaktı!
CHP'li vekilin dudak uçuklatan serveti
Faruk Bilgin
BİR NUMARA KİM?
İzlediğim kadarıyla, Ergenekon Davası’nda yargılananların birbirleriyle irtibatları fazla yokmuş gibi görünüyor.
a-hamit-bilici
A.Hamit Bilici
SABRİNA'NIN SUÇU!
New York Times'ın Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, bir iki yıldır yazdığı haber ve yorumlar yüzünden hedef tahtasındaydı.
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
SAHİ KİMDİ TARIK?
Bir, Taha Kıvanç’ın bir yazısına atıf yaparak, aynı zamanda MİT’e çalışan iki gazetecinin kimliğini deşifre etmiş.
cengiz-candar
Cengiz Çandar
OBAMA'DAN ERDOĞAN'A
Erdoğan’ın işi, en az bu çatışmayı önleme sorumluluğunun en fazla omuzlarına yıkıldığı ABD’nin Başkanı kadar zor.
engin-ardic
Engin Ardıç
BURADAN ÖYLE GÖRÜNÜYORMUŞ
Pazartesi akşamı, günbatımından hemen sonra...
ertugrul-ozkok
Ertuğrul Özkök
KAÇ KİŞİLER Kİ YAPIYORSUNUZ
HİÇ düşündünüz mü?Acaba Türkiye’de üniversitelerde okuyan kaç Ermeni asıllı, kaç Yahudi asıllı öğrencimiz vardır?
fehmi-koru
Fehmi Koru
BÜYÜK FİYASKOYU UNUTMUŞ DEĞİLİZ
Türkiye'de, gazeteler, bu haberi “Bizimkilere ders olsun” başlığıyla sundu. Bir-iki yazar da aynı minvalde değerlendirmelerle çıktı okur karşısına.
ismail-kucukkaya
İsmail Küçükkaya
KRİZDEN NASIL ÇIKACAĞIZ?
Yaşamakta olduğumuz krizin çok çeşitli boyutları var.
murat-yetkin
Murat Yetkin
YEREL SEÇİM SİYASİ DENKLEMLERİ DEĞİŞTİRİYOR
Ülke genelinde alınan oy oranı mı? Yoksa kazanılan belediye sayısı mı? Yoksa her ikisi birden mi?
nazli-ilicak
Nazlı Ilıcak
NEFESLER TUTULDU
AK Parti'nin kazanmadığı az sayıda belediyeden biriydi.
rauf-tamer
Rauf Tamer
NE HESAP BU?
Bedavaymış. Ne hakla? Kimin kime ikramı bu?