|
2000’İN ÜZERİNDEN 8 YIL GEÇTİ 
Diyarbakır’daki saldırının ardından kimse polisin neden bu kadar açık hedef olduğunu sormadı.
Diyarbakır’daki terör saldırısının bir benzeri 8 yıl önce İstanbul Gaziosmanpaşa’da yaşanmış, bugün 5 kayıp verdiğimiz hain saldırının benzerinde 2 çevik kuvvet polisi şehit olmuştu. O olayı unutturmayansa ertesi gün ve sonrasında yaşananlardı.
Diyarbakır’daki saldırının ardından kimse polisin neden bu kadar açık hedef olduğunu sormadı. Çünkü Aktütün’ü yeni yaşamıştık ve teröre öfkeliydik. Öfkemiz bu saldırıdan sonra da doğrudan yine teröre oldu. Peki polislerin şehit olmasında başka sorumlular da yok muydu?
Şimdi 2000 yılının o acı gecesine gitmek, sonrasında yaşananları bir kere daha hatırlamak iyi olacak gibi.
2000 yılının aralık ayı ve bir Ramazan akşamıydı. Yağmur yağıyordu ve hava soğuktu. Bayrampaşa'daki Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünden alınan bir grup polis, nöbet değişimine giderken, TEM otoyolu Gaziosmanpaşa mevkiinde pusu kuran teröristlerin silahlı saldırısına uğradı. El bombası atılan ve kaleşnikofla taranan servis aracındaki çevik kuvvet polislerinden 2'si şehit oldu. Çok sayıda polis de yaralandı.
Ertesi gün Çevik Kuvvet şehit iki arkadaşları ve yaralılar dışında yine Bayrampaşa'da mesaiye başladı. Ama bu defa amirlerini dinlemiyor, kendi başlarına sıraya geçiyor ve slogan atıyorlardı.
Önce Valiliğe ardından da Vatan Caddesindeki İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yürüdüler. Bir ellerinde bayrak, bir ellerinde namlularından tutup salladıkları çalışmayan beylik tabancaları vardı.
Türkiye böyle bir protestoyu ilk defa görüyordu. Herkes şaşkındı. Yürüyen yaklaşık 2000 çevik kuvvetin karşısında yine polisler vardı. Yürüyenlerin gerekçesi, onca şehit verilmesine rağmen can güvenliklerinin sağlanmamasıydı. Servis araçları da açık hedefti ve zırhlı olmamalarına rağmen, görev değişimleri sırasında hiç bir önlem alınmıyordu.
Polisin can güvenliği o yıl uzun süre tartışıldı. Yetkilisinden vatandaşına herkes polise hak verdi. Emniyet teşkilatına ayrılan ödenekler konuşuldu, siyasiler gerekli önlemlerin alınacağı sözlerini verdi. Bunun yanında amirlerine itaat etmedikleri ve ayaklanma girişiminde bulundukları için de yürüyen polisler cezalandırıldı.
Ve yıl 2008.
Aylardan Ekim ve bu defa ramazan ayı sonrası bir akşam. İşten evine giden polisleri taşıyan resmi servis aracı Diyarbakır'da tarandı. Polisler yine açık hedef olmuştu ve hassas bir bölge olmasına rağmen onca polisin doldurulduğu araç, yine zırhsız, eskortsuzdu.
Görünmeyen düşmana karşı bellerindeki silahlar da hiçbir işe yaramamıştı. Sonuç, emniyet teşkilatı 4'ü polis 5 personelini kaybetti. Bu arada Yozgatlı Ahmet Kılıçarslan’ın daha dün doğan bebeği de hiç görmediği babasını.
Diyarbakır'daki olay gösterdi ki 2000 yılında verilen sözler kısa sürede unutulmuş, onca tartışmaya, polise hak verilmesine ve aradan geçen 8 yıla rağmen, polisin can güvenliğini sağlama adına pek de bir şey yapılmamıştı. 2001 yılında yaşanan maddi kriz de, dökülen kanları, giden canları unutturmuş ve toplumu koruma görevi verilen polisi korumak, hak ettikleri kıymeti vermek, bu 8 yılda kimsenin aklına gelmemişti.
10.Ekim.2008 00:34:10 |
|
|