Ana Sayfa | Gündem  |   Politika   |   Ekonomi   |   Dünya   |   Spor   |   Sağlık   | Kültür   |   Teknoloji   |   Eğitim  |   Arşiv   |  Yazarlar | Canlı    RSS/Podcast
NADİR KILIÇ
NADİR KILIÇ
SAMANYOLUHABER
11.05.2009  13:31
Yazarın Önceki Yazıları
ANNELER GÜNÜ NİYE HÜZÜNLÜDÜR?
'Her evin önünde bir kahır abidesi oldu yine analar'
Bir anneler günü daha geride kaldı. Haber bültenleri, gazeteler
onlara hak ettikleri değeri veremediğimizin somut pişmanlıklarıyla
doluydu. Ajite müzikler eşliğinde yapılan dram haberleri bırakarak geçti gitti 2009’un da “Anneler Günü”.

Sanırım ana olmanın payına hep kahır, hüzün ve beklemek düşüyordu. Bu yüzden sevinçten çok hüzün getiriyordu gün. Analar göz yaşlarıyla hatırlandı bir kere daha.

Ve anneler gününde yıllar önce okuduğum bir kitap geldi yine
aklıma. Hekimoğlu İsmail’in Minyeli Abdullah’ı.

Evinde dini sohbetler ediyor diye, alıp götürüyorlardı Abdullah’ı
diktanın muhafızları. 1 gün, 2 gün, 3 gün derken aylar, belki de yıllar geçiyordu. Cunta Abdullah’ı düşman ilan etmişti ya, çevresindeki herkes çil yavrusu gibi dağılmıştı. Akrabalarından, eşinden, dostlarından hatta zamandan ve gençliğinden bile daha vefalı biri vardı geride.

Anası.

Evinin önünde bir kahır abidesi gibiydi yaşlı kadın. Bekledi oğlunu.
Yıllarca her gün aynı yere oturup bekledi. Beklemekle geçirdiği her gün de yüzüne yeni bir çizgi olup oturdu. Esen yelden, uçan kuştan bile medet umar hale gelmişti ana. Ağzından çıkan her söz, okuyucunun içinde, bir yanardağ patlatacak kadar özlem doluydu.

“Abdullah’ı gören yok mu?” “Oğlumdan haber yok mu?”

Minyeli Abdullah bir romandı. Lakin hayal değil. Ne analar vardı
içimizde Abdullah’ını özleyen. Elinde çocuğunun yıllar öncesine ait bir fotoğrafıyla kalakalmış. Öksüz bir çocuktan daha öksüz, yetimden daha yetim. Kolu kanadı kırık. Gülmeyi unutmuş. Anneler gününde bir mezar taşına sarılıp ağlamayı vuslat gören şehit anaları. “Rüyamda bir kerecik yüzünü göreyim” diye dua dua yalvaran eli öpülesi binlerce ana.

Ne analar vardı, evlatlarının mezar taşına sarılmanın bahtiyarlığına bile sahip olmayan. Onlarca yıldır her çıtırtıda, yüreği pır pır eden, her ocak başına geçtiğinde çocuğunun sevdiği yemeği pişiren, ama tek lokması boğazından geçmeyen.

Daha dün gibi hatırladılar bir kere daha, tıpkı o romandaki gibi,
kapılarının çalınışını. Kendilerine devlet süsü vermiş kişilerin, türlü sebeplerle Abdullahları alıp götürüşünü.

Anneler gününde daha bir ümitle dinlediler belki rüzgarı, havayı, dışarıdan gelen ayak seslerini. Anneler gününde daha çok acıdı yürekleri. Daha çok kırıldı ümit. Ve ümitsizce sordular yine:
“Abdullah’ımı gören yok mu?”.

Binlerce şehit anası, binlerce kayıp anası bir kere daha baktılar
Silivri’ye doğru. Evladının kanı üzerinden iktidar hesabı yapanlara, ölüm çukuru mimarlarına, yargısız infazcılara beddualar döküldü dudaklardan…

Henüz şehitlerin hesabı sorulmadığından gülmedi yüzler, kayıpların hangi ihanetlerin susturulmuş şahitleri olduğu bulunmadığından sevinç getirmedi 10 Mayıs. Binlerce evin önünde Abdullah’ı için ağlayan birer kahır abidesi ana vardı yine. Belki de güzel ülkemizde bu yüzden Anneler Günü hüzünlü geçti yine.


 YORUMLAR ( 5 )
Tüm Yorumlar | Gönder | Yazdır
kınalı kuzum
çanakkale savaşı esnasında türk ordusunun ne savaş mühimmatı yeterli sayıdaydı ne de asker sayısı düşmanlarla savaşa bilmek için önce insan tabikide sonra mühimmata ihtiyaç vardı. bunun için anadoluda seferberlik ilan ettiler. anadoludan her evden bir kişyi savaşa almaya başladılar. bunlardan biride kınalı mehmet idi. cephede bir gün komuta mehmete sorar oğlum senin saçların neden kınalı diye o da annesine telgraf çeker annesinden gelen cevap şöyledir: oğlum mehmetim bizde üç kişiye kına yakılır birincisi geline kocasına sadık olsun diye ikincisi kurbana hz. isamile kurban olsun diye üçünçüsü de askere gidenlere yakıılır vatana kurban olsun diye işte bu hikayeden çıkacak sonuç anne yüreğinin o kadar büyük olduğunu gösteriyor ki vatan için oğullarını kurban verebiliyorlar anneler gününü yılda bir kere kutluyoruz ama onlar her zaman kutluyoruz onlşarın hayır dualrını alıyoruz. peki size soruyorum o mardindeki çocukların suçu neydi küçük yaşta annesiz kaldılar bazıları o kadar küçüktü ki anneler gününün ne olduğunu bile blmiyorlardı benim söyleyeceklerim bu kadar (CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDADIR)
safa şeker    12.05.2009 04:40:00 
.....
Kimi der bunun anası yok yada kalbi katı.Hayır Ben anamla aynı apartmanda oturuyorum,ve iyi görünen ama maddi manevi zulüm olan bu tek günü hazmedemiyorum.Kutlamıyorum. Anam başımın tacı ama değil birgünlük ebedlere kadar hemde ömürlük.........
Y ve B   13.05.2009 10:22:52 
:(
Ben anneler gününü sevmiyorum.Niyemi annesi olmayan evlatlar ve anneliği yaşayamamış hanımlar.Bide evladını kaybeden anneler. Ne bu yaaa güzel günmü acıları debreştirme günümü. Bu zamana bu hitap ediyoda denmesin. İslamla bağdaşmıyo.Bana hak versinler yada vermesinler. Millet kutluyo diye kutlayacak değilim. Yaşasın bayramlarımız yaşasın kandillerimiz. Ne can yakıyor nede yürek burkuyor....
Y ve B   13.05.2009 09:09:05 
Ya Mardin'in yetimleri...!
Eskiden düğünlerde yetimler doyurulurdu.. Şimdi düğünlerde çocuklar yetim bırakılıyor.. Bir anneler günü daha geçti... Mardin'de tüm annesiz babasız kalan çocuklar bilsinler ki hamileri bundan sonra Allah'tır.. Başka çocukların anne ve babalarından istedikleri şeyleri Rabblerinden istesinler artık çünkü bundan böyle mertebe sahibiler.. Bu alemin En güzel insanı da bir yetimdi..
Tuğba Çelebi   11.05.2009 17:38:15 
Beklemek
İlginç ama öyle gerçekten Haber bültenleri hep mağdur, ağlayan, inleyen annelerle doluydu. Hani bir söz vardır: Küp'te ne varsa dışarıya o sızar derler Ne yazık ki bizim annelerimize hep kahır düştüğünden Anneler günü hüznü hatırlatıyor bize.
Deniz   11.05.2009 16:37:23 


1 2 3 4 5
IMKB    50.826 DOLAR 1,5130
EURO 2,0790 ALTIN 52,28
BÜLTEN ÜYELİĞİ
 
* Günlük Haber Bültenine üye olmak için
E-POSTA adresinizi giriniz:
Ana Sayfa Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | S-Haberci |  Reklam |  Künye |  Bize Yazın
Copyright 2003-2009 samanyoluhaber.com Tüm Hakkı Saklıdır.