EN SON HABER: (00:01) İşte mahkeme raportörünün görü...     EURO: 1,9100 - 1,9110    DOLAR: 1,2290 - 1,2300
 

NATO’nun kalbinde “dokuz” saat



Bugünlerde 20’li yaşların keyfini süren gençler, “Soğuk Savaş” yıllarını, James Bond gibi fantastik casusluk filmlerinin dekoratif bir unsuru olarak biliyor.

Bugünlerde 20’li yaşların keyfini süren gençler, “Soğuk Savaş” yıllarını, James Bond gibi fantastik casusluk filmlerinin dekoratif bir unsuru olarak biliyor. Oysa çok değil çeyrek asır önce ne çok krizimiz, çözülmesi gereken ne kadar problemimiz vardı. Füze krizleri, işgaller, kırmızı telefon hatları, nükleer denizaltılar vs…

Varşova Paktı dağıldı, Berlin Duvarı yıkıldı. Komünizmin kaleleri bir bir düşünce, kızıl tehdide karşı kurulan Kuzey Atlantik Paktı yani NATO’nun varlık sebebi de ortadan kalkmış oldu, NATO’nun varlığı tartışılmaya başlandı.

Önce “Çift sıfırlı” klas İngiliz Ajanı Bond, kendine yeni düşmanlar buldu, sonra da NATO. Bu yeni düşman, 11 Eylül’ün küresel aktörlerin kucağına bıraktığı uluslar arası terör şebekelerinden başkası değildi.

Belçika’nın başkenti Brüksel’deki NATO karargâhında güvenlik kontrolünden geçerken zihnimden bu düşünceler geçiyordu. Gerek güvenlik görevlilerinin üzerindeki moto-kuryelerinkini anımsatan sakil elbiseler, gerekse cep telefonlarının üzerine hiçbir kontrol işareti konulmadan, bir sepete rast gele fırlatılması, nedense NATO’nun kendi güvenliğiyle ilgili bir imaj sorunu olduğunu düşündürttü bana. Bizdeki alelade bir askeri birlikte bile bundan daha muntazam bir güvenlik kontrolü olması, NATO’ya ilk kez gelen biri için kötü bir “ilk izlenim” oldu.

NATO, her yıl yapılan zirvelerin ardından üye ülkelerin gazetecilerini, zirve kararlarıyla ilgili bilgilendiriyor. Bu kez, Samanyolu Haber ekibi adına, 28-29 Kasım’da Riga’da yapılan zirvenin sonuçlarını öğrenmek için seçilen Türk gazeteciler arasında ben de vardım.

İlk randevumuz, NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer’laydı. Scheffer, samimiyetle “Laik ve Müslüman bir ülke olan Türkiye’nin, sırf bu özelliklerinden dolayı bile AB’ye alınması gerektiğini” söyledi.

Ama benim dikkatimi çeken şey, Genel Sekreterin NATO’nun Afganistan’da yaptıklarını bir “Success Story” olarak nitelemesiydi. 2001 yılında Afganistan’ı işgal eden ABD güçleri, 2003 yılında bu görevi NATO birliklerine devretmişti. Scheffer, uzun uzun bu ülkede yapılanları anlattı. NATO’nun ülkeye huzur, refah ve istikrar getirdiğini söyledi. Elbette Afganistan’ı bir “Başarı Öyküsü” olarak anmak, birçokları için tartışmalı bir durum.

Bir ülkenin her ne sebeple olursa olsun işgal edilmesi ve metazori olarak oraya demokrasi(!) ihracı, her şeyden önce ülkelerin, uluslar arası arenada birbirlerine karşı eşit olmalarına ters. Ama elbette NATO’nun başat ülkesi ABD ve onun verdiği kararlar, çoğu zaman uluslar arası hukukun önüne geçebiliyor.

NATO, Irak’ta rol alabilir mi? Scheffer, Afganistan’ı anlatırken bu sorunun cevabını da merak ediyordum doğrusu. Çünkü Irak’ta yaşananların bir “Success Story” olmadığı çok açıktı. Scheffer, net bir dille NATO’nun kesinlikle Irak’ta askeri güç olarak var olmayacağını söyledi. Belki de NATO, biricik “Başarı Öyküsünü” yani Afganistan’ı bir binbir gece masalı gibi uluslar arası toplantılarda nazara vermeyi tercih ediyordu. Irak’taki başarısızlığa ortak olmak, her şeyden önce NATO’nun prestijli üyesi Türkiye’nin işine gelmeyecektir.

Biz, Brüksel’in puslu, soğuk ve yağmurlu havasında NATO Karargâhında 9 saat süren uzun brifingler alırken, şehrin başka bir yerinde, AB binasında Türkiye ile ilgili kritik kararlar görüşülüyordu.

1952 yılında NATO’ya üye olan Türkiye, paktın en eski üyelerinden olduğu için NATO’daki Türk delegasyonunda büyük bir rahatlık ve kendine güven hemen kendini hissettiriyordu. Zaten, oradaki diplomatlar, AB kapısında bekleyen Türkiye ile NATO’nun saygın üyesi Türkiye arasındaki farkı net bir dille ifade etti. Hatta üst düzey bir diplomat, satır arasında NATO’ya üyelik için gün sayan Arnavutluk, Makedonya ve Hırvatistan’ı kast ederek “Üyelik için yeni yeni kriterler öne sürmenin nasıl bir zevk olduğunu” espriyle karışık anlattı.

NATO’yla ilgili izlenimlerim devam edecek…


11.Aralık.2006 16:00:51
yorum yaz gönder yazdır oy ver
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kasım 17 YENİ ANAYASA RUHUNU BULDU, SIRA VÜCUTTA…
Eylül 25 YAŞASIN(!) TÜRK MEDYASI MALEZYA’DA…
Eylül 12 'SELAMSIZ BANDOSU'
Aralık 15 Nato'nun kalbinde 'dokuz' saat-2
Aralık 11 NATO’nun kalbinde “dokuz” saat – 1
 



İşte mahkeme raportörünün görüşü
Böyle memur görülmedi!
Erdoğan seçilir, Gül Kalır
Tesettüre girmedim ama...
Bu kadarına da pes artık!
İşte T.Ö'nün yeni kanalının adı !
367'nin mucidine inanılması zor ödül!
Başbakan Hakan'a nasıl takıldı?
Paksüt neden telaşlandı ?
Abdülhamit'in indirilişi kutlanacak
Ahmet Böken
SATILIK DAVA
Son perdeyi izlerken sizin de içiniz kalktı mı?
Fatih Akalan
BİR “KADEH” YALAN
Hürriyet'in manşeti üzerine
Erhan Topal
PABUCU DAMA ATILMAYAN KAÇ KİŞİ VAR?
Dünya bir ekonomik bunalım içinde. Kriz senaryolarının ardı arkası kesilmiyor.
Bülent Korucu
PAKSÜT OLAYININ ÖNEMLİ AYRINTILARI
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, gündeme bomba gibi düştü.
Mehmet Altan
KRİPTO ŞİFRELERİ
Kripto, Fransızca bir kelime...
Şamil Tayyar
YSK BAŞKANI AÇIKLADI
Önceki gün AK Parti hakkındaki kapatma davasına bağlı olarak oluşacak siyasi senaryoları yazmıştım.
Tamer Korkmaz
DEVRİMCİ GENÇLERE BOMBA ATTIRANLAR
Deniz Gezmiş idamı hak edecek bir suç işlememiş olabilir ama Gezmiş bir milli kahraman da değildir.