|
Nato'nun kalbinde 'dokuz' saat-2 
Dış haberlerin, dış politikanın hak ettiği ilgiye mazhar olmadığı bir ülke Türkiye.
Dış haberlerin, dış politikanın hak ettiği ilgiye mazhar olmadığı bir ülke Türkiye. İç politikanın kısır çekişmeleri ya da magazin gündemindeki sansasyonel hadiseler, -belki doğaları gereği- insanların daha çok ilgisini çekiyor. Ne var ki, bu ilgi, entelektüel kaygıları olan insanları esir almamalı. Ülkemizin geleceğini daha iyi anlamak için, onu kuşatan uluslar arası aktörleri ve elbette NATO’yu iyi tanımak gerekiyor.
NATO’nun Türk gazetecilere verdiği brifing, bu anlamda kişisel olarak bu satırların yazarı için büyük önem taşıyordu. Pek çok Avrupa Birliği zirvesini takip etmiş biri olarak, NATO içinde çok saygı duyulan bir ülke olduğumuzu bilmek beni bir hayli rahatlattı. Avrupa Birliği ülkelerini ziyaret ederken pasaport kontrolünde yazan Non-EU (AB’ye üye olmayan ülkelerin vatandaşları) sırasına girmek, kimi zaman insanın ağrına gidiyor. Ama NATO’da durum böyle değil.
NATO’da görevli Türk diplomatlardaki özgüven hemen kendini belli ediyor. Ne var ki, AB’ye üye olmadığı halde Türkçe AB dilleri arasına girdiği halde, dikkatimi çekti, NATO’da hiçbir metin Türkçe olarak yer almıyor. Hâlbuki daha az kullanılan diller için bile çeviri imkânı vardı NATO karargâhında.
Bunu bir eksiklik olarak görmek mümkün olsa da, Türk diplomatların birkaç yabancı dili çok iyi bilmeleri, belki de böyle bir şeye ihtiyaç duyulmamasını sağlamıştır diye düşünüyorum. Ne de olsa ABD’li bir diplomatın işi her zaman daha kolay. Ana dilleri olan İngilizceyi çok iyi konuşmaları yetiyor onlar için. Başka bir dili öğrenmelerine gerek kalmıyor.
NATO’daki ABD misyonunda görevli müsteşar Scott Reid’i diğer Amerikalı diplomatlardan ayrı tutmak gerekiyor. ABD’nin NATO’daki vizyonunu anlatmak için mikrofon başına geçen Reid, konuşmasına Türkçe başlayınca ister istemez şaşırdım. Reid, Türk gazetecileri görünce bunu iyi bir pratik yapma fırsatı olarak düşünmüş olmalıydı.
NATO, birçok ülkede askeri operasyonlar yapıyor, insani yardım faaliyetlerinde bulunuyor. Sadece Afganistan’da şu anda 33.747 NATO askeri bulunuyor. Afganistan’ı yeniden yapılandırma işini üstlenen bu gücün içinde 836 Türk personel de var. Türk ekibi, muharip güç değil ve bu sayıya mühendisler, mimarlar dâhil. Kabilin batısındaki Wardak bölgesinde görev yapan ekibimiz, Türkiye’nin de gururu elbette.
Bu yazıyı okurken NATO’ya kızanlarımız, tepki gösterenlerimiz olabilir. Bu devasa örgütün ABD’nin emperyalist amaçlarını maskelemek için kullanılan bir politik-militer yapı olduğunu düşünenler de vardır. NATO Genel Sekreteri Scheffer da, bu yapının siyasi ve askeri bir yapı olduğunu inkâr etmiyor zaten. Ama akıllardan çıkarılmaması gereken bir şey var. Avrupa ülkeleri hemen yanı başlarındaki Bosna, Kosova ve Arnavutluk’ta yaşanan drama sessiz kalırken, NATO güçleri buralarda önemli peace-keeping / barışı koruma misyonu üstlendi.
Belki bugün BM ve AB’nin pek çok uluslar arası sorun karşısında çaresiz kalışını, askeri misyonlarının zayıf olmasına da bağlayabiliriz. Bu bakımdan NATO, emsalsiz bir uluslar arası örgüt. Türkiye, güçlü ve dinamik ordusu, genç nüfusu, canlanan ekonomisi ile NATO’da daha fazla etkin olabilecek güce sahip bir ülke. Siyasi istikrar ve yerleşik bir demokrasi, Türkiye’nin rolünü önümüzdeki yıllarda daha fazla güçlendirecektir.
Burada bir parantez açıp NATO’nun ekonomik gücüne de değinmekte fayda var. Bilindiği gibi Belçika’nın başkenti Brüksel, tam anlamıyla bir bürokrasi şehri. Bu yönüyle Ankara’ya benziyor. NATO, AB ve diğer birçok irili ufaklı uluslar arası örgütün merkezi de Brüksel’de. Bu da, Brüksel için büyük bir kazanç kapısı demek. Sadece NATO’nun bu ülkeye yıllık getirisinin milyar dolarlar olduğu söyleniyor. Hatta bir dönem merkezini Brüksel’den taşımak isteyen NATO’nun gitmemesi için Belçikalı politikacıların büyük çaba sarf ettiği bilinen bir gerçek.
NATO ile ilgili söylenecek çok şey var. Brüksel’deki karargâha girişte beyaz bir çadır dikkatimi çekmişti. Bunu da ilginç bir anekdot olarak aktarmak istiyorum. Çadıra yaklaştığımda içinde üç-dört kişinin sigara içtiğini gördüm. Anlayacağınız NATO sadece uluslar arası teröre değil, bireysel bir terör(!) aracı olan (sigara içenler kızmasın lütfen) sigaraya da savaş açmış. NATO’nun içinde bir sigara içme odası yerine bahçeye portatif bir çadır kurmuşlar sigara içenler için.
15.Aralık.2006 18:03:30 |
|
|