|
Korkmayın....Cesur olun. 
Çocukken köyde iri cüsseli ve sivri kulaklı çoban köpekleri ile oynardım. Onların üstüne bile biner arkadaşlığımızı geliştirirdim.
Çocukken köyde iri cüsseli ve sivri kulaklı çoban köpekleri ile oynardım. Onların üstüne bile biner arkadaşlığımızı geliştirirdim. Tabi yanına yaklaştırmayanı da vardı. Günlerden birgün şehir köpeklerinden biri beni fena korkuttu. Artık o alemle bütün köprülerim yıkıldı. Çok uzaklarda bir köpek havlaması duysam taş kesilir hiç hareket edemez oldum. Yıllar sürdü bu korku. Kelpin boyu kilosu önemli değildi. “Hav hav “diyor ise benim için korkulacak kaçılacak bir canlıydı o. Yaş kemale erince korkum hafiflediyse de bu korkumun üzerine gidip onu yendim diyemem. Hala gece peşimden gelen veya yalnız yürüdüğüm bir caddede gözleri ile beni takip eden bir köpek görsem ürperti bütün vücudumu sarar, adrenalim yükselir. Hemen uzaklaşmanın yolunu ararım. Korku yüreğimde bir tortu bıraktı atmakta zorlanıyorum.
Yine çocukken bir kış günü çırak olarak çalıştığım dükkandaki makinelerden birine ihmalimden dolayı zarar vermiştim. Gece vakti korkuyla ustayı çağırmak için dışarı çıktığımda “ben” yaşlarda bir “gavurboğanlı” ile karşılaştım. Telaşla koşan ben, kar ve buzun da etkisi ile o’na çarpmışım. Yediğim tokatla yere yığıldım. Aslında boyu boyuma gücü gücüme denkti. Ama ilk tokatı ben yemiştim. Bütün cesaretim kırılmıştı. Benim “esasoğlan” diye tanımlayacağım “gavurboğanlı” da bunu fark etmişti. O günden sonra “esasoğlan”ı nerede görsem saklanır, o’nun geçmesini beklerdim. Caddeler dikenli tellerle örülmüştü adeta. O korku öyle tortu bırakmıştı ki yüreciğimde kurtulmam adeta imkansızdı. Hatta ağabeyimin o’nu dövdüğünü görmem bile beni o sarmaldan kurtarmadı. Allahtan gurbete çıktım da kabuslarıma bir süre ara verdim.Bu iki hadiseden şunu çıkardım. Onlar beni korkutmuyordu ben onlardan korkuyordum.
Darbeler ve süreçler insanımızın yüreğinde maalesef böyle tortular bıraktı. Ne zaman görevli veya emekli bir asker ayağa kalksa korku reflekslerimiz hareket geçiyor.Acaba?. Emekli askerlerin bazıları bir araya gelip platform kurmuşlar. Türkiye’de demokrasiden geri dönüş yoktur. İhtilal ve benzeri süreçler artık demokratik yapılarda telaffuz bile edilmezler. Kim ne kurarsa kursun demokrasi kendi rayında yürüyecektir. Sivil toplum örgütleri ya da örgütsüz siviller korkularına yenik düşmemelidir. Bir “şey”in değerini Allah veya siz belirlerseniz.Kabe mukaddestir çünkü Allahın muradı böyledir.Eviniz sizin için kıymetlidir çünkü ona bu kıymeti siz verirsiniz. Başka evler yıkılsa umurunuzda değildir ama sizin çatınız aksa kıyameti koparırsınız. Öyleyse herkese olduğu kadar kıymet veriniz. Vatan müdafaasındaki erat ve komutanları başımızın tacıdır.Yemeyiz yediririz giymeyiz giydiririz.Emekli olup da demokratik teamüllere riayet edenler de gözümüzün yağını yesinler. Ama bazı emekli askerlerin arkasına sığınıp korkak siyaset yapan sivillerle demokrasiye inanmayan emeklilerin oluşturduğu veya oluşturacağı yeni platformlardan ürkmeye de korkmaya gerek yok. Demokratik süreç içinde herkes kendine düşen payı alır.Yeter ki vatandaş demokrasiye sahip çıksın basının pohpohlamalarına aldanmasın.
19.Aralık.2006 16:31:15 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|