|
Çuval, psikolojik harp ve ulusalcılık 
Önce başlarına çuval geçirilen askerlerimizin emekliye ayrılmış komutanı konuştu.
Önce başlarına çuval geçirilen askerlerimizin emekliye ayrılmış komutanı konuştu.
Ardından söz konusu çirkinliğe imza atan timin komutanı cevap verdi.
Ve sonra da fotoğraflar yayınlandı gazetelerde, internet sitelerinde.
Neden çekildiği ve ne anlattığı belli olmayan fakat sanki “dahası da var” mesajını veren fotoğraflar…
“Bütün bu süreç bir anda böyle nasıl patlak verdi?” diye düşünen okurların şaşkınlığını bir nebze olsun gidermek için bu yazıyı yazmak vacip oldu.
Bir kere uzun süre önce yaşanan bu olay, bir rastlantı sonucu gündeme gelmedi. Amacımız ortakları arasında yabancı pasaportlu kişilerin de bulunduğu bilinen 'Black Hawk’ adlı güvenlik şirketinin yönetim kurulu başkanı konumundaki emekli komutanı konuşturmayı başaran ya da ABD’li tim komutanına ulaşan gazetecilerin gayretlerini gölgelemek değil. Fakat düğmeye basan / bastıran açısından bakıldığında konunun gündeme getiriliş dönemi ve biçimi oldukça önemli.
Türk Milleti’nin ve Türk Ordusu’nun o günlerde vicdanını kanatan bu yaranın, durup dururken kabuğunun kaldırılması, yükselmek için her yolu mübah gören 'ulusalcı' hareketin alanını genişletme çabasıdır.
Dün, milletini sevenleri ‘faşistlikle’ suçlayıp, onlara kurşun sıkmakta sakınca görmeyenlerin.. Türkiye üzerine oyunlar oynayan dış güçlerle yıllar yılı içtikleri su ayrı gitmeyenlerin.. Ülkenin kabus dolu günlerinde sosyalist enternasyoneli ağızlarından düşürmeyenlerin..
Düne kadar bestecisine “gerici” diye küfrettikleri İstiklal Marşımıza, bugün samimiyetsizce sarılmalarına kim inanır, kim aldanır?
(Söz konusu hareketin fikir önderlerini daha geniş ölçekte tanımak için bakınız:Çok Mutant’sın Berkay?)
Şeytanın ‘sağdan’ yaklaşmasının, diğer yönlerden gelişlerine nazaran daha tehlikeli olduğunu söyler kaynaklar. Yıllardır emperyal güçler tarafından çeşitli şekillerde sömürülen Anadolu insanı, bugün son ama belki de en tehlikeli oyunla karşı karşıya. Çünkü bu kez 'şeytan' en sağdan yaklaşmakta.
Bütün dünya görüşleri için ayrı bir formülü vardır onun. Vatanını canından aziz bilenlere “vatanı satıyorlar” diyerek, dinine bağlı kitlelere “din elden gidiyor” ajitasyonu yaparak, Atatürk ilkelerinin bu ülke için öneminin farkında olanlara “laiklik kaldırılıyor” sloganları atarak yaklaşır o.
Bir yandan her bir ferde sağdan yanaşırken, diğer yandan da toplumun sağından - solundan, altından - üstünden, önünden - arkasından girip delik deşik etmek ister, milli birlik ve bütünlüğü.
Çuval olayı maalesef acı bir hadise olarak yaşandı ve bitti. Bu olayın yaşanmaması için bir şey yapılacak idiyse, o gün yapılabilmeliydi. O zaman yapılması gerekenleri yap(a)mayanların şimdi “şöyle yapardım, böyle yapardım” demelerinin tarihsellik açısından bir anlamı bulunmuyor. Ama stratejik yönden bu açıklamaların neye hizmet ettiği açıkça anlaşılıyor.
22.Aralık.2006 13:05:11 |
|
|