|
Gördünüz mü? Bir yıldız kaydı. 
Son bir kaç gündür yaşananlar ülkede önemli bir işlev üstleniyor. Yaşananlar bir tür turonsol kağıdı misali, kim gerçek demokrat kim değil ortaya çıkarıyor.
Gençti.
Güzel giyiniyordu.
İyi konuşuyordu.
Çağdaş bir vizyonu vardı.
Orta çağın değil, bilişim çağının lideri olacağı izlenimi veriyordu.
Demokrat ekolden geliyordu.
Manevi değerlere sahipti.
Özgürlükleri önemsiyor, demokratlığı ‘yaşam biçimi’ olarak görüyordu.
Parti yönetiminin yanlış uygulamalarına isyan etmiş başka bir partiye geçmişti.
Çok önemli bakanlıklardan birinin koltuğuna oturmuştu.
Güzel işler yapmayı kafasına koymuştu.
Ancak statükonun aşılması güç duvarlarını aşamadı.
Partisinin statükoya karşı mücadelesini yeterli bulmadığı için bastı istifayı, ayrıldı.
Kendisi gibi istifacılarla bir gurup kurmayı dahi başardı.
Daha özgür, daha demokrat, daha vizyoner bir Türkiye’ydi hayalleri.
Daha temiz, daha halktan, daha serbest bir siyasetle beraber.
Derken ne mi oldu?
Kader bu ya, genç siyasetçi bir gün samimiyet sınavına tabi tutuldu.
Bu önemli sınavda ‘demokratik inanç’ sorgulanıyordu.
Ülke zor durumdaydı.
Onun ve arkadaşlarının vereceği karar, çok önemli olacaktı.
Aslında kendisine yapılanlardan dolayı kızgındı.
Belki de haklıydı.
Ka’ale alınmamış, yok sayılmış, teşkilatı parasız bırakılmıştı.
Ne ki, gün kendini aşma, kırgınlıkları bir gün için de olsa unutma günüydü.
Millet için var olma günüydü.
Millete mal olma günüydü.
Bir tavır ortaya konulmalıydı.
Bu öyle bir tavır olacaktı ki; ülkede demokrasinin önü açılacaktı.
Siyaseti kriz çıkarmak sananların, emekleri boşa çıkacaktı.
Belirsizliğe bel bağlayanların, elleri boşta kalacaktı.
Ve ülkesi kazanacaktı.
Milleti kazanacaktı.
Demokrasi kazanacaktı.
Hepsiyle beraber kendisi kazanacaktı.
Türk siyaseti yeni bir 'demokrasi kahramanı' kazanacaktı.
Muhtemel ilk seçimlerde, milletinden ödülünü alacaktı.
Olmadı…
Yapamadı...
Oysa son ana kadar kararlı görünüyordu.
Kendini aştığı sanılıyordu.
Ülkeye kurulan tuzağı, anladığı düşünülüyordu.
Olmadı.
Kararlılığını koruyamadı.
Ben’ini aşamadı.
Ülkeye kurulan büyük tuzağı göremedi, anlayamadı.
O şimdi verdiği yanlış karara 'makul gerekçeler' arıyor.
Düşürüldüğü tuzağın mahcubiyetiyle, mazeretler üretmeye çalışıyor.
“Ben böyle yapmasam ülke batacaktı” diye söyleniyor.
Demokrasinin kurşun yediğini görmüyor.
Dünyada ülke hakkında neler konuşulduğunu duymuyor.
Ülkenin bir günde 5 katrilyon kaybettiğini fark etmiyor.
Bundan sonra daha neler kaybedileceğini de hesaplayamıyor.
Ve yaptığı tarihi hatayla, kendisinin neler kaybettiğini düşünmüyor.
Sınav sonuçlandı.
Gördünüz mü?
Siyaset sahnesinden genç bir yıldız kaydı.
01.Mayıs.2007 01:06:03 |
|
|