|
Sözün bittiği yer 
Türkiye’de önemli bir kesim OYAK BANK’ın satışını izah etmekte zorlanıyor.
Sözde ulusalcılar zor durumda. Oyak Bank'ın aniden satışı karşısında nasıl tavır alacaklarını, ne diyeceklerini bilemiyorlar. Milli sermaye konusunda mangalda kül bırakmayanların, bu dev satış sonrasında sesi soluğu çıkmaz oldu.
Bank of Boston 1984’de Türkiye’ye geldi. Oyak Grubu hisselerini 1994’de satın aldı. 1996’da bankanın adı Oyak Bank oldu. 2001 sonrasında Sümerbank’ı satın alan Oyak Bank, büyük bankalar arasına girdi. Ve 2007’de Oyak Bank ING gruba satıldı. Özetle; Bank of Boston 23 yıl sonra ING Bank oldu.
Ekonomi tarihinin görmediği mahcup bir gizlilik içinde 'ordunun bankası' olarak bilinen Oyak Bank Hollandalılar’a satıldı. Bu ‘çok gizli’ operasyon elden geldiğince, kimselere hissettirilmeden yapıldı.
Satış tamamlanınca bankanın Genel Müdürü Coşkun Ulusoy ortaya çıktı ve demeç üstüne demeç vermeye başladı. Başarılı satış operasyonunun mimarı Genel Müdür'e göre 'Oyak Bank ordunun malı değildi.'
Oysa durum gayet açık.
Oyak, 1 Mart 1961'de 205 sayılı yasayla kurulmuş. Özel hukuk hükümlerine bağlı, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının, yardımlaşma ve emeklilik fonu.
Oyak'ın kuruluş sermayesi, subay ve astsubayların maaşlarından her ay kesilen yüzde 10'lardan ve yedek subayların maaşlarından kesilen yüzde 5'lik katkı paylarından oluşuyor.
Asker, maaşını Oyak Bank’tan alıyor..
Banka'nın Türkiye'nin dört bir köşesindeki kimi Askeri tesislerin içinde üniteleri bulunuyor.
Askerler ev, araba alırken kredilerini bu banka üzerinden kullanıyor..
Silahlı kuvvetler personelinin önemli bir bölümü birikimlerini bu bankada değerlendiriyor.
Hatıralrsınız; 2005 yılında Oyak Yönetim Kurulu Başkanı Korgeneral (E) Yıldırım Türker ve Genel Müdür Coşkun Ulusoy’un, Antalya’da kırmızı beyaz T-shirt’ler giyerek, bayilere milli duygularla dolu motivasyonda bulunduğu haberleri, gazetelerde boy boy yer almıştı.
Bugün bankasını bir batılıya 3 milyar dolara yakın bir bedelle sattığı için pek mutlu ancak aldığı eleştirilerden dolayı da oldukça rahatsız görünen Genel Müdür Coşkun Ulusoy, bakın o zamanlar neler söylüyordu:
"Bankaları satın alan yabancıların, yabancı devletlerle ilişkileri var. Yani bizim devletimiz satıyor, yabancı devletler alıyor. Bir Türk olarak bu beni üzüyor. Eğer özelleştirilecekse ve satılacaksa Türk firmaları almalı."
Oyak Bank'ın satışını ilk olarak internet siteleri duyurdu. Ülkenin yakaladığı istikrar rüzgarından yelkenini doldurmak isteyen Oyakbank yönetimi, bu önemli ticari kazanç fırsatını kaçırmadı. Yönetim Hollandalılara doğru yelkenleri fora etti.
Bu gizemli satış belki de en çok silahlı kuvvetler mensuplarında şok etkisi yaptı. Gazetelerde, bazı subay derneklerinin üylerinden, Oyak Bank'tan paralarını çekmelerini isteyebileceği haberleri bile çıktı.
Peki şimdi ne olacak? Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının pek çok ekonomik faaliyetini üstlenen banka, beraberinde pek çok mahrem bilgiyle birlikte, batılı bir kartelin eline geçmiş durumda.
Aslında sorun belki de Oyak Bank'ın bir yabancıya satışından çok bugüne kadar yönetilen süreçte. Düne kadar "dünyanın gelişmiş ülkelerinde yabancı bankaların payı yüzde 10’u geçmiyor" diyerek, yabancılara banka satışını şiddetle eleştiren bir zümrenin, ülkenin en hassas finans kuruluşunun dev bir batılı kartele satışını nasıl izah edeceklerinde.
İnsanın aklına bir de şu soru geliyor:
Böyle bir satışı Oyak Grup Yönetimi değil de TMSF yönetimi yapmış olsaydı, acaba bugün bu ülkede taş taş üstünde kalır mıydı?
İşte sözün bittiği yer de burası.
23.Haziran.2007 12:54:00 |
|
|