|
Sadece Başbakan değil Muhalefet de halkı kucakla 
Haberin içinde olduğum halde siyasetin içinde olmamaya özen gösteriyorum.
Haberin içinde olduğum halde siyasetin içinde olmamaya özen gösteriyorum.
Siyasetin cilvesi sayılabilecek davranışlar (iktidar olmak ,muhalefete düşmek,devamlı eleştirmek ya da sürekli eleştirilmek v.s) fıtratıma ve yetişme tarzıma ters geliyor. Türkiye’deki siyasi anlayış başkansını her halükarda eleştirme üzerine kurulu olduğundan siyasetten uzak durmaya, sadece işimi(zi) yapmaya gayret ediyorum(z).
Vatandaşlık görevimi yaptım oyumu verdim.
Şimdi neticesini bekliyorum her vatandaş gibi.
Milletimizin bir bölümü CHP’ye bir kısmı MHP’ye ve kahir ekseriyeti AKP’ye oy verdiler. Benim milletimin her ferdi akıllıdır, basiretlidir ve “ümmetim yanlışta ittifak etmez” fermanına layık olmaya çalışan millettir.
Dolayısıyla muhalefete düşen partinin seçmeni kötü, iktidarın seçmeni iyi demek hakkaniyetli olmaz.
Ben vatandaşlarımızın –çok az kısmı müstesna- ülkeyi bölmek , milleti muasır medeniyetten geri bırakmak isteyeceğine inanmıyorum.
Herkes kendince en iyi olanı seçmeye çalıştı.
Oyların renginin ideolojik değil ihtiyaçlara göre belirlendiğini sanıyorum.
Eski kutuplaşmaların kalmadığını görüyorum.
Vatandaş, hangi parti taraftarı olursa olsun, ekonomik refahını temin edecek ve sosyal hayatına müdahale etmeyecek bir lider arıyor, anlayış bekliyor.
Korkularından kurtulmak istiyor insanımız.
“AKP hepimizin başını örter mi”?
“balıkla rakımıza karışır mı”? endişesini taşıyan olduğu kadar,
“sokakta bile başımızı örtmemize müsaade etmez bunlar”
ya da “yine faşistler mi geldi, sokaklar kavga ve gürültüye teslim mi olacak” kaygısını taşıyanlar olabilir.
Meydanlar geride kaldı, şimdi liderlerden, bütün milleti rahatlatan açıklamaları gelmeli. Başbakan zaten topyekun milleti kucaklamak zorunda ama muhalefet liderleri de milletin tamamı adına muhalefet görevini yürütmeli.
Çünkü hükümetin her icraatı mutlak doğru olmadığı gibi muhalefetin her eleştirdiği de doğru değildir.
Mesela, Deniz Bey aleviler adına olduğu kadar diğer sünni mezhep taraftarları adına da görev yapmalı,
Devlet Bey Orta Asya Türk birliği dediği kadar, doğu ve güneydoğudaki vatandaşları da kucaklayabilmeli.
İşte o zaman muhalefet ve iktidar, özellikle dış politikada daha güçlü bir Türkiye resmi verecektir.
Sadece liderler değil seçmenler de -sokak ağzıyla- birbirini çatlatmamalı,seçim çalışmalarını bir kenara bırakıp kucaklaşmalı ve ortak problemlere sivil toplum olarak çözüm aramalılar. Partilerin de seçmenlerin de ortak çalışacakları o kadar çok konu var ki:
Yolsuzluklarla mücadele için yasalar hazırlamak ,içki sigara ve uyuşturucu ile mücadele etmek, sivil anayasa yapmak, din ve vicdan hürriyetini temin etmek, eğitimde kalitenin artırılmasına katkı yapmak, işsizliğin azaltılması için yatırma yönelmek , gelir seviyesinin yükseltilmesi için üretimi artırmak ,ticareti geliştirmek, israftan kaçınmanın yollarını bulmak..
Sevgili dostlar kötüye sınır yoktur ve kötü, iktidar-muhalefet ayrımı yapmıyor.
Bugün asgari müştereklerde birleşip işleri yoluna sokmalıyız.
Yoksa kötüniyetli insanların kurduğu tuzaklara düşmek işten bile değil.
Millet olarak kavga istemiyoruz ne mecliste ne camide ne de kışlada .
Bir de “en güvendiğiniz kurum hangisi” sorusuna verilen cevaplarda TBMM’nin, hiç olmaz ise ikinci sıraya oturmasını istiyoruz.
26.Temmuz.2007 17:01:09 |
|
|