|
HERKESİN DEĞİL AMA 'HERKESİN CUMHURBAŞKANI' 
Polemiklerin amacı ne?
Cumhurbaşkanlığı sürecinde Türkiye sıkıntılı, bunaltıcı, kasvetli, taktik savaşlarıyla dolu ama sonu halkın ve demokrasinin zaferiyle sonuçlanan bir zaman dilimi geçirdi.
Mitingler, başbakanın deyimiyle bindirilmiş kıtalar, eylemler vesaire. Bütün çaba Cumhurbaşkanlığı makamını (millete) kaptırmamak içindi.
Badirelerin sonunda Sayın Abdullah Gül şimdi 11. Cumhurbaşkanımız. Daha ilk gün yeminden sonra yaptığı konuşma, görevinin ne kadar zor olduğunu duygulara ve nefsine uyamayacağı kadar ağır bir sorumluluğu omuzladığını gösteriyordu. Üç beş gün sonra da bu zorluk örnekleriyle kendini ortaya koydu.
Polemiklere bakıyoruz;
“Cumhurbaşkanı rektör atamasında en çok oyu alanı değil ikinci ismi atadı.”
Olayın ülke gündemine aktarılışı;
“Gül; kendilerinin eski Cumhurbaşkanı Sezer’i en çok eleştirdiği konuda onun gibi davrandı” şeklinde.
A.Necdet Sezer’in takdir hakkını kullanarak 100’e karşı 3 oy alan rektörün atamasına sesini çıkarmayanlar şimdi itiraz edip bu konuyu köpürtmeye çalışıyor.
Konunun bu şekilde gündeme gelmesinin altındaki niyet başka. Yeni Cumhurbaşkanı güya ‘çoğunluğun isteğini yani demokrasiyi uygulamayıp kendi bildiğini okudu’ denilmek isteniyor.
Peki ya bunu diyenlerin milletin % 85’inin temsil edildiği 549 vekilli mecliste 337 oyla seçilmiş Cumhurbaşkanını beğenmeyip günlerdir yaptıkları vur-kaç taktiği neyle açıklanacak ?
Başka bir polemik;
“Köşk’teki resepsiyona ADD, ÇYDD, Kanaltürk gibi Cumhuriyet mitinglerinin organizatörleri davet edilmedi.”
Bu yüzden Cumhurbaşkanı Gül eleştiriliyor.
Hızlıca hatırlayalım;
Köşke davet edilmediklerini iddia eden ADD, ÇYDD, Kanaltürk seçim sürecinde ne yaptı ?
CHP’ye açık açık oy istedi.
CHP ne yaptı ? Abdullah Gül’ün seçilmemesi için ülkede demokrasi dışı bütün yolları denedi.
Şimdi ne yapıyor ?
Sayın Gül’ü protesto ediyor. Köşk davetine icabet etmiyor.
Ama tezada bakın ki; CHP’ye oy isteyen ADD, ÇYDD ve Kanaltürk, Köşk’e davet edilmediklerinden yakınıyor.
Bir gün sonra Köşk sözcüsü açıklama yapıyor ve hepsine davetiye gönderildiğini dilenirse örneklerinin gösterebileceğini belirtiyor.
Ortaya çıktı ki miting ekibi davet edildiği halde Köşk’e gitmemiş. Bu iddianın ortaya atılmasındaki niyet de güya Cumhurbaşkanının tarafsız olmadığını daha ilk günden ‘herkesi kucaklayacağı’ yönündeki söyleminin asılsız çıktığını halka göstermek.
Oysa Sayın Gül;
Cumhurbaşkanının kimseyi ayrı tutamayacağını, kendisine geçmişte kim ne yapmışsa yapsın duygularıyla ve nefsiyle hareket edemeyeceğini iyi bilecek kadar deneyimli bir devlet adamı.
İki günde yaşanan iki örnek gösterdi ki Cumhurbaşkanlığı makamı hiçbir yere benzemiyor. Abdullah Gül, resepsiyonlara davet ettiği kitleye bakıldığında bu eşitliği baştan sağlamış duruyor.
Zira Köşk’te; (davet edildiği halde gitmeyenler hariç) askerden conversli genç sivillere, feministten, başörtülü ve mini etekliye, TÜSİAD’tan Anadolulu işadamlarına kadar herkes vardı.
08.Eylül.2007 18:35:57 |
|
|