|
2M OLAYININ PERDE ARKASI 
2M (MAHALLE-MALEZYA) OLAYININ PERDE ARKASI
2M’nin birincisi “Mahalle baskısı” ikincisi “Türkiye Malezya olur mu?”.
Malum, Türkiye’de medya son bir haftadır bu konuyla yatıp kalkıyor.
Bu bir konu yoğunlaşması değil elbet. “Belli bir merkez”den yönetilen psikolojik harekâtın medya ayağı.
Basını dikkatlice takip edenler Malezya haberlerin 22 Temmuz seçimlerinden hemen sonra ufak ufak gazetelerde çıkmaya başladığını fark etmişlerdir. Genelde dış haberler sayfasında yer alması gereken haberler, bir anda bazı gazetelerin ilk sayfasına taşındı. Hatta kimi okurlar, Malezya’nın yerel haberlerinin Türk gazetelerinin birinci sayfalrında görünmesine bir anlam veremedi.
“Türkiye Malezya olur mu?” tartışmaları bundan çok sonra başladı ve ardından Malezya’dan bildirilen yazı dizileri vs. geldi.
Meğer harekatın alt yapısı hazırlanıyormuş, bizzi zerre kadar enterese etmeyen saçma sapan Malezya haberleriyle.
İşte Malezya'nın M'si böyle.
Mahalle baskısı'na yani ikinci M'ye gelince...
Bu da mı belli bir merkezden medyaya verilen görev? Maalesef evet.
Prof. Dr. Şerif Mardin röportajından ayıklanan “Mahalle baskısı” ifadesi şu anki kullanımı itibariyle içi boş bir slogan. Aslında mahalle baskısı bir sosyolojik tabir. Yalnız türban için değil her türlü sosyolojik etkileşim için kullanılabilir.
Anayasa değişikliği uzun süredir Türkiye’nin gündemindeydi. AK Parti, bir önceki yasama döneminde, tek başına anayasayı değiştirecek milletvekili sayısına sahip olduğu halde neden değiştirmediği konusunda sıkça eleştirildi. Hatta yeni anayasa hazırlıklarına seçimden önce start verildi. Seçim meydanlarında halka özgürlükçü bir anayasa vaadi verildi. Belki de %46.7'nin önnemli bir bölümü bu beklentiyle geldi.
Yani seçimden sonra yeni bir anayasa hazırlanacağı iki kere iki dört edercesine belliydi.
Yine bu kadar net belli olan bir şey daha vardı ki, o da yıllardır Türkiye’nin önünde duran başörtüsü probleminin artık çözüme kavuşturulmak istenmesiydi.
İşte bütün bunları bilen “belli merkez” , seçimlerden sonra Malezya’nın yerel haberlerinin Türk basınının ilk sayfasına taşınmasından büyük bir memnuniyet duydu. Çünkü bu süreç, anayasa değişikliğinin önünü türban tartışması ile kesmiş olacaktı.
Mahalle baskısı ise topluma korku salma amacını taşıyan psikolojik kampanyaya iyi denk gelen bir slogan oldu.
Bu slogan olmasaydı başka bir isim bulunurdu hiç şüphesiz.
2M harekâtı ne için yapılıyor?
Teziç’in, “anayasa çalışmaları derhal durdurulsun” söyleminin arkasında ne yatıyor?
Bir yüksek kurul başkanının seçimden sonraki açıklaması, seçimden önce yaptığından neden farklı?
Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanı Ahmet Sever’in, 21 Ekim'deki anayasa referandumunda "Halk seçsin" sonucu çıkarsa Abdullah Gül'ün yeniden Çankaya'ya aday olacağını açıklaması hangi anlama geliyor?
İşte bütün bu soruların cevabı 2M harekâtının perde arkasına ışık tutuyor.
Bir sonraki yazıda.
27.Eylül.2007 13:19:33 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|