|
BU KADARINA DA PES DOĞRUSU 
Çankaya’yı kale olarak gören “Belli bir merkez”, 11. Cumhurbaşkanlığı seçimini yeniden yaptırmayı planlıyor olmasın?
Halkın iradesini içlerine sindiremeyenler yeni bir oyunu sahneye koydu.
Malezya ve mahalle.
“Belli bir merkez” tarafından yürütülen harekât planında bir kısım medyaya topluma korku salma görevi verildi.
Bu görevi seve seve kabul eden bir kısım medya ise “Türkiye Malezya olur mu” , tartışmasını içi boş bir slogan olan “Mahalle baskısı” ile servis yaptı.
Peki ama neden?
Seçimler daha yeni yapılmamış mıydı? Üstelik cumhurbaşkanını da yeni meclis seçmişti.
Halkın iradesini içlerini sindiremeyenlerin ikinci şoku da zaten Cumhurbaşkanlığı seçimi oldu. Çankaya Köşkü’nü kale olarak görenler kaleyi düşürmemek ya da geri almak için ellerinden geleni yapacaklarının işaretlerini verdiler. Bir yeri kale olarak görmek onu gerektiriyor çünkü.
Biliyorsunuz 21 Ekimde referandum var.
Referanduma sunulacak anayasa değişiklik paketi içerisinde cumhurbaşkanını halkın seçmesi, milletvekilliği seçimlerinin 4 yılda bir yapılması vs. bir dizi yenilikler var.
Halk oylamasından evet sonucu çıkarsa yeni bir hukuki bir krizle daha karşı karşıyayız demektir.
Nasıl bir kriz bu? Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için 4 ay önce yaşanan 367 tartışmasını hatırlamanız yeterli. Yani bir nevi yeni bir 367 krizi gibi bir şey.
Anayasa değişiklik paketinde “cumhurbaşkanını halk seçer” dendikten sonra geçici 19. madde ile bu seçimin takvimi veriliyor.
19. madde şöyle: "On birinci cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması, bu kanunun Resmî Gazete'de yayımını takip eden kırkıncı günden sonraki ilk pazar günü, ikinci tur oylaması ise ilk tur oylamayı takip eden ikinci pazar günü yapılır."
Burada on birinci cumhurbaşkanı ifadesi kullanılıyor. Oysa yeni meclis, 11. Cumhurbaşkanını seçti. O zaman ne olacak? Referandumdan 40 gün sonra yeni bir cumhurbaşkanlığı seçimi mi yapılacak?
İşte bu hukukçular ve siyasiler tarafından tartışılıyor. Gerçi Başbakan, “referandumda 12. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini oylayacağız” dedi ama..
Ülkede yeni bir kriz istenirse hukuki alt yapısı hazır yani.
Tıpkı 367 şartının aranması gibi. O zaman da kimse buna ihtimal vermiyordu ama Anayasa Mahkeme’sinden “367 şarttır” kararı çıktı bilindiği üzere.
Eğer bu hukuki problem çözülmez ise; işlemeye devam eden referandum takvimi gereği 21 Ekim'de cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören anayasa değişikliği halkoylaması yapılacak. Değişikliğin kabul edilmesi halinde ilgili geçici madde gereği referandum sonuçlarının Resmî Gazete'de yayınlanmasını takip eden kırkıncı günden sonraki ilk pazar günü ilk tur oylaması gerçekleşecek. Ancak bu oylama (19.madde gereği) 11. Cumhurbaşkanı seçimi için yapılacak. Bu durumda, yeni seçilmiş 11. Cumhurbaşkanı görevdeyken, halk yeni bir 11. Cumhurbaşkanı seçimi için sandık başına gidecek.
Türkiye’yi yeni bir krizin eşiğine getirecek bu durumun ortadan kaldırılması için acilen yeni düzenlemeler yapılması gerekiyor.
Peki kim yapacak bu düzenlemeleri? Ya Türkiye Büyük Millet Meclisi ya da Yüksek Seçim Kurulu.
22 Temmuz seçiminden sonra konuyu değerlendiren YSK Başkanı Muammer Aydın, "Referanduma elimizdeki Anayasa değişiklik paketini sunacağız. Geçici 19. maddeden doğacak sorunu Meclis çözecek. Bizim yapacağımız bir şey yok. Sorun bizi ilgilendirmez" demişti. Ancak aynı YSK Başkanı şimdilerde daha farklı konuşuyor.
Ne diyor biliyor musunuz? Karar hakkı biz de diyor.
"Halkoylaması sonucunda 'evet' çıkarsa bu konuda oturup karar vereceğiz; Bu maddeyi uygulayacak mıyız, uygulamayacak mıyız? Evet çıkarsa inceleyeceğiz. '11. Cumhurbaşkanını yeniden seçiyoruz' veya '11. Cumhurbaşkanı seçilmiştir' deyip bir karar vereceğiz."
Referandumdan evet sonucu çıkarsa YSK, “11 Cumhurbaşkanını yeniden seçmemiz gerekir” der mi acaba? Bu yönde bir karar verir mi?
Bu ülkede “367 şartı” kararından sonra hiç kimse hayır YSK böyle bir karar veremez diyebilir mi?
3 ay sonra görevi sona eren ve yerine Cumhurbaşkanı Gül tarafından atama yapılacak olan YÖK başkanının bağırması da bu yüzden olabilir mi sizce?
Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanı Ahmet Sever’in, 21 Ekim'deki anayasa referandumunda "Halk seçsin" sonucu çıkarsa Abdullah Gül'ün yeniden Çankaya'ya aday olacağını açıklaması sadece bir rastlantı mı?
Malezya benzetmesi ve Mahalle baskısı ile yüreklere korku salan manşetler atılmasına ve köşelerde akla hayale gelmedik saçma sapan yorumlar yapılmasına ne demeli?
Çankaya’yı kale olarak gören “Belli bir merkez” , 11. Cumhurbaşkanlığı seçimini yeniden yaptırmayı planlıyor olmasın?
“Belli bir merkez” , eşi başörtülü birini Cumhurbaşkanı seçtirmemek için bir kısım medya yoluyla halkı Malezya ve Mahalle baskısı ile korkutuyor olmasın.
Eğer böyle bir şey varsa ki, muhtemel görünüyor;
Nasıl 22 Temmuz seçimleri, milletvekilliği seçiminden ziyade 367’ye halk tarafından verilen cevap şeklinde geçti. Aynen öyle de yenilenecek 11. Cumhurbaşkanlığı seçimi “başörtüsü”nün halk oylaması biçiminde cereyan edecektir.
Buna rağmen denemek isteyecekler midir?
02.Ekim.2007 13:18:51 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|