|
ŞEHİTLERİMİZ VAR 
ŞEHİTLERİMİZ VAR
Şehitlerimiz var,gazilerimiz var, evde ağlayan analar var, bacılarımız var.Bir mümine yakışır edayla ,tevekkül ile “vatan soğulsun” diyen amcalarımız var. Binlerce yıldır hilali yaşatmak için yıldızlarını toprağa gömen milletimiz, o aziz misafirleri incitmeden bağrında besleyen toprağımız var. Biz onlara ŞEHİD diyoruz ,çünkü beslendiğimiz kaynaklar vatan savunmasında, ırzını ve malını korumada vefat edenlerin şehit olduklarını ifade ediyor bölece bize teselli veriyor. Yani şehitlik rütbesini insanlar değil “Allah” veriyor.
İnsan kendisine emanet edilen en kıymetli varlığını Hakk’ın rızası istikametinde feda edince ikramların, ihsanların ve iltifatların en büyüğüne mazhar oluyor. Kanlı elbiseleriyle herkesin önünden geçip cennete ilk girecekler arasında yer alıyor. Yalnızca kendilerine değil ailesine, hısım-akrabasına şefaat hakkı kazanıyor. Dünyadaki bir canına bedel Ukba’da onlarca sevdiğini cehennem ateşinden kurtarabilme avansını yakalıyor.
Bir mütefekkirin hayat ve ölüm dengesini anlatırken ortaya koyduğu ölçüye şahit olmuştum. Diyordu ki o zat “şu andan itibaren ölüp kıyamete kadar ölü olarak kalmaktansa hayatta kalıp bir kere ALLAH demek hak katında daha makbuldür.” Yani ölümü istemek, dünyadan bıkıp usanmak ve derhal ötelere göç etmek arzusu içinde olmak -farklı manevi makamları müstesna tutuyorum- yerine hayatta kalıp bir kere daha oruç tutmak ,bir kere daha namaza durmak bir kere daha tekbir getirmek, suphanallah, elhamdülillah demek tercih edilmelidir.
Şimdi onlarca şehidimiz var, trafikte ölenler,kazaya kurban gidenler cabası.Biz bu çocukları hayatta tutabilmenin yollarını aramalıydık. Bütün insanların bu maksada matuf hayatta kalmalarını temin için gayret etmek, sebepleri yerine getirmek tedbirleri almak boynumuz borcu olmalıydı.
Medyada takip ediyoruz onlarca soru soruluyor, kafalar karışık, yazılar karışık, duygular karışık. Allahın bahşettiği şehitlik rütbesiyle teselli ettiğimiz ailelere “insan” olarak, “yönetici” olarak biz ne yaptık. Onlar bu acıları yaşamasın diye hangi yolları denedik.şimdi bunları konuşma zamanı.
Allahın ikramı üzerinden kendimizi temize çıkarmaya çalışmamıza itiraz ediyorum. şehitlik perdesi arkasında saklanıp mesuliyetsizliğimizle yüzleşmemeye, vatandaşın Allah sevgisini istismar etmemize itiraz ediyorum. Şehit analarının Kevser ırmağından bir damla sayılan gözyaşları karşısında sadece hüzünlenen ya da öyle görünen müraice tavrımıza itiraz ediyorum. Yüreğimiz yandı diye manşet atıp akşama eğlence programı koyan medyaya itiraz ediyorum, iki yüzlü oynayıp evlatlarımızın kanından para kazananlara, kandil gecesini ve bayramımızı hüzne boğanlara itiraz ediyorum. Bütün değerlerimizin içini boşaltan ve milletimizi tutunacak dalsız bırakanlara, sokaklarımızı ezansız, evlerimizi kur’ansız bırakmak isteyenlere itiraz ediyorum.ve bu vahşi saldırıyı, terörürü bugüne kadar olduğu gibi yine lanetliyor şehit yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Ayrıca Deprem günlerinde bayındırlık bakanlığı, büyük kazalarda ulaştırma bakanlığı, şehirdeki patlamalarda içişleri bakanlığı, orman yangınlarında orman bakanlığı v.s masaya yatırılıyor. Peki ya şimdi?
11.Ekim.2007 14:31:23 |
|
|